Tarihin en kirli yarışı


Punto'nun 23 Temmuz’da Tokyo’da düzenlenecek Yaz Olimpiyatları için her ayın üçüncü çarşambası yayımlanacak şekilde kurguladığı beş sayılık bülten serisinin ikinci sayısı; Socrates ve Serbest Atış'ın destekleriyle hazırlandı.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Olimpiyat tarihinde yaşanan nice skandal var. Ancak dünya sporunu derinden sarsan ve en önemlisi milat olarak kabul edilen çok fazla hikaye yok. Doping geçmişte de sporun içinden çıkartılmak istenen bir kirdi. Fakat 1988’de Seul Olimpiyat Oyunları'nda Kanadalı sprinter Ben Johnson’ın dopingle yakalanması belki de bu illetle daha modern yöntemlerle mücadele etme anlamında bir başlangıç oldu.
Başlangıç: Jamaika doğumlu Ben Johnson 1976 yılında ailesiyle birlikte Kanada’ya göç ettiğinde 15 yaşında bile değildi. Ağabeyinin teşvikiyle atletizme başladı. Koç Charlie Francis, ondaki yeteneği hemen fark etmişti. Ben 18 yaşını doldurduğunda Francis, Johnson’a hayatını değiştirecek 2 soru sordu. Soru 1: Uluslararası atletizme girmek istiyor musun? Yanıt evet olunca soru 2 geldi: “Yarışlara rakiplerinle aynı hizada mı başlamak istersin yoksa 1 metre arkalarında mı?”. Yanıt belliydi. Johnson kısa sürede kendisini göstermeye başladı. 1982 Commonwealth Oyunları'nda 2 gümüş madalya aldı. 1983 Dünya Şampiyonası parlak geçmese de 1984 Los Angeles Olimpiyatları'nda 100 metrede bronz madalya elde etti. Altını kazanan Amerikalı Carl Lewis, Kanadalı atletin ileride tehdit oluşturacağını düşünmüyordu.
Kaynak: CNN
Zirveye doğru: 1985’te Johnson ilk kez geçti Lewis’i. 1986’da hem Lewis’i İyi Niyet Oyunlarında geçti hem de 60 metrede salon dünya rekorunu kırdı. Artık pistlerde Ben Johnson rüzgarı esiyordu. Ancak Kanada takımının içinde steroid kullananlar olduğu dedikoduları ortalıkta dolaşıyordu. 1987’de Roma’da düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası'nda fırtına koptu. Ben Johnson 9.83 ile inanılması güç bir dünya rekoruna imza attı. Rakibini zoraki tebrik eden Carl Lewis ilerleyen günlerde Johnson’ın doping yaptığını ima ediyordu. Adeta iki büyük sprinter arasında söz düellosu başlamıştı. Johnson, “Carl beni geçerken sesim çıkmıyordu. Birileri çıkıp beni geçecek ve ben saygı duyacağım” diyordu. Herkesin gözü Seul’deydi. Olimpiyatlarda dünyanın en hızlı adamı kim olacaktı?
Skandal: 24 Eylül 1988. Kimine göre tarihin en kirli yarışı. Finalde yarışan 8 atletten 6’sında ilerleyen yıllarda doping çıkacaktı. Ben Johnson inanılmaz bir yarış çıkardı. Finiş çizgisini farklı şekilde önde geçtiği sırada kronometre 9.79’u gösteriyordu. Sporseverlerin gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Carl Lewis ikinci olmuştu. Zoraki bir tebrikten sonra ortalıktan yok oldu Amerikalı. 2 gün sonra bir haber sızdı medyaya. Hangi spor dalında olduğu belirtilmeden bir şampiyonda doping bulunduğu söyleniyordu. Ardından acı haber geldi. Johnson’ın vücudunda stanozolol isimli anabolik steroid bulunmuştu. Daha sonra Johnson, doping kullandığını itiraf etse de testte birtakım şüpheli şeyler de dönmüştü. Bu arada şampiyonluk Carl Lewis’e gitmiş Johnson’ın geçmiş dereceleri de iptal edilmişti. Sanki Ben Johnson hiç yarışmamış, hiç koşmamıştı.
Kaynak: Simon Bruty/Allsport
Savaş: 1991’de cezası biten Johnson 1993’te yine dopingle yakalandı. Ömür boyu men aldı ama buna itiraz etti. 1999’da itirazı kabul edildi. Bu kez kimse onunla yarışmak istemedi. Tek başına yarışırken bile tekrar dopingle yakalandı ve spor yaşamı resmen bitti. Kaddafi’nin oğlunun kişisel antrenörlüğünü yapmak gibi acayip işlerle uğraştı. Diğer yandan dopingle mücadele daha ciddi bir hal aldı. Hırsız-polis oyununda geride kalmamak için daha organize çalışılması gerektiği anlaşıldı. Ve 1999’da WADA yani Dünya Anti Doping Ajansı kuruldu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ben Johnson, Marion Jones, Larry Nassar, Ervin Zâdor ve Michael Phelps. Punto'nun olimpiyat bülten serisinin ikinci sayısı hazır.
21 Nis 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



