

İsviçre saat geleneğinin yeni vârisi: Jacques Philippe Bulunduğumuz anın değerini ve eşsizliğini; İsviçre zanaatkârlığını ve Swiss Made geleneğini, çekici dokunuşlarla bileğimize taşıyan bir saatten başka en iyi ne hissettirir? Nedir? Saat işçiliğinin ve horoloji olarak anılan saat sanatının en nadide örneklerini barındıran İsviçre, çok uzun yıllardır saat piyasasına ismini altın harflerle yazdırıyor. Bu köklü mirasa sahip İsviçre saat markaları da kaliteli, dayanıklı, yüksek hassasiyete ve uzun ömre sahip kol saatleri üretmeleriyle biliniyor. Lakin saatçiliğin kalbi olarak görülen İsviçre’de üretilen her saat, Swiss Made ibaresini taşımaya hak kazanamıyor. İsviçre Saatçilik Federasyonu’nun yasalarla standartlaştırdığı Swiss Made ibaresine sahip olmak için belli şartların sağlanması gerekiyor. Swiss geleneğinin en yeni örneklerinden biri olan Jacques Philippe saatler ise Swiss Made ibaresini gururla taşıyan markalar arasında yer alıyor. Jacques Philippe: İsviçre’nin saatçilik zanaatındaki başarısını gözler önüne seren Jacques Philippe markası, saat konusundaki uzmanlığını ve üstün kalitesini yansıtan göz alıcı modelleriyle fark yaratıyor. Özgün tasarımları ve ince işçiliği ile özel zevklere hitap eden koleksiyonunda, herkes için birbirinden şık saat seçenekleri sunuyor. Gerek malzeme kalitesi gerek teknik açıdan üstün özellikleriyle İsviçre geleneğinin seçkin temsilcilerinden biri olan JP, ince tasarım fikirleriyle tüm saat modellerine Swiss Made imzasını atıyor. Klasiklerden vazgeçemeyen, güncel modayı takip eden, spor ya da casual tarzı tercih eden saat tutkunlarını hayran bırakacak Jacques Philippe koleksiyonunu bu bağlantı üzerinden keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Gitarlı, bağlamalı aile sofraları, Şile sokaklarında geçen şanslı bir çocukluk, kaderin varlığını düşündüren tesadüfler ve müziğin açtığı, Dilan’ın taşlarını özenle döşediği yollar — hepsi zihnimizin bize söyledikleri ve bazen ona kulak tıkayışımızın verdiği genişleme hissiyle birlikte Keşif Sahnesi podcast’inin yeni bölümünde.
İyi dinlemeler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Dilan Balkay’ın Şile’de başlayan, Taksim, Kadıköy, Datça ve sayısız sahneden geçip ilk albümü KUYU’ya varan hikâyesine davetlisin.
17 Eki 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.




