Parçalı bulutlu havalarda tarifsiz mutluluklar

Pandeminin korku, endişe, atalet ve can korkusuyla allak bullak olduğumuz yılları, edebiyatımıza pek çok eser kazandırdı. Klinik psikolog ve yazar Tuğçe Isıyel'in yeni yayıncısıyla tekrar basılan "Parçalı Bulutlu" adlı anlatı-anı-öykü kitabı da bunlardan. Aslında "kurgu dışı" olarak nitelenmesi gereken "Parçalı Bulutlu"daki yazıları öykü olarak da okuyabilirsiniz; pandeminin kasvetli günlerinden süzülüp gelmiş, bir döneme tanıklık etmiş anılar ve anlatılar olarak da...
Parçalı bulutlu havalarda tarifsiz mutluluklar

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Klinik psikolog ve yazar Tuğçe Isıyel, pandemi dönemindeki zorunlu inziva günlerinden anlatı-anı-öykü tadında bir kitap çıkarmış. Aslında "kurgu dışı" olarak nitelendirilmesi gereken Parçalı Bulutlu'daki yazıları öykü olarak da okuyabilirsiniz, pandeminin kasvetli günlerinden süzülüp gelmiş, bir döneme tanıklık etmiş anılar ve anlatılar olarak da...

Bir adada doğmamış ve onu saran denizle büyümemişler için ürpertici bir şeydir anakaradan izole olmak. İzole olmak deyince tüm zorlayıcılığıyla pandemi süreci öğretmişti bunu çoluk çocuk hepimize:

"Bizi hayatımızdan, bizatihi kendimizden, alışkanlıklarımızdan, yakınlarımızdan, iş, eğitim ve tüketim / eğlence / gezme ve hatta dinlenme rutinimizden ayıran, ucu bucağı gözden gönülden ırak en büyük deniz değil miydi bizi hayatımızdan ayıran?"

"Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti
Yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar"

Zülfü Livaneli, sözleri mi bestesi mi daha etkilidir kişiden kişiye değişir ama "ada" duygusunu ne güzel dile getirmişti kırk küsur yıl önce. 

Denize serpilmiş mahrumiyet parçaları

Önce Tuğçe Isıyel'in pandemi sürecinin ürünü olan Parçalı Bulutlu adlı kitabının yazıldığı mekana, ada ve adada günlerin, saatlerin ve anların akışına verelim dikkatimizi...

"Ada duygusu"nu yapay zeka şöyle açıklıyor:

"Martı sesleriyle uyanılan, trafikten uzak, huzurlu ve samimi bir atmosferi ifade eder. Büyükşehirlerin aksine, herkesin birbirini tanıdığı, sakin ve sıcak insan ilişkilerinin kurulduğu bir yaşam alanı sunar. Bu duygu, aynı zamanda dış dünyadan izole, doğayla baş başa kalma ve zamanın daha yavaş aktığı hissini barındırır."

Yapay zeka bir kez daha tek tek doğruları, bir yandan da benzemezleri, farklı bağlamlarda ele alınacak doğru kırıntılarını ne yürekten katılacağımız ne de tamamen karşı çıkacağımız bir biçimde biraraya getirmeyi başarmış.

Evet ada kendi kendinle kalmanın, münzevi ruhların, tefekkür ve gözlemin, Ahmet Haşim'in deyişiyle melalin, melankolinin, eşyayla doğayla yeniden ve dolaysız ilişki kurmanın imkanlarını sunan bir coğrafya.

Ama fazlası var...

Tuğçe Isıyel, bir adada ömür sürmenin (Aslında tüm çaresizliğimizle Türkiye de, Ortadoğu da, yaşadığımız çağ da bir ada değil midir?) nüanslarını, ilginç metaforlarla ve bambaşka yönleriyle (sunuş yazısından farklı dizeleri biraraya getirdiğim biçimiyle) şöyle tarif ediyor:

"Herkesin yazı da kışı da kendisine benzer. Kendi kışına tahammül edemeyen adanın kışına nasıl tahammül etsin... Adalar, dört başı mamur, tek başına kalabilme kapasitesiyle denize serpilmiş mahrumiyet parçaları... Denizin ortasındaki dağ... rüzgârı kadar yalnızlığı da sert buranın. Şehir hengâmesi, insanın kendisiyle kendisi arasına giriyor ancak adada insanı kendisinden koruyacak çok az şey var. Çok alan, çok sessizlik; az insan, az uyaran. Sık sık geçmişe uğratan duraklar, içimizdeki karanlığa baktıran havalar... (Adalar) Bir cezalandırılma mekânı. Benim içinse âdeta bir ana rahmi, kordonu feribot olan... Adaya giriş-çıkış kolay değil, hep bir ritüel, hep bir zaman kovalamacası..."

Ancak yazar adanın hissettirdiği mahrumiyet hissinin olumlu tarafına da vurgu yapıyor:

"Adadan ayrılan her feribotun ardından şu an istesem de karşıya geçemem hissinin bana bir esaretten çok özgürlük duygusu vermesini itiraf etmeliyim..."

İnsan yaşadığı yere benzer nihayetinde

Kitabının yazılma nedenini de satırlar arasına sıkıştırıveriyor Tuğçe Isıyel:

"... İnsan yeni yerlerde yeni duygu katmanlarıyla da karşılaşıyor, coşkuları, hüzünleri, kırgınlıkları da o yere benzemeye başlıyor. Duygu belleğine oranın formundaki duygular da yerleşiyor."

"... Şehrin göbeğinde trafiğin sesini duyarak yaşanılan, hissedilen dünyayla, şu an yağan yağmurun denizin renginde muazzam değişimlere yol açmasıyla hissedilen dünya elbette farklı. Bu değil midir deneyimin altüst eden gerçekliği?.. Şehirli tarafımın iç sesi 'Ben buraya sığındım mı?' sorusunu çok soruyor adaya yerleşmeye çalışan tarafıma. Bir adaya ancak ve sadece sığınılırmış gibi... O ses aynı zamanda hiçbir şeyi oluruna bırakamayan telaşlı yanım. Mutlaka bir cevap arıyor. Sezginin değil, bilmenin gücüne inanan çömezliğim... bir şeyden kaçan insan bir yere sığınır, ben kaçmaktan ziyade bir şeye yakalanmak ister gibiyim. Belki de bunun cevabını bulmak için buradayım."

Bu bakış açısıyla Parçalı Bulutlu'nun, yazarın sezgiselliğe ulaşma arzusunun, anlama ve bilme uğraşının, doğayla karşı karşıyayken yaşadığı hayret, tecessüs ve şükran hislerinin ifadesi olduğunu söyleyebiliriz.


Asıl hikayeler havada, suda...

Sözü yine lodosa, poyraza ve yazara bırakarak fikrimin peşinden ve yine satır aralarından yürüyeyim:

"Anakarayla ilişkinizi çok ciddi bir mesafede tutmanız önemli, özellikle kışın ona ihtiyaç duymadan yaşamaya çalışmak elzem, zira feribot seferleri çok az yapılıyor. Olanla yetinmeyi, elindekilerle kendine konfor alanı yaratmayı ada çok güzel öğretiyor insana. Bir de hiçbir şeyi kontrol edemeyeceğinizi... Rüzgâr sizin adınıza birçok şeyi kontrol altına alıyor zaten. Lodos ve poyraz aslında birbirine çok zıt karakterli iki rüzgâr. Her şeyden önce biri sıcak diğeri soğuk esiyor ama en önemlisi biri denizi alttan karıştırıyor, diğeri üstten... Adada gökyüzü ayarlı bir yaşam var. Işığın hücrelerimize yaptığını, mevsimin aklımıza, yağmurun tenimize, rüzgârın tohumlarımıza, güneşin karnımıza, bulutun düşlerimize yaptığını dolaysız bir şekilde hissediyoruz. Aynı biçimde karanlığın da... Havadan sudan muhabbetleri seviyorum, kendinden menkul bir meditasyon alanı sunuyor... Bana esas hikâye oradaymış gibi geliyor; havada suda... Ne zaman değersizleştirmişiz havadan sudan konuşmayı bilmiyorum. Bu kitabın içinde hava var, su var, toprak var. Onlarla kurduğumuz ilişkinin bizi dönüştürme yolculuğu var..." 

Aydınlığa çevirin yüzünüzü

Pandeminin korku, endişe, atalet ve can korkusuyla allak bullak olduğumuz yılları, edebiyatımıza pek çok eser kazandırdı. Yeni yayıncısının farklı bir kapak ve farklı bulut kümeleriyle beğenimize sunduğu Parçalı Bulutlu adlı kitap da bunlardan biri. Benim ölçülerime göre pandemi döneminin ruhunu bütün yönleriyle üzerinde taşıyan, değeri ve önemi yeterince anlaşılamamış—ne çok kitap var aslında bu yazgıyı yaşayan—altı çizilesi dizeleriyle çok nadide bir kitap Parçalı Bulutlu.

Öte yandan bu kitabı oluşturan sunuş dahil, sonu parçalı bulutlu biten yazıları bir deneme olarak da okuyabilirsiniz, öykü parçacıklarından bir hayat inşa eden kurgu olarak da. 

İyi bir yazarın hayatından süzülen, düşle ve gerçekle harmanlanmış, hayatın en küçük anlarında zihninize, algınıza sızmış harikulade güzellikler olarak parçalı bulutlu havaları farklı bir bakıştan gördükten sonra daha bir dikkat kesilecek; gözlerinizi kısıp bulutların arasından kaçamak yapan güneşe, ışığa, aydınlığa vereceksiniz yüzünüzü.

  • Parçalı Bulutlu / Tuğçe Isıyel / Everest Yayınları - İstanbul 2026
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Soner Can

Gazetelerin hafta sonu eklerinde, kültür-sanat servislerinde uzun yıllar haberci, yönetici ve yazar olarak çalıştı. Halen sanat edebiyat dergileri için yazarlarla söyleşiler yapıyor, okunmaya değer kitaplara dair yazılar yazıyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR