Modern çağda zenginden alıp yoksula vermek: Dumb Money


O’art’tan Odeabank’a 10. yıl hediyesi: Onunla Nedir? Karma sergi . Sanatın tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılma amacıyla Odeabank tarafından hayata geçirilen sanat platformu O’art , Odeabank’ın 10. yaşını kutlamak üzere seni, beni, yani herkesi Onunla sergisinde buluşmaya davet ediyor. Nerede ve ne zaman? 27 Ekim’e kadar, pazartesi hariç haftanın her günü 11.00 – 19.00 saatleri arasında Fişekhane ’yi ziyaret edebilirsin. Neden gitmeli? Bugüne kadar O’art ile çalışmış sanatçılar; Mehmet Dere, Erdal Duman, Leyla Emadi, Emin Mete Erdoğan, Buğra Erol, İnci Furni, Ali İbrahim Öcal, Nejat Satı, Berkay Tuncay ve Aylin Zaptçıoğlu’nun eserlerini izleyerek kendi düşünce patikalarında yeni kıvrımlar keşfetmek için. Not almalı: Begüm Güney küratörlüğünde gerçekleşen sergi hakkında detaylı bilgi almak için Odea ’yı şuradan ziyaret edebilir, gelişmelerden haberdar olmak için takipte kalabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Dumb Money
Yönetmen: Craig Gillespie
Yapım yılı: 2023
Süre: 105 dakika
Modern çağda iz bırakmış, yakın tarihimizi şekillendirmiş türlü olayların perde arkasında yaşananları açıklamak, öncesiyle ve sonrasıyla konunun bir özetini bırakmak sinemanın esas amaçlarından biri olmasa da sıklıkla kendi kendine edindiği bir görev olmaya başladı. Söz konusu alt-tür aracılığıyla; özellikle ortalama birer vatandaş olarak teknoloji, ekonomi ya da politika alanında sebeplerini kavramakta zorlandığımız fakat sonuçlarından etkilendiğimiz olaylar hikâyeleştiriliyor ve sinemanın bir eğlence medyumu olduğu kadar bir kitle iletişim aracı olduğunu da hatırlıyoruz. Bazı yönetmenler bunu izleyicisinin zekâsına güvenerek ve konu hakkında belli bir arka plana sahip olduğunu düşünerek yapıyor. (örneğin The Social Network (2010, David Fincher), Margin Call (2011, J.C. Chandor) ve Steve Jobs (2015, Danny Boyle)). Bazı yönetmenler ise hikâyeyi (tıpkı for dummies serisi kaynak kitaplar gibi) hedef kitlesinin boş bir A4 kağıdından farksız olduğunu varsayarak ve minimum dikkat seviyesindeki izleyicinin bile takip edebileceği, olabilecek en basit şekilde anlatıyor. (örneğin Adam McKay’in The Big Short (2015) ve Vice (2018) filmleri)
Yanlış anlaşılma olmasın; bu iki türden birinin diğerinden daha iyi, kaliteli ya da tercih edilebilir olduğunu savunmuyorum. Her iki yöntemde de iyi ve kötü, başarılı ve başarısız olabiliyor. Craig Gillespie imzalı, pandeminin ortasında Wall Street’i ve yatırımcı şirketleri zor durumda bırakan GameStop krizini konu alan Dumb Money, ikinci türdeki filmlerin iyi bir örneği.
2020’nin son, 2021’in ilk aylarında; yani pandeminin tam ortasında, henüz aşı bulunmamış ve ABD başkanlık seçimleri sonuçlanmamışken Reddit ve Twitter gibi platformların gündemini meşgul eden bir olay vardı gündemde. Birçokları gibi ben de, ekonomi ve borsadan zerre anlamayan biri olarak ne olduğunu tam anlayamamış, anlamaya da çalışmamıştım. Tıpkı video kaset ve DVD zinciri Blockbuster gibi, dijital çağın kurbanı olma yolunda ilerleyen bilgisayar oyunu zinciri GameStop’ın hisseleri; zenginlerin değil yoksulların hisse satın almaya başlamasıyla öngörülemez ölçüde değer kazanmış ve zenginlerin milyarlarca dolar kaybetmesine neden olmuştu. Ta ki büyük oyuncular birlik olana ve türlü hilelerle gidişata son verene kadar. Tüm süreç modern bir Robin Hood hikâyesi (daha doğrusu Robin Hood’luk kalkışması) olarak yorumlanmış, sosyal medyada bir direniş olarak lanse edilmişti. GameStop hisselerine yatırım yapan yoksul ve bireysel yatırımcının bir kısmı geleceğini güvence altına alacak kadar parayı birkaç ay içinde kazanmış, bir kısmı ise hayal kırıklığına uğramıştı.

Dumb Money | Kaynak: Chantier Films
Biz tüm bu olanları anlamaya çalışırken MGM, The Social Network’ün uyarlandığı The Accidental Billionaires kitabının da yazarı olan Ben Mezrich'in GameStop krizini konu alan kitabı The Antisocial Network’ün haklarını henüz taslak aşamasındayken satın almış ve filmin yapım süreci kriz sona erip kitap yayımlandıktan hemen sonra başlamış. Filmin odağında pek tabii ki krizin en büyük aktörlerinden ve öncülerinden olan, borsa hakkındaki sub-reddit r/WallStreetBets’teki yorumları ve Roaring Kitty adıyla YouTube’da yaptığı canlı yayınlarla tanınan Keith Gill var.
Film, Keith Gill’in sıradanlığını ve borsadan milyarlarca dolar kazanan yatırımcı şirket yöneticilerinden farkını henüz ilk sahnelerden itibaren aktarmayı da, açığa satış ve kısa pozisyon sıkışması gibi karmaşık terimleri uygulamalı olarak anlatmayı da başarıyor. Yine de, birbiriyle kesişmeyen fakat aynı olay örgüsüne hizmet eden çoklu hikâyelerin ve çok karakterli filmlerin zorlayıcı yanı Dumb Money için de geçerli: Çok fazla üstyazı, çok fazla tanıtıcı detay ve çok fazla kendini açıklama zorunluluğu gibi durumların yarattığı olumsuzluklardan film de yer yer nasibini alıyor.
Paul Dano, Pete Davidson, America Ferrera ve Anthony Ramos gibi oyuncuların kendilerini sevdirebilirliğinin de yardımıyla ve kendiyle dalga geçme erdemini kullanarak (tıpkı öncüllerinden The Big Short gibi) ekonomi ya da borsadan anlamayan genel izleyiciye konuyla ilgili bir filmi ilgiyle izletmeyi başarıyor. Ben salondan, hem eğlenmiş olarak hem de hayatımın çok karışık olduğu 2021’in ocak ayında anlamaya uğraşmadığım bir konuyu anlayıp içinde bulunduğumuz dünya düzeni için neden önemli bir gelişme olduğunu kavrayarak ayrıldım. Filmin amaçladığının da daha fazlası olduğunu zannetmiyorum zaten.
Nerede izleyebilirsin? Dumb Money, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- The Big Short (2015, Adam McKay)
- BlackBerry (2023, Matt Johnson)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
11. Engelsiz Filmler Festivali öncesinde festival ekibiyle röportaj, haftanın filmi Dumb Money ile borsaya giriş dersi
13 Eki 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




