Mobil uygulamaların geleceği: SuperApp


Emlak, bilgi, güven: Zingat “ Gayrimenkul yatırımı, insanların hayatlarında verilebilecek en önemli finansal kararlardan biri ve belki de en önemlisidir. ” diyen Zingat’a katılıyor ve bugünün bülteninde sizi, hayalinizdeki evi bulma yolculuğunuzda güvenilirliği ve deneyimiyle her an yanınızda yer alacak gayrimenkul sektörünün fark yaratan platformu Zingat’la buluşturuyoruz. Nedir? 2015 yılında faaliyete geçen Zingat , Türkiye'de gayrimenkul sektörüne yatırım yapanlar, gayrimenkul satanlar/kiralayanlar, yeni ev arayışında olanlar, bu sektörden profesyonel kazanç sağlayan kişileri doğru, kapsamlı referans bilgilerle aynı çatı altında buluşturan güvenilir bir gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu. Neden Zingat? Türkiye’de gayrimenkul alanında oldukça sınırlı veri ve bilgi bulunuyor, bu esnada doğru olmayan bilgiyle de sıkça karşılaşılabiliyor. Zingat, REIDIN gibi dünyanın sadece gelişmekte olan ülkelerine odaklanan, ilk ve en büyük gayrimenkul bilgi platformuyla yaptığı iş birliği ve bünyesinde barındırdığı profesyonel analiz-içerik ekipleriyle gayrimenkulle ilgili her şeye dair doğru ve yararlı bilgiyi sunma gayesiyle çalışıyor. Zingat Bana Ev Bul : Gayrimenkule dair alışkınlarımızı değiştiren Zingat, Bana Ev Bul hizmetiyle ücretsiz ve yenilikçi bir deneyim yaratıyor. Zingat Bana Ev Bul hizmeti, satılık ya da kiralık ev, iş yeri veya arsa arayışlar için bu zorlu süreci akıllı ve hızlı hâle getirerek ev arama yolculuğunuzda tamamen kişiselleştirilmiş bir çözüm sunuyor. Tek yapmanız gereken aradığınız ya da satmak/kiralamak istediğiniz gayrimenkulün detaylarını Zingat’la paylaşmak. Mutluluğa giden gayrimenkulu bulmak üzere bu bağlantı üzerinden Zingat’ı keşfedebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Hayatların mobil cihazlar üzerinden devam ettiği dönemlerdeyiz. Son araştırmalara göre, akıllı telefon uygulamalarında harcanan ortalama süre, geçen iki yıla göre %30 ila %45 arasında artmış. Bir başka veriye göre, dünya genelinde günde ortalama 4 saatten fazla zamanımızı akıllı telefonlarımızdaki uygulamalarla geçiriyoruz.
Alışverişten fatura ödemelerine, haberlerden sosyal medya takibine, oyun oynamaktan, film izlemeye kadar çok sayıda işi cep telefonları aracılığıyla yapıyoruz. Haliyle telefonlardaki uygulamaların sayısı, sanal dünyada yer alan şirket sayısıyla paralel bir seyir izliyor. Ve bu durum telefonlarımızı mini bir “uygulama dükkânı” haline getirdi. Bir zamanlar hayatımızı kolaylaştıran uygulamaların sayısı arttıkça hayatımıza yeni zorluklar giriyor. Neyse ki kullanıcıları bu zorluklardan kurtaran çözüm yine bir uygulama: SuperApp
Amaç tüketicinin ilk ve tek tercihi olmak
Dünya genelindeki SuperApp uygulamalarına bakınca en net görülen mücadele, müşteriye sahip olma konusunda yaşanıyor. Çünkü dijital çağda müşteri ilişkisinin sahipliği hayati bir önem taşıyor. Geleneksel sektörleri ve bu sektörlerin dev oyuncularını arka plana iten müşteri sahipliği savaşları, büyük yatırımları ve detaylı stratejik çabaları gerektiriyor.
En büyük gücün veri olduğu bir dönemde, sanal dünyada her birimiz hakkında binlerce veri bulunuyor. Finansal durumumuzdan aldığımız hediyelere, alışveriş ve tatil tercihlerimizden seyahatlerimize kadar büyük veriyi elinde bulunduran ve analitik bir şekilde işleyerek bir değere dönüştürenlerin kazanacağı bir döneme doğru gidiyoruz. Zaman farklı alanlardaki verileri işleyerek onları aynı platformda birleştirerek ortaya yeni ürünler, yeni teklifler, yeni iş modelleri çıkarma zamanı. Bunların yapılabileceği en iyi ortam da hiç kuşkusuz birçok farklı noktanın buluştuğu SuperApp’ler.
Asya’da SuperApp, Batıda FinTech SuperApp
Adından da anlaşılacağı gibi SuperApp, birçok mobil uygulamanın üst çatısı. Bu alanda en bilinen uygulamalar Çin’de belki de tüm mobil telefonlarda kullanılan WeChat. Başlangıçta bir mesajlaşma uygulaması olarak tüketicilere sunulan WeChat, 10 senede 1 milyarı aşan kullanıcı sayısıyla mesajlaşmanın yanı sıra kapsamlı bir sosyal paylaşım, iletişim ve ödeme aracı olarak öne çıkıyor. Bu geniş kapsamlı özelliklerine ek olarak kullanıcıların günlük aktivitelerine yönelik hizmetleri de sunarak tam anlamıyla bir süper uygulama özelliği taşıyor.
Asya’da WeChat’in başarısını örnek alan ve benzer deneyimleri sunan süper uygulamalar birbiri ardına kullanıma sunuldu. Alipay, Grab ve Gojek bu kategorideki en bilinen diğer uygulamalar. Bugün Asyalı mobil kullanıcılar tüm hayatlarını süper uygulamalarla düzenliyor.
ABD ve Avrupa’da -Asya örneklerinden farklı olarak- temel finansal hizmetler odaklı SuperApp haberleri ve girişimleri duyuyoruz. Ek olarak BigTech dediğimiz şirketlerin (örneğin Apple, Google) finansal yönetim çözümleri tek çatı altında toplayacak SuperApp iş modellerine ilgi gösterdiği de bilinen bir gerçek.
Türkiye’de SuperApp
Ülkemizde dünya örneklerinden farklı bir seyir izleyen mobil uygulamaların ve e-ticaret iş modellerinin erken dönemde hızlı gelişimi nedeniyle süper uygulamalar konusunda biraz geriden geliyoruz. Zira büyük oyuncuların öncelikle kendi odaklandıkları alanlarda büyümeleri ve kapsama alanlarını genişletmeleri ancak mümkün oldu. Şimdi yatırımcıların büyüme beklentilerini karşılayabilecek tek alternatif kaldı: SuperApp olmak. Önümüzdeki bir iki sene içinde tüketicilerin ilk ve tek tercihi olmak isteyecek markaların süper rekabetine hazır olun.
SuperApp, sadece ticari oyuncuların müşterileriyle, tüketicilerle buluştuğu ortak bir platform değil, aynı zamanda kamu ile vatandaşların buluştuğu bir platform olarak da kullanılabiliyor. Bu kapsamda en güzel örnek, geçen yılın son günlerinde tanıtımı yapılan İstanbul Senin Süper Şehir Uygulaması oldu. KOBiL tarafından geliştirilen bu uygulama 16 milyon İstanbullunun buluşabileceği bir platform olarak Asyalı ve Batılı örneklerden çok farklı bir açılım getiriyor.
Toplu ulaşım ve trafik bilgisi, alışveriş, eğitim, kültür sanat etkinlikleri, ulaşım kartları yükleme, belediye hizmetlerine erişmek, kentin yönetimi hakkında görüş bildirmek, kendinize özel sohbet grupları oluşturmak, size yakın bölgelerdeki etkinlikleri görmek ve katılmak, bağış/dayanışma gibi yaşamın her alanına dokunan onlarca hizmete tek bir şifre ile ulaşmak mümkün. Her yeni versiyonda içindeki mini uygulamaların genişletileceği, yeni hizmetlerin devreye alınmasıyla bu yaklaşımın tüm dünyanın dikkatini çekeceğine eminim.
Özetle; SuperApp gelişmelerini dijitalleşme adımlarımızda bir sonraki önemli evre olarak niteleyebiliriz. Her sektörden köklü kurumların, yeni nesil dijital oyuncular ile rekabeti sayesinde süper uygulamalar kısa sürede hızla büyüyen bir iş modeli haline gelecektir. Lakin başarı en hızlı, en büyük, en ünlü markaların değil, kullanıcıya hızlı, kolay ve basit bir tecrübeyi en güvenli şekilde sunanların olacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içi ve yurt dışında en çok ses getiren sendikalaşma girişimleri neler? Şirketler işçi direnişlerine nasıl yanıt veriyor? Süper uygulamalar, dijitalleşmede bir sonraki evre mi?
18 Şub 2022

YAZARLAR

Soner Canko
İstanbul Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Soner Canko, aynı üniversitenin İktisat Fakültesi’nden yüksek lisansını ve doktora derecelerini aldı. Kariyerine 1990 yılında başlayan Canko, bir çok yerli ve çok uluslu şirkette çalıştıktan sonra 2011-2020 yılları arasında Bankalararası Kart Merkezi’nin genel müdürlüğü yaptı. Bu göreviyle birlikte Türkiye kartlı ödemeler pazarına yeni teknoloji ve hizmetler sunmaya odaklanan Canko, Türkiye’de banka kartları, Chip&PIN ve temassız ödemelerin gelişimi çalışmalarına liderlik yaptı. Türkiye’nin mobil dijital cüzdanı BKM Express ve Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY markalarının hayata geçmesini sağlayarak, ekonominin kayıt altına alınması ve nakitsiz topluma geçmesi amaçlı çalışmalarda bulundu. Nisan 2020'de BKM'deki görevinden ayrılan Soner Canko, kurucu olduğu SC Yönetim & Danışmanlık çatısı altında finans ve teknoloji şirketlerine danışmanlık hizmetleri vermektedir. Türkiye’de finansal teknoloji alanında yaptığı çalışmalarla da tanınan Dr. Canko, • FinTech İstanbul, • Blockchain Türkiye, • Siber Güvenlik Türkiye, • Girişimci Kurumlar Türkiye platformlarında kurucu olarak görev almıştır.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

Yapay zeka, artık yazılımı ucuzlatmanın ötesinde, hizmet sektörünün ekonomisini de değiştiriyor. Yeni nesil “AI-native” ajanslar, müşteriye bir araç verip işi ona bırakmak yerine operasyonun tamamını üstleniyor ve ajans hizmetini platform fiyatına sunuyor.

Yıllarca raporlar, hedefler ve uyum kriterleri üzerinden ele alınan sürdürülebilirlik, 2026’nın çoklu kriz ortamında kabuk değiştiriyor. Çevresel ve sosyal riskler büyürken, şirketlerin sürdürülebilirliği ana iş kollarından ayrı, ikincil bir alan olarak görmesi giderek daha işlevsiz hâle geliyor. Yeni dönemin sorusu artık ne kadar sürdürülebilir göründüğümüz değil, sürdürülebilirliği finansal performansa, büyümeye ve organizasyonel dayanıklılığa ne kadar entegre edebildiğimiz.

Güvenin ve itibarın göstergelerini, güven ve itibarın kendisiyle karıştırdığımızda her şeyi “parasını bastırarak” çözebileceğimizi düşünüyoruz. Oysa göstergeleri satın almak kolay, güvenin kendisini satın almak ise mümkün değil. Çünkü sahici güven; strateji, sabır, emek ve zamana yayılan bir tutarlılık gerektiriyor. Kestirmeler ise yalnızca sahnedeki kağıttan kaplanı parlatıyor; işler ters gittiğinde o kaplan kimseyi korumuyor.




