

Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Sen Ben Lenin
Yönetmen: Tufan Taştan
Süre: 86 dakika
Jenerik: Tufan Taştan'ın ilk uzun metrajlı filmi, Barış Bıçakçı'yla birlikte yazdığı senaryosuyla ve kalabalık oyuncu kadrosuyla dikkat çeken bir tek mekân filmi. Sen Ben Lenin, İstanbul Film Festivali'nde Jüri Özel Ödülü, Ankara Film Festivali'nde de En İyi Senaryo ödülünün sahibi oldu.
Film, bir Karadeniz kasabasında sahile vuran Lenin büstünün kasabayı ve insanlarını nasıl etkilediğini anlatıyor ve büstün çalınması üzerine her biri tuhaf, absürt ve renkli kişilikli kasabalılarla yapılan polis sorguları üzerinden ilerliyor.
Neden izleyelim? 1990'larda yaşanmış gerçek bir olay: SSCB'nin dağılmasının ardından denize atılan Lenin heykellerinden biri, birkaç yıl Karadeniz'de yüzdükten sonra, Akçakoca'da sahile vuruyor. 2000'lerde bu heykel, dönemin belediye başkanı tarafından ilçeye dikilmek isteniyor fakat engelleniyor.
Tufan Taştan ve Barış Bıçakçı'nın kafa kafaya verip "Ya o heykel dikilseydi?" diye sormuş: Lenin mi kasabayı değiştirirdi, kasaba mı Lenin’i? Ortaya çıkan yapım, dinamik bir kurgu ve matematiği çok iyi kurulmuş bir senaryoyla — her biri kısa ama etkili rollerdeki oyuncularının da katkısıyla tabii — hayaller kurdurtan, sizi zihninizde tek mekânın dışına çıkarabilen bir iş.
- Öte yandan: Sen Ben Lenin'in yönetmeni Tufan Taştan, bu haftaki Keşif Sineması bölümünün konuğuydu. Onunla sohbetimizi podcast'te dinleyebilir, sohbete eşlik eden notları bu haftaki Keşif Sineması bülteninde okuyabilir ve filme dair çok daha fazlasını öğrenebilirsin.
Nerede izleyebilirsin? 26 Kasım haftasının vizyon filmleri arasında yer alan Sen Ben Lenin, 40 şehirdeki salonlarda gösterilecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sen Ben Lenin'i izle; Beats By Girlz Türkiye'yle tanış; IDLES'tan Crawler'ı dinle.
26 Kas 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




