

Yeni MG ZS Benzinli, e-bisikletiyle şehirde
Elektrikli araçlara geçiş hızlanırken şehir içindeki park ve trafik sorunlarına çözümler de gelişiyor. Elektrikli bisiklet, scooter kullanımı gibi akımlara uygun bir yaklaşımla piyasaya çıkan ve geçtiğimiz yıl elektrikli modelleriyle…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Reprise (2006)
Yönetmen: Joachim Trier
Süre: 105 dakika
Jenerik: Günümüzde Norveç sinemasının ve Nordik sinemasının en sevilen yönetmenlerinden birine dönüşen, birkaç ay önce ülkesine de bir Oscar adaylığı getiren son filmi The Worst Person in the World'ün senaryosuyla En İyi Özgün Senaryo kategorisinde Oscar'a aday gösterilen Joachim Trier'in ilk filmi, 2006 tarihli Reprise.
Film, Karlovy Vary Film Festivali'nde En İyi Yönetmen, İstanbul Film Festivali'nde de Altın Lale En İyi Film ödüllerine layık görülmüştü. Reprise, roman taslaklarını birlikte postaya veren ve rekabet içindeki iki genç yazar arkadaşın edebî arzularını, gençlik coşkusunu, aşk ateşini, depresyon boşluğunu, filizlenen kariyerlerini ve tüm bunların neden olduğu — ya da olabileceği — sancıları konu alıyor.
Neden izleyelim?: Başarılı birer yazar olma hayali kuran ve roman taslaklarını aynı anda postaya veren iki yakın arkadaştan birinin ünlü bir yazara, diğerininse bir hayal kırıklığına dönüştüğü Reprise, sadece olanları anlatmakla yetinmiyor ve olanları olmayanlarla, olabilecek olanlarla ve olması hayal edilenlerle iç içe geçiriyor. Edebiyatın, yazma tutkusunun, hikâye anlatımının gücünün en açık ve net şekilde anlaşıldığı bu muhteşem film, sadece yönetmen ve senarist Joachim Trier için değil, ortak senaristi Eskil Vogt için de muhteşem bir başlangıç bana göre.
İleriki yıllarda Oslo, August 31st ve The Worst Person in the World'le tamamlanacak Oslo Üçlemesi'nin yanı sıra Louder Than Bombs ve Thelma gibi filmlere imza atacak olan Joachim Trier'in ilk filmi Reprise, kaderin, hayatın akışının ve olasılıkların üzerine düşünmek için izleyebileceğiniz en güzel film bana göre.
Nerede izleyebilirsin?: Reprise, 1 Mayıs’ta MUBI Türkiye kataloğundaki yerini alacak. Öte yandan üçlemenin ikinci filmi Oslo, August 31st ve The Worst Person in the World’e de sırasıyla 7 ve 13 Mayıs’tan itibaren platform üzerinde erişilebilecek. MUBI'nin Duende okurları için hazırladığı bu bağlantı üzerinden 30 günlük ücretsiz deneme süreci başlatarak önerdiğimiz filmleri izleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Trier'den Reprise, MUBI'ye geliyor; Uluslararası Caz Günü arifesinde Türkiye Caz Ağı müjdesi; Kae Tempest'tan yeni albüm.
29 Nis 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

İlkay Şencan, yeni EP’si “Origin”de çocukluğunun müzikal hafızasını elektronik müzikle buluşturuyor. Şencan ile biraraya geldik ve kariyerinin başlangıcından uluslararası başarıya, DJ kabinindeki seyirci beklentilerinden müzik sektöründeki network ilişkilerine uzanan pek çok konuyu konuştuk.

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




