Manastır keşişinden plaza çalışanına: Orucun öyküsü

Üç semavi dinde ibadet için şart koşulmuş beslenme kısıtlamalarının farklı modelleri.
Manastır keşişinden plaza çalışanına: Orucun öyküsü

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Doğadaki canlılar, besinleri faydasına ve zararına göre yenilebilir veya yenilmez olarak sınıflandırırken biz insanlar için dinî inanışların detaylı filtresi devreye girer. Haram ve helal listeleriyle kurulan birbirinden farklı sofralar, yılın belirli zamanlarında oruç ibadetine göre yemeğin zamanını ve davetlileri tayin eder.

İlk bedensel günahın Âdem’in nefsine yenik düşüp ısırdığı elma olduğu inancını düşününce, tek tanrılı dinlerin ilk yasakları yeme içme üzerine inşa etmesi pek de şaşırtıcı değildir. Oruç da hayatın en büyük hazlarından biri olan yemekten vazgeçip günahların bedelini bu dünyada ödemeye başlamak için Tanrı'ya armağan edilen çile ve kefaret olarak değerlendirilir.  

Tabii biz bülbülden mütevellit dert aşılayan çile kelimesine takılmaktansa orucun sırasıyla üç büyük semavi dinde toplumu birleştirmesinden ve gastronomiyi şekillendirmesinden bahsedelim.

Toplumsal hafızayı canlı tutmak

Musevilikle başlayacak olursak yemek, bayram ve oruç kavramlarının tarihi hatırlatıp toplumsal hafızayı canlı tutmak üzerine kurulduğunu görebiliriz. Musevilerin Mısır’daki esaret zamanını ve hamur mayalamaya bile fırsat bulamadan kaçmak zorunda kalan atalarını simgeleyen “Pesah” yani “Hamursuz Bayramı” buna bir örnek olabilir. Mayalı yiyeceklerden, süt ve süt ürünlerinden uzak durulan bu perhiz döneminin yanı sıra İbranice “tövbe günü” olarak bilinen “Yom Kippur” da Tevrat’ta farz kılınan önemli bir ibadet. Gün batımında başlayıp ertesi günün ilk iki yıldızını görünceye kadar tutulan oruç, 25 saati bulan uzun bir pişmanlık, tövbe ve affedilme vesilesi.

Perhiz adı altında kısıtlamalar

Hristiyanlıkta belirli bir zaman aralığında yeme içmeyi yasaklamak yerine, perhiz adı altında bazı kısıtlamalar karşımıza çıkar. Oburluk ve açgözlülüğü en büyük yedi günahtan biri kabul eden inanışta, beslenme ve erdem arasında ciddi bir bağ mevcut. En büyük fedakârlık ise gücün, canlılığın, savaşma yeteneğinin simgesi olan etten vazgeçmek. Bu aynı zamanda "cinsel kızıştırıcı" olarak kabul edilen bir yiyeceği reddederek şehvetten ve beraberinde getirdiklerinden kaçınma yolu olduğundan, takdir edersiniz ki iffetli yaşamı benimseyen manastır keşişleri için mühim bir mesele. Hatta Orta Çağ Avrupa mutfağında parmağı olan perhiz uygulamasının keşişlerin yaratıcılığını artırdığı da söylenir. Hénaut ve Mitchell Lezzetli Fransa Tarihi kitabında sütü serbestçe kullanan keşişlerin Fransız mutfağının demirbaşı olan birçok kırsal peyniri keşfettiğini, etin ikamesine dönüşen balıkta ustalaştıklarını, Lyon’da oluşturdukları yapay göletlerin bugün bile ülkedeki balık yetiştiriciliğinin beşte birini kapsadığını yazar.

Paskalya ve Noel öncesi Büyük Perhizler'le her hafta çarşamba ve cuma günleri uygulanan perhizler doğrultusunda, etobur toplumu 140 ila 160 gün etsiz beslenmeye teşvik eden Hristiyanlık, hayvansal gıdaları kısıtlayarak bakliyatları, sebzeleri ve meyveleri öne çıkaran bir mutfak geliştirmiştir. Su muhallebisi ve pelte gibi sütsüz tatlıların yanı sıra günümüzün temiz beslenme dedektörü badem sütünün sütlü tatlılardaki vegan aktörlüğü de perhize dayanır. Üstelik Osmanlı mutfağının zeytinyağlı yemeklerindeki gayrimüslim katkısı da göz ardı edilemez. Zira Türk mutfağının veganlığına dem vuran, bu yazıda bahsi geçen zeytinyağlı dolmaların, Osmanlı Hristiyanları tarafından geliştirilen perhiz reçeteleri olması tesadüf değildir. Türkçede etsiz dolmalara “yalancı dolma” denmesiyse Müslümanların ete olan düşkünlüğünü gösteren ufak bir detay.

Oruç modeli

İslamiyete geldiğimizde, aynı Musevilikte olduğu gibi belirli bir saat diliminde yemeyi yasaklayan oruç modeli karşımıza çıkar. İslam dininde gastronominin tavan yaptığı ay olarak kabul edebileceğimiz Ramazan’da, gün doğumu ile gün batımı arası ağızlar mühürlenir. Tabii tarihi Hicri takvim belirlediği için Büyük Perhiz gibi illa yiyeceklerin kıt olduğu kış sonunda değil, hasat veya ekim-dikim zamanlarında da tüm aile top sesi ve cami ışıklarını beklemeye koyulur.

Dinî geçmişine rağmen bugün kimi yabancı toplumlarda oruç denince akla önce intermittent fasting yani aralıklı orucun gelmesi enteresandır. Fakat belki de yıl boyu kutu misali ofislere kapanıp dört günlük yaz tatiliyle D vitamini alacağına inanan hafif göbekli plaza çalışanlarının sosyal medyada az rötuş gerektirecek plaj vücudu için 16 saat açlığa katlanması, modern zamanın en çileli kefaretidir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro
∙

BÜLTEN SAYISI

🌙 O eski Ramazanlar

İyi bayramlar! Ramazan Bayramı'nda verdiğimiz arayı eski Ramazan yazılarımızı yâd ederek geçiriyoruz.

04 May 2022

İllüstrasyon: Ece Tugay

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro
∙

HİKAYE

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.

05 Eki 2026

Hasat, Mutfak ve Sofra: WMF ile Urla’da bir akşam
apéroapéro
∙

HİKAYE

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Reyhan Ülker

·

03 Eki 2026

Şef Kanji Kobayashi’nin İstanbul notları
apéroapéro
∙

HİKAYE

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün

Dışarıdan bakıldığında şarap kültürü ve turizmiyle, hatta biraz romantize edilmiş bir Fransız şarap imgesiyle özdeşleşen Beaujolais’nin, içeriden bakıldığında nasıl bir emek, iklim ve aile ekonomisi üzerine kurulduğunu Ceren Aral Desnos, bir beyaz yakalı olarak deneyimlediği bir günlük bağbozumu üzerinden anlatıyor.

Ceren Aral Desnos

·

19 Eyl 2026

Nouveau’dan ibaret olmayan Beaujolais: Bağda bir gün
apéroapéro
∙

HİKAYE

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?

Beslenme trendleri ortaya çıkarken bilimsel bilgi; medya, beden idealleri, sosyal normlar ve gıda endüstrisi tarafından seçiliyor, sadeleştiriliyor ve ürünleştiriliyor. Böylece bilim, gündelik yaşamın ve tüketim alışkanlıklarının parçası hâline gelirken sağlıklı beden, “doğru” beslenme ve kendimize iyi bakmak da sürekli yeniden tanımlanıyor.

Reyhan Ülker

·

12 Eyl 2026

Bedenin modası, beslenmenin trendi: Peki şimdi ne yiyeceğiz?
apéroapéro
∙

HİKAYE

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?

Yunanistan’ın küçük Kiklad adalarından Sifnos, yerel ürünleri, geleneksel yemekleri ve son 15 yılda açılan şef restoranlarıyla ülkenin öne çıkan gastronomi duraklarından birine dönüştü. Adada nohut, peynir, kapari, kekik balı ve balık gibi ürünler hem geleneksel tavernaların hem de yeni nesil restoranların menülerinde yer buluyor. Seramikçilik gibi yüzyıllardır süren zanaatlar yemek kültürünün bir parçası olmaya devam ederken farklı ülkelerden şeflerle yapılan işbirlikleri de Sifnos mutfağını yeni tatlara ve tekniklere açıyor.

Emre Onar

·

05 Eyl 2026

Sifnos'un yolu: Bir ada nasıl gastronomi destinasyonuna dönüşür?