Oyun bozanın oyunu

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İtalya, oynadığı son 32 maçta yenilmedi. Rakam muazzam ama bu seri oluşurken, üst düzey bir rakiple de karşılaşmamıştı. Euro 2020’de bile ne grupta ne de ikinci turda karşılarında ‘sert’ bir takım vardı. Ta ki çeyrek finale kadar…
FIFA sıralamasında 1 numarada yer alan Dünya Kupası yarı finalisti Belçika, bu açıdan önemli bir testti. Yıllardır yakaladığı kuşakla bir turnuva kazanması beklenen Belçika, kısa süre önce kurulan ve henüz ‘kahramanlık’ göstermeyen bir takımla karşı karşıya geldi. Biri badireler atlatan, diğeri çıkış yapan iki takımın geliş yolları gibi stratejileri de birbirinden farklıydı.
Belçika ‘oynamak’ isteyen ve bunu da başaran bir takım. İtalya ise ön alanda rakibi bozuyor ve anında iş bitirmeye çalışıyor. Roberto Mancini’nin takımı futbolun yeni trendi topla geriden çıkmanın antitezi. Oyun kurmaya çalışan rakiplerine yoğun pres yapıyor, onların topla ilişkilerini kesiyor ve kaptığı toplarla hemen sonuca gidiyor. Çeyrek final maçına da öyle başladı.
Belçika ise kendine güvendi ve alışkanlıklarından taviz vermedi. Hatta pozisyonlar da buldu ama yine de rakip kaleye gitmeyi çok fazla başaramadı.
Önce oyun İtalya’nın kontrolündeydi, sonrasında skor da onların oldu. Hem de eşleşmenin çatışmasına uygun bir golle. Belçika savunması topla çıkarken, hatta ceza sahasında çalım atarken önce Marco Verratti araya girdi, ardından da Nicolo Barella ondan aldığı topu filelere gönderdi. İki merkez oyuncu, öne çıkarak cezayı kesti.

Golden sonra İtalya’nın yaslanıp, en azından ilk yarı bitene kadar skor koruyacağını tahmin edebilirdik. Zira ülkenin futbol geleneği bunu emrederdi. Fakat İtalya, baskısını azaltsa da aldığı topu birinci bölgede gezdirerek rakibe yine fırsat vermedi. İlk yarıda atılan iki gol arasında geçen 11 dakikada Belçika sadece bir kez rakibi üzerinde baskı kurabildi ama onun sonucunda da bir tehlike yaratamadı. 0-0’da da 1-0’da da, oyun hep İtalya’nın istediği gibi gitti.
İlk yarıdan biten maç
Lorenzo Insigne’nin golü, Belçika’nın İtalya ile yarışamayacağının kanıtı gibiydi. İtalya savunmadan çıkarken, rakip oyuncuların baskısıyla karşılaşmadı. Orta sahada topla çok rahat buluşan Insigne’yi zorlayan bir oyuncu da çıkmadı. O da imza vuruşuyla harika bir gol attı.
İlk yarının son anlarında Di Lorenzo’nun Jeremy Doku’ya yaptığı faul gereksizdi ama 2-1’e gelen skor bize bambaşka bir ikinci yarı izlettirebilirdi.

O da olmadı! Belçika teknik direktörü Roberto Martinez oyuncu değiştirmek için 70. dakikayı bekledi. Gerçi kimi sokabilirdi ki? Yıllarca zengin oyuncu havuzuyla övülen Belçika’nın aslında o kadar da bereketli bir kulübesi olmadığı ortaya çıktı. Napoli’de artık yedek kalan 34 yaşındaki Dries Mertens, Serie A’nın en iyi oyuncularına karşı sahadaydı. Daha kötüsü; Başakşehir’in rotasyon oyuncusu olan ve sakatlığı bulunan Nacer Chadli kurtarıcılardan biriydi. İtalya ise o anlarda turnuvanın yıldızlarından Leonardo Spinazzola’yı kaybetse bile kulübesinden önemli isimleri sahaya atmaya devam etti.
Mancini’nin öğrencileri, üç senedir bekledikleri esas sınavı başarıyla geçti. Büyük çabalarla kurulan kadro, bir favoriyi yendi. Üstelik öyle bir 90 dakikaydı ki, İtalya’nın diğer maçlarından daha zor da değildi.
Sert çocuklar sahnede
Euro 2020 bir müzik festivali olsaydı, yarı finale çıkan diğer üç takım farklı tarzlarıyla insanları sahneye çekerdi. Hepsinin kendine ait özel bir hayran kitlesi olurdu. Festivale renk katarlardı.
İtalya ise sahneye çıktığı gün festival alanında karmaşaya neden olan o ‘arıza’ çocuklardan olurdu.
Ve o çocuklar ya sahneye son gün çıkarlar, ya da sahneye çıktıklarında festival sona erer.
İtalya, festival alanında problem çıkarmaya devam ediyor. Büyük ihtimalle herkes sahneden inerken kapanışı onlar yapacak!

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Konuklar: Roberto Mancini, Ayşe Begüm Onbaşı, Karsten Warholm, Jadon Sanch, Toprak Razgatlıoğlu, Altuğ Çelikbilek ve Patrick Vieira.
05 Tem 2021

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



