Kinds of Kindness: Kontrol, sadakat ve merhamet


Harbiye ’de yıldızlar geçidi Mayıs ayından bu yana dünya yıldızlarını ağırlayan Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu , temmuz ayında da neşesi ve müziği bol akşamlara ev sahipliği yapıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ ’nin harika işlere imza attığı bu çok özel mekânda bizleri kimler bekliyor ? Bu akşam An Epic Symphony Pentagram Yarın akşam Yngwie Malmsteen : TIME dergisinin “Tüm Zamanların En İyi 10 Elektrik Gitaristi” arasında yer alan gitar sihirbazı, 20 yıl aradan sonra yeniden Türkiye’de. 7 Temmuz’da An Epic Symphony Cem Adrian 8 Temmuz’da 31. İstanbul Caz Festivali kapsamında Gregory Porter : BBC’nin “endişe verici biçimde az rastlanan, ender bir tür” olarak tanımladığı Porter; country, gospel ve blues’un yanı sıra caz, R B ve funk arasında akıp giden tarzıyla yüreklere umut dolmaya geliyor. 9 Temmuz’da An Epic Symphony Gökhan Türkmen 10 Temmuz’da An Epic Symphony maNga 12 Temmuz’da 31. İstanbul Caz Festivali kapsamında Chris Isaak : Bahsetmemize gerek bile yok; Wicked Game ile herkesin kalbinde yer etmiş isim, bu defa caz sahnesinde. 13 ve 15 Temmuz'da Teoman 14 Temmuz'da Ayta Sözeri – Rüya Konserleri 18 ve 19 Temmuz'da Hadise 20 Temmuz'da Göksel 21 Temmuz'da Pink Martini : Dünyanın farklı noktalarından üzerimize nostalji rüzgârları estirecek olan şahane ve Sympathique ekip, bir kez daha şehrimize uğruyor. 23 Temmuz'da Yasemin Sakallıoğlu – Doğru Koca Nasıl Seçilir? 24 Temmuz'da Karsu 25 Temmuz'da Aziza Mustafa Zadeh : Piyano çalışı ve güçlü sesiyle dinleyicileri her zaman büyüleyen cazın “Bakülü Prensesi”, bu defa İstanbul’da. 26 Temmuz'da Gipsy Kings feat Tonino Baliard o: Bu kadar eğlenceli ekip, bu kadar sevdikleri bir şehirde; yine, yeniden en enerjik performanslarıyla aramızda. 28 Temmuz'da Nilüfer 29 Temmuz'da Simge 30 Temmuz'da Derya Bedavacı 31 Temmuz'da Hakan Altun Harbiye ’deki yıldızlar geçidini takip etmek için burayı ziyaret etmen yeterli.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Kinds of Kindness
Yönetmen: Yorgos Lanthimos
Süre: 164 dakika
Yapım yılı: 2024
Kurgucu Yorgos Mavropsaridis, “Kişi nedir? İnsan olmak ne anlama geliyor? Kendimizi nasıl tanımlarız? Birinin yokluğu ya da birinin yerini alması hayatımıza nasıl bir etki yapar? Başkalarını kontrol etmek ya da kontrol edilmek nedir?” sorularını soruyor Kinds of Kindness’tan söz ederken.
2009’da Dogtooth filmini yapan ve bir süre sonra ülkesindeki bağımsız sinema üretimini köklü bir şekilde etkileyecek “tuhaflık” etiketini sahiplenen Yorgos Lanthimos’un sinemasını, filmlerindeki anlatım biçimi, görsel seçimler, müzik ya da karakterlerindeki “tuhaflıklardan” ziyade bu gibi sorularla tanımlamak çok daha yerinde aslında. İnsan olma deneyimini ve insan ilişkilerini varoluşsal bir bakış açısıyla irdeleyen, kendi masallarında kendine ait kurallar koyan Lanthimos sinemasının kaynağının da sadece Lanthimos olmadığını unutmamak gerek.
The Killing of a Sacred Deer filmine kadar birlikte çalıştığı ve bir anlamda evrenini birlikte kurduğu senarist Efthimis Filippou da bu “tuhaf” dünyanın suç ortağı. Lanthimos ve Filippou ikilisi, Kinds of Kindness’ta iki filmlik bir molanın ardından yine bir araya geliyorlar. Lanthimos sineması, bir nevi başlangıç noktasına geri dönüyor böylece.

Emma Stone, Kinds of Kindness | Kaynak: Searchlight Pictures
Kinds of Kindness (Merhamet Hikayeleri), başlığında geçen merhamet duygusundan çok, merkezine kontrol etme ve edilme durumlarını alıyor. Hayatımız en ince ayrıntısına kadar biri tarafından kontrol edilmişse, özgürlüğümüze kavuştuğumuzda yine ondan öğrendiğimiz şekilde mi davranırız? Birine kimliğimizi, bağlılığımızı, sadakatimizi kanıtlamak için ne kadar ileri gideriz? Uğruna her şeyi feda ettiğimiz bir topluluktan dışlandığımızda yeniden kabul edilmek için kendimizi nasıl kanıtlayabiliriz?
İnsan olma deneyiminin herkes için eşit olmadığı, gücü elinde bulunduranın adeta Tanrı işlevi gördüğü üç hikaye anlatan Lanthimos, bu hikayelerde kontrolün güç kazandırdığı insanlardan çok kontrol edenin piyonlarına dönüşenleri ön plana çıkararak Tanrısal gücü değil, kısıtlanmışlığın çaresizliğini tattırmayı seçiyor. Bireyin onu kontrol eden dışında bir ilişki kuramadığı hikayelerde, aile bağları, cinsellik ya da duygusal yakınlaşmalar kontrol eden tarafından yasaklanıyor. Kontrol edilenler, kontrol edenlerin hediyelerine, şevkatine, merhametine, bedenine, şehvetine, hatta gözyaşlarına muhtaç bırakılıyorlar. Bir çıkış yolu ararlarsa, yolların ya Azrail’in tırpanıyla tıkandığını ya da yine yeniden kontrol edene çıktığını görüyorlar.
Yapım şirketinin sinopsisinden filmin Cannes sonrası yayımlanan eleştirilerine dek birçok yerde “triptik bir masal” ifadesi kullanılıyor Kinds of Kindness için. Bugüne kadar tek ve bütünlüklü hikayeler anlatmayı seçmiş olan Lanthimos sineması için yeni bir tercih bu: Film, aynı oyuncuların (Jesse Plemons, Emma Stone, Willem Dafoe, Margaret Qualley, Hong Chau, Joe Alwyn ve Mamoudou Athie) farklı rollerde yer aldığı, tematik olarak benzeşse ve bir anlamda birbirini tamamlasa da kendi başlarına anlamlı ve farklı üç bölümden, üç kısa filmden oluşuyor.
Fakat hayır, bunun adı bir sadece bir antoloji değil. Çünkü üç bölüm, üç hikaye birbirinden tamamen bağımsız değil; onları bağlayan bir detay var. Üstelik bu detay öylesine küçük ama öylesine Lanthimos ki... The Death of R.M.F. (R.M.F.’nin Ölümü), R.M.F. Is Flying (R.M.F. Uçuyor) ve R.M.F. Eats a Sandwich (R.M.F. Sandviç Yiyor) başlığını taşıyan üç bölüm, filmde tanıştığımız ilk karakter olsa da toplam ekran süresi 2 dakikayı geçmeyecek bir karakter olan R.M.F.’nin önemsiz ama üç hikayemiz için de etkili varlığı ve yaşamıyla bağlanıyor. Kontrol dedik ya, R.M.F’nin görevinin de kendi kurallarını yaratan Lanthimos sinemasında bir kontrol unsuru, onun mantık ve bilimin yolundan sıkça sapan oyun alanında mantıksal ve bilimsel bir sabit olduğunu söyleyebiliriz belki de. (Not:“Sandviç ne alaka?” dememek için, post-credit sahnesini beklemek isteyebilirsiniz.)

Jesse Plemons, Kinds of Kindness | Kaynak: Searchlight Pictures
Başta Cannes’dan En İyi Erkek Oyuncu ödülü ile dönen Jesse Plemons olmak üzere, her türlü kombinasyonla birbirleriyle uyum içinde çalışan oyuncu kadrosu, büründükleri üç karakteri de etkileyici bir şekilde aktarıyorlar. The Favourite ve Poor Things ile Hollywood’a yakınlaşan ve Akademi’nin de radarına girmeyi başaran Yorgos Lanthimos’un yeni filmi Kinds of Kindness, son iki filmi kadar iyi değil bana kalırsa. Ama o ikisinin olmadığı kadar Lantimos filmi olduğu kesin; özlediğimiz “tuhaflıktaki” Lanthimos sinemasına kavuşmaksa paha biçilemez.
Nerede izleyebilirsin? Kinds of Kindness, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- Magnolia (1999, Paul Thomas Anderson)
- Wild Tales / Relatos salvajes (2014, Damián Szifron)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Lanthimos filmlerinin kurgucusu Yorgos Mavropsaridis ile sohbet, yeni Lanthimos filmi "Kinds of Kindness" izlenimleri.
05 Tem 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




