MODA TASARIM ÖĞRENCİLERİNE VE ÖĞRENCİ ADAYLARINA AÇIK MEKTUP

Gerçeklerle yüzleşme ve dönüşüm yaratma vakti.
MODA TASARIM ÖĞRENCİLERİNE VE ÖĞRENCİ ADAYLARINA AÇIK MEKTUP

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Moda tasarım okumak, “modacı” olmak... Moda nedir? Nasıl "modacı" olunuyor?” Deneyimlerime dayanarak yazıyorum. En önemlisi de dürüst davranıyorum: Okulda öğrendiğin veya öğreneceğin bilgiler seni “gerçek” moda dünyasına tam anlamıyla hazırlamayacak. 

Moda tasarım okumak için öncelikle daha okul başlamadan şöyle bir süreç başlıyor: Lise bitmeden başlanan çizim kursları, ardından hazırlanan portfolyolar, mülakatlar, danışmanlar, başvurular derken aslında eğitime okullara başlamadan başlıyoruz. Daha yaşımız iş dünyası hatta gerçek dünya problemlerine uzakken hayaller kuruyoruz, büyük tasarımcılar olacağımızı belki de ünlü olacağımızı bile düşünüyoruz. Zaten üniversiteye girerken yaşımız oldukça küçük olduğundan emin olmadığımız hayallerin peşinden gidebiliyoruz. 

Benim hikâyem bu yazdıklarımdan çok uzak değil. Ailemin işinden dolayı tekstil dünyasını çok küçük yaşta deneyimleme şansım olsa da gelin görün ki hayat hiç de üniversitedeki gibi değilmiş. Neden mi? Çünkü bir moda tasarım bölümünde asla öğrenemediğimiz çok fazla şey var ve buna bir açıklık getirmeyi kendime görev edinmiş bulunuyorum.  

NELER VAR, NELER YOK?

Metodoloji, sanat, felsefe, tarih gibi moda tarihine ilham olan birçok ders, çoğu okulun moda tasarım programında var. Dikiş dersleri, sabahlara kadar yapılan el işi projeler, yıl sonu defileleri kulağa çok eğlenceli gibi gelse de aslında ciddi bir rekabet, emek ve tabii heyecan demek. Sorun bunun neresinde dersen, tasarımlarını eğitmenlere sunup onay beklerken kimse sana yarattığın koleksiyonları nasıl satacağını, bu ürünlerin çevreye verebileceği zararları, seçtiğin kumaş kalitesinin doğaya maliyetini, çöp depolama alanlarını, işçi haklarını, ekonomik döngüleri, o ders kitaplarından bildiğimiz “gelişmekte olan” ve “gelişmemiş” ülkelerin yaşadıklarını, işçilerin çalışma saatlerini, hızlı moda dünyasının ne kadar hızlı olduğunu, aslında defilelerde çıkan altı sezon koleksiyonların nasıl kopyalandığını ve bu sebepten değişen trendlere ayak uydurmaya çalışmayı anlatmayacak. Okul projelerine hazırlanırken büyük markaları ve moda şovlarını takip edip, kimler neler yapmış diye büyük bir merakla araştırmak, güncel kalmaya çalışmak görevlerinden bir tanesi olacak. “Sürdürülebilir” bir dünya aklına gelmeyecek çünkü bunun önemi belki de -kişisel olarak araştırmıyorsan- sana hiç öğretilmeyecek. Şu ana kadar yazdıklarım çok iç açıcı gelmemiş olsa da tüm bunları değiştirmek bir seçenek, hatta yapılacak çok şeyin olduğu yepyeni bir alan.  

NASIL MI? 

Tecrübe, tecrübe, tecrübe: Eğitim hayatından sonra en önemlisi tecrübe. Hızlı moda dünyasına karşı olabilirsin ama bu alanda öğreneceğin tecrübe gibisi yok. Yani altı dolu konuşmak, bilerek bir şeyleri savunabilmek için onları da dene. Edineceğin deneyimlere göre bu alanı nasıl dönüştüreceğini düşünebilir, kendini geliştirebilirsin. Hızlı moda sisteminin dünya üzerinde yarattığı çevre kirliliğini sadece sayılardan ve yazılardan öğrenmek yerine bunu değiştirmek için tecrübe edin. Her yeni bilinçli yaklaşım, yeni bir dönüşümü getirebilir. Tasarım okumanın seni özgür kılan bir alan olduğunu bilerek farklı yönlere adımlar atarak gözlem yap ve dene. 

Bir adım ileri: Bir moda girişimcisi olarak başarının anahtarı yaratıcılık gibi görünse de (en azından dışarıdan) ileriyi düşünme, çözüm üretme ve gözlemleme becerin bu yaratıcılığın arkasındaki özellikler aslında. Yani yaratıcılık meselesi özünde akıllı tasarımlar yapmak. Elindeki malzemeleri ziyan etmeden, fazla atık çıkarmadan hatta zaten var olan bir malzemeyi başka bir tasarıma dönüştürerek bir yerden başlayabilirsin. Bir tasarımı yaparken çöpe giden kumaş parçalarını, aksesuarları ve diğer malzemeleri iyi düşünebilir ve buna göre akıllı çözümler bulabilirsin. Hatta bir adım ileriyi de düşünüp kullanıcı deneyimine göre daha uzun ömürlü giysiler ve aksesuarlar tasarlayabilirsin. Daha fazla bilinçli tasarımcı, daha fazla bilinçli tüketici demek. 

Gerçeklerle yüzleşme: Sektörde ilk rekabet, okulda başlayacak. Bunu pozitif yöne çevirmek senin elinde. Büyük ihtimalle tasarladığın kıyafetleri bir defaya mahsus yaptığın için hiçbir zaman üretim kısmını düşünmeyeceksin. Tasarımlarını nasıl ve hangi şartlarda üretebileceğini ve gerçek dünyada durumun ne olduğunu araştırarak kendini “gerçek dünyaya” hazırlayabilirsin. Tekstil işçileri hakkında bilgi edinmek belki de rekabetin ne kadar önemsiz olduğunu sektöre atılmadan anlamana yardımcı olabilir.

Standart meselesi: Dikiş, nakış, ölçü tabloları… Bedensel özgürlük ve çeşitlilik, çoğu okul müfredatlarında olan bir konu değil. Tek ve standart ölçülerde tasarımlar yapılması istenecek. Tüm öğrenciler, aynı ölçülerde çalışacak. Gerçek dünyada farklı bedenlerin, renklerin ve çeşitliliğin olduğunu bilmek sana başka bir açıdan düşünme fırsatı verebilir. Tabuları yıkmaya, kendi başına okulda başlayabilirsin. 

Doğa dostu, sıfır atık, bilinçli tasarım ve üretim hedeflerini koyduktan sonra bu konuları araştırmak, moda dünyasının aslında tekstil dünyasından çok uzak olmadığını bilmek, her giysinin arkasındaki emeği okumak, yapabileceğin en iyi bitirme projesi. Dünyaca ünlü bir tasarımcı olmak değil, dünyayı tanımak ilk hedefin olsun. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

ANGST 17: GELECEK KİMİN ELİNDE?

Bilinçli genç tasarımcılar modanın geleceği olabilir mi? Büyük markalar, radikal kararları ne ölçüde alabilir? Hangi jenerasyondan medet umuyoruz?

21 Şub 2021

Ece Tugay

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Pelin Cengiz

·

19 Eyl 2026

Süheyla Doğan: 'Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim'
AngstAngst

HİKAYE

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...

Nazlı Tan

·

16 Eyl 2026

Moda ve benlik: Giyinmek neden sadece giyinmek değildir?
AngstAngst

HİKAYE

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?

Y kuşağından önceki kuşakların takip ettiği "eğitim, iş, terfi, evlilik, çocuk, ev, emeklilik" senaryosu çökeli çok oluyor; yerine yeni bir senaryo da konmadı. Milenyaller, yetişkinliğin her şeyi çözmek ve garanti bir hayat kurmak olmadığını deneyimleyerek öğrenen, aynı anda sonsuz seçenekli bir dünyaya uyum sağlamaya çalışan ilk kuşak oluyor. Peki çok seçenek gerçekten özgürlük mü? Yaşanan ne kararsızlık ne de kimlik krizi; bildiğiniz seçenek krizi.

Elif Bayram

·

16 Eyl 2026

Milenyallerin seçenek krizi: İradece özgür müyüz, ihtimallerce tutsak mı?
AngstAngst

HİKAYE

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?

Dünyada her ay 2 milyardan fazla kadın regl oluyor. Bu durum kadın fizyolojisinin doğal bir parçası olsa da tıp literatüründe en az araştırılan konulardan biri. Bu görmezden gelme hâli, milyonlarca kadının güvenli hijyen koşullarına, hijyenik ürünlere ve doğru bilgiye erişemediği daha geniş bir tablonun parçası. "Ölümcül körlük" yazı dizisinin ikinci bölümünde regl tabusunun hastalıkların teşhisini geciktirmekten okulda ve işyerinde ayrımcılığa uzanan görünmez sonuçlarını kadınların tanıklıklarıyla ele alıyoruz.

Ayça Örer

·

13 Eyl 2026

Ölümcül körlük #2 | O muayen günler: Regl tabuları kadınlara neye mâl oluyor?
AngstAngst

HİKAYE

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?

Müfredatı, sınav sistemini, okul yapılarını ve öğretim araçlarını sürekli reformlardan geçiriyoruz. Fakat eğitimde karşılaştığımız hemen her güçlüğü yine okulun içinden, okulun dili ve araçlarıyla çözmeye çalışıyoruz. Oysa reformdan önce okula hangi gözle baktığımızı, öğrenmeyi neden okulla özdeşleştirdiğimizi ve çocuğu bir özne olarak görüp görmediğimizi sorgulamak gerekiyor.

Metin V. Bayrak

·

13 Eyl 2026

Reformdan önce perspektifi değiştirmek: Bir okul ne zaman gerçekten açılır?