

Güvenli, hızlı, yüksek hacimli kripto para platformu: Bitpanda Yıl sonunda başladığı ralli yılın ilk ayının ilk günlerinde de süren ve birim fiyatı 40 bin doları aşarak her geçen gün yeni rekorlar kıran Bitcoin; geçtiğimiz haftanın başında %12 oranında değer kaybetti. Şüphesiz, yatırımcıları en çok bu ani değer kayıpları endişelendiriyor. Geleceğine dair farklı görüşlerin konuşulduğu kripto paralar, ortaya çıkan spekülasyonlarla sert dalgalanmalar yaşayabiliyor. Devletlerin regülasyonları, kripto para ekosisteminde yatırımcı ve analistlerin uzlaşamadığı bir konu olsa da kimilerine göre meşruiyeti devletler tarafından kabul gördükçe kripto paraların izlediği grafiklerin belirsizliği de azalıyor. Bu durumda yatırımcı tercihleri de regülasyonlara uyumlu, güvenliği yüksek, kullanıcı dostu kripto para platformlarına yöneliyor. Avusturya-Viyana merkezli Bitpanda, bu yönleriyle 2014 yılından bu yana hem yeni başlayanlar hem uzmanlar için popüler bir alım-satım platformu olarak hizmet veriyor. Bitpanda: Türkiye’deki operasyonlarına 2020 sonunda başlayan Bitpanda, bugün dünya çapında 1,5 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet veriyor. Kullanıcıların Türk Lirası, ABD Doları, Avro, İsviçre Frangı, İngiliz Sterlini gibi para birimlerini havale/EFT, kredi kartı ya da Papara gibi araçları kullanarak yatırabildiği Bitpanda, Avrupa Birliği'nde lisanslı ve regülasyonlara uyumlu olduğundan oldukça güvenli bir yatırım ortamı sunuyor. Kullanıcı dostu arayüzü ve güçlü borsa platformu BitpandaPro ile hem yeni başlayanlara hem de uzmanlara hitap etmeyi başaran Bitpanda'ya dakikalar içinde kayıt olunabiliyor. Kullanıcı fonlarının güvenliğine ve yasal uyumluluğa çok değer veren Bitpanda’nın dünyanın önde gelen denetim, vergi ve danışmanlık şirketlerinden KPMG ile yaptığı iş birliği; Bitpanda'nın kendi soğuk cüzdanlarındaki BTC, ETH ve XRP varlıklarının Bitpanda'daki kullanıcı fonlarını aştığını ispatlıyor. Bu; tüm kullanıcıların BTC, ETH ve XRP fonlarını çekmesi durumunda dahi Bitpanda'nın tüm kullanıcı fonlarını ödeyebileceği anlamına geliyor. Bitcoin, Ethereum, Ripple, Pantos, IOTA, Litecoin, Komodo, Dash, Cardano, Waves, Tether, TRON, Dogecoin gibi 50'yi aşkın kripto paranın alınıp satılabildiği platform, Affiliate programıyla yatırımcıların gelir kaynaklarını da çoğaltıyor. Bitpanda Affiliate: Bitpanda Satış Ortaklığı (Bitpanda Affiliate) Programı sayesinde yatırımcılar, Bitpanda platformlarına kazandırdıkları her kullanıcının gerçekleştirdiği işlemlerden %20'ye kadar gelir payı elde edebiliyor. Bitpanda’nın satış ortaklarından biri olmak için Bitpanda'da ücretsiz biçimde hesabını oluşturan kullanıcıların bu adresten satış ortaklığı için başvurması yeterli oluyor. Bitpanda'nın verdiği özel bağlantıyı internet sitesinde, Facebook, Twitter, YouTube ya da benzeri platformlarda paylaşan kullanıcılar; platforma kazandırdıkları üyelerin elde ettikleri aylık gelire göre %20'ye kadar komisyon kazanabiliyor. Kazanılan komisyonlar, belirlenen aralıklarda düzenli olarak ilgili kullanıcının Bitpanda cüzdanına ödeniyor. Bitpanda’yla tanışmak, Affiliate programıyla daha çok kazanmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Büyük teknoloji şirketleri geçtiğimiz hafta Donald Trump'ın hesaplarını şiddete yönlendirdiği gerekçesiyle engelledi.
Öncelikle bunun doğru bir karar olduğunu düşünüyoruz.
Ancak seçimle yönetim hakkına sahip olmamış bu teknoloji platformları yöneticilerine ait tercihlerin kamusal haklar üzerinde bu kadar fazla etkiye sahip olması bizi biraz rahatsız ediyor.
Bu yazıda bu rahatsızlığımızla birlikte;
- Twitter'ın Facebook; Amazon'un Apple ve Google'ın Trump kararlarını
- Kararların yasal dayanağını
- Clubhouse, Substack, Spotify gibi nispeten küçük platformların moderasyon savaşında aldığı tarafı
- Her şey bir yana, moderasyon bu şirketlerce uygulanmalı mı sorusunun yanıtını arayışımızı bulacaksınız.
Öncelikle neler olduğunu hatırlayalım.
Jack Dorsey kararları:
- 6 Ocak'ta Trump destekçileri, Trump’ın Beyaz Saray dışında düzenlediği bir mitinge katıldı. Aynı gün kongre, seçimi onaylamak için toplanacakken Trump yanlısı protestoculardan oluşan büyük bir kalabalık ABD Kongre binasını bastı. Daha sonra ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'e saldırmak ve seçim sonucunu sorgulamak için Twitter'ı kullanan Trump'ın seçimde sahtekârlık yapıldığıyla ilgili tweetlerine, bu iddianın "tartışmalı" olduğunu belirten bir uyarı etiketi eklendi ve retweet ile diğer etkileşim özellikleri sınırlandı.
- Twitter yetkilileri, görüşleri insanları kışkırttığı için Trump'ın hesabını askıya almaya karar verdi ve o sırada bir adada tatilde olan Jack Dorsey’i aradı. Trump'ın hesabı, 12 saat içerisinde kalabalıkları ayaklandıracak tweetlerini silerse geri açılma koşuluyla donduruldu.
- Hesabın tamamen kaldırılma fikrini kabul etmeyen Dorsey, çalışanlarına gönderdiği e-postada bir hesabın askıya alındıktan sonra geri dönmesine izin vermek de dâhil olmak üzere şirketin, politikalarıyla tutarlı kalmasının önemli olduğunu söyledi.
- Bu sırada Trump, ABD başkanının resmî hesabı olan @POTUS hesabından tweet atmayı denedi ancak Twitter mesajları sildi. Şiddeti teşvik eden hesaplara yönelik baskısını da artıran Twitter, 70 binden fazla hesabı kaldırdı. Daha sonra Trump şansını Beyaz Saray'ın resmî twitter hesabından denemek istedi ve hesaba şiddeti, yasaları çiğnemeyi ve vandalizmi kınamasını konu alan bir video yükledi. Twitter, resmî hesapların kuralları ihlal eden içerikler paylaşmadığı sürece tweet atmalarına izin vermesi nedeniyle videoyu kaldırmadı.
- Jack Dorsey, bu olayın üzerine Trump'ın çevrim içi hesaplarının kaldırılmasıyla ilgili rahatsızlığını dile getirdiği 13 tweet’lik bir paylaşım yaptı. Paylaşımında, karşı karşıya kaldıkları olağanüstü ve savunulamaz durum sonucunda tüm eylemlerini kamu güvenliğine odaklamaya zorladıklarını, çevrim içi konuşmanın bir sonucu olarak ortaya çıkabilen çevrim dışı zararın bariz bir gerçek olarak Twitter politikasını ve yaptırımlarını yönlendiren şey olduğunu belirten Jack, bu durum hakkında endişelerini de dile getirdi. Jack, bu olayın bir bireyin veya şirketin küresel halka açık iletişim üzerindeki gücünün tehlikeli bir emsal oluşturduğunu düşündüğünü belirtti ve sözlerini "Şu anda öğrendiğimiz her şey çabamızı daha iyi hâle getirecek ve bizi olduğumuz kişi olmaya itecek: birlikte çalışan tek bir insanlık." diyerek noktaladı. İfade özgürlüğüne önem veren ancak toplumu kışkırtacak söylemlere zemin hazırlamak istemeyen Jack Dorsey, son çözüm olarak Trump’ın hesabının silinmesine ikna oldu.
Mark Zuckerberg kararları:
- Facebook CEO'su Mark Zuckerberg 7 Ocak Perşembe günü yayımladığı bir blog gönderisinde, Facebook'un ABD Kongre binasına yapılan Trump yanlısı saldırının ardından Başkan Donald Trump'ı platformlarından "süresiz olarak" yasaklayacağını duyurdu. Zuckerberg'e göre yasak, “Göreve Başlama Günü”nden önce kaldırılmayacaktı.
- Facebook, Trump’ın hesaplarını tamamen engellemeden önce 6 Ocak Çarşamba günü saldırıdan saatler sonra saldırganlara “eve dönün” çağrısı yaptığı ve 2020 seçimleriyle ilgili yanlış iddialarda bulunduğu videoyu yayından kaldırmıştı. Mark Zuckerberg ise Trump’ın hesaplarının engellenmesi hakkında “Son 24 saatteki şok edici olaylar Başkan Donald Trump'ın kalan göre süresini, iktidarın seçilmiş adayı Joe Biden'a barışçıl ve yasal olarak geçişini baltalamak için kullanmayı planladığını açıkça gösteriyor” dedi ve ekledi: "Facebook ve Instagram hesaplarına koyduğumuz engeli süresiz olarak ve en azından önümüzdeki iki hafta boyunca barışçıl iktidar geçişi tamamlanana kadar genişletiyoruz."
- Facebook Trump’ın hesaplarını süresiz olarak engellemiş olduğunu duyurmuş olsa da hesaplara erişim 15 Ocak Cuma günü tekrar açıldı.
Tim Cook, Sundar Pichai ve Jeff Bezos kararları:
Parler meselesi: Apple ve Google'ın uygulama mağazaları ve Amazon’un bulut bilişim hizmeti de geçen haftaki öfke gibi şiddet içeren eylemleri organize etmek için bir merkez hâline gelen Parler'ı engelledi.
- Parler neydi? Kendisini “ifade özgürlüğü” sosyal ağı olarak konumlandıran Parler, ABD Başkanlık seçimlerini Trump’ın kaybetmesiyle birlikte ortaya atılan hile iddialarının Twitter ve Facebook tarafından engellenmesinin ardından ABD’deki muhafazakârların ilgi odağı olmuştu. Hatta öyle ki Parler, App Store’da en çok indirilen uygulama hâline gelmişti.
- Son dönemde Trump’ın hamleleri ve seçimler hakkındaki komplo teorileriyle birlikte Parler’daki siyasi tartışmalar hızla artmıştı. Trump taraftarlarının ABD Kongre binasını işgal etmesiyle birlikte Apple, Parler’ı uygulama içerisindeki denetimleri artırması için uyarmış, aksi takdirde App Store’dan çıkartacağını bildirmiş, sonrasında da çıkarmıştı. Bu uyarıdan birkaç saat sonra ise Google, Parler’i daha iyi denetleme mekanizmaları kurana kadar Google Play Store’dan çıkardı.
- Parler’e bir büyük darbe de Amazon’dan geldi. Parler tüm verisini Amazon’un bulut sisteminde saklıyordu ve Amazon, şiddeti ve suçu kışkırtan gönderileri yeterince denetlemediği için Parler’a hizmet vermeyi durdurduğunu açıkladı. Bununla birlikte bir süreliğine Parler tamamen kullanılamaz hâle geldi. Parler, 18 Aralık Pazartesi günü tekrardan kullanılabilir hâle geldi ancak hâlâ Google Play Store ve App Store’dan indirilemiyor, bu durumun tartışmaları da devam ediyor.
Kararların yasal dayanağı
- Twitter, Trump'ın hesabını yasakladığında ailesi ve destekçileri George Orwell'ın düşünce suçu kavramını içeren 1984 romanına atıf yaparak ABD'de ifade özgürlüğünün olmadığını iddia etti. Hâl böyle olunca ABD'nin din, ifade ve basın özgürlüğünü koruma altına alan anayasanın 1. ek maddesi (First Amendment) akıllara geldi.
- ABD anayasasının 1. ek maddesi: Kongre, herhangi bir dinî kurum/kuralı temel alan veya ibadetini yasaklayan ya da ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü kısıtlayan; halkın barışçıl şekilde toplanma ve şikâyete neden olan bir hâlin düzeltilmesi için hükümetten talepte bulunma hakkını kısıtlayan herhangi bir yasa yapamaz.
- Yani platformların aldığı yasaklama kararları tamamen yasal çünkü bu madde yalnızca devletin sansürlerini yasaklıyor, özel şirketleri kapsamıyor.
Clubhouse, Substack ve Spotify'ın moderasyon savaşındaki yeri
Büyük sosyal ağlar, çevrim içi platformların kullanıcı içeriğinin nasıl olması gerektiği ve bunların nasıl yönetileceği konusundaki tartışmanın odak noktası olsa da, sorun daha küçük platformlara doğru ilerliyor. Substack gibi e-posta sağlayıcılarının, Spotify gibi podcast platformlarının ve Clubhouse gibi girişimlerin kararları ne?
- Substack, Spotify ve Clubhouse’un içerik denetleme konusundaki mevcut bakış açısı, Twitter, Facebook ve Google'ın bir zamanlar bu konu hakkındaki görüşlerini yansıtıyor. Twitter yöneticileri başlangıçta kendilerini "ifade özgürlüğü partisinin ifade özgürlüğü kanadı" olarak adlandırmışlardı. Facebook, siyasi içeriğe dokunmak gibi hiçbir derdi olmadığı konusunda ısrar etmişti. YouTube, Alex Jones ve benzer isimlerin yanlış bilgilerden oluşan imparatorluklar inşa etmesine izin vermişti. Şimdi, Substack CEO'su Chris Best, küçük platformların denetim konusundaki tutumunu yansıtıyor ve "editörlük" uygulanması isteniyorsa başka hizmet kullanılması gerektiğini söylüyor.
- Bir Clubhouse sözcüsü ise OneZero'ya "Moderasyon, her sosyal platformda olması gerektiği gibi Clubhouse için de her zaman öncelik olmuştur" diyor. "Clubhouse, engelleme, gerçek zamanlı raporlama ve odalar için inceleme, paylaşılan engelleme listeleri ve daha fazlası dâhil olmak üzere yıl boyunca birçok yeni moderasyon özelliğini kullanıma sundu ve Clubhouse büyüdükçe kötüye kullanımı tespit etmek, moderatörleri güçlendirmek için yeni araçlar geliştirmeye devam edecek" diyor. Yine de aralık ayında LGBTQ karşıtı bir konuşmacının savunduğu şiddet içerikli yorumların ardından hâlâ Clubhouse kullanmaya devam ettiği de biliniyor.
- Spotify, Joe Rogan'ı 100 milyon dolarlık ödemeyle kendi platformunda podcast yapmaya ikna ettiğinde Spotify çalışanlarından bazıları şirket yönetiminden Joe Rogan'a ait, trans topluluğu hakkında tartışmalı ifadeler içeren popüler podcast bölümlerini kaldırmasını istemişti. Spotify, "saldırgan, taciz edici, karalayıcı, pornografik, tehdit edici, müstehcen veya şiddeti savunan ya da kışkırtan" içeriğini yasaklayan ve bu yasaklara uyan herkesin kendi içeriğini yüklemesine açık bir platform olduğunu belirtiyor. Ancak çalışanlar yine de Rogan'ın içerikleri için daha fazla moderasyon yetkisi talep etti. Spotify ise, Rogan podcast'lerine dokunmamayı seçti. Spotify CEO'su Daniel Ek çalışanlara, "Konumumuzu değiştirmiyor olmamız, sizi dinlemediğimiz anlamına gelmiyor" dedi. "Bu sadece farklı bir karar verdiğimiz anlamına geliyor."
Editörün notu: Küçük platformların moderasyon hakkındaki özgürlükçü tavırları gerçekten şirin görünse de, biz bu sahneyi bir zamanlar görmüştük demekten kendimizi alamıyoruz.
Sosyal medya regülasyonları ve gereklilikleri
Büyük gücün büyük sorumluluk getirdiği bu çağda yeni bir döneme mi giriyoruz? Trump'ın platformlardan yasaklanması sosyal medya şirketlerinin platformlarında paylaşılan potansiyel zararlı içeriği nasıl ele alması gerektiği konusunda bir dönüm noktası olabilir mi? Hem hükümet politikaları hem de denetim yöntemleri yeni bir sosyal medya reformları çağının habercisi olabilir mi?
- Gazete, dergi, radyo, televizyon gibi geleneksel medyanın izleyicileri ve okuyucuları, tükettikleri içeriği proaktif olarak seçebiliyor. Her birimiz izlemeyi seçtiğimiz bir şovu veya abone olmayı seçtiğimiz bir e-postayı okuyoruz. Sosyal medya kullanırken ise gördüğümüz içerik üzerinde neredeyse hiçbir kontrole sahip değiliz. Bunun yerine, platformlar, scroll etmeye devam edeceğimizi düşündükleri içeriği sunmak için karmaşık algoritmalar kullanıyor ve genellikle kendi başımıza çok da kolay bulamayacağımız türden radikal gönderilere maruz bırakılıyoruz.
- Medya şirketleri; geleneksel ya da sosyal medya platformu olsun, kâr amaçlıdır ve bu doğaldır, bu durum doğası gereği sorunlu da değildir. Ancak kârı en üst düzeye çıkarma stratejileri temelde farklıdır ve bu nedenle aynı düzenleyici uygulamaları her ikisinde de uygulamak işe yaramayabilir. Spesifik olarak geleneksel medya iş modeli önemli bir kutuplaşmaya yol açabilse de, sınırlı bant genişliği ile editoryal denetim genellikle bu şirketleri geniş pazarlara ulaşmaya teşvik eder ve onları aşırı uç içerik yayımlamaktan alıkoyar. Bununla birlikte sosyal medya iş modeli, scroll süresini en üst düzeye çıkarmak için daha özelleştirilmiş ve dolayısıyla potansiyel olarak daha aşırılıkçı içeriği teşvik etmek için bireysel kullanıcılarının verilerinden yararlanmaya dayanır. Siyasi olarak kutuplaşmış medya yeni bir konu değil ancak mevcut sosyal medya modelleri tarafından mümkün kılınan aşırı bireyselleştirilmiş kutuplaşma, büyük bir tehlike arz ediyor. Ve geçen hafta ABD'de yaşanan Kongre binasındaki şiddet bu tehlikeyi grafiksel olarak hepimize gösterdi.
- Bununla birlikte, Facebook ve Twitter gibi ana akım sosyal medya platformlarının Trump'ı sansürlemesinin çok uzun sürmesi gerçeği, dünyanın geçtiğimiz çarşamba günü tanık olduğu şiddetten tamamen kaçınılıp kaçınılamayacağına dair ciddi soruları gündeme getiriyor. Örneğin, bu platformlar bu tarz aşırı kutuplaşma içeren içerikleri daha önce engelleyebilir miydi? Ama bunun yerine platformlarda geçirilen süre daha mı önemliydi onlar için? Ne zamana kadar önemli oldu? Geçen çarşamba yaşanan olaylar sınır mıydı?
Yeni yönetimi devralan Biden ve ekibinin konu hakkında alacağı yeni kararların geleceğe gerçekten yön vereceğine inanıyoruz. Ancak sosyal medya ve teknoloji şirketlerinin daha geniş anlamda artık kritik bir karar vermesi gerekiyor. Palo Alto'da 30 yaşlarında bir sosyal medya platformu CEO'sunun, Malezya'daki bir siyasi konuşmanın gidişatına nasıl karar vermesi bekleniyor? Sınırlama olmaksızın tüm kullanıcıların etkileşim kurmaya devam etmesi mi anlamlı? Yoksa daha agresif denetleme yoluyla aşırıcılığı frenlemek gerekli mi? Bu soruların yanıtları kolay değil ancak son olaylar şu ya da bu şekilde mevcut durumun devam edemeyeceğini net bir şekilde gösteriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Teknoloji dünyasının Trump kararları... Sosyal medya düzenlemesinde yeni bir döneme mi giriyoruz?
21 Oca 2021

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?



