📹 Taylor Swift’in son turnesinin konser filmi gelecek ay vizyonda

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Taylor Swift'in bu yıl mart ayında Arizona’da başlayan devasa The Eras turnesinin filmi, 13 Ekim’de dünya genelinde yüzden fazla ülkede gösterime girecek.
Vizyona girecek Taylor Swift: The Eras Tour isimli konser filmi Taylor Swift’in geçtiğimiz ay Kaliforniya'daki SoFi stadyumunda sahne aldığı altı gecenin ilk üçünde kaydedildi. Taylor Swift Productions yapımcılığındaki filmin yönetmenliğini daha önce Billie Eilish ve Lizzo için konser filmleri hazırlayan Sam Wrench üstlendi.

Taylor Swift: The Eras Tour
İçeriği hakkında fazla ayrıntının paylaşılmadığı Taylor Swift: The Eras Tour filminin uzunluğu 165 dakika olacak. Bu da demek oluyor ki film, 44 şarkıdan oluşan ve üç saatten uzun süren The Eras turnesinin setlist’inin tamamını içermeyecek. Film ayrıca ABD'deki ön satışının ilk gününde 37 milyon dolar gibi rekor bir hasılat elde etti.
The Eras turnesi, 17-19 Kasım tarihlerinde Brezilya’da gerçekleşecek konserlerle 2023 yılını kapatacak. 7-10 Şubat’ta Japonya’da 2024 takvimini başlayacak turne, kasım ayında Kanada gerçekleşecek konserlerle son bulacak. Taylor Swift, bu turne kapsamında toplamda 146 konser verecek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.



