Uzayda nükleer santral ile Ay, Mars ve ötesi

Uzayda nükleer santral ile Ay, Mars ve ötesi

27 Haziran - Dell Technologies - Quando
Dell Technologies ile birlikte

Dell Technologies’le duraklat, oynat, ileri sar Duraklat: Kapsayıcı bir dünyaya açılan pencere Pandemi nedeniyle eskisine nazaran evde daha fazla vakit geçirmek zorunda kalan pek çok insan, belki de hayatlarında ilk kez dış dünyayla bağlantı kurmak için oyun oynamaya başladı. Oyunlar, belirsiz pandemi süreci boyunca başka dünyaya açılan bir pencere hâline geldi; bu da endüstrinin şaşırtıcı bir hızla büyümesini sağladı. Öyle ki, oyun endüstrisi son 2 yılda en hızlı büyüyen eğlence alanlarından biri hâline geldi. Oynat: Türkiye'de dinamik büyüme Türkiye'de de oyun kültürü sürekli gelişiyor; bu da oyun segmentinde Türkiye’nin önemli bir pazar olduğunu kanıtlıyor. 2020 yılında yapılan bir araştırmaya göre, oyun endüstrisinin büyüme hızı dünyayla paralel olarak Türkiye’de de artarken oyuncu sayısı 36 milyonu aştı ve sektör büyüklüğü 880 milyon dolara ulaştı. Hızlı ileri al: Oyun yükleniyor… Peki özellikle son 2 yılda yeniden şekillenen sektör önümüzdeki yıllarda nasıl bir gelişim gösterecek? Türkiye’de kodlama oyun teknolojileri yalnızca dijital bir ekonomide iş fırsatları yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda hevesli genç yetenekleri ve geleceğin küresel şampiyonlarını besleyip eğitecek. Ayrıca bu yaygın kullanım, endüstrinin 5G, Edge, Bulut Bilişim, Yapay Zekâ (AI) ve Makine Öğrenimi (ML) gibi hızla büyüyen teknolojilerden faydalanmasını da sağlayacak. Üretilen veri miktarı sayesinde oyunlar, bu teknolojilerin önemli birer kullanıcısı olacak. Oyunlar, en yeni işlemcilerle ve güçlü ayrık grafik kartlarla her deneyimi daha etkileyici ve gerçek hâle getiriyor. Günümüzde oyun dizüstü bilgisayarları ve masaüstü bilgisayarlar, birçok popüler oyuna ait inanılmaz görsellerin imgelerini oluşturabiliyor. Oyuncular için gelecek tam da burada! Bugün artık bir oyuncu hem dinamik ve sosyal hem de başarılı olabiliyor. Adrenalin içeren video oyunu teknolojisi gibi, Türkiye’deki oyuncu profili de sürekli olarak değişiyor ve "yükleniyor". Dell Technologies’in geleceği şekillendirecek oyun bilgisayarları için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

2020’nin kasım ayında NASA ve ABD Enerji Bakanlığı, önümüzdeki 10 yıl içerisinde hem Ay’da hem de Mars’ta bir nükleer santral inşa etmeyi planladıklarını ve bu projenin hayata geçirilmesi için konsept tasarımları beklediklerini duyurdu. Aradan geçen iki yılın ardından, geçtiğimiz gün üç konsept tasarımının Ay’da hayata geçirilecek olan proje kapsamında seçildiği açıklandı.

Projelerin seçilmesiyle Ay’da nükleer santral inşa etme projesi tekrar gündeme geldi. ABD’nin uzayda neden nükleer santral inşa etmek istediği ve bunu nasıl başaracağı gibi sorular çoğumuzun aklını kurcalamaya başladı. 

Peki, gezegenimizin tek doğal uydusuna bir nükleer santral inşa ederek ABD neyi başarmak istiyor? Dahası, Ay’da bir nükleer santralin varlığı Dünya için ne anlama geliyor? 

Ay'da "fisyon reaktörü" mü?

Projeye dair tüm detaylar tabii ki de bilinmiyor; önümüzde bu on yılın sonuna kadar bir süre olduğunu düşündüğümüzde bunun için henüz oldukça erken. Ancak bildiğimiz kadarıyla ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Idaho Ulusal Laboratuvarı ve NASA, Ay’a uranyumla çalışan “dayanıklı, yüksek güçlü ve güneşe bağımlı olmayan” bir fisyon reaktörü yerleştirmek için birlikte çalışıyor. 

Nedir bu fisyon reaktörü?

Fisyon reaktörünün, daha doğrusu fisyon enerjisinin ne olduğuna gelecek olursak; fisyon ya da ayrışma, bir atomun iki parçaya bölünmesiyle açığa çıkan muazzam enerjiyi tanımlamak için kullanılıyor. Fisyon meydana geldiğinde bir atom çekirdeği, radyoaktif bozunma ya da atom altı parçacık bombardımanı (nötrino) sebebiyle parçalanabiliyor. Atom çekirdeğine uygulanan hafif nötrino bombardımanları atom çekirdeğinin iki küçük parçaya ayrılması işlemi olan kontrollü fisyon nükleer enerji tesislerinde enerji açığa çıkarmak için kullanılırken; kontrolsüz reaksiyonlar ise tıpkı Nagazaki ve Hiroşima’da olduğu üzere nükleer silah yakıtı olarak kullanılabiliyor. 

Kısacası fisyonun, genellikle bir nükleer enerji sahasında enerji açığa çıkarmak için kullanıldığı söylenebilir. Nispeten yüksek maliyetli olan bu işlem, eğer doğru şekilde kurtulunmazsa çevre için tehlikeli olabilecek nükleer atıklar da üretir. Yeni ve güvenli nükleer enerji reaktörleri geliştirilmeden önce, Çernobil ve Fukuşima gibi ilk nesil nükleer tesislerde meydana gelen aksaklıkların daha yüksek riskli sonuçlar doğurması, toplumun nükleer enerjiye temkinli yaklaşmasına da sebep olmaktaydı.

ABD, Ay'da nükleer santral kurarak ne yapmak istiyor?

ABD, Dünya’da inşa edip daha sonra herhangi bir montaj veya inşaat gerektirmeden Ay yüzeyine taşımayı planladığı nükleer santral ile, gelecekte gerçekleşecek insanlı görevler de dahil olmak üzere, uzay araştırmaları için uydumuzu dünya dışı bir üsse dönüştürmeyi hedefliyor. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Bol miktarda enerji, gelecekteki uzay araştırmalarının anahtarı olacak,” ifadelerini kullanan NASA’nın Washington DC’deki Uzay Teknolojisi Misyon Müdürlüğü müdür yardımcısı Jim Reuter, “Fisyonlu yüzey güç sistemlerinin, Ay ve Mars için güç mimarileri planlarımıza büyük ölçüde fayda sağlamasını ve hatta burada, Dünya’da kullanımlar için inovasyonu teşvik etmesini bekliyorum,” diye de sözlerine ekliyor. 

NASA’nın Uzay Teknolojisi Misyon Müdürlüğü bünyesindeki nükleer teknoloji portföyü lideri Anthony Calomino ise söz konusu teknoloji bir kez kendini kanıtladıktan sonra sistemlerin gelecekte daha da geliştirilebileceğinin altını çiziyor. “Her biri 10 kilovat elektrik gücü sağlayan dört ünite, Ay’da ve Mars’ta üs kurmak için yeterli gücü sağlayacaktır, “ diyen Calomino, “Bir fisyon yüzey güç sistemi kullanarak gezegen yüzeylerinde büyük miktarlarda elektrik enerjisi üretme yeteneği, ticarileştirme olasılığına izin verirken; büyük ölçekli keşif, insan karakollarının kurulması ve yerinde kaynakların kullanılmasına da olanak sağlayacaktır.” şeklinde belirtiyor. 

Dünya için tehlikeli mi? 

Ay’da nükleer santral kurma fikri kulağa alışılmışın dışında ve tehlikeli gibi gelebilir. Ancak Get Into Nuclear’ın kurucusu Andrew Crabtree’ye göre endişelenmeye hiç gerek yok. Nükleer enerjinin daha önce defalarca kez uzay görevlerinde kullanıldığını belirten Crabtree, uzayın kirlenmesinden endişe duyanların ise içini rahat tutmasını söylüyor.  

Bununla birlikte, Melink Corp’un kurucusu ve CEO’su, Fusion Capitalism: A Clean Energy Vision For Conservatives kitabının yazarı Steve Melink ise dikkate alınması gereken başka unsurlar olduğuna dikkat çekiyor. “Bir şeyler ya ters giderse değil, bir şeyler ters gittiğinde sorunu nasıl düzelteceğiz, özellikle de bu sorun acil bir sorunsa?” diye soran Melink, “Nükleer enerji öylesine karmaşık ki, öngörülebilir her sorunu tahmin etmek, gelecek nesiller için mümkün görünmeyen parçalar, teknisyenler ve sarf malzemeleri gerektirecek,” diye de ekliyor. 

Bütün bu endişelere rağmen Calomino, en başından beri NASA’nın bir numaralı önceliğinin “güvenlik” olduğunu söylüyor. Projenin Ulusal Çevre Politikası Yasası’nın onayından geçmesi gerektiğini ve nükleer yakıtının Ay yüzeyine gidene kadar etkinleştirilmeyecek şekilde tasarlanacağını belirten Calomino, tesisin 10 yılın ardından güvenli bir şekilde emekliye ayrılacağını ve Ay'daki radyasyon seviyesinin insanlar için sağlıklı bir seviyeye düşeceğini ifade ediyor. 

Liberty BioSecurity’nin baş tıbbi inovasyon sorumlusu Dr. Jose Morey ise, Ay’daki nükleer tesiste bir sorun olması durumunda bunun Dünya için çok az risk oluşturacağını söylüyor. Evrenin halihazırda radyasyonun en zararlı türlerinden olan kozmik ışık içerisinde “çalkalandığının” altını çizen Morey, Dünya atmosferinin uzaydaki ölümcül radyasyonlara karşı bir “kalkan” görevi gördüğünü belirtiyor. Bütün bunlara ek olarak, oldukça etkili ve temiz bir enerji formu olduğunu belirttiği nükleer enerjinin derin uzay araştırmaları ve insanlığın çok gezegenli bir tür haline gelmesinde önemli rol oynayacağına dikkat çeken Morey, ”Uzay araştırmalarının bu yeni şafağı, bir sonraki verimli, temiz enerji formu keşfedilene kadar nükleer endüstride bir canlanmaya yol açacak.” diye de sözlerine ekliyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

QuandoQuando

BÜLTEN SAYISI

🩺 Ay'da nükleer santral, sağlıkta veri ihlali

ABD, Ay'da nükleer santral kurarak ne yapmak istiyor? Facebook, hassas hasta bilgilerini ne için ve nasıl izliyor?

27 Haz 2022

Dell Technologies ile birlikte
Unsplash

YAZARLAR

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando

HİKAYE

AI’ın dokunulabilir hâli: Nokia’nın retro telefonları yapay zekanın geleceğine dair ne söylüyor?

HMD, yapay zeka asistanına erişim sunan bir tuşla donatılan retro Nokia telefon serisini tanıttı. Serideki sohbet robotu odağı, bir kez daha yapay zekanın dokunabildiğimiz versiyonunun nasıl görüneceğine yönelik soruları gündeme taşıdı.

05 Ağu 2026

AI’ın dokunulabilir hâli: Nokia’nın retro telefonları yapay zekanın geleceğine dair ne söylüyor?
QuandoQuando

HİKAYE

AI’da davranış tasarımı: Rekabet IQ’dan EQ’ya mı kayıyor?

Kullanıcılar ChatGPT, Claude ve Gemini’a aynı soruları sorduklarında çoğu zaman benzer doğrulukta yanıtlara ulaşsa da deneyim aynı hissettirmiyor. Dil modelleri arasındaki performans farkı daraldıkça rekabetin odağı, IQ'dan duygusal zekaya (EQ) ve davranış tasarımına kayıyor.

Doğa Yurduneri

·

02 Ağu 2026

AI’da davranış tasarımı: Rekabet IQ’dan EQ’ya mı kayıyor?
QuandoQuando

HİKAYE

Yayıncılığın çifte krizi: Google’a veda ihtimali masada, özgün insan içeriği kaosu kapıda

Google’ın yapay zeka özetleri yayıncıların arama trafiğini azaltırken, yapay zeka dedektörleri de insan eliyle yazılan metinleri yanlışlıkla makine üretimi olarak işaretleyebiliyor. İnternetin yayıncı, arama motoru ve okur arasındaki eski dengesi çözülürken yeni dönemin temel sorusu şu: Bir metnin kim tarafından ve nasıl üretildiğine dair güven nasıl tekrar inşa edilecek?

Ümit Alan

·

31 Tem 2026

Yayıncılığın çifte krizi: Google’a veda ihtimali masada, özgün insan içeriği kaosu kapıda
QuandoQuando

HİKAYE

Sam Altman’dan tarih çizgisine yeni bir işaret: 'Tekillik eşiği' ne demek?

Sam Altman, yakın zamanda katıldığı bir podcast programında yapay zeka yarışında bilimkurgu romanlarına konu olacak bir aşamaya gelindiğini duyurdu. Fakat OpenAI CEO’su, "Artık teknolojik tekilliğin (singularity) içindeyiz" dediğinde aslında yalnızca yapay zekanın geldiği noktayı tarif etmiyor, onlarca yıldır laboratuvar tartışmalarında ve gelecek tahminlerinde bahsi geçen bir kavramı da bugünün gündemine taşıyordu.

Doğa Yurduneri

·

28 Tem 2026

Sam Altman’dan tarih çizgisine yeni bir işaret: 'Tekillik eşiği' ne demek?
QuandoQuando

HİKAYE

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?

Sosyal medya ve akıllı telefonların olmadığı bir dünyayı hiç tanımamış olan genç nesiller, bugün kablolu kulaklıklar, retro oyun konsolları, CD’ler ve analog kameralara büyük bir rağbet gösteriyor. Dikkat süresini tekeline almayacak ürün ve hizmetler peşinde koşan bu kuşak, “yavaş teknoloji” olarak anılan bir akımı sessiz sedasız yükseltiyor.

Doğa Yurduneri

·

27 Tem 2026

Yavaş teknoloji akımı: Akıllı telefon çağının yarattığı dikkat krizine çare olabilir mi?