

Migros’tan Anadolu balıkçılığının öyküsü: Dardanel’in katkılarıyla Anadolu’da Balıkçılık Gıdanın geleceğinin korunmasının yolu, Anadolu coğrafyasının tüm doğal kaynakları ve biyolojik çeşitliliğinin korunmasından geçiyor. Bu bilinçle hareket eden Migros , sosyal sorumluluk projesi olarak kabul edilebilecek bir farkındalık yaratma hedefiyle Bloomberg ekranlarına Anadolu Çiftliği hikâyesini taşıdı. Hikâyenin son bölümü, Anadolu’da Balıkçılık , cumartesi günü Bloomberg HT’de bizlerle buluşacak. Bu bölümde bizi neler bekliyor? Dardanel'in katkılarıyla hazırlanan ve Anadolu Çiftliği serisinin son bölümü olan Anadolu’da Balıkçılık ; Türkiye’nin denizlerinin altında yatan görkemi ve ihtişamı gözler önüne sererken Anadolu Çiftliği serisinin dağlardan ovalara, denizlerden göllere uzanan hikâyesinin belki de en renkli bölümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Türkiye’de balıkçılık yaparak geçimini sağlayan Anadolu insanına da ev sahipliği yapan bölümde, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e balık avcılığı, sezon ve ürünlerin görkemli hikâyeleriyle tüm dünyada balıkçılık sektöründe yaşanan gelişmeler de ele alınıyor. Anadolu Çiftliği hikâyesi: Su, hava ve toprağın ne olduğu ve neden iyi korunması gerekliliği ile başlayan hikâyede küresel ısınma, denizler ve havada yaşanan ani değişimlerin bugün ve geleceğe etkileri, enerji kaynakları kullanımının dünyada hızlı değişimi; atık yönetimi ve gıdanın büyük bölümünün hâlen farklı sebeplerle atık hâline gelmesi; Anadolu Çiftliği serisi içerisinde yer alan bölümlerde işlenen diğer başlıklardan sadece birkaçı.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Her şey 3 Eylül’de başladı. In Hoodies’in konukluğuyla açılan perdede Keşif Sahnesi yıl sonuna kadar 16 ismi ağırladı. Müzikle derin bağlar kurmuş, sanatsal dışa vurumlarını sesler üzerinden yapmayı tercih etmiş, bulunduğu sahnenin parçası olmaya ve paylaşarak çoğalmaya kendini adamış 16 isim. Bütün yılı keşif rotalarında geçirmişken Keşif Sahnesi’nden yolu geçen isimlere onlar için bu yılki en değerli müzikal keşfi sorduk. Cevapları da senin için sıraladık.

Taner Yücel
Taner Yücel: “Benim için müziğin temelinde 'hayal kurmak' olduğunu fark ettiğim bir yıl oldu. Asla para kazanmayacağını, sahne almayacağını, değer görmeyeceğini, unutulacağını veya garipseneceğini bilerek üretmenin cesareti oldu hayal kurmak.”
Levent Sevi: “Müziğe dair bu yılki en iyi keşfim, Mert Demir’in “Kimim Lan Ben” albümü olabilir. Bir keşiften söz edilemez belki ama en çok heyecan duyduğum albüm diyebilirim. Kendi programım, “ve ben yalnız”da şarkı söyleyen Öner Erkan ve Şebnem Hassanisoughi, Sitare Akbaş ve Paptırcem gibi normalde meslekleri şarkı söylemek olmayan isimler de programda dinlemekten keyif aldığım kişisel keşiflerim oldu diyebilirim. Umut Çetin’in hem bu sene hem de daha öncesinde dinlediğim ve henüz yayımlamadığı şarkıları da bunu okuyanlar için güzel bir keşif olsun yeni yılda.”
İdil Meşe: “2021’deki en iyi müzik keşfim Kalben’in sunduğu Paradiso Fest’te dinlediğim Deniz Onur Köymen oldu. Sesi, piyanoya hâkimiyeti, duygusu ve besteleri beni büyüledi. Bir şarkısını dinlerken biraz fazla duygulandım ve makyajım bozuldu. Konserlerini ve şarkılarının yayınlanmasını heyecanla bekliyorum.”
Umut Çetin: “Müziğe dair bu yılki en iyi keşfim Osseily Hanna'nın Müzik ve Bir Arada Yaşam kitabı oldu. Kitap kıtalar arası farklı coğrafyalardan müzisyenlerin hikâyeleri üzerinden ilerliyor. Müzisyenlerin hem kişisel hikâyeleri hem de bulundukları ülkenin sosyal ve politik durumuyla olan etkileşimleri üzerine duruluyor. Bu şekilde bir sürü hikâye okumak ve insanların müzikle farklı şekillerde nasıl ilişkilendiğini görmek bana bu sene müzikle ilgili en çok ilham veren şeydi.”
Deniz Kuzuoğlu: “2019’dan beri EP yayınları olsa da benim Dry Cleaning'le tanışmam 2020 sonu, 2021 başına denk geldi. Nisan’da yayımladıkları “New Long Leg” de benim için senenin en iyi albümü. “Scratchcard Lanyard” da bu sene en çok dinlediğim şarkılardandı.”

Barış Demirel
Barış Demirel: “Nihayet ilk defa evimde bana yetecek kadar kayıt ve prodüksiyon yapabileceğim bir alan yaratabildim. Ableton başında tabiri caizse "şafak atıyor". 2022 yılında çıkarmayı planladığım yeni albümüme çoktan başladım. Bu minvalde süreci daha da verimli hâle getiren ve hızlandıran bir mevzu oldu bu ortamı yaratabilmek.”
Simge Pınar: “2021’de en çok dinlediğim şarkılardan oluşan Spotify listesinde ilk sırada Wolf Alice’in The Last Man on Earth şarkısıyla karşılaştım ve buna hiç şaşırmadım. Çok sevdiğim Wolf Alice’in üçüncü albümü Blue Weekend, 2021’ime en çok eşlik eden albümlerden biriydi. Albümdeki favorilerimi seçerken çok zorlandım ama şimdilik The Last Man on Earth, How Can I Make It OK?, No Hard Feelings ve Safe From Heartbreak demek isterim. Let it shine on you! Mutlu yıllar.”

Özgün Semerci
Özgün Semerci: “Bu yıl benim için Turnstile ve Machine Gun Kelly yılı oldu. Daha önceki yıllarda farklı festivallerde canlı izleme fırsatını bulduğum bu iki artistin ortak özelliği, son albümlerinin önceki albümlerinden çok farklı hissettirmesi. Onları artık en arkadan değil, en öndeki demirlerden izlerim.”
Güneş Özgeç: “2021 benim gibi kendi müziğini yapan arkadaşlarımla hem fikir hem icraat anlamında çok daha birlik içinde olduğumuz bir yıl oldu. Bana bir bütünün parçası gibi hissettiren bu durumun daha da büyümesi dileğiyle…”
Osman Kürşad Tuncer: “Aşil’in tüm yolculuğunun sonundaki “Keşke isimsiz bir çoban olsaydım,” sözü, beni hayatımdaki 'daha'lardan arınmaya daha da motive etti.”

Dilan Balkay
Dilan Balkay: “2021’de müzikle ilgili en büyük keşfim, müziğin olduğundan başka bir şeye dönüşmeye ne kadar yakın bi yerde durduğu. Tüm bu koşuşturmanın içinde, bir işe ya da göreve dönüşmesinin çok kolay ve bence tehlikeli bi şey olduğunu çok kez hissettiğim bir yıl oldu. İçindeyken güzellikleri takdir edememek ve müziğin benim için aslında ne çok şey ifade ettiğini hatırlama ihtiyacı duymak biraz üzücü tabii.”
Rana Uludağ: “Bu sene içinde ilk release’ini yapan grup The Zenmenn, Milford Graves'in ziller üzerine yaptığı resimler, Blank Forms çıkışlı Organic Music Societies kitabı, yeni müzik yolculuklarına çıkma konusunda in sheep’s clothing’in web sitesi 2021’de keşfetmekten mutluluk duyduğum şeyler arasında.”
Yaren Eren Budak: “Sub Rosa'nın vesilesiyle (bkz. Açık Radyo - "Sub Rosa: Klasik Müzik Dünyasında Sürdürülebilirliğe Dair") senenin tamı tamına yarısı düşünme-okuma-yazma ve tabii konuşma ağırlıklı geçti. Kendi sesime - ve iç sesime de- çokça maruz kaldığım bir seneydi dolayısıyla. Kendimi bile isteye maruz bıraktığım ve kendilerini canlı canlı dinlemeyi deli gibi hayal ettiğim birkaç ses arasında: çellist, doğaçlamacı, noise kişisi Okkyung Lee; çağdaş elektronik müzik bestecisi Mo Nahold ve besteci Marc Euvrie'nin "solo" projesi olduğuna inanmakta zorlandığım projesi The Eye of Time. Blixa Bargeld sevgisini Nick Cave and the Bad Seeds ve Einstürzende Neubauten uzağında bir yere taşımak isteyenler için de bir albüm tavsiyesi bırakarak noktalayayım bu satırları: 2019'da Sub Rosa (label olan) etiketiyle yayınlanmış The Noise of Art (Works for Intonarumori).”
Bütün hafta sonuna yayılacak bir festival büyüklüğündeki Keşif Sahnesi'nin tüm sayılarını buradan okuyabilirsin. Peki ya kayda geçen sohbetler? Tüm podcast bölümlerine aşağıdaki Spotify çalma listesi üzerinden ulaşabilirsin.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yıl sonu yaklaşırken bu sayıda 2021'in sinema ve müzik keşiflerine göz atmaya davetlisin. Bir sonraki yolculuğun başlangıcında buluşalım.
24 Ara 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.



