Parçalanmış bağlar: Viral şarkılar neden kalıcı bir hayran kitlesi getirmiyor?

Ağustos ayında düzenlenen Soundgarden Festivali’ndeyim. Birazdan sahneye Empire Of The Sun çıkacak. 2000’li yılların sonuna doğru herhangi bir indie partisine gittiyseniz grubun We Are The People şarkısıyla mutlaka dans etmişsinizdir. 2008 çıkışlı parça, yıllar sonra sosyal medyada yeniden viral oldu ve günümüz gençliğinin odağında. Festivale dönüyorum ve sadece bu şarkıyı bilen bir arkadaş grubunun yanındayım “Ne zaman bunu çalacaklar?” diyor yanımdaki kişi. O şarkı gelene kadar sohbetine devam ediyor. Grubun yeni şarkılarına dair çoğu kişinin hiçbir fikri yok.
Geçen yıl da Sophie Ellis-Bextor’ın 2002’de yayınlanan Murder on the Dancefloor şarkısı yeniden popüler oldu ve sanatçı İstanbul’da bir markanın özel davetinde sahne aldı. Karşısındaki kitle ise sadece bu şarkıya eşlik etti. Sanatçının bu yıl yayımlanan Perimenopop albümü ise Murder on the Dancefloor rüzgarına kapılıp gidemedi ve çok az dinlenme elde etti.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.




