Suyun akışını değiştirenler: Sporcu kadınlar

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Kadınların spor dünyasında var olabilmek için aştıkları engellerin büyüklüğünü, o dünyanın baş mimarı Pierre de Coubertin’in kadın sporcularla ilgili sözlerinden anlayabilirsiniz. Neler demişti modern Olimpiyat Oyunları'nın kurucusu? Mesela kadınların Olimpiyat Oyunları'na dahil edilmesini “uygulanamaz, yavan, yanlış, estetik dışı” bulan oydu.
- Ona göre bu saha erkeklere özel kalmalı, kadınların en büyük sportif başarısı ise “kendisi için rekorlar peşinde koşmaktan ziyade oğullarını başarı için yüreklendirmek” olmalıydı.
Coubertin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) başkanlığını yürüttüğü yıllar boyunca kadınların Olimpiyat Oyunları'ndan uzak tutulması için elinden geleni yaptı. Bugünden bakınca korkunç bir kadın düşmanı olan Coubertin’in sözleri, o günün ana akımı için sıradandı. Çünkü o ana akımın dalgalarında kadınlara yer yoktu.
Kadınlar ya kendilerine söylendiği gibi sporu bırakıp kenara çekilmeli, çocuklarını doğurmalı ve onları iyi sporcular olarak yetiştirmeliydi ya da okyanusun diplerinden gelip kendilerine ait olanı “zorla” ele geçirmelilerdi. İkinci seçeneği hayata geçirmek için kulaç atanları Baron bile engelleyemedi.
Alice Milliat: Coubertin’in baş belası
1917’de Fransa Kadın Sporları Federasyonu’nun kurulmasında öncü rol üstlenen Milliat, Coubertin’i rahat bırakmayanların peşinde geliyordu. 1911’de kurulan Femina Sport’un 1917’de Fransa’da ilk ulusal kadınlar atletizm yarışmasını düzenlemesi sonrası Milliat, IAAF’ten kadınların atletizm yarışmalarına dahil edilmesini istedi. Bu talep reddedilince 1921’de Uluslararası Kadın Sporları Federasyonu’nun (FSFI) kurulmasına önayak oldu. 1922’de Paris’te beş ülkeden sporcuların katılımıyla ilk “Kadın Olimpiyatı” düzenlenirken başroldeki isimlerden biri oydu. Milliat’nın farklı spor dallarından kadınları yüreklendiren ve örgütleyen enerjisi “kadın belası”nın Coubertin’in peşini bırakmamasını sağladı.
Coubertin için anlamı büyük olan 1924 Paris Olimpiyat Oyunları’nda kadınlar bir kez daha atletizm sahalarından uzak tutuldu. Bu, onun için bir Pirus zaferiydi. Aynı yıllarda bir yandan kadın katılımının çok daha eşit olduğu işçi olimpiyatlarının yaygınlaşması IOC’yi geri adım atmaya zorladı. Kadınlar, “Kadın Olimpiyatı” düzenlememe (daha doğrusu bu organizasyonun adından olimpiyat oyunlarını çıkarma) karşılığında 1928 Amsterdam’la birlikte atletizm pistlerini fethetti.
- Geniş açı: Verilen sözlerin tutulmaması ve 22 daldan sadece 5’inde kadınların yarışmasına izin verilmesi Milliat’nın önderliğinde “Amsterdam Boykotu”nu beraberinde getirdi.
1924 Paris’te %5 olan kadın sporcuların toplam sporcular içindeki oranı, 1928 Amsterdam’la %10’a yükseldi ve uzun süre bu seviyelerde kaldı. 1937’de Coubertin hayata gözlerini yumarken Milliat’la birlikte 1936 Berlin’deki 331 kadın sporcunun hâlâ kabuslarına girdiği söylenir! Milliat içinse mücadele henüz yeni başlıyordu. 2. Dünya Savaşı sonrası elde edilen her yeni kazanımda onun öncüsü olduğu “ilk kavga”nın izleri vardı. Bu yüzden Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda Coubertin’le birlikte o da onurlandırıldı.
Fanny Koen: ‘Uçan Anne’
1948 Londra, 2. Dünya Savaşı sonrası düzenlenen ilk olimpiyat oyunlarıydı ve ağır ekonomik şartlar nedeniyle “Tasarruf Olimpiyatları” olarak anıldı. Bu ağır şartlar, zaten zor koşullarda yarışan sporcuları daha çok fedakarlığa itiyordu. Hollanda’nın Nazi işgali altında geçirdiği, “Hongerwinter” (Açlık Kışı) olarak bilinen 1944 yılından sağ çıkan, 1945’te ikinci çocuğunu doğuran Fanny Koen çetin şartların yabancısı değildi.

1936 Berlin’de yarıştıktan sonra bu kez 30 yaşında Londra’nın yolunu tutma kararı aldığında medyanın da etkisiyle “evde oturup çocuklarına bakması” ve “kısa şortlarla koşmasına izin verilmemesi” gibi mesajlar içeren birçok hadsiz mektup almıştı. Her şeye rağmen Londra’ya gitti ve üçten fazla pist yarışında yer almanın yasaklanması üzerine yüksek atlama ve uzun atlama yarışlarından çekilerek 100 metre, 200 metre, 80 metre engelli ve bayrak yarışlarında boy gösterdi. 4 dalda da altın madalya kazandı.
“Uçan anne” lakabıyla ülkesine döndüğünde Amsterdam’da bu kez onu binlerce kişi karşıladı. 1999’da IAAF tarafından “Yüzyılın kadın sporcusu” seçildi ve onun başarısı kadınların ‘yaş ve annelik sebebiyle spor yapamayacağı’na dair algının kırılmasında önemli rol üstlendi.
Billie Jean King: Yıldız, vizyoner, örgütçü
12’si grand slam’lerde olmak üzere toplam 67 tekler şampiyonluğu, 101 çiftler şampiyonluğu, 11 karışık çiftler şampiyonluğu… Billie Jean King’in kariyeri şampiyonluklarla ve ilklerle dolu. Ama onun büyüklüğü kortta kendi için başardıklarından çok meslektaşı hemcinsleri için başardıklarından ileri geliyor.

Teniste açık dönemin başlamasıyla 1968’de profesyonelliğe geçen Billie Jean King, ilk olarak erkeklerle kadınlar arasındaki eşitsiz ödül düzenine savaş açtı. 1972 Amerika Açık’ta şampiyon olurken aynı turnuvanın erkekler şampiyonu Ilie Nastase’nin kendinden 15.000 dolar daha fazla kazandığına dikkat çeken King, bu eşitsizlik giderilmezse bir sonraki turnuvayı boykot edeceğini açıkladı. King’e birçok kadın tenisçinin destek olmasıyla Amerika Açık 1973’te eşit ödül düzenine geçildiğini ilan etti. Aynı yıl King, profesyonel kadın tenis turu WTA’in kurucuları arasında yer aldı.
20 Nisan 1973’te Houston’daki Astrodome’da 30.500 kişinin önünde oynanan "Cinsiyetler Savaşı" müsabakasında eski bir tenisçi, bir kumarbaz ve kadın düşmanı bir şovmen olarak tanımlanabilecek 55 yaşındaki Bobby Riggs karşısında 6-4, 6-3, 6-3’lük setlerle galip geldi ve bu büyük propaganda şovunun kadın düşmanı bir rüzgar yaratmasının önüne geçti.
- Bir adım geriden: Riggs, ilk ‘cinsiyetler savaşı’ maçında Margaret Court’u 6-2, 6-1 yenmiş ve maç sonrası oluşturulan kamuoyu bu tehlikeyi ortaya koymuştu.
King’in öncülük yaptığı bir diğer büyük adım 1981’de aynı zamanda kişisel asistanı olan Marilyn Barnett’ın aralarındaki ilişkiye dair kamuoyuna yaptığı açıklamayla geldi. King, tüm sponsorlarını kaybetme pahasına ilişkiyi doğruladı ve lezbiyen olduğunu açıklayan ilk büyük spor yıldızı olarak bu alanda da öncü oldu. King hâlâ kadın sporunun sadece büyük bir yıldızı değil aynı zamanda vizyoneri ve örgütçüsü olarak hemcinslerine yol göstermeyi sürdürüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadınlar için 20. yüzyılda sporun hikayesini değiştiren 3 kadını anıyoruz. WTA'in Suudi Arabistan sponsorluğunda duyurduğu doğum izni hakkını masaya yatırıyoruz.
07 Mar 2025

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.



