Rasyonele dönüşün bir yıllık karnesi

4 Haziran 2023’te görevi teslim alan Mehmet Şimşek, bakanlık koltuğuna tekrar oturduğunda kurduğu ilk cümlelerden biri “Türkiye’nin rasyonel zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” oldu. Bunun üzerinden bugün itibarıyla tam bir yıl geçti. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, TİM Başkan Vekili Çetin Tecdelioğlu ve İntegral Yatırım Araştırma Müdürü Seda Yalçınkaya Özer, rasyonele dönüşün bir yılına dair görüşlerini paylaştı.
Rasyonele dönüşün bir yıllık karnesi

4 Haziran - Pluxee
Pluxee ile birlikte

Pluxee Hediye ile bayramda işverenler de çalışanlar da mutlu Bayramın mutluluğunu çalışanlarıyla paylaşmak isteyen işverenler en doğru hediyeyi bulmak ve hediye transfer sürecini organize etmek için bir hayli zaman harcıyor. Hepsini geride bırakacak çözüm Pluxee ’den geliyor. Nedir? Çalışanlarına bayram hediyesi vermek isteyen işverenlerin aradığı kolaylık Pluxee Hediye ile mümkün. Yemek kartı markası Sodexo Avantaj’dan, çalışan deneyimine odaklanan bir HR-tech markasına dönüşen Pluxee Türkiye , Pluxee Hediye ile işverenlere operasyonel kolaylık sağlarken %45 vergi avantajı da sunuyor. Nasıl? Kurban Bayramı’nda bayram hediyesi vermek için zengin alternatifler sunan Pluxee Hediye , çeşitli markalardan oluşan ve herkese hitap eden hediye seçenekleriyle işverenlere çalışanın ihtiyacına yönelik paket oluşturma imkânı tanıyor. Böylece işverenler; fiyat araştırması, hediye tedariği ve teslimi gibi operasyonel süreçleri atlayarak tek faturayla çalışanlara bayram hediyesi verebiliyor. Çalışanlar ise hediye bakiyelerini ister kendi ihtiyaçları doğrultusunda isterlerse sevdikleriyle hediyeleşmek için online veya mağaza alışverişlerinde kullanabiliyor. Çalışan bağlılığı ve yan haklar alanındaki çözümleriyle şirketlerin hayatını kolaylaştıran Pluxee ’yi ziyaret edebilir, çalışanlarınızla bayramlaşmak için aradığınız çözümü onda bulabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Bundan bir yıl önce Türkiye ekonomisinde şimdikinin çok dışında, bambaşka bir görünüm vardı. Sona eren 28 Mayıs seçimlerinin ardından gözler yeni kabineye çevrilmişti ve herkes ekonominin dümeninin kime emanet edileceğini merak ediyordu. 2 Haziran akşamı, Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna 2018 yılında görevi bırakmış olan Mehmet Şimşek’in getirildiği duyuruldu. Şimşek, önceki görev süresince ortodoks politikaları benimsemiş bir isimdi. 

4 Haziran 2023’te görevi teslim alan Mehmet Şimşek, aradan geçen beş yılın ardından bakanlık koltuğuna tekrar oturduğunda kurduğu ilk cümlelerden biri Türkiye’nin rasyonel zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” oldu.

Bu sözler üzerine kollar sıvandı. Bakanlık ve değişen TCMB yönetimi, ortodoks ekonomik anlayışa dayanan, rasyonel ve ekonomiyi soğutmaya yönelik bir program ortaya koydu ve bunu kararlılıkla uygulamaya başladı. Bunun üzerinden bugün itibarıyla tam bir yıl geçti. 

Biz de bu yazımızda son bir yılda ekonomik göstergelerde yaşanan değişimleri ele aldık ve bir nevi rasyonele dönüşün bir yıllık karnesini çıkartmayı hedefledik. 

Büyümenin yapısı değişirken, cari açık %48 daraldı

İncelemeye gayri safi yurtiçi hasıladan başlayalım. Mehmet Şimşek ve ekibinin görevine başlamasının ardından geçen üç çeyrekte Türkiye ekonomisi yıllık bazda sırasıyla %6,1, %4,0 ve %5,7 büyüyerek 1 trilyon 158 milyar USD’lik bir büyüklüğe ulaştı. Bu dönemde kişi başına GSYH de 13 bin 465 USD seviyesine yükseldi. Uygulanan ortodoks politikalar neticesinde büyümenin yapısı da değişime uğradı. 

  • Örneğin: 2023’ün birinci çeyreğinde özel tüketimin büyümeye sağladığı katkı 11,1 puanken, 2024’ün ilk çeyreğinde bu 5,5’e düştü. Aynı dönemde gayri safi sabit sermaye oluşumunun yani yatırımların sunduğu katkı ise 0,9 puandan 2,6 puana yükselirken, net ihracatın sağladığı 3,4 puanlık aşağı yönlü katkı, 1,6 puanlık yukarı yönlü katkıya dönüştü.



GSYH’nin yanı sıra işsizlik oranında da gözle görülür bir iyileşme sağlandı. 

  • Öncesi: Bakan Şimşek’in göreve gelmesinden hemen önceki ay olan Mayıs ayında işsizlik oranı %9,5, işsiz sayısı ise 3 milyon 328 bin kişi seviyesindeydi. 
  • Sonrası: TÜİK tarafından açıklanan son verilere göre ise işsizlik oranı %8,6’ya, işsiz sayısı ise 3 milyon 57 bin kişiye gerilemiş durumda. Bu dönemde istihdam oranının %49,5’le, işgücüne katılma oranının ise %54,2’ye tarihî zirveyi kaydettiğini de not etmekte fayda var.

Dış dengelerde de gözle görülür iyileşmelerin olduğu söylenebilir. TCMB tarafından yayımlanan son verilere göre Türkiye’nin yıllıklandırılmış cari açığı Mayıs 2023’teki seviyeye kıyasla %48,0 azalışla 31,2 milyar USD’ye, cari açık / GSYH oranı ise 2,73 puan azalışla %2,69’a geriledi. Bu dönemde yıllıklandırılmış dış ticaret açığı da altın ve ara malı ithalatındaki azalışların etkisiyle %28,7 gerileyerek 87,1 milyar USD’ye inse de, yıllıklandırılmış tüketim malı ithalatının yıllık bazda %36,9 artışla 51,7 milyar USD’ye çıkması dikkat edilmesi gereken başka bir konu.


Bunların yanı sıra enflasyon tarafında hâlâ istenen gelişmeler sağlanabilmiş değil. TÜİK verilerine göre 2023 yılının Mayıs ayında %39,59 seviyesinde gerçekleşen yıllık manşet enflasyon 2024 Mayıs’da %75,45’e çıkmış durumda. Bu yükselişte çoğunlukla bir yıl içinde 21,78’den 33,60’a giden sepet kur etkili olmuş olsa da, yüksek talep, katılaşan hizmet enflasyonu ve yüksek enerji fiyatları da yukarı yönlü baskı oluşturuyor. 

  • 💾 Cep bilgisi: TCMB’nin yıl sonu enflasyon beklentisi %38,0 seviyesinde, yine TCMB tarafından düzenlenen Piyasa Katılımcıları Anketi’nin son sonuçlarına göre ise piyasa yıl sonunu %43,6 ile tamamlamayı bekliyor.

Sepet kurun hızlı bir yükselişe geçmesinin sebeplerinden biri olarak TCMB’nin kamu bankaları aracılığıyla yaptığı döviz müdahalelerini azaltarak durdurması olarak gösterilebilir. Müdahalelerin durdurulması ve rezerv inşasına geçilmesi, TCMB’nin net döviz pozisyonunda 40 milyar USD’nin üzerinde iyileşme sağlayarak net uluslararası rezervleri -5,7 milyar USD’den 40,3 milyar USD’ye taşıdı. Bu dönemde swap hariç net rezervler ise -60 milyar USD seviyelerinden toparlanarak 4 yıl sonra ilk kez pozitif bölgeye geçti. 

KKM stoku erirken, TL mevduat payı %50’ye yaklaşıyor

Rasyonel politikalara dönüş kapsamında TCMB, politika faizini kademeli ve peş peşe artışlarla %50,0 seviyesine kadar çıkardı. Politika faizinin yükseltilmesi ve kredi faizlerinde artışları sınırlayan makroihtiyati düzenlemelerin de kaldırılmasıyla piyasada faizler yükselişe geçti. TCMB verilerine göre ortalama 3 aya kadar vadeli mevduat faizi %61,77’ye yükselirken, ortalama tüketici kredisi faizi %84,85’e, ticari kredi faizi ise %63,83’e yükseldi. 


TL mevduat faizinin beklenen enflasyonun üzerinde reel getiri sunması ve döviz kurlarının sakin seyretmesi nedeniyle birikimlerini değerlendirmek isteyen vatandaşlar—özellikle seçimlerden sonra—vadeli mevduata yöneldi ve toplam mevduatlar içindeki KKM hariç TL mevduat payı %47,86’ya kadar yükseldi. Bundan bir yıl önce bu TL mevduatlar toplam mevduatlar içinden %34,87’lik bir pay alıyordu.

Bu dönemde TCMB’nin rahatça rezerv birikimi yapabilmek için KKM’den TL mevduata dönüşüm hedefi getirmesi ise KKM stokunun erimesini sağladı. Kurlarda yaşanan artış sonucunda yapılan kur farkı ödemeleriyle Ağustos 2023’te 3,4 trilyon TL ile zirveyi gören toplam KKM stoku, Mayıs 2024 itibarıyla 2,16 trilyon TL’ye kadar geriledi. 

Aynı dönemde portföy girişleri de hızlandı. Düşen kredi risk primi (CDS), kredi notlarının artırılması, programın istikrarlı bir biçimde sürdürülmesi, mevduat ve DİBS faizlerinin yüksek olması, ayrıca döviz kurlarının da seçim sonrasında nispeten sakin seyretmesi nedeniyle yabancı yatırımcılar için TL’de carry trade fırsatı öne çıktı. TCMB verilerine göre 2023 Haziran’a girildiğinde eksi 3,4 milyar USD seviyesinde olan yıllıklandırılmış yabancı portföy girişleri, 2024 Haziran’a girildiğinde 12,9 milyar USD’ye çıktı. Bu sırada Türkiye’nin 5 yıllık CDS priminin 720 bps’den 260 bps’ye kadar düşmesi ise Türk firmalarının ve devletin yurt dışında çıktığı eurobond ihraçlarını hızlandırdı. 

İş dünyası ne düşünüyor?

Konuyla ilgili Aposto’ya görüşlerini aktaran İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, genel olarak ihracatın ve yatırımlar kaleminin ekonomik büyümeye katkısına odaklandıklarını, net ihracat ve yatırımlardaki büyüme oranının GSYH büyümesinin üzerinde olmasını önemsediklerini ve Türkiye’nin net ihracatla yatırımlara dayanarak büyüme oranlarını muhafaza etmesi gerektiğini söyledi.

TCMB rezervlerinin artış göstermesini de takdirle karşıladıklarını söyleyen Avdagiç, bunun yanı sıra döviz kurları ile enflasyonun belirli bir korelasyon içinde artış göstermesi gerektiğini düşündüklerini, aksi takdirde ihracatçıların zor durumda kaldığını ve maliyetlerini karşılayacak bir kura ihtiyaç duyduklarını ifade etti. 

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, TCMB’nin faiz oranlarını artırarak sıkı bir para politikası uygulamasının tüketim ve yatırımları frenleyebileceğini, ancak bunun enflasyonu düşürmek için etkili bir araç olduğunu kaydetti. Son dönemde Türkiye'ye yabancı sermaye girişlerinde artışlar gözlemlediklerini söyleyen Tecdelioğlu, bunun ülkenin ekonomik potansiyeline duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu söyledi.

“Enflasyonun kontrol altına alınması, ekonomik istikrar için hayati öneme sahip. Sonuç olarak, bu gelişmeler, Türkiye'nin ekonomik yönetimindeki dinamizmi ve enflasyonla mücadeledeki kararlılığı yansıtıyor.”

“Son dönemde Türkiye'de ihracat konusunda yeni yaklaşımların ve perspektiflerin önemi giderek artıyor” ifadelerini kullanan Çetin Tecdelioğlu, Türkiye’de ihracatın sürdürülebilir bir biçimde büyüyebilmesi için döviz kurlarında istikrarın sağlanması, maliyetlerin kontrol altına alınması ve üretim altyapısını güçlendirecek uzun vadeli stratejilere odaklanılması gerektiğini söyleyerek, “Özellikle, belirli sektörler dışında dövizin artışını istemenin diğer sektörlere zarar verebileceği gerçeğini göz önünde bulundurmalıyız. Örneğin, döviz kurlarındaki artış, dış ticarette belirli sektörler için rekabet avantajı sağlayabilirken, diğer sektörler için maliyetleri artırabilir ve rekabet gücünü azaltabilir” dedi.

“İlginç bir nokta olarak, son dönemde döviz kurlarındaki artışla birlikte Türkiye'nin ihracatının %50 arttığını görüyoruz. Ancak, bu artışın önemli bir kısmı döviz kurundaki değerlenmenin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Aslında miktar olarak değil de değer olarak bir artış söz konusu oluyor ki bu da sürdürülebilir değil. Diğer yandan da döviz kurundaki artış, ihracat gelirlerini artırırken, aynı zamanda ithal girdi maliyetlerini de artırıyor. Bu da enflasyonu tetikleyebiliyor.”

Ülke ihracatının bölgedeki jeopolitik gerilimler ve istikrarsızlıklara rağmen artış gösteriyor olmasının Türkiye'nin ekonomik direncini ve dış ticaretteki çeşitliliğini gösterdiğini de ifade eden Tecdelioğlu şöyle konuştu:

“Bu süreçte, Türkiye'nin dış ticaretteki çeşitliliği ve pazarlara erişim stratejileri önemli bir rol oynuyor. Ülke, sadece yakın coğrafyasındaki değil, aynı zamanda dünya genelindeki pazarlara da odaklanarak ihracatını çeşitlendiriyor. Ayrıca, hükümetin ve iş dünyasının aktif dış politika ve ticaret diplomasisi de Türkiye'nin ihracatını destekleyen faktörler arasında yer alıyor.”

Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan İntegral Yatırım Araştırma Müdürü Seda Yalçınkaya Özer ise  2023’ün yılının ilk yarısı ile ikinci yarısında alınan politika kararlarında büyük farklılıklar bulunduğunu, ikinci yarıda faiz artırım dönüsü, makroihtiyati tedbirlerde sadeleşme ve KKM stokunu azaltma gibi politikaların uygulandığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Genel olarak yılın ikinci yarısında ortodoks politikalara geçiş için uygun zemin hazırlandı. Burada en temel unsur sadeleşme ve normalleşme olarak öne çıkarıldı. Yeni ekonomi politikası ve sadeleşme adımları, Türkiye’nin yeni bir hikaye yazmasını destekledi. 2023 yılında uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından not artırımı ve sıcak para gelebileceği beklentisi arttı.”

2024 yılında oluşan beklentilerin sonuçlarının alınmaya başladığını da kaydeden Özer, “Kredi derecelendirme kuruluşlarından not artırımı gelmeye başladı. Bunun, yıl genelinde sürmesine yönelik güçlü beklentiler bulunuyor. Hem genel hem de yerel seçimler sıkı para politikasının yanında sıkı maliye politikalarını görmemizi ötelese de burada oluşan tasarruf paketinin etkilerini izliyor olacağız. Bunlarla birlikte Merkez Bankası’nın sterilizasyon kapsamında likidite sıkılaştırma adımları piyasada hissedilmeye başladı. Aynı zamanda, ortodoks politikaların yanında daha şeffaf bir ekonomi politikası oluştu diyebiliriz” ifadelerini kullandı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

🗓️ Rasyonele dönüşün birinci yılı

Bugün Türkiye ekonomisinin rasyonel politikalara dönüşünün birinci yıldönümü. Bir yıl içinde politikalarla birlikte ekonomik göstergelerde de pek çok değişim yaşandı.

04 Haz 2024

Pluxee ile birlikte
AA

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Kritik TCMB kararı

Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.

20 Tem 2026

Haftalık takvim: Kritik TCMB kararı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Ufukta faiz indirimi görünmüyor

Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Eren Kuru

·

16 Tem 2026

Ufukta faiz indirimi görünmüyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Fed'de Warsh çizgisi: Merkez bankalarında yeni iletişim standardı

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Eralp Ersoy

·

16 Tem 2026

Fed'de Warsh çizgisi: Merkez bankalarında yeni iletişim standardı
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Emircan Yaman

·

14 Tem 2026

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de