

Haziran ayı boyunca Yerebatan Sarnıcı’nda: Derinden Gelen Sesler konserleri
Derinden Gelen Sesler konserleri Tarihî Yarımada ’nın gözdesi Yerebatan Sarnıcı , rüyalı atmosferinde müzikle büyüleneceğimiz etkinliklerden Derinden Gelen Sesler konser serisiyle ay boyunca ziyaretçilerini bekliyor. Neler var? Derinden…
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
- Nedir? Performans. Kadın olma deneyimi, fiziksel sınırlar, cinsellik ve nesneleştirme üzerine sanatsal yaratıcılıktan hareketle farklı deneyimleri paylaşmayı ve kollektif bir güçlenme alanı açmayı hedefleyen enerjik ve çarpıcı bir performans bizi bekliyor.
- Nerede? Alan Kadıköy
- Ne zaman? 5 Haziran Pazartesi ve 6 Haziran Salı 20.30
- Neden gitmeli? Nutcrusher’ın tanıtım videosunu izlemek heyecanımızın tavan yapmasına yetti desek yeridir.
- Not almalı: Cinsel nesneleştirilme ve güç dinamiklerini inceleyen Nutcrusher, özellikle Kore’deki #meetoo ve #timesup hareketlerinden yola çıkarken farklı kültürel arka planlardan gelen üç kadın sanatçının deneyimlerini dansla buluşturuyor. Koreograf Sung Im-Her; bir kadın, performansçı ve göçmen olarak bu üç kimliğin birbiriyle nasıl kesiştiğiyle ilgileniyor. Bedenlerimizle kurduğumuz ilişkiyi, bedenlerimizin nasıl sergilenip temsil edildiğini ve kültürel bağlamın buna etkilerini sorgulayan performansta dansçılar cinsiyetsiz bir evrene doğru ilerlerken tekno ve repetitif jestlerle yapımın dengesi ve enerjik doğası izleyiciye geçiyor.
Nutcrusher’ın koreografi ve konsept boyutlarına attığı imzanın yanı sıra dansçılardan biri olan Sung-Im Her’e Hye Jin Lee ve Martha Pasapokoulou eşlik ediyor. Yaratım ekibinde Yen ching Lee ve Martha Pasapokoulou’yu görüyor, ışık tasarımında Petricia Rolan Polo ve ışık uygulamasında Julien Bernard’ın maharetlerini izliyoruz. Dramaturjiden Philip Stanier, müziklerden de Jamie Hamilton sorumlu. Performansın biletleri için seni şöyle alırken bir de hatırlatma yapalım: Istanbul Fringe Festival - British Council işbirliğiyle izleyeceğimiz bu performansın yanı sıra fiziksel bir atölye ve online bir buluşma için de beklemedeyiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu ay şehrin ajandasında CI Bloom, Nutcrusher, Salt Galata'nın yeni sergisi Başka Kayda Rastlanmadı ve daha nicesi var.
01 Haz 2023

YAZARLAR

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.



