Talep düşüyor olsa da enflasyon direniyor

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Bu hafta gelen iki veri, makroekonomik gidişatımız hakkında daha net bilgiler vermeye başladı. Uzun süredir % 4,5-5 bandında giden büyüme bu yılın ikinci yarısında görece sert diyebileceğimiz bir şekilde %2,5’lara gerilerken, gıda sektörünün verdiği desteğe rağmen Ağustos ayı enflasyonu %2,47 gibi yüksek bir seviyede geldi. Manşet enflasyon yıllık bazda ise %51,97’ye geriledi.
Enflasyonun sektörel dinamiklerine baktığımızda, aylık bazda en güçlü artışın %11,34 oranı ile eğitimde, arkasından da %8,51 ile konutta geldiğini görüyoruz. Yıllık bazda eğitim sektöründeki artış %120,81 olurken konutta %101,49 seviyesine ulaşmış durumda. Özellikle kira artışları ve konutla ilgili enerji giderleri konuttaki yüksek seviyenin ana belirleyeni olmuş görünüyor. Aylık manşet rakamın daha yüksek olmamasının temel nedeni ise gıda fiyatlarında aylık olarak gözlenen %1,10 oranında düşüş oldu. Özellikle işlenmemiş gıdada, yani meyve-sebzedeki %4,89’luk düşüş, gıda sektörünü aşağı çeken ana faktör oldu İşlenmiş gıdadaki artış %2,37 ile görece yüksek seviyesini korumaya devam etti.
Eğitim ve konut dışında fiyat katılığını net bir şekilde göstermeye devam eden kalemlerin yine hizmet sektörlerinde olduğunu, örneğin lokanta ve otellerin %116,74, ulaştırma ve hizmetlerinin %92,90 oranlarında ortalamaların çok üzerinde kalmaya devam ettiğini izliyoruz. Meyve-sebze fiyatları mevsimsel faktörlerden etkilendiği için özellikle Ekim ayından itibaren baz etkisi ile gıdada tekrar baskıyı görme ihtimalimiz yüksek bulunuyor. İthal mallar ve görece yönetilen kur sistemi nedeniyle imalat sanayiindeki fiyat artışlarının görece sınırlı kalması şimdilik dezenflasyonu destekleyen unsurlar arasında görünüyor. Diğer taraftan, önümüzdeki süreçte hizmet sektöründeki fiyat katılığı, hane halkının enflasyon beklentilerindeki yükseklik ve gıdanın yaratabileceği sürprizler de enflasyonla ilgili tablonun hâlâ ciddi riskler barındırdığını bizlere gösteriyor.
İkinci çeyrekte %2,5’lara gerileyen büyümenin sektörel dağılımına baktığımızda en zayıf halkanın yine sanayide olduğunu izliyoruz. Sanayi üretimi yılın ikinci çeyreğinde %1,8 daralma gösteriyor. Büyümeye katkı, büyük oranda hizmet sektörlerinden geliyor. Hizmet sektörünün büyümesi %2,9 olarak gerçekleşti. Uzun bir aradan sonra ve büyük ihtimalle hava koşullarının da iyi gitmesiyle tarım, %3,7 oranında büyüme ile öne çıkan sektörler arasında yer aldı.
Harcamalar tarafından baktığımızda, iç talebin büyümeye katkısı önceki çeyreklere göre gerilemesine rağmen %1.6 oldu. Mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı ise % 0 olarak kaydedildi. İhracatın %97 oranında sanayi ürünlerinden oluştuğunu dikkate alacak olursak, ihracattaki zayıflık da daha anlaşılır oluyor.
Uzun süredir sanayi sektörünün farklı kesimlerinden gelen, işlerin iyiye gitmediğine dair açıklamaların rakamlara da yansıdığını görüyoruz. Tablo üçüncü çeyrekte de pek değişmiş gibi görünmüyor. Ağustos ayı Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri 50’nin altında kalmayı sürdürerek sanayinin daralma bölgesinde bulunmaya devam ettiğini gösteriyor. Sektörel bazda izlenen 10 ana sektörün tamamında endeks değerlerinin 50’nin altında olması ve çoğu sektörde aşağı yönlü derinleşmesi sanayi ve ihracattaki sorunun genele yayıldığına dair çok güçlü sinyaller veriyor. Ana ihracat pazarımız Euro bölgesinin görece daha iyi büyüdüğü bir dönemde bu tablonun ortaya çıkmasının ana nedeni rekabet gücümüzdeki kayıp. Yaşadığımız yüksek enflasyon ve kur politikası çok pahalı hâle gelmemize ve rekabet gücünde büyük kayıp yaşamamıza neden oldu. Enflasyonla mücadelede iç talebi zayıflatmak esastır. Mevcut tabloda en az iç talep kadar, hatta daha fazla dış talebi zayıflattığımızı görüyoruz.
Talebin hem içeriden hem dışarıdan zayıflaması rekabet gücüne ve üretim potansiyeline daha fazla zarar vermeye başlamış görünüyor. Enflasyonla mücadelede iç talebi aşağı çekmemiz gerekirken arz kapasitesini daha fazla düşürürsek azalan talep bile enflasyonist baskı yaratmaya devam eder. Geldiğimiz noktada bu riskin arttığını izliyoruz. Önümüzdeki çeyreklerde iç talebin zayıf gitmesi zorunlu bir durum. Dış talebi devreye sokacak adımları başta kur politikası olarak atamazsak, bahsettiğimiz arz yönlü risk daha da belirgin hâle gelmeye aday görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Merakla beklenen manşet enflasyon verileri nihayet açıklandı. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Ağustos ayında aylık enflasyon %2,5 ile piyasa beklentilerinin altında gerçekleşirken, yıllık enflasyon ise %61,8'den %52'ye geriledi.
04 Eyl 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Temel ekonomik hedeflerin yer aldığı 2027-2029 dönemine ait Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme tahmini yüzde 3,8'den yüzde 3,3'e düşürülürken, enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. OVP, net şekilde seçim ekonomisine geçildiğini göstermese de, 2027’nin seçim açısından kritik bir hazırlık yılı olabileceğine dair bazı işaretler mevcut.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin 2027-2029 dönemindeki ekonomi politikalarını ve kamu bütçesini yönlendirecek Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Aynı gün Resmî Gazete’de de yayımlanan programda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini %16’dan %28,4’e yükseltilirken büyüme beklentisi %3,8’den %3,3’e indirildi. Geçen yıl 2027 yılı için öngörülen tek haneli enflasyona ulaşma tarihi ise 2029 olarak değiştirildi.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak Temmuz ayı sanayi üretimi ve TCMB faiz kararı ile Cuma günü açıklanacak Temmuz ayı cari işlemler dengesi ön plana çıkarken, yurt dışında Perşembe günü açıklanacak ECB faiz kararı ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu takip edilecek.
07 Eyl 2026

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Barış Urhan, 31 Ağustos–2 Eylül tarihlerinde Suriye'nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Suriye Ulaştırma Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası, Suriye Varlık Fonu ve ticaret ve sanayi odaları ile görüştü. Yeniden yapılanma yatırımları, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, bürokratik işlemler ve dış ticaret koşulları üç günlük programın ana başlıklarıydı.

Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte büyümeye devam ederken, büyümenin bileşimi sanayideki zayıflığın sürdüğüne işaret ediyor. Tarımdaki güçlü baz etkisi, tüketimin desteği ve ithalattaki sert daralma manşet büyümeyi ayakta tutarken, imalat sanayisinde siparişler, istihdam ve üretim baskı altında kalmayı sürdürüyor.




