Piyangodan kalan amorti

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Süper Lig’in yayın hakları için 2010’da yapılan ihale televizyon kanallarından canlı yayınlanmış, saatlerce sürmüş ve 163 teklif sonunda kazanan 321 milyon dolarla Digitürk olmuştu. O gün kamuoyu canlı yayın nedeniyle bir yanılgıya düştü: “Takım elbiseli insanlar, temsil ettikleri şirketler için Süper Lig’in peşinden koşuyordu. Demek ki ligimiz çok değerliydi.”
Bu yanılgı, altı sene sonraki ihalede daha da perçinlendi. Yayın hakları 500 milyon dolara alıcı buldu. — Üstelik kazanan Katar’dan beIN Sports’tu. Algı güçlenmişti. Dünyadan yatırımcılar ligimize talipti. Süper Lig Avrupa'nın en çok yayın geliri elde eden altıncı ligi (2018’de yedinciliğe düştü) olmuştu. Her şey güllük gülistanlıktı. Öyleyse neden 2022’de teklifler düşük kaldı?
Fotoğraf: Ajansspor
Dev aynası
Süper Lig’in heyecanı, kalitesi, rekabeti azaldı. Toplumun alım gücü de düştü. Fakat Türkiye’de halen futbol konuşuluyor, sert bir şekilde tartışılıyor, gündem oluyor ve bir şekilde (korsan yayın da olsa) maçlar izleniyor. Yani Türkiye henüz oyundan vazgeçmiş değil. Fakat ortada bir balon vardı, o balon söndü. Ürünün getireceği gelir ile uğruna ödenen bedel hiçbir zaman örtüşmedi. Türkiye’yi Avrupa’nın beş büyük ligine takipçi gören sahte anlayış iflas etti. Artık işlerin o fiyatlardan yürümeyeceği anlaşılınca teklifler düşük kaldı. Daha doğrusu normaline ulaştı.
Türkiye, UEFA sıralamasında 16. basamakta... Fakat altıncı sırada yer alan Portekiz ile yaklaşık gelirlere sahip. Süper Lig kulüplerine düşen gelir; Hollanda, Rusya, İskoçya gibi üzerinde yer alan ülkelerin kulüplerinden 3-4 kat daha fazla. Üstelik çoğu ülkede gelir daha az kulüple paylaşılıyor. Türkiye’de pasta o kadar büyüktü ki 20 takım da doymasına yetecek dilimi tabağında buldu. Bir ekonomiyi sadece UEFA sıralaması ile anlatamayız. Türkiye önemli bir pazar. UEFA ülkeleri arasında en kalabalık ikinci nüfusa sahip. Haliyle ciddi bir müşteri potansiyeli barındırıyor. Fakat sadece kalabalıklar yetseydi Avrupa’nın en kalabalık ülkesi Rusya (UEFA’da 10. sırada) yayın gelirinde rekorlar kırar, 44 milyonluk Ukrayna Türkiye’nin neredeyse küsuratı kadar gelire muhtaç kalmazdı. Önemli olan kitle ile ürün arasında güçlü bir bağ kurmaktı. Ne yazık ki tren kaçtı…
Muhtaçlık artık Türkiye’nin de kaderi. Yayın ihalesinin bu kadar gündem olması, ona duyulan ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Borç içinde yüzen kulüplerin, borçları sıfırlansa bile bahsi geçen gelirle yaşamaları çok zor.
Fotoğraf: Haber Global
Futbol ekonomisti İsmail Şayan’ın araştırmasına göre; Türk kulüpleri gelirlerinin yüzde 41’ini yayın gelirinden sağlıyor. UEFA listesinin 6-21 sıralamasında yer alan ülkelerin genel ortalaması ise yüzde 14.5… Yani Süper Lig, fazlasını cebine attı. Artık normale dönme zamanı…
İngiliz futbolunun televizyonla tanışması 1940’lara tekabül ederken, Türkiye’de o yıllarda henüz televizyonun varlığı bilinmiyordu. 1992’de Premier Lig yayın ihalesi yaparken, Türkiye ilk özel kanalıyla yeni tanışıyordu. Futbola olan bakışı, oyunu nesillere aktarmayı, kültür oluşturmayı bir kenara bırakalım. Sadece ekonomik temelden bakınca bile; hangi hakla kendimizi İngiltere ile kıyaslıyoruz ki?
Çarçur edilen piyango
Aslında Türkiye 2010 ile beraber bir fırsat yakalamıştı. Şişirilen geliri kalıcı hale getirmek, güçlü bir ürün yaratarak mümkün olabilirdi. Fakat bu çabaya girilmedi. Futbolsever; 34 hafta izlediği ligde bir anda küme düşmenin kaldırıldığını gördü, kulüplere ödenen yayın geliri sabit kurda kalırken kendisine devamlı zam yapıldı, izlemediği maçın özetini bulmak için kırk takla atarken en sonunda pes etti.
Yaygın tabirle adlandırılan “Türk futbol ailesi”, üçüncü sayfalara düşen bir piyango talihlisinden farksız değil. Üst üste iki kere piyangoyu vurdu ama parayı çarçur etti. Üstelik her talihli ona bir daha piyango çıkmayacağını bilirken, futbol ailesi her sene piyangonun kendisine çıkacağını sandı. Şimdi amorti bile onu teselli etmeye yetmiyor…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yayın ihalesi; Formula 1; Spor dünyasının savaş tepkisi; Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu
26 Şub 2022

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


