

Dell Technologies’le duraklat, oynat, ileri sar
Duraklat: Kapsayıcı bir dünyaya açılan pencere Pandemi nedeniyle eskisine nazaran evde daha fazla vakit geçirmek zorunda kalan pek çok insan, belki de hayatlarında ilk kez dış dünyayla bağlantı kurmak için oyun oynamaya başladı. Oyunlar,…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
2020’nin kasım ayında NASA ve ABD Enerji Bakanlığı, önümüzdeki 10 yıl içerisinde hem Ay’da hem de Mars’ta bir nükleer santral inşa etmeyi planladıklarını ve bu projenin hayata geçirilmesi için konsept tasarımları beklediklerini duyurdu. Aradan geçen iki yılın ardından, geçtiğimiz gün üç konsept tasarımının Ay’da hayata geçirilecek olan proje kapsamında seçildiği açıklandı.
Projelerin seçilmesiyle Ay’da nükleer santral inşa etme projesi tekrar gündeme geldi. ABD’nin uzayda neden nükleer santral inşa etmek istediği ve bunu nasıl başaracağı gibi sorular çoğumuzun aklını kurcalamaya başladı.
Peki, gezegenimizin tek doğal uydusuna bir nükleer santral inşa ederek ABD neyi başarmak istiyor? Dahası, Ay’da bir nükleer santralin varlığı Dünya için ne anlama geliyor?
Ay'da "fisyon reaktörü" mü?
Projeye dair tüm detaylar tabii ki de bilinmiyor; önümüzde bu on yılın sonuna kadar bir süre olduğunu düşündüğümüzde bunun için henüz oldukça erken. Ancak bildiğimiz kadarıyla ABD Enerji Bakanlığı’na bağlı Idaho Ulusal Laboratuvarı ve NASA, Ay’a uranyumla çalışan “dayanıklı, yüksek güçlü ve güneşe bağımlı olmayan” bir fisyon reaktörü yerleştirmek için birlikte çalışıyor.
Nedir bu fisyon reaktörü?
Fisyon reaktörünün, daha doğrusu fisyon enerjisinin ne olduğuna gelecek olursak; fisyon ya da ayrışma, bir atomun iki parçaya bölünmesiyle açığa çıkan muazzam enerjiyi tanımlamak için kullanılıyor. Fisyon meydana geldiğinde bir atom çekirdeği, radyoaktif bozunma ya da atom altı parçacık bombardımanı (nötrino) sebebiyle parçalanabiliyor. Atom çekirdeğine uygulanan hafif nötrino bombardımanları atom çekirdeğinin iki küçük parçaya ayrılması işlemi olan kontrollü fisyon nükleer enerji tesislerinde enerji açığa çıkarmak için kullanılırken; kontrolsüz reaksiyonlar ise tıpkı Nagazaki ve Hiroşima’da olduğu üzere nükleer silah yakıtı olarak kullanılabiliyor.
Kısacası fisyonun, genellikle bir nükleer enerji sahasında enerji açığa çıkarmak için kullanıldığı söylenebilir. Nispeten yüksek maliyetli olan bu işlem, eğer doğru şekilde kurtulunmazsa çevre için tehlikeli olabilecek nükleer atıklar da üretir. Yeni ve güvenli nükleer enerji reaktörleri geliştirilmeden önce, Çernobil ve Fukuşima gibi ilk nesil nükleer tesislerde meydana gelen aksaklıkların daha yüksek riskli sonuçlar doğurması, toplumun nükleer enerjiye temkinli yaklaşmasına da sebep olmaktaydı.
ABD, Ay'da nükleer santral kurarak ne yapmak istiyor?
ABD, Dünya’da inşa edip daha sonra herhangi bir montaj veya inşaat gerektirmeden Ay yüzeyine taşımayı planladığı nükleer santral ile, gelecekte gerçekleşecek insanlı görevler de dahil olmak üzere, uzay araştırmaları için uydumuzu dünya dışı bir üsse dönüştürmeyi hedefliyor. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Bol miktarda enerji, gelecekteki uzay araştırmalarının anahtarı olacak,” ifadelerini kullanan NASA’nın Washington DC’deki Uzay Teknolojisi Misyon Müdürlüğü müdür yardımcısı Jim Reuter, “Fisyonlu yüzey güç sistemlerinin, Ay ve Mars için güç mimarileri planlarımıza büyük ölçüde fayda sağlamasını ve hatta burada, Dünya’da kullanımlar için inovasyonu teşvik etmesini bekliyorum,” diye de sözlerine ekliyor.
NASA’nın Uzay Teknolojisi Misyon Müdürlüğü bünyesindeki nükleer teknoloji portföyü lideri Anthony Calomino ise söz konusu teknoloji bir kez kendini kanıtladıktan sonra sistemlerin gelecekte daha da geliştirilebileceğinin altını çiziyor. “Her biri 10 kilovat elektrik gücü sağlayan dört ünite, Ay’da ve Mars’ta üs kurmak için yeterli gücü sağlayacaktır, “ diyen Calomino, “Bir fisyon yüzey güç sistemi kullanarak gezegen yüzeylerinde büyük miktarlarda elektrik enerjisi üretme yeteneği, ticarileştirme olasılığına izin verirken; büyük ölçekli keşif, insan karakollarının kurulması ve yerinde kaynakların kullanılmasına da olanak sağlayacaktır.” şeklinde belirtiyor.
Dünya için tehlikeli mi?
Ay’da nükleer santral kurma fikri kulağa alışılmışın dışında ve tehlikeli gibi gelebilir. Ancak Get Into Nuclear’ın kurucusu Andrew Crabtree’ye göre endişelenmeye hiç gerek yok. Nükleer enerjinin daha önce defalarca kez uzay görevlerinde kullanıldığını belirten Crabtree, uzayın kirlenmesinden endişe duyanların ise içini rahat tutmasını söylüyor.
Bununla birlikte, Melink Corp’un kurucusu ve CEO’su, Fusion Capitalism: A Clean Energy Vision For Conservatives kitabının yazarı Steve Melink ise dikkate alınması gereken başka unsurlar olduğuna dikkat çekiyor. “Bir şeyler ya ters giderse değil, bir şeyler ters gittiğinde sorunu nasıl düzelteceğiz, özellikle de bu sorun acil bir sorunsa?” diye soran Melink, “Nükleer enerji öylesine karmaşık ki, öngörülebilir her sorunu tahmin etmek, gelecek nesiller için mümkün görünmeyen parçalar, teknisyenler ve sarf malzemeleri gerektirecek,” diye de ekliyor.
Bütün bu endişelere rağmen Calomino, en başından beri NASA’nın bir numaralı önceliğinin “güvenlik” olduğunu söylüyor. Projenin Ulusal Çevre Politikası Yasası’nın onayından geçmesi gerektiğini ve nükleer yakıtının Ay yüzeyine gidene kadar etkinleştirilmeyecek şekilde tasarlanacağını belirten Calomino, tesisin 10 yılın ardından güvenli bir şekilde emekliye ayrılacağını ve Ay'daki radyasyon seviyesinin insanlar için sağlıklı bir seviyeye düşeceğini ifade ediyor.
Liberty BioSecurity’nin baş tıbbi inovasyon sorumlusu Dr. Jose Morey ise, Ay’daki nükleer tesiste bir sorun olması durumunda bunun Dünya için çok az risk oluşturacağını söylüyor. Evrenin halihazırda radyasyonun en zararlı türlerinden olan kozmik ışık içerisinde “çalkalandığının” altını çizen Morey, Dünya atmosferinin uzaydaki ölümcül radyasyonlara karşı bir “kalkan” görevi gördüğünü belirtiyor. Bütün bunlara ek olarak, oldukça etkili ve temiz bir enerji formu olduğunu belirttiği nükleer enerjinin derin uzay araştırmaları ve insanlığın çok gezegenli bir tür haline gelmesinde önemli rol oynayacağına dikkat çeken Morey, ”Uzay araştırmalarının bu yeni şafağı, bir sonraki verimli, temiz enerji formu keşfedilene kadar nükleer endüstride bir canlanmaya yol açacak.” diye de sözlerine ekliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
ABD, Ay'da nükleer santral kurarak ne yapmak istiyor? Facebook, hassas hasta bilgilerini ne için ve nasıl izliyor?
27 Haz 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.



