OECD'den Türkiye'ye dair


Dardanel , Dünya Okyanus Günü’nü kutlar 8 Haziran Dünya Okyanus Günü Okyanusları korumak ve sürdürülebilir üretim-tüketim faaliyetleri hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla tüm dünyayla birlikte 8 Haziran Dünya Okyanus Günü ’nü kutlayan Dardanel , sürdürülebilir balıkçılığın önemine dikkat çekiyor. Nasıl? Friend of the Sea ve Dolphin Safe gibi çevre dostu sertifikalarla ödüllendirilen Dardanel , sağlıklı bir beslenme düzeninin kilit taşlarından olan deniz ürünlerini tüketiciye sunarken Birleşmiş Milletler ’in 17 maddelik Sürdürülebilir Kalkınma İlkeleri ’ni rehber ediniyor. ‘Balığını Sorgula’ uygulamasıyla balığın hangi bölgede avlandığını, cinsini ve hangi gemilerle taşındığını tüketicilerle paylaşan Dardanel, okyanuslardan gelen en sağlıklı protein kaynaklarından biri olan ton balığının geçtiği aşamaların kolaylıkla takip edilmesini sağlıyor. Balığın nereden geldiğini görmek için Dardanel Ton ambalajlarında yer alan kodu www.dardanel.com.tr ’de balığını sorgula alanına girmek yeterli. Neden önemli? Sorumlu üretim ve tüketimin dünyanın geleceği için taşıdığı önemin altını çizen Dardanel , ton balıklarının avlanma aşaması, malzeme seçimi ve geri dönüşüm süreçlerine kadar birçok alanda yüksek standartlar uygulayarak sürdürülebilirlik için gerekli adımları atıyor. 1984’ten beri Türkiye’yi konserve ton balığıyla buluşturan Dardanel ’i buradan ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), yayımladığı “OECD Ekonomik Görünümü 2023” raporunun birinci sayısında Türkiye ekonomisi için 2023 yılı büyüme tahminini 80 baz puan yukarı yönlü revize ederek %3,6’ya çıkardı. Raporda iç talebin bu yıl da ekonominin itici gücü olmayı sürdüreceği ifade edilirken, zayıflayan ihracat rakamları nedeniyle ekonomik büyümenin geçen yıla göre yavaşlamasının beklendiği belirtildi.
Raporda ayrıca Kahramanmaraş merkezli depremlerin yol açtığı geniş çaplı hasarın ve olumsuz ekonomik etkilerin yeniden inşa faaliyetlerinin sağlayacağı destek ile büyük ölçüde telafi edilmesinin öngörüldüğü ifade edildi.
“Göstergeler, yeniden inşa çalışmalarının hız kazanması ve depremden etkilenen bölgedeki ticaret ve sanayi üretiminin kısmen eski haline dönmesi nedeniyle faaliyetlerde hızlı bir toparlanmaya işaret etmektedir.
💉 Hatırlatma dozu: TÜİK tarafından yayımlanan dönemsel gayrisafi yurt içi hasıla verilerine göre inşaat sektörü, depremin ardından yeniden inşa çalışmalarının başlatıldığı birinci çeyrekte %5,1 büyüme kaydederek 6 çeyrektir süren daralma serisini sona erdirmişti.
OECD’nin 2023 yılı için işsizlik oranı için beklentisi yaklaşık %10 seviyelerinde seyretmesi yönünde olurken, enflasyonun ise genişleyici para politikalarının sürdürülmesi halinde 2023 ve 2024 yıllarında %40’ın üzerinde kalacağı tahmin edildi.
“Özel tüketim, asgari ücretin %50 oranında artırılması ve mâli destek yoluyla desteklenecektir. Enflasyon, genişlemeci para politikası ve yüksek ücret artışı nedeniyle 2023 yılı boyunca yüksek kalacaktır. Riskler aşağı yönlüdür. Büyük dış finansman ihtiyacı ve hızla azalan rezerv tamponları, ekonomiyi türbülans ve ters rüzgarlara karşı oldukça kırılgan hale getirmektedir.”
Dünya enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların, Türkiye için enerji arzında dışa bağımlılıktan kaynaklanan riskleri de öne çıkardığının ifade edildiği raporda, yakın zamanda başlanan ve 2023 yılı sonunda iç tüketimin yaklaşık %7'sini karşılaması beklenen yerli doğal gaz üretiminin bu riskleri bir miktar azaltmasının beklendiği belirtildi.
Tavsiyeler
Raporda beklentiler ile birlikte hükümete birtakım tavsiyelerde de bulunuldu. OECD’nin öncelikli tavsiyesi, hükümetin depremzedelere ve artan yaşam maliyetlerinden muzdarip olan düşük gelirli hanelere gerekli desteği sağlamaya devam etmesi, fakat bu desteğin sürekli tutulmaması ve mâli maliyetleri yönetilebilir tutmak adına destek için en kırılgan kesimin seçilmesi oldu.
Mâli politikaların yanı sıra enflasyon beklentilerinin çıpalanması adına para politikasının da önden yüklemeli bir şekilde sıkılaştırılması ve sürprizleri önlemek için gelecek sıkılaştırma hamlelerine ilişkin net bir iletişim süreci yürütülmesi tavsiyesi verildi.
“Enflasyon beklentilerinin sabitlenmesi kilit bir zorluktur. Para politikası, dikkatli bir şekilde zamanlanmış politika faizi artışları ve gelecekteki hamleler hakkında net iletişim ile sıkılaştırılmalıdır. Merkez Bankası'nın bağımsızlığına olan güvenin, Banka'nın yönetim kurulundaki devir hızının azaltılması da dâhil olmak üzere, artırılması gerekmektedir.”
Dünya Bankası ne dedi?
Dünya Bankası güncellediği Küresel Ekonomik Raporu’nda ülkemize dair büyüme beklentisini 50 baz puan artırarak %3,2’ye yükseltti. 2024 beklentisi ise 30 baz puan artışla %4,3’e çekildi. Depremin ülke ekonomisine etkisinin 2021 GSYH’sinin %4’üne yakın olduğunun ifade edildiği metinde, büyüme trendinin yeniden inşa çabaları ile desteklendiği ifade ediliyor.
💾 Cep bilgisi: Zayıflayan büyüme, finansal riskler başlığı ile yayımlanan raporda, artan faiz oranlarının küresel büyümeyi yavaşlatacağı ve finansal piyasalarda baskıyı artıracağı öngörülüyor. Raporda 2023 yılı küresel büyüme değeri %2,1’e çekilirken 2024 büyüme tahmini %2,4 olarak tutuldu. Çalışmada 2023 büyüme oranları ABD için %0,7; Avro Bölgesi için %0,4; Çin içinse %4,0 olarak tahmin ediliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde kur şokunun etkileri yaşanırken yurt dışında OECD’nin makro görünüm raporu, dış ticaret verileri ön plandaydı.
08 Haz 2023

YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Serbest fonlarda yatırımcıların parasını ne zaman alacağı, fonun değerleme ve iade koşullarına göre belirleniyor. SPK’nın 28 Ağustos tarihli düzenlemesi, likidite riski kapsamında iade taleplerinin karşılanması için bu koşulların önceden ilan süresi beklenmeden değiştirilmesine izin veriyor. Atlas Portföy’ün DFI fonunda satış işlemlerini aylık değerleme tarihine bağlayan uygulaması da bu hüküm kapsamında yapıldı.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.
14 Eyl 2026

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.




