Mimarlık, hafıza ve kaybolanlar: Anadolu’nun müzeleri ve ziyaretçi merkezleri

SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Yazı: Betül Özlem Yılmaz ve Zeynep Deniz Erol
Anadolu kentleri, müzeleri ve ziyaretçi merkezleriyle kültürel mirası yeniden keşfetmeye yönelik önemli bir dönüşümden geçiyor. Yıkılan ve kapalı kalan yapılar ise bu hafızanın kaybolan parçaları olarak karşımıza çıkıyor. Bu yeni projeler, kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşıyor.
Kent belleğinde önemli bir yere sahip olan bu yapılar aynı zamanda sessizce kaybolan geçmişin de tanıkları. Her biri, mimarlığın yalnızca bir kabuk değil, aynı zamanda hafızayı taşıyan bir omurga da olabileceğini gösteriyor. Anadolu’nun çeşitli kentlerinde yakın dönemde açılan veya halen inşası devam eden 10 proje üzerinden bu dönüşümü mercek altına alıyoruz.

Fotoğraf: Egemen Karakaya
Çatalhöyük Ziyaretçi Merkezi
Mimar: Teğet Mimarlık
Küratoryal içerik çalışması: Paula Pintos
Yer: Konya
Yıl: 2023
Teğet Mimarlık tasarımı olan Çatalhöyük Ziyaretçi Merkezi, Konya’nın Çumra ilçesinde, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’te yer alıyor. Yapı, yalnızca bir müze değil, aynı zamanda arkeolojik kalıntıları, dere yatağını ve köy dokusunu birbirine bağlayan, bölgenin kolektif ruhunu ortaya çıkaran bir hafıza mekanı. Neolitik mirasın çağdaş bir mimari dille entegre edildiği yapıda üçgen formlu bir avlunun etrafına yerleştirilmiş üç ana birim mevcut.
Yapıya eşlik eden 22 metre yüksekliğinde ahşap bir kule, hem bir gözlem noktası işlevi görüyor hem de Konya Ovası manzarasıyla Çatalhöyük’ün siluetini görünür kılıyor. 9.000 yıllık kent belleği, ahşap strüktür ve yerel malzeme kullanımıyla, geçmiş ile günümüz arasında köprü kuruyor.

Fotoğraf: Ömer Kanıpak, Yerçekim
Antalya Nekropol Müzesi
Mimar: Erkal Mimarlık
Yer: Antalya
Yıl: 2023
Türkiye’nin ilk nekropol müzesi olan Antalya Nekropol Müzesi, bulunduğu bölgenin MÖ 3. yüzyıla uzanan antik nekropol alanını koruyup sergilerken, modern mimariyle kent dokusuna uyum sağlıyor. 2005’te bir kent meydanı yarışmasıyla başlayan proje sürecinde kazı sırasında ortaya çıkan antik nekropol (mezarlık) kalıntıları nedeniyle tasarımın odağı "nekropol müzesi" olarak belirlendi. Erkal Mimarlık’ın tasarımıyla 2023 yılında açılan müze, ölüm ile yaşam arasındaki kadim ilişkiyi çağdaş mimariyle buluşturuyor.
1400 metrekarelik alana yayılan müze, iki ana programa sahip: Ziyaretçilerin nekropol alanını gezebilmesi için rampayla başlayan yürüyüş yolları dizisi ve hem kazılarda çıkan eserleri sergileyen hem de Antik Çağ’da yaşam ve ölüm döngüsünü görselleştiren müze birimleri (kapalı ve yarı-açık sergi salonları).

Fotoğraf: Egemen Karakaya
Seddülbahir Kalesi
Mimar: AOMTD, KOOP Mimarlık
Küratoryal içerik çalışması: Miwa Negoro
Yer: Çanakkale
Yıl: 2023
Osmanlı döneminde inşa edilen ve Çanakkale Boğazı’nın güvenliğini sağlamasıyla bilinen tarihî Seddülbahir Kalesi, AOMTD ve KOOP Mimarlık ortaklığında yürütülen 20 yılı aşkın kapsamlı akademik ve restorasyon çalışmaları sonucunda 2023 yılında müze olarak ziyarete açıldı. Restorasyonun temel prensibi, yapısal zorunluluklar ve güvenlik dışında kalenin özgün hâlini korumak olarak belirlendi.
Bu titiz çalışma uluslararası alanda da takdir gördü: Seddülbahir Kalesi Restorasyonu, İtalya’da düzenlenen Domus Restorasyon ve Koruma Ödülleri’nde 167 proje arasından seçilen 25 başarılı projeden biri oldu.

Fotoğraf: Egemen Karakaya, Murat Germen
Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi
Mimar: Yalın Mimarlık
Küratoryal içerik çalışması: Paula Pintos
Yer: Zonguldak
Yıl: 2021
Zonguldak'ın 5 kilometre güneydoğusundaki Gökgöl Mağarası’nın girişinde, adeta doğanın bir uzantısı gibi yükselen Zonguldak Mağaraları Ziyaretçi Merkezi, Yalın Mimarlık imzası taşıyor.
Kentin doğal mirası olan mağaraları görünür ve erişilebilir kılmak amacıyla 2021’de hayata geçirilen ziyaretçi merkezi, kendini kamufle ederken aynı zamanda varlığını da cesurca sergileyen bir tasarıma sahip. Mimariyi doğayla bütünleştiren bir yaklaşımla yapı, yakınlardaki bir taş ocağından çıkarılan taşlarla inşa edildi.

Fotoğraf: KET Kolektif
Van Urartu Müzesi
Mimar: Bahadır Kul Mimarlık
Yer: Van
Yıl: 2019
2011 depreminde hasar gören eski müzenin yerine inşa edilen Van Urartu Müzesi, 2019 yılında Bahadır Kul Mimarlık’ın tasarımıyla hayat buldu. Van Gölü kıyısındaki Urartu medeniyetine ait mirası sergileyen modern müze binası, parlak yansıtıcı giriş cephesiyle Van Kalesi’ni öne çıkarıyor.
Birbirine geçen sergi holleri, iç mekanda süreklilik sağlarken, dış mekana açılan fiziksel ve optik açıklıklarla zenginleşen bir mekansal kurgu sunuyor. Parlak cam cephesiyle Van Kalesi’nin silüetini yansıtan müze, klasik müzecilik anlayışını bölgenin peyzajı ve tarihî dokusuyla bütünleştirerek yeniden yorumluyor.

Fotoğraf: Kreatif Mimarlık
Göbeklitepe Ziyaretçi ve Canlandırma Merkezi
Mimar: Kreatif Mimarlık
Küratoryal İçerik Çalışması: Tasarımhane
Yer: Şanlıurfa
Yıl: 2019
"Tarihin sıfır noktası" olarak anılan, 12 bin yıllık geçmişiyle dünyanın en eski tapınağı Göbeklitepe’yi ziyarete gelenleri karşılayan Göbeklitepe Ziyaretçi ve Canlandırma Merkezi, Kreatif Mimarlık tarafından antik tapınakların dairesel formlarından ilham alınarak tasarlandı. Her iki yapının da tek katlı ve dairesel formları, Göbeklitepe’deki tarihî yapıların form diline bir gönderme niteliğinde.
Tasarımın ana hedefi, yakın çevredeki insanlık tarihinin en eski yapılarından daha yüksek ya da baskın olmayan, sessiz bir yapı oluşturmak. Sıkıştırılmış toprak duvar tekniğiyle inşa edilen yapı, yöresel kerpiç teknolojisiyle de çevresiyle uyum yakalıyor.

Fotoğraf: Emre Dörter
Troya Müzesi
Mimar: Yalın Mimarlık
Yer: Çanakkale
Yıl: 2018
Homeros’un İlyada destanıyla ünlenen, 5000 yıllık çok katmanlı bir tarihe sahip Troya Antik Kenti, 2018’de açılan Troya Müzesi ile hak ettiği çağdaş müze yapısına kavuştu. Ödüllü bir ulusal yarışma sonucu tasarlanan ve Yalın Mimarlık imzasını taşıyan müze, antik kentin girişine yakın bir konumda, toprak renginde korten çelik kaplı devasa bir küp formunda yükseliyor.
“Kazı alanından çıkarılmış bir eser” gibi kurgulanan Troya Müzesi’nin tasarımında en dikkat çekici unsur, ziyaretçilerin deneyimlediği duygu durumlarının mimari kurguyla yönlendirilmesi. Troya Müzesi, ziyaretçilerini destansı bir hikayenin parçası hâline getirerek antik kentin mirasını onurlandıran güçlü bir hafıza mekanı oluşturmayı başarıyor.

Fotoğraf: ZM Yasa Fotoğrafçılık, Cemal Emden
Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi
Mimar: Studio Evren Başbuğ, SCRA Mimarlık
Küratoryal içerik çalışması: María Francisca González
Yer: İzmir
Yıl: 2014
İzmir şehir merkezinin ilk prehistorik yerleşimi olan Yeşilova Höyüğü’nde yürütülen kazıları desteklemek ve Neolitik dönemi halka tanıtmak amacıyla inşa edilen Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi, Studio Evren Başbuğ ve SCRA Mimarlık’ın tasarımıyla 2014 yılında tamamlandı.
Birbirine bağlanan üç ana bloktan oluşan yapı, müze, sergi alanları, aktivite merkezi, arkeoloji laboratuvarları ve kütüphaneyi biraraya getiriyor. Dış cephede kullanılan kırmızı cam elyaf beton paneller, Neolitik dönem ev eşyalarının en yaygın rengine atıfta bulunuyor. Bu tasarım, Neolitik dönem yapı sistemine yapısal bir referans niteliği taşıyor.
Yakında tamamlanacak olan yapılar

Manisa Kurtuluş Müzesi
Mimar: Yalın Mimarlık
Küratoryal içerik çalışması: HVL Studio
Yer: Manisa
Yıl: Yapım aşamasında
1918-1923 yılları arasında Manisa’da yaşanan işgal, yangın ve kurtuluş mücadelesini anlatacak olan Manisa Kurtuluş Müzesi, Yalın Mimarlık tarafından tasarlandı ve inşası halen devam ediyor. Küratoryal içerik çalışmasını hvlstudio’nun yaptığı müze, ziyaretçileri kronolojik bir yolculuğa çıkarmak üzere kurgulandı. İnşası tamamlandığında, Manisa Kurtuluş Müzesi şehrin hafızasında derin izler bırakan bir dönemi gelecek nesillere aktaracak kalıcı bir “hafıza mekanı” olacak.

Konya Velespit Müzesi
Mimar: Yalın Mimarlık, SCRA Mimarlık
Küratoryal içerik çalışması: HVL Studio
Yer: Konya
Yıl: Yapım aşamasında
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin, şehir merkezindeki tarihî “13 Evler” mahallesini canlandırma projesinin bir parçası olan Konya Velespit (Bisiklet) Müzesi, Yalın Mimarlık ve SCRA Mimarlık işbirliğiyle hayata geçiriliyor. Müzenin küratoryal içerik çalışmasını ise hvlstudio üstleniyor. Proje kapsamında 13 geleneksel Konya evinden üç tanesi restore edilerek bisiklet müzesine dönüştürülüyor. Tarihî evlerin geleneksel mimarisi içinde hayat bulacak Velespit Müzesi, geçmişten bugüne Konya’da bisiklet kullanımının toplumsal hafızasını canlı tutacak özgün bir kültür mekanı olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

DAC İstanbul
DAC | Design Architecture Communication mimarlık ve tasarım dünyasında; nitelikli, yaratıcı içeriklerle markalar ve meslek insanlarını bir araya getiren bir iletişim ajansı ve multidisipliner, global içerikler sunan bir dijital platformdur. İstanbul ve Basel’de ofisleri bulunan DAC, Türkiye ve Avrupa’da tasarım alanında faaliyet gösteren markalara iletişim stratejisi geliştirir, yarışma koordinasyonu yapar, yazılı, görsel ve dijital içerik fikirleri üretir ve uygular. Her sene SPACE ve MİMARİ ELEŞTİRİ etkinliklerini düzenler. Bir seçki, sergi ve kitap projesi olan in SPACE Mekanlar Seçkisi’ni gerçekleştirir.

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kişisel tercihlere göre şekillenen tatiller, daha az bilinen rotalar ve özel etkinlikler için yapılan yolculuklar, 2027’de seyahat alışkanlıklarının öne çıkan başlıkları arasında olacak gibi görünüyor. Son araştırmalar, gezginlerin tatilden beklentilerinin çeşitlendiğini; seyahat kararlarında bütçe, ruh hâli, ilgi alanları ve deneyim arayışının eskiye kıyasla daha büyük rol oynadığını gösteriyor.

Sanatçı misafirlik programları, yaratıcıları yerel bilgiyle buluşturan araştırma ve karşılıklı öğrenme alanları. Şeflerin, tasarımcıların ve araştırmacıların katıldığı bu programlarda, gidilen yerin insanlarıyla, doğasıyla ve kültürüyle kurulan ilişki de üretimi şekillendiriyor. Kapadokya’dan Sardinya’ya uzanan örnekler, zanaat bilgisinin aktarılması ve kırsal kalkınma için yeni olanaklar sunuyor. Programların değeri ise sanatçıların, ev sahiplerinin ve yerel toplulukların birbirinden ne öğrendiğine ve birlikte ne üretebildiğine bağlı.

Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.




