Laboratuvar üretimi sentetik etler geleceği kurtarabilir


Kripto paraların en iyisi: Bitpanda Ecosystem Token (BEST) Kripto para birimlerinin ilki olan Bitcoin için her hafta, bir öncekinden daha da hızlı geçiyor. Elektrikli otomobil üreticisi Tesla'nın Bitcoin'e 1,5 milyar dolar değerinde yatırım yapması, Tesla CEO'su Elon Musk'ın bu para birimine desteğini açıkça belli etmesi, ABD'nin en eski bankalarından BNY Mellon'ın kullanıcıların dijital varlıklarla işlem yapmaları için hizmet verecek yeni bir birim kurması, Kanada'da Ontario eyaletinin dünyanın ilk Bitcoin bazlı borsa yatırım fonunun kurulmasına onay vermesi ve tüm bunları takiben Bitcoin’in birim fiyatının 50 bin doları test etmesi gibi gelişmeler; kripto paraların gelecekte geniş kitlelerce benimsenmesinin önemli işaretleri olarak yorumlanıyor. Finansal hizmetler merkeziyetsiz bir yöne doğru ilerlerken Avrupa’nın önde gelen kripto para platformlarından Bitpanda da kendi ekosisteminin token’ı Bitpanda Ecosystem Token (BEST) ile kullanıcılarının platformdaki işlemlerini kolaylaştırıyor, yatırımcılara ekstra kazanç fırsatları sağlıyor. Bitpanda Ecosystem Token (BEST) nedir? Bitpanda yatırım platformunun, Bitpanda Pro'nun ve tüm Bitpanda ekosisteminin yerli coin'i olan Bitpanda Ecosystem Token , kullanıcılara portföylerini kripto paralarla çeşitlendirmenin kolay bir yolunu sunan bir ERC20 token’ı olarak öne çıkıyor. Bitpanda Pro'da da listelenen BEST, Bitcoin dâhil olmak üzere mevcut kripto para birimlerine karşı takas da edilebiliyor. Bitpanda, kendi ekosisteminin token'ı BEST'i kullananlara çeşitli avantajlar vadediyor. BEST’i yakından tanımak ve tüm bu avantajlardan yararlanmak için Bitpanda’da hesabınızı saniyeler içinde oluşturabilirsiniz. Avantajlar: Portföylerinde Bitpanda yatırım platformunun yerli coin'i olan BEST'i bulunduran ve Bitpanda işlemlerinde BEST'i kullanan kullanıcılar, işlem ücretlerinde çeşitli indirim avantajları yakalıyor. Bitpanda, BEST'i bir kripto sadakat programı olarak konumlandırıyor; böylece portföylerinde BEST bulunduran yatırımcılar Bitpanda'nın yeni ürünlerine herkesten önce erişme fırsatına sahip oluyor. Bitpanda'nın BEST Ödülleri olarak adlandırdığı program sayesinde yatırımcılar, BEST işlem hacimlerine her yıl %12'den fazla ekstra BEST biriktirebiliyor. Ayrıca üç ayda bir gerçekleşen ve en son 12 milyon avro değerinde BEST'in "yakıldığı" BEST Burn etkinliğiyle kullanıcıların varlıklarının değeri artıyor. Bir sonraki BEST Burn’ün 29 Nisan’da gerçekleşmesi planlanıyor. Cüzdanlarında en az 5 bin BEST tutan Bitpanda kullanıcıları, BEST VIP statüsüne hak kazanarak yıllık kazançlarını artırabiliyor, özel ödüllere öncelikli erişim elde edebiliyor. Kısa zaman önce birim fiyatı 1 doları geçen, Coinmarketcap sıralamasında daha yukarılara yaklaşan ve Bitfinex ve Bittrex Global gibi iki kripto para spot borsasında listelenen BEST; her geçen gün adının hakkını vererek "en iyi" olmaya biraz daha yaklaşıyor. Bitpanda: Kripto paraların ve blok zinciri teknolojisinin yenilikçi gücüne inanan üç girişimci tarafından 2014 yılında Avusturya'nın başkenti Viyana'da kurulan Bitpanda; 2020 yılının sonundan bu yana Türkiye'de de hizmet veriyor . PSD2 ödeme hizmeti sağlayıcısı lisansına sahip olan ve Avrupa regülasyonlarına uyumlu Bitpanda; 50'nin üzerinde kripto parasını listelediği son teknoloji yüksek güvenlikli ürün ve hizmetlerini 1,5 milyonu aşkın kullanıcıya ulaştırıyor. Bitpanda Crypto Index, Bitpanda Savings, Bitpanda Swap, Bitpanda Pro gibi yenilikçi ürünleriyle öne çıkan ve listelediği kripto para birimleri için düzenlediği takas yarışmalarıyla topluluğunun kazançlarını artıran Bitpanda'yla tanışmak, BEST'in ve diğer ürünlerin avantajlarından yararlanmak için bu bağlantıyı kullanarak saniyeler içinde hesap oluşturabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İllüstrasyon: Ezgi Aslan
Bill Gates'in iklim değişikliğiyle mücadele için iyi bir fikri var.
Microsoft kurucu ortağı ve yatırım fonu başkanı Gates geçtiğimiz günlerde MIT Technology Review ile yaptığı bir röportajda "tüm zengin ülkelerin %100 sentetik sığır etine geçmesi gerektiğini" dile getirdi ve önceliğin zengin ülkelerde olmasının bir nedeni var, sentetik sığır etleri oldukça pahalı...
Peki Beyond Meats ve Impossible Foods gibi girişimlere doğrudan ve dolaylı olarak yatırım yapan, en sevdiği yemeğin klasik hamburger olduğunu bildiğimiz Gates neden bir iklim çözümü olarak sentetik eti - özellikle sentetik sığır eti - destekliyor?
Öncelikle Gıda ve Tarım Örgütü'nün, Covid-19 salgını sonrasında küresel bir protein zengini gıda sıkıntısı olacağını öngördüğünü ve Cornell'e göre de dünyada yaklaşık bir milyar insanın protein eksikliğinden muzdarip olduğunu belirtmekte fayda var.
Zengin ülkelerde geçilebilecek sentetik sığır eti tüketimi, protein eksikliği sorununu çözüme kavuşturmak ve iklim değişikliğinin etkilerini yavaşlatmak için iyi bir başlangıç olabilir. Zira Bill Gates de böyle düşündüğünü şöyle açıkladı:
"Tadına zamanla alışacağınızı düşünüyorum. Ayrıca sentetik et üreten girişimlerin iddiası zamanla tadın daha da iyi olacağı yönünde. Bu yeşil girişimler insanların davranışlarını değiştirebilir. Ama siyaset ve politika işimizi zorlaştırıyor. Sentetik etlerin satılabilmesi için basitçe "laboratuvar çöpü" olarak adlandırılması gerektiğini söyleyen kurumlar var. "Sığır eti" kelimelerini etiketlerde kullanmamızı istemiyorlar."
Küresel risk
Peki neden bir insan tadının gerçek et kadar iyi olmadığını bildiği sentetik bir şey yemek istesin diye sorabilirsiniz. Cevap, et tüketim alışkanlıklarımızın sürdürülebilir olmaması...
- Tüketim için yetiştirilen hayvanlar hâlihazırda dünyadaki küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %15'ine sebep oluyor.
- Gezegenin buzsuz topraklarının dörtte biri onları otlatmak için kullanılıyor.
- Yeryüzündeki tüm tarlaların üçte biri bu hayvanların yemini yetiştirmek için kullanılıyor.
- Ayrıca dünyada artan nüfus ise işleri daha da kötüleştirecek gibi duruyor. 10 milyar nüfusa çıkması beklenen insanlığın 2050 yılına kadar %70 daha fazla et yiyeceği tahmin ediliyor. Gıda üretiminden kaynaklanan sera gazlarının ise %92'ye kadar çıkması bekleniyor.
Yeterince ikna olmadıysanız devam ediyoruz:
Ocak ayında 37 bilim adamından oluşan bir komisyon etin yalnızca çevre üzerindeki değil, aynı zamanda sağlığımız üzerindeki zararlı etkilerinin onu "insanlar ve gezegen için küresel bir risk" hâline getirdiğini bildirdi.
Ekim 2018'de Nature'da yapılan bir araştırma, gezegenimizin doğal kaynaklarını onarılamaz bir şekilde mahvetmemek için diyetlerimizi önemli ölçüde değiştirmemiz gerekeceğini ortaya çıkardı.
Vegan yoldaşlar, burada mıyız?
İyi haber şu ki, giderek artan sayıda insan yediklerini yeniden düşünüyor gibi görünüyor. Nielsen'e göre, hayvansal ürünleri değiştirmeyi amaçlayan bitki bazlı gıda satışlarının bir önceki yıla göre 2018'de %20 arttığını açıkladı. Sadece etten değil, aynı zamanda sera gazı yayan süt hayvancılığından gelen ürünlerden de kaçınan veganlık, artık nispeten ana akım kabul ediliyor.
Yeni trend, etsiz sulu hamburgerler
Bitki bazlı yiyecek üretiminde artış var. Impossible Foods, ilk ürünlerinden olan yumuşak ve sulu olmayan sebzeli burgerlerinden farklı olarak sulu ve tam olarak ağız tadınıza uyduğunu iddia ettiği burgerler yaratıyor.

Kaynak: Impossible Food
Beyond Meat; bezelye, maş fasulyesi, bakla, esmer pirinç ile ayçiçeği kullanıyor ve "Tavada veya ızgarada cızırdayan sulu bitki bazlı hamburgerler, sığır eti ve sosisler pişirin." sloganıyla etsiz etlerini pazarlıyor.
Gıda teknolojisindeki yeni gelişmeler popüler kültüre de yayılıyor. KFC, etsiz tavuk ürününde tüketici talebini test etmek için önemli mağazalarda Beyond Meat ile işbirliği yapıyor. Burger King'de ise Impossible Whopper siparişi verilebiliyor.

Kaynak: The Verge
Özetle uzmanlara göre etsiz etler yaygınlaşıyor. Yakın zamanda çoğu fast food restoranında ve hatta hastane kafeteryalarında etsiz hamburger, salam ve sosis bulabileceğiz gibi görünüyor.
Ancak her şey bu kadar toz pembe değil
Bu etsiz hamburgerleri lezzetli hâle getirmeye çalışan bilim ve lezzet simyasının daha çok uzun yolu var gibi görünüyor. Ayrıca etsiz etlerin işlenme seviyesi, bu yeni formların göründükleri kadar sağlıklı olduğu anlamına gelmeyebileceğini de gözler önünde seriyor. Washington Post'a göre:
"Hızlı yükselişine rağmen bitki bazlı et, "çiftlikten sofraya direkt gelen organik et" gibi beyaz yaka arayışının antitezi olup Wright gibi teknisyenler tarafından bir laboratuvarda lezzetli hâle getirilen yüksek oranda işlenmiş gıdaları temsil ediyor. Wright, "Bitkisel etler beslenme açısından harika proteinler, ancak bitki bazlı tatlar tatsız olabilen bazı zorluklar ortaya çıkarıyor" diyor. İlk olarak bezelye proteinindeki bitkisel yeşil notaların ve soyadaki fasulye notalarının, genellikle başka bileşenler ve kimyasallar eklenerek maskelenmesi zorluğu var. Bu maskeleme için sıklıkla vanilya özütünün kullanılmasının ardındaki amaç bu bitkisel aromaları yok etmek değil, algılanmasını engellemek."
CNET ise bitkisel bazlı etlerin içeriğini biraz daha detaylı açıklıyor:
"Örneğin; Impossible Burger soya proteini, "soya leghemoglobin" adı verilen oldukça garip bir bileşen. Ayçiçeği ve Hindistan cevizi yağları, metilselüloz, maya özü, kültürlenmiş dekstroz, gıda nişastası ve daha fazlasını içeriyor. Yani amacınız daha az işlenmiş yiyecekler yemekse, gerçek sığır eti yemenizi öneririz. (Sosisli sandviç gibi çok işlenmiş ürünler dâhil değil tabii ki bu öneriye) Sahte sığır etiyle ilgili bir başka endişe ise Dr. Andrew Weil'in belirttiği gibi fazla oranda sodyum içeriği. Impossible Burger'ın bir versiyonu olan Burger King'teki Whopper 1240 miligram sodyum içeriyor."
Bill Gates'in dünyayı kurtarma planlarını sonuna kadar desteklediğimizi belirterek şu anki hâliyle, laboratuvarda yetiştirilen etin sandığımız kadar masum olmayabileceğini belirtelim. Sera emisyonları gerçek sığır eti üretiminin altında olsa da, hâlihazırda sentetik et üretmek için gereken enerji diğer alternatiflerden daha kirletici. Alternatif etlerin etkisine ilişkin bir Dünya Ekonomik Forumu raporu, laboratuvarda yetiştirilen etin sığır etine göre sera gazı emisyonlarında yalnızca yaklaşık %7 daha az üreteceğini belirtti. Alternatiflerin yarattığı zarar ise şöyle:

Kaynak: Dünya Ekonomik Forumu
Dünyayı sentetik et kurtarır mı?
Tüm dünyanın vegan olmasını beklemek gerçekçi değil ne yazık ki. Ancak Ekim 2018'de Nature'da yayımlanan bir rapor, herkesin esnek beslenme tarzına geçmesi durumunda (çoğunlukla vejetaryen beslenmek, az miktarda kümes hayvanı, balık ve haftada bir porsiyondan fazla kırmızı et yememek) sera gazı emisyonlarının yarı yarıya azalabileceğini öne sürdü. Bu beslenme şeklinin gıda üretimindeki aşırı gübre kullanımını, tatlı su ve toprak israfı gibi et endüstrisinin diğer zararlı etkilerini de azaltacağını öngörebiliriz. Ayrıca, bu diyet ekim ayında The Lancet'de yapılan bir araştırmaya göre koroner kalp hastalığı, felç ve kanser gibi hastalıklardan kaynaklanan erken ölüm oranını yaklaşık %20 azaltabilir.
Tercih sizin...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bill Gates sentetik sığır eti yememizi istiyor ve bu konuda ciddi.
18 Mar 2021

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.



