Sezonun en gözde beş pilotu

Formula 1'de sezon geride kalırken en iyi performansları gösteren beş pilotu sıraladık.
Sezonun en gözde beş pilotu

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

2020, pandemi nedeniyle Formula 1’de uzun zamandır seyrettiğim en sıkıntılı sezondu. Sezon geç başladı. Böylece yarış sayısı azalırken yarış sıklığı arttı. Arka arkaya düzenlenen yarışlar nedeniyle takımların lojistik sorunları, çalışanların izole olarak ailelerinden ayrı geçirdikleri süreler ve pilotların hataları arttı. Özellikle pilotların alışılmışın dışında çok hata yaptıkları bir sezon yaşadık. Bu nedenle sezonu değerlendirirken en gözde pilotlardan başlamaya karar verdim.

1. Lewis Hamilton
 

  • Hamilton’ın 2020’de lider götürdüğü tur sayısı 613 iken, takım arkadaşı sadece 188 turu lider götürebildi. Aynı arabada oturan takım arkadaşına sağladığı üstünlük onun performansının da göstergesiydi.
     
  • Saf hızı, kartinge ilk başladığı yıllardan itibaren kendisini gösterdi. Onu ilk olarak 2006 yılında, Türkiye’deki GP2 yarışında canlı seyrettim. Pistteki herkesten farklıydı. Hamilton yıllar geçtikçe ham yeteneğinin üzerine istikrarı, sabrı, yarış zekâsını ve lastik kullanımını da ekledi.
     
  • İngiltere, Türkiye ve Portekiz GP’lerindeki performansı göz alıcıydı. İngiltere’de patlak lastiğe rağmen attığı son tur Ross Brawn dâhil tüm otoriteleri etkiledi. Türkiye’de yeni asfalta yağış da eklenince aşırı kayganlaşan zeminde neredeyse tüm pilotlar defalarca spin attı. En az hatayı o yaparak, kazanması beklenmeyen yarışı kazandı.
     
  • Pek çok rekoru kırarken Schumacher’in erişilmez olarak gördüğümüz 7 şampiyonluk rekorunu egale etti. Bu sezonki zorlu koşullarda gösterdiği performans, “genellikle en iyi pilot, en iyi arabada oturur” tezini yeniden doğruladı.

 

Lewis Hamilton
Kaynak: Formula 1

 

2. Max Verstappen
 

  • Gelecekte, 2020’yi onun sürüş anlamında olgunlaştığı sezon olarak hatırlayacağız. Son yarışta galibiyeti alırken yarışı “Hamilton”vari bir şekilde kontrol etmesi, olgunlaştığının göstergesiydi. Sezonun çoğunda mükemmel performans gösterdi. Portekiz’e kadar neredeyse hatasız getirdiği sezonda, şampiyonluk şansının azalmasının etkisiyle performansı dalgalandı. Ama sezon genelinde, kariyerinde ilk defa yeteneğine yakışan derecede olgun, sabırlı (Türkiye hariç) ve çok hızlıydı. 
     
  • Tekniği Michael Schumacher’i andırıyor. Virajlarda çok agresif vites düşürerek motor frenini rakiplerinden etkin kullanıyor. Bu sezon yavaş virajlarda, alt devirlerde zayıf olan Honda motorunun kaybettirdiği zamanı yeteneği ve Red Bull’un iyi çalışan süspansiyonları sayesinde aştı. Artık önünde daha büyük bir sınav var: Pérez. Pérez’e karşı göstereceği iyi performans, ona bir seviye daha atlatacak. 
     

3. Charles Leclerc
 

  • Bu sezon pek çok yarışta arabasını aşan bir performans gösterdi ve geleceğin yıldızı unvanını pekiştirdi. Peki onu neden üçüncü sıraya yazdım? Çünkü 2-3 yarış dışında özellikle lastik kullanımı konusundaki eksiklikleri kendisini gösterdi.
     
  • Sıralamalardaki performansı çok iyi görünmesine rağmen yarışları başladığı yerden kötü yerde bitirmesi ve özellikle lastiklerini çabuk yıpratması, arabasını sıralamalara göre ayarladığının ispatıydı. Daha düşük kanat açılarıyla sıralamalarda tek turda çok iyi dereceler alırken yarışlarda lastiklerini ideal sıcaklığa çıkarmakta veya ideal sıcaklığa çıkarsa bile orada tutmakta zorlandı. Gelecek yıla sıralamalardan ziyade yarışlara daha çok odaklanmalı.
     
  • Sabırsız. Bunu, kendisi de itiraf etti. Sakhir’de, Pérez ve Verstappen’ı yarış dışı bıraktıktan sonra, “Gireceğim mücadeleleri daha iyi seçeceğim. Max’ı geçmem bana bir şey kazandırmayacaktı, çünkü Max zaten benden hızlıydı.” diyerek durumu özetledi.
     
  • Onun en iyi özelliği kendisini acımasızca eleştirmesi. Bu nedenle de çabuk öğreniyor.
Charles Leclerc
Kaynak: Ferrari

 

4. Pierre Gasly
 

  • Gasly, Red Bull’un hışmından psikolojik olarak çok etkilendi. Kariyerinin biteceğini düşünenler oldukça fazlaydı. Fakat o, “Düşmek önemli değil, hayatta herkes düşebilir. Önemli olan ayağa kalkarken yerden bir avuç toprakla kalkmaktır.” sözünün canlı örneği.
     
  • Sezonun son yarışları hariç arabasından maksimumu aldı. Monza’daki galibiyeti, olaylı 1996 Monaco’dan sonra bir Fransa doğumlu bir pilotun kazandığı ilk yarıştı. Monaco, Panis’in kazandığı ilk ve son yarış olmuştu. Umarım Gasly’yi aynı akıbet beklemiyordur.
     
  • Tekniği sade. Öne çıkan belirgin bir özelliği yok. Ama GP2’de de gösterdiği gibi iyi bir arabada yarış kazanma ve şampiyon olma potansiyeli var. Red Bull koltuğunu yeniden hak ettiğini düşünmeme rağmen Red Bull, opsiyonu kullanmadı ve onu Alpha Tauri’de tuttu.

 

Gasly
Kaynak: AlphaTauri

 

5. Sergio Pérez
 

  • Buraya Sainz, Russell veya Ricciardo’yu mu yazsam diye çok düşündüm. Ama hastalığı nedeniyle iki yarış kaçırmasına, Bahreyn ve Abu Dabi’de mekanik arızalarla yolda kalmasına rağmen sezonu dördüncü bitirmesi nedeniyle Pérez’i yazdım.
     
  • Pérez’in sorunu hiçbir zaman hızı olmadı. Onun sorunu rakipleriyle, hatta takım arkadaşlarıyla girdiği aşırı sert mücadelelerdi. Özellikle Singapur’da, takım arkadaşı Ocon’u biraz sert bir müdahaleyle yarış dışı bırakması onu gözden düşürdü. Aşırı sertliği nedeniyle Pérez’e sempati duyduğumu söyleyemem.
     
  • Ama amacımız dost edinmek değil, gerçekleri yazmak. Ve gerçek de şu: Pérez, hızlı bir pilot. Hızı, onu Red Bull’un ikinci pilotu yapmayı başardı. (Elbette Mercedes motoruyla ilgili değerli bilgileri yanında götürecek olması da transferinde rol oynadı.) 
     
  • Kariyerinin sonlarına yaklaşırken önünde yeni bir meydan okuma var: Verstappen. Bu meydan okuma sırasında göstereceği performans, F1’de bırakacağı izin derinliğini de belirleyecek.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

💭 Mourinho'nun şampiyonluk düşü, Alperen Şengün'ün potansiyeli

Ja Morant, Tuğba Danışmaz, Max Verstappen, Billie Jean King ve Adem Bona. Cuma spor gündeminiz hazır.

25 Ara 2020

💭 Mourinho'nun şampiyonluk düşü, Alperen Şengün'ün potansiyeli

YAZARLAR

Fırat Keskin

Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?