Kendi müzik türünde, 40 yıllık bir efsane: The Real Group

DenizBank VoiceUp A Capella Festival’in gala konseri için sahne alacak The Real Group’la 40 yıllık müzikal yolculukları, modern akapellaya yaklaşımları ve farklı alanlardaki temsiliyetleri üzerine bir söyleşi.
Kendi müzik türünde, 40 yıllık bir efsane: The Real Group

15 Ağustos - DenizBank VoiceUp A Capella Festival - İstanbul
DenizBank VoiceUp A Capella Festival ile birlikte

Müziğin bir parçası olmaya davetlisiniz: DenizBank VoiceUp A Capella Festival Festivalin ana grubu: The Real Group Nedir? Şef Başak Doğan ’ın kurucu sanat direktörlüğünü yürüttüğü Vokal Akademi ile kurulduğu günden bu yana “Sanata Evet” diyen DenizBank ana sponsorluğunda düzenlenecek, İstanbul’u sarıp sarmalamaya hazırlanan DenizBank VoiceUp A Capella Festival ; Hollanda’dan Uruguay’a, Türkiye’den Danimarka’ya 550’nin üzerinde müzisyen , koro ve vokal grubu ağırlarken Avrupa’nın tanınmış eğitmen ve şefleri yönetiminde 25 farklı atölye ve 25’ten fazla konsere ev sahipliği yapacak. Nerede ve ne zaman? 22 – 27 Ağustos tarihleri arasında farklı melodilerin peşinden gitmek üzere İstanbul’un farklı noktalarında buluşacağız. Şişli, Beşiktaş ve Beyoğlu arasında keyifli müzikal bir koşuşturmacaya hazır olun deriz. Neden gitmeli? 22 Ağustos'ta açılış konserinde buluştuktan sonra sabahları farklı mekânlarda birlikte şarkılara eşlik edebilir, dünyanın farklı sesleriyle aynı hislerde kucaklaşabilirsiniz. Dünyaca ünlü şeflerin düzenleyeceği festival atölyeleri ve bir kez gerçekleşecek tadımlık atölyeleri iyice incelemenizi tavsiye ederiz. 25 Ağustos’ta Müzikte Kadın Liderler panelinin olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Not almalı: İstanbul’un sesine dünya renklerinin karışacağı bu heyecanlı festivalin detaylı programını burada bulabilirsiniz. Full pass ve günlük pass ’lere şuradan ulaşabilir, katılmak istediğiniz tadımlık atölyeye kaydolabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

The Real Group’un web sitesinde hakkında bölümünü açtığınızda karşısınıza ilk olarak “Biz kendi müzik türümüzüz” sözü çıkıyor. 40. yılını doldurmak üzere olan ve dünyanın dört bir yanında sayısız performansa imza atan bir model akapella grubunun bunu kendileri için söylemeye fazlasıyla hakkı var. 

The Real Group, 1984 yılında Stockholm’deki Royal Academy of Music’te okuyan; caz, pop ve halk müziği ağırlıklı vokal müziğin sanatsal dünyasını keşfetmeye hevesli beş arkadaş tarafından kuruldu. Kısa sürede uluslararası bir dinleyici kitlesi kazanan ve modern akapellanın öncülerinden biri olan grup, müzikal anlamdaki temsiliyetlerin yanı sıra insanların sesler aracılığıyla birbirleriyle bağ kurmalarını sağladıkları için özel bir alana sahip. DenizBank VoiceUp A Capella Festival’in ikinci gününde Cemal Reşit Rey’de gala konseri için sahne alacak grubun güncel üyeleriyle bir söyleşi gerçekleştirdik.

1984'te birlikte şarkı söylemeye başlayan beş genç. Soldan sağa: Katarina Henryson, Margareta Bengtson, Anders Jalkéus, Anders Edenroth ve Peder Karlsson.

The Real Group müzikal yolculuğunda 40. yılına doğru ilerliyor. Herhangi bir projeyi 40 yıl boyunca sürdürmek ve bunu kendi tarzında, kendi müzik türünde yapmak inanılmaz. 1984’ten 2023’e The Real Group için neler değişti ve neler değişmedi? Böyle bir yolculuğun parçası olmak size nasıl hissettiriyor?

Clara Fornander (Soprano): Seksenli yıllarda grup neredeyse ağırlıklı olarak The Real Book’tan caz standartları söyleyerek başladı — dolayısıyla The Real Group adını aldı. Doksanlı yıllarda repertuvar daha çok grup üyeleri tarafından yazılan özgün eserlere doğru evrildi ve daha çok pop müziğe açıldı. Her zaman pop, caz, folk, klasik ve (giderek daha fazla) soul müzik gibi farklı tarzlarda şarkılar söyledik ve söylemeye de devam edeceğiz. Yeni fikirlere de asla hayır demiyoruz. Grubun tüm tarihi boyunca akapella çerçevesinde neler yapılabileceğine dair açık bir zihniyet olmuştu. Akapellanın olanaklarını keşfetmek ve bir grup olarak gelişmeye devam etmek inanılmaz eğlenceli.

Her ne kadar politik bir grup olmasak da bizim gibi pek çok harika insanla tanışan topluluk nasıl hümanist olmaz ki?

- Axel Berntzon, The Real Group

2023 yılında modern akapella sizin için ne ifade ediyor? Bugün modern akapelladan ne anlamalı ve ne beklemeliyiz?

Johannes Rückert Becker (Tenor): Akapella son on yılda gerçekten çiçek açtı. Bunun sonucu olarak ilham alınacak pek çok yetenekli grup, harika şarkıcılar ve yenilikçi aranjörler var artık. Modern akapella benim için yeni bölgeleri keşfetmek ve türe daha da fazla dinamizm katmak için sınırları zorlamak anlamına geliyor. Bu da şarkı söyleme biçimimiz, düzenleme şeklimiz ve sahnede kullandığımız teknolojiyle ilgili. Modern akapellanın büyük bir kısmı elbette sesten ibaret. Mikrofonla şarkı söylememizin en önemli nedenlerinden biri amplifikasyonun modern vokal gruplarının sesinin büyük bir parçası olması. Aksi takdirde farklı türlerin vokal tarzlarıyla şarkı söylememiz mümkün olmazdı.

The Real Group

The Real Group’un bugün insan hakları, ekolojik duyarlılık, küresel krizler ve feminizm gibi farklı duyarlılıklarının yanı sıra akademi ve festival gibi temsiliyetleri de var. Sizin bugünkü The Real Group tanımınız nedir?

Axel Berntzon (Bariton): The Real Group elbette öncelikle zengin ve çeşitli bir müzikal geçmişe sahip birçok türde varlık gösteren bir akapella grubudur. Ancak bu turne ve performanslarımızın en ilham verici ve keyifli yönlerinden biri, hatta en önemlisi, dünyanın her yerinden pek çok harika insanla tanışmak. Akademi, bu sosyal kısmın ve insanların müzik aracılığıyla birbirleriyle bağlantı kurmalarına yönelik arzumuzun bir uzantısı. Her ne kadar politik bir grup olmasak da bizim gibi pek çok harika insanla tanışan topluluk nasıl hümanist olmaz ki?

Türkiyede ilk kez düzenlenecek olan VoiceUp A Capella Festivalinde sahne alacaksınız. Akapella festivalinde sahne almak size nasıl hissettiriyor? Bu konser için nasıl bir setlist hazırlayacaksınız?

Daniele Dees (Bas): Festivalin bu ilk edisyonunun bir parçası olduğumuz için çok heyecanlıyız. Genellikle yurt dışında konser verdiğimizde bunlar vokal odaklı festivaller oluyor. Bu performanslar bizim için her zaman harika  geçiyor çünkü odadaki herkesin müzik ve şarkı söyleme konusundaki coşkumuzu paylaştığını biliyoruz. Bu da orada birlikte olmanın ortak deneyimini otomatik olarak artırıyor. Elbette repertuvarımızdan bazı iyi bilinen eski melodileri seslendirmeyi planlıyoruz ancak aynı zamanda keyfini çıkarmanız için bazı yeni düzenlemeler de ekliyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

👩🏻‍🍳 Bir şef, bir festival: Başak Doğan & VoiceUp A Capella

Başak Doğan’la şeflik yolculuğu ve akapella üzerine bir buluşma. The Real Group’la 40 yıllık müzikal yolculukları, modern akapellaya yaklaşımları ve farklı alanlardaki temsiliyetleri üzerine bir söyleşi.

21 Ağu 2023

👩🏻‍🍳 Bir şef, bir festival: Başak Doğan & VoiceUp A Capella

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?

“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Eda Solmaz

·

17 Ağu 2026

Sad girl summer: Pop yıldızları neden hüzünlendi?
DuendeDuende

HİKAYE

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Nis Tuğba Çelik

·

17 Ağu 2026

Sema Kaygusuz: 'Edebiyat başlı başına hezeyan alanıdır, derdin cisimleşmiş hâlidir'
DuendeDuende

HİKAYE

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Soner Can

·

17 Ağu 2026

Adam Phillips'in milenyum insanı eleştirisi: Kendimiz için çok fazlayız
DuendeDuende

HİKAYE

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Ayça Örer

·

16 Ağu 2026

Yakarsa dünyayı kadınlar yakar: Arabeskin kadınları yalnız trajedileriyle hatırlanmaya mı layık?