Tamamlanmamış bir son

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
10 veya 20 saniyede yaptıklarınız bazen kaderinizi belirleyebilir. Justin Gatlin spor hayatı boyunca en hızlı olup kazanmak için çabaladı ve şimdi 39 yaşında. NCAA’de başladığı kariyerinin ardından 2001 yılında amfetamin testinin pozitif çıkmasıyla spordan iki yıl men edildi. Sorun çocukluğunda kullandığı ilaçlardan olunca cezası erkenden kaldırıldı. Ancak tekrar bir doping sorununda spordan tamamiyle men edilebilirdi. Atletizme döndüğünde koç Trevor Graham ile çalışmalara başladı. Gatlin, Trevor Graham’ın ileride atletizmden ömür boyu men edileceğini bilmeden bu yola girmişti.
2004 yılındaki Atina Olimpiyat Oyunları’na gelindiğinde Gatlin için parlama zamanıydı. Katıldığı ilk olimpiyatta 100 metrede altın madalya kazanan Gatlin, atletizm tarihine sağlam adımlarla giriş yapıyordu. 2004 oyunlarında tek madalya ile kalmayan ABD’li sporcu 200 metrede bronz ve 4x100 erkeklerde ise gümüş madalyayı da koleksiyonuna ekliyordu.

Onun uluslararası arenadaki başarıları, takip eden yıllarda da kesintiye uğramadı. 2005 Dünya Şampiyonası’ndan iki altın ile ayrılan koşucu, 2006 Doha Diamond League’de 100 metreyi 9.76 ile koşarak Asafa Powell’ın 9.77’sini geçmişti. Aradaki fark tartışmalara yol açarken 2,5 ay sonra Gatlin’in doping testinin pozitif çıkması bu rekorun tarihten silineceği anlamına geliyordu.
Daha önce bir doping krizine yaşayan Gatlin için çanlar bu sefer daha ciddi derecede çalıyordu. Doping testinin tekrar pozitif çıkmasının ardından başta koçu Graham olmak üzere kimseyi suçlamamış ve hatayı daha çok kendisi üstlenmişti. Spordan sekiz senelik bir men almış ve bu haberi aldığında her şeyin kendisi için bittiği düşüncesine kapılmıştı. Yaptığı açıklamalarda ciddi depresyonlara girdiğini, sürekli partiler verip sarhoş olduğunu ve kısacası hayatını umursadığını anlatıyordu. Ardından 2007 yılında mahkemeye çıkmadan önce koçu ile arasındaki telefon görüşmelerini gizlice kaydederek federal ajanlara aktardığı ve yaptıklarından pişman olduğunu dile getirdiği için cezası dört yıla indirilmişti.

Hayatının dibe vurduğu zamanların ardından Gatlin, dört sene içinde önce NFL’de kendine yer edinmeye çalıştı ancak hiçbir takım ona sözleşme teklifinde bulunmadı. Çoğu otorite onun tekrar atletizme yarışmacı bir şekilde dönebileceğine inanmıyordu. Gatlin insanların söylediklerine kulak asmadı ama atletizme ilk döndüğünde yaptığı 10.8’lik dereceler otoritelerin iddialarını kanıtlar nitelikteydi. 2012 senesinde İstanbul’da gerçekleştirilen Dünya Salon Şampiyonası 60 metrede kazanılan altın madalya ise onun pistlere geri dönüşünün habercisiydi. Eleştirilere aldırmadan mücadelesini sürdüren sporcu artık düştüğü çukurdan çıkmayı başarmıştı. İstanbul’daki bu başarının ardından Londra Olimpiyatları’nda bronz madalyaya uzanmıştı.

Gatlin, 2017 Londra Dünya Şampiyonası’nda 100 metre finaline çıkarken Usain Bolt kariyerinde son kez koşacaktı. Justin Gatlin, Bolt’u son yarışında geçip altın madalyaya uzanırken tribünler onu yuhalamıştı. O ise tepkilere değil aradan sıyrılan alkış seslerine odaklanmıştı. Gatlin, 2020 Tokyo oyunlarında son kez olimpiyat arenasında koşacak. Her ne kadar sporcular başarıları ile anılsa da Gatlin başarılarının yanında yaşadığı skandallarla da akıllarda kalmaya devam edecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Jason Kenny, Gregg Popovich, Simone Biles, Daniel Dias ve Justin Gatlin. Punto'nun olimpiyat bülten serisinin dördüncü sayısı hazır.
16 Haz 2021

YAZARLAR

Cengizhan Yıldız
Koç Üniversitesi Medya ve Görsel Sanatlar bölümünde öğrenci olan Cengizhan Yıldız aynı üniversitede Pazarlama Kulübü'nün başkan yardımcılığını yapıyor. Cengizhan SenfoniCo şirketinde Pazarlama stajyeri, Punto'da motor sporları yazarı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?




