Sezonun en dikkat çeken beş takımı

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Formula 1’de sezon değerlendirmeye yılbaşından önce başlamış, ilk önce spot ışıklarının altındaki pilotları yazmıştım. Şimdi sıra mutfakta yemeği pişiren aşçılara, yani takımlara geldi. Sezonun en flaş beş takımını, güçlü yanları ve zayıf yanlarıyla kısaca sizin için yazdım.
Mercedes
- W11, özellikle aerodinamik anlamda ve mekanik yol tutuş anlamında bir tasarım başarısıydı. Herkes genelde DAS sistemine odaklansa da asıl yenilik şanzımanda ve arka süspansiyondaydı. Arabanın aerodinamik başarısında, şanzımanın tasarımı kilit rol oynadı. Kurallar gereği, şanzımanın motora sabitlenmesinde maksimum altı tane M12 cıvata kullanılabiliyor. Mercedes mühendisleri, motor-şanzıman bağlantısını dört tane cıvatayla başarabildiği için arabanın arkası, rakiplerine göre daha inceydi. Rakiplerin fazladan cıvatalar için şanzıman gövdesine ekstra diş açma zorunlulukları nedeniyle şanzıman gövdeleri daha büyük tasarlanmıştı.
- Mekanik yol tutuştaki başarı da yenilikçi arka süspansiyonun eseriydi. Yeni süspansiyonu anlamak için geçirdikleri süreçte, yavaş virajlarda Red Bull’un arkasında kaldılar.
- W11’in güçsüz yanları da vardı. Kış testlerinde ortaya çıkan dayanıklılık sorunları, tüm Mercedes motorlu arabaları sezon boyunca takip etti. Eğer sezon 17 yarış yerine 21 yarış olsaydı, motor değişimi nedeniyle sıralama cezaları alacaklardı.

Red Bull
- En büyük handikapları, Mercedes’ten 40 beygir kadar zayıf Honda motoruydu. Honda’nın alt devirlerde sürülebilirliği de Mercedes’ten kötüydü. Bunun yanı sıra Verstappen’ın “benzer” elektrik problemiyle üç defa yolda kalması, Honda’nın sorunları çözmekteki yavaşlığını da gösterdi.
- Ancak Red Bull ile Mercedes’in arasındaki farkın tek nedeni Honda motoru değildi. Aerodinamik tasarımda high rake felsefesine takılı kalmaları da bence onları sınırlayan bir etken. Bu felsefe sonucu zaman zaman arabanın arkadaki dengesi zayıf. Arabayı sadece üst düzey bir pilot olan Verstappen kullanabilirken ikinci pilotlardan fayda sağlanamıyor.
- Öte yandan Red Bull’un süspansiyon sistemi son derece iyiydi. Mercedes’e göre kısa dingil mesafesi ve süspansiyon geometrisinin başarısı, özellikle sezonun ilk yarışlarında onları yavaş virajların en hızlı arabası yaptı. Son yarışa getirdikleri ve onlara tur başına 0,3 saniye kazandıran arka kanat, hem son yarışı kazanmalarını sağladı hem de önümüzdeki yıl için bir umut ışığı oldu.
McLaren
- McLaren, uyumlu çalışan insanların birbirini iyi tamamladığı bir ekip. Teknik patron Andreas Seidl’ın yıldızı, henüz Porsche yıllarında parlamıştı. LeMans yarışlarında, Porsche’nin takım patronu olarak pilotları Mark Webber, Timo Bernhard and Brendon Hartley ile şampiyonluk yaşamıştı. Mark Webber onun için, “O kesinlikle çalıştığım en iyi teknik patronlardan biri.” demişti. Vettel, 2016 yılından 2018 yılına kadar Seidl’ı Ferrari yönetimine defalarca önermiş, kabul görmemişti.
- Sonuç olarak Seidl ismi, uzay boşluğundan bir anda düşen bir meteor değildi. McLaren’a 2019’da geçmesine rağmen onun ilk gerçek sınavı 2020’ydi. Çünkü ilk olarak 2020 arabasının geliştirmesinde doğrudan rol oynadı ve başarılı da oldu.
- 2021 sezonundan itibaren Mercedes motoru kullanacakları için arabalarını mümkün olduğunca Mercedes felsefesine yaklaştırmak istediler, özellikle de burun kısmını. Çok emek harcadıkları bu geliştirme çalışması sırasında bir süre yollarını kaybetseler de Seidl, “Bu güncellemeyi çalıştırmamız önümüzdeki sezon için çok önemli.” diyerek ısrar etti. Son yarışlardaki performansları, bu konuyu da çözdüklerini gösterdi. Gelecekleri parlak.

Renault
- Takımlar sıralamasını Racing Point’in arkasında bitirmesine rağmen, Renault’nun yaptığı işi biraz daha fazla önemsedim. Çünkü Racing Point, hâlihazırda iyi bir araba olan W10’u temel alırken Renault, tasarımı kendisi yaptı.
- Sezon ortasında getirdikleri taban ve difüzör güncellemeleri onlar için dönüm noktası oldu. Bu sayede geçen yılın iki katı puan toplamayı başardılar. Fakat yine de aynı motoru kullanan McLaren’ın gerisinde kalmaları, şasi anlamında yapmaları gereken çok şey olduğunun göstergesi.
- Bu yıl yaşadıkları ve önümüzdeki yıl artacak iki önemli handikapları var. İlk handikapları, veri alışverişinde bulunabilecekleri bir B takımları yok. İkinci handikapları, önümüzdeki yıldan itibaren motor müşterileri kalmıyor. Bu da başka bir takımla, motorla ilgili de veri alışverişi yapamayacakları anlamına geliyor. Tüm rakiplerinin B takımları veya en azından veri alışverişi yaptıkları en az bir takım olduğunu düşünürsek handikapları önem kazanıyor.
Racing Point
- Onları beşinci sıraya koymuş olmam, başarılarını küçümsediğim anlamı taşımamalı. Racing Point, diğer takımların aksine başarıya giden yolun, aynı Mercedes gibi, daha alçak tasarlanmış arka taraftan geçtiğine inandı. Ama yıllarca çalıştıkları ve tecrübe sahibi oldukları high rake tasarımdan, Mercedes’in tasarımına geçmek çok zorlu olacaktı. Onlar bu zorlukların etrafından dolaşmak amacıyla başarılı bir araba olan W10’u kopyaladılar ve onu anlamaya çalıştılar. Ve anladılar da. Özellikle Mugello GP’sine getirdikleri güncellemeler çok iyi çalıştı.
- Sezon başındaki kopya tartışmaları nedeniyle bir süre dikkatleri dağıldı. Bu tartışmalar neticesinde 15 puanlarının silinmesi nedeniyle sezonu dördüncü bitirdiler. Olumlu yanı, dört podyumla kendileri açısından en iyi sezonlarını geçirdiler.

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Timo Werner, Marc Gasol, Natalia Hanikoğlu, Racing Point. Cuma spor gündeminiz hazır.
08 Oca 2021

YAZARLAR

Fırat Keskin
Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




