Kufi: İnatçı, umut dolu ve gayet olgun


Sanat, farklı disiplinlerden ilham alıyor: ‘ODAK’ Decollage Art Space , yeni bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sanat dünyasında yükselen yeni sesleri duyurmayı amaçlayan multidisipliner sergi ODAK , yarından itibaren kapılarını ziyaretçilere açıyor. Neler oluyor? Farklı geçmiş ve disiplinlerden gelen tam 30 sanatçının eseri , ODAK ile görücüye çıkıyor. Sergi, çağdaş sanatı yeni ifade, form ve biçimlerle yorumluyor. Eserleri seçen jüri üyeleri arasında Fevzi Karakoç, Hayri Esmer, Marcus Graf ve Nilgün Bilge yer aldı. Gelişen sanatçılara destek sağlamak amacıyla başlatılan Açık Çağrı ile jürilerin titiz bir değerlendirmeye tabi tuttuğu eserler, bu karma sergide bir araya geliyor. Nerede ve ne zaman? Sergi, Decollage Art Space’de 17 Aralık’tan 23 Ocak’a kadar her gün 10.00-18.00 arası ziyaret edilebilir. Galeriye ulaşım için Marmaray Suadiye İstasyonu’nu veya Tan Sokak Otobüs Durağı’nı kullanabilirsiniz. “ODAK” ile ilgili ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, Decollage Art Space’in Instagram hesabını buradan takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Müzik neden bu kadar etkileyici?” diye düşündüm Duman’ın yeni albümü Kufi’yi dinlerken. Bu sorunun aklımda gezmesinin sebebi 11 yıl sonra çıkan albümün üçüncü şarkısı Bir Güzellik Yapsana’nın içimde kabarttığı nostalji hissiydi sanırım.
Bir müziği neden beğeniriz? Ya da beğendiğimiz müziklerin bir kısmını neden başkalarına nazaran daha çok seviyoruz? Sadece verdikleri hissiyat yeterli değil sanki, o hislerin çağrıştırdığı anılar ve akabinde yükselen duygular da insanı peşinden sürüklemeli. Bütün bunların yanında müzik umut da vermeli. Kendi adıma konuşuyorum, Beyoğlu’nda sarhoş sarhoş yürüdüğüm, eşim dostum etrafımdayken eğlendiğim, flört ettiğim anları anımsatan bir havası var Duman’ın. Onların şarkıları kulağımdayken daha çok muhabbet etmek istiyorum, eğlenmek istiyorum, kavga etmek, yaşamak istiyorum. İnsana aşk acısını bile özleten bir hâlleri var.
Kufi güçlü, sert ve tavizsiz bir albüm. Sevgisi harbi, isyanı ise damardan. Albüm öncesi son konserleri olan 8 Aralık’ta Volkswagen Arena’daki kitleyi de selamlayan safkan, cayır cayır grunge şarkısı Nerde Benim Kafa ile açılıyor. Devamının nasıl geleceğini kestirmek pek mümkün değil. 16 şarkılık albümde ani ruh ve tempo değişimleri sizi bekliyor. İkinci şarkı Kufi albümün ilk hiti diyebiliriz. Çıktığı gün ezberlendi neredeyse, grubun dinamit gibi çaldığı o konserde herkes hep bir ağızdan ezbere söyledi. Sözleri akılda kalıcı, vurucu. İğneleyici detaylarına ustaca işlenen gizem ise ateşli. Bir rock’n roll şarkısından beklediğimiz her şey diyebiliriz kısacası. Grubun şu ana kadar yaptığı en enteresan şarkılardan biri olmakla beraber Duman imzasını da hiç kuşkusuz taşıyor.
İçimde Aşk Var, Bir Güzellik Yapsana ve Haykırdım Ben arka arkaya üç aşk şarkısı. Klasik Duman tarzı aşk.. Kamikaze de konserde zıplatacak pozitif şarkılardan. Spaghetti Western müziklerine selam çakan gitarlarına bayıldım. Gazze’de’yi dinlerken isyan etmeden duramıyorsunuz; Sözleri içini parçalıyor insanın. Zelzele albümün ve hatta grubun en dokunaklı şarkılarının arasına sayılacak iki şarkıdan biri. Çoğu kişinin gözünü kapatıp kafasını çevirdiği Gazze ile sadece Hatay ve depremden etkilenen çevre illerde yaşayanların konuşmaya devam ettiği iki farklı olayı iki farklı şarkıda tek yürekten çığıran ekibi kutlamak lazım. Drama yaratmak için çiğ numaralara başvurmayan anlatımları çok gerçekçi ve hâliyle çok acı.
Tüm albüm, satır aralarında politik göndermelerle dolu. Grubun her albümünde politik şarkılar vardır. Darmaduman (2013) albümündeki Köpekler, Sivas’taki Madımak Oteli Katliamı’nı anlatır örneğin. Kufi'de de muhteşem Anadolu grunge rock örneği olan Hele Hele Gur Gur “Ayıldık, bayıldık boyuna, vay vay! Peşine de takıldık, gezeriz toy toy, Hele hele, gur-gur-gurluyo' midemiz, vay vay!” sözleriyle derdini gayet net anlatıyor. Amerikana ve folk müziğin harika söz yazarları Tim Buckley, Nick Drake, Jim Croce’u andıran ve özellikle havasını eşsiz James Taylor’a çok benzettiğim Canımsın'ı kasetten dinliyor olsaydım durmadan kalemi kasede sokup başa saracağım şarkı olurdu. Keyfim kaçtıkça açıp dinlediğim şarkılardan oluşan folk listeme girdi bile.
İğneleyici ve oyuncu
Rock’n roll bir tavır işidir. Tavrı olmayanın bu dünyada yeri yoktur. İçinden geleni geldiği gibi etrafı düşünmeden anlatma sanatıdır bu. Farklı türleri içine alır, yutar, içselleştirir ve yeni bir tür olarak sunar. O yeni tür icracının imzası, hikayesidir. Kağıt üstünde plan program yaparak da bu müziği icra edebilirsiniz. “Bu albümde isyankar takıldık, bu albümde pop ve metal’i arabesk vokallerle bezedik” gibi şeyler diyebilirsiniz. İşe yarayıp yaramaması kitleye nasıl yansıdığı ile ilgilidir. Belki tutar, kim bilir.
Duman böyle bir grup değil. Müziklerini içlerinden geldiği gibi yapıyorlar. Sözleri içlerinden döküldüğü gibi yazıyor istedikleri gibi eğlenip istedikleri şekilde hüzünleniyorlar. İçimde Bir Bahar'daki gibi umut dolu Ben Senden Vazgeçmem'deki gibi inatçı Maşallah'taki kadar iğneleyici ve oyuncu bir grup. Duruşları, sözleri, tepkileri ve dikine yaşayan tavırları sağ olsun. Yer yer katıksız gücünü ortaya koyan gerektiği yerde de ayağınızı yere bastırmayı bilen bu albüm, grubun en olgun üretimi. Hikaye anlatıcılığı anlamında iyice gelişen yönünü parlatan en politik ve umut dolu Duman albümü dinleyicisine hayırlı olsun.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Adamlar üyeleriyle yeni albümleri "Kahırlı Merdiven"in üretim sürecini konuştuk. Duman'ın 11 yıl aradan sonra çıkardığı Kufi'yi dinledik.
16 Ara 2024

YAZARLAR

Barış Akpolat
Müzik yazarı. 2003'te Marmara Üniversitesi, Gazetecilik bölümüne girmesinin ardından 2005'te Hürriyet Gazetesi'nin hafta sonu eklerinde muhabir olarak çalışmaya başladı. BirGün Gazetesi Cumartesi Eki editörlüğünü, ana gazetenin kültür-sanat editörlüğü üstlendi. Ezhel ile Ankara'da geçirdiği bir haftanın hikayesini yazdığı "Kazıdım Tırnaklarla" adlı bir kitabı var ve 8 yıldır Radyo Eksen'de haftalık program hazırlıyor. 15 yıldır aktif olarak DJ'lik yapıyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




