Küresel rekabette teknoloji ihracı

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Fransa Eski Cumhurbaşkanı François Holland, Uludağ Ekonomi Zirvesi’nin 2’nci gününde dünyada yaşanan gelişmelere, enerji arzındaki darboğazlara ve küreselleşmeye dair konuşma yaptı. Hollande’ın anlattıklarından öne çıkan içgörüler şu şekilde:
- Enflasyon: “Şu anda gözlemlenen enflasyonu 30 yıl boyunca görmemiştik. Bu tüketicilerin, tasarruf sahiplerinin ve şirketlerin tüm davranışlarını etkiliyor. Şu anda hem ABD hem Avrupa’da resesyon durumu söz konusu. Faiz oranlarının giderek artacağını, dünya ticaretinin ve Çin’in büyümesinin yavaşlayacağını öngörüyorum.”
- Küreselleşme ve Türkiye’nin potansiyeli: “Dünya ticareti hep var olacak, ülkelerin iradesi de bunu devam ettirmeye ve rekabetçi güçlerini artırmaya yönelik. Ancak artan enerji fiyatları, pandemi, yükselen taşmacılık maliyetleri ve iklim yükümlülüklernin etkisiyle küreselleşme artık bir ufuk değil. Son dönemlerde faaliyetler, tüketim yerlerine daha yakın hale geliyor. Türkiye coğrafi konumu gereği bu açıdan avantajlı, şimdiye dek Asya’da yapılan faaliyetler Türkiye’ye kayabilir.”
- İklim şokları: “Önümüzdeki yıllarda artan fiyatlar, iklim yükümlülükleri ve üretimde diğer üreticilere bağlı olmayarak siyarsi riskleri bertaraf etmeye yönelik egemenlik arayışı fosil yakıtlardan uzaklaşmayı sağlayacak. Sanayiciler artık hizmet veya ürün geliştirdiğinde CO2 salımını önlemek istiyor. Yenilenebilir enerjiye, hidrojene yoğunlaşıyor ve bu alanda inovasyonlar yapıyor. Inovasyon tüm ekonomiler için önemli bir konu olacak. Fosil yakıtlardan uzaklaşan ve üretim sistemlerinde, taşımacılıkta inovasyon yapan ve teknoloji ihraç eden ülkeler rekabetçi olacak.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Pareto bu yıl Sapanca'da düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi'nden bildiriyor.
07 Eki 2022

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.



