Sesli günlüklerin peşinde: Simge Pınar

Yeni Bir Hayat şarkısına “Birinci bölüm, büyük ümitler geçti. İkinci bölüm, küçük hakikatler öğrendim,” sözleriyle başlayan Simge için sırada üçüncü bölüm var.
Sesli günlüklerin peşinde: Simge Pınar

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Sesi en güzel olan Sema Hala: 1990’ların başında Beşiktaş’ta kabalık bir aile evindeyiz. Simge’nin babaannesinin evinde, tüm halalarının ve kuzenlerinin toplandığı bir buluşmadayız. Neden buradayız peki? Çünkü Simge’nin hafızasında kalan ilk seslere doğduğu sokaktaki o evde denk gelmek mümkün. 

Halalarının gür sesleriyle birbirlerine yaptıkları taklitler ve gülüp eğlenerek söylediği şarkılar Simge’nin hafızasında hâlâ canlı. Kapıda kalmak istemedim. Simge’nin kasetçaların tuşuna basıp halının etrafında dolaştığı salona geldim. 

Karşımda Sema Hala var. Üç tane halası arasında en güzel sese sahip olan o. Çocukluk hikâyelerinin baş kahramanı, belki de en çok özendiği. Onun konservatuvardan geçen ve Atilla Özdemiroğlu’yla kesişen yolu bir müzik kariyerine dönüşmese de belli ki Simge’nin hayatı boyunca en ön sıradaki dinleyici koltuğuna yerleştirdiği kişilerden biri.

Simge'yle doğup büyüdüğü Beşiktaş'ta, Diyojen Sahaf'ta


Çalışan bir ebeveyn ve ondan sekiz yaş küçük bir kardeşle daha çok kendi hâlinde bir çocukluk geçiren Simge’nin hayatına ilk müzikal dokunuş o dönemki sınıf öğretmeninden geldi. Yeteneği olduğunu düşünen öğretmeni ona çeşitli törenlerde şarkılar söyletti. “Sesim güzel galiba,” diye düşünmeye başlayan Simge, kuzenlerinden görerek gitara da heveslendi. İlkokulda başlayan gitar çalma istediği, ancak liseyi kazandığında karşılık buldu. 

Şarkıların kendisi: Gitar sadece bir enstrüman değildi. Bir arkadaştı aynı zamanda — kulağına fısıldanarak söylenen sırları tutan, aynı renkte kalemi kullanan, teneffüslerde aynı bankta oturulanlardan. Aralarındaki ilişkiyi “Gitarı aslında öyle kendime, şarkılarıma eşlik etsin diye çaldım. Beni yorumcu olmaktan ya da şarkı söylemekten daha çok etkileyen şey, şarkıların kendisiydi. O şarkıların duygu yoğunluğu, bir hikâyeyi şarkılaştırma durumu beni çok etkiliyordu,” sözlerinden anlamak mümkün. 

Simge o yaşlarda zihninde beliren “Bir şarkı nasıl yapılır?” sorusuyla üniversitenin yolunu tuttu. Evden uzakta olma sırası ona geldi. Sadece aynı şehirde evden değil aynı zamanda müziğin dönüp dolaştığı yerlerden de uzaklaştı. Ta ki mezun olacağı dönem katılmaya karar verdiği şarkı yazarlığı atölyesine kadar.

Simge'yle Beşiktaş'ta en sevdiği parkta, Şairler Parkı'nda


Harun Tekin ve sonrası: Sosyal medyada gençlik döneminin neredeyse tamanına eşlik eden mor ve ötesi grubundan Harun Tekin’in şarkı yazarlığı atölyesini gören Simge’nin zihninde yeniden “Bir şarkı nasıl yapılır?” sorusu canlandı. 

Mühendislik eğitiminin yanına hobi olarak yerleşen şarkılar yazma uğraşı biraz daha ilgi istemişti. Karşılık vermeden duramadı. Sekiz haftalık programın neredeyse tamamını yazdıklarını paylaşma korkusuyla geçiren Simge, kaçacak yeri kalmayınca sangria’yla kapıyı açtı. Bu şarkıyla sadece Harun Tekin’in beğenisini değil, aynı zamanda ondan “Bence sen müzik yapmalısın,” nasihatını alan Simge, şimdilerde çok emin olduğu hayatının dönüm noktasına ulaştı.

Güzel şeyler: Atölye sonrası yeni şarkılar yazmaya başlayan Simge, bir ay sonra Harun Tekin’den gelen albüm prodüktörü olma teklifiyle yönünü ilk uzunçalarına çevirdi. Böyle özel anlar, yoğun hisleri dışa vurur. Zaman akmasın, hemen olsun arzusu kavrar her yanı. Ancak yılların sessizce biriken hayalleri yıllara tutunmadan ayağa kalkamaz — Simge için de öyleydi. 

2014’te filizlenen hayali, hayatın tümseklerinden sekerek, beklentiler içinde çalkalanarak devam etti. 2016 yılında Sofar’a katılarak kalabalık karşısında verdiği ilk konserdeki duyguları 2018’de gün yüzüne çıkan Biz Hep Aynı’ya kadar kılavuzu oldu. Sonrası artık ne uzaktı ne de uzun sürdü. Bir yıl sonra 20’li yaşların ilk yarısına kocaman bir gülümseme olarak Güzel Şeyler adıyla albüme dönüştü.

Beşiktaş'tan gidenler ve orada kalanlar


Pandemi öncesi şehirler değiştirerek konserler veren Simge, hem ilk albümün getirdiği güzellikleri yaşama hem de geçtiği yolları uzun uzun düşünme fırsatı yakaladı. Bir sabah, tıpkı daha önceki sabahlarda olduğu gibi güne yazarak başladığı sırada müzikte daha da derinleşmeye ihtiyaç duyduğuna karar verdi. Çok geçmeden de İTÜ MİAM’da Ses Mühendisliği ve Tasarımı bölümünde eğitim almaya başladı. Bir kez iç sesine yanıt verince gerisi kendiliğinden gelir: “Benim böyle bir şey yapmaya ihtiyacım vardı. Ve bunu tercih ettim.”

SevgideğerSimge’nin bugününe yaklaştık. Çocukken Sema Hala'dan kulağına dolan ve bütün sevdiklerini bir odaya toplayan sesler, şimdi onun gönlünce eğlendiği bir oyun alanı. Müzikle ilişkisini "Ne istediğimi daha iyi aktarıp daha iyi tasvir edebilmeye başladığımı fark ediyorum,” cümlesiyle açıklayan Simge’de bir süredir ikinci albüm heyecanı var. 

Ne istediğini daha çok düşündüğü bir dönemde sık sık çocukluğunu ziyaret ederek adını uzun zaman önce adını Sevgideğer olarak koyduğu albümden yeni şarkılarına eşlik etmek mümkün. Sonuncusu Kendim Olmalıyım — kafamı kaldırıp uzaklara bakmadan önce gözüme ilişmesini istediğim not gibi.

Çocukken hayal ederek okuduğu Harry Potter'a illüstrasyonlar eşliğinde yeniden bakmak


Anahtar: Son sayfaya geldim. Bitirmeden kalemi Simge’ye uzattım. “Bize eşlik edenlere sen de birkaç cümle yaz,” dedim. Yakınlarda annesinin her yeni sayısını çıkar çıkmaz alıp ona hediye ettiği Harry Potter kitaplarına uğradığından bahsetti. O yıllara yaptığı yolculukların ona nasıl iyi geldiğini anlattı. Sonra da “Eşlik edenlerin çocukluklarında kalmış herhangi bir şeye geri dönmelerini isterdim,” notunu düştü. Kapanışı da Big Thief’den Two Hands albümünü önererek yaptı.

Bis: Simge’yle kahvesiz olmayan sabahlarda, yazıdan geçmeden başlamayan günlerde buluştuk. Müzikle derin derin nefes aldığımızı hatırlayıp alışmayana kalabalık gelen Beşiktaş sokaklarında dolaştık. Yeni Bir Hayat şarkısına “Birinci bölüm, büyük ümitler geçti. İkinci bölüm, küçük hakikatler öğrendim,” sözleriyle başlayan Simge için sırada üçüncü bölüm var. Onun sesli günlüğünde buluşmak üzere.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎧 Keşif Sahnesi #10: Simge Pınar

Simge’nin "Birinci bölüm, büyük ümitler geçti. İkinci bölüm, küçük hakikatler öğrendim,” diyerek anlattığı yolculuğunu dinlemeye davetlisin.

07 Kas 2021

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı