The Voidz'dan yeni albüm: Karman çorman şarkılar, vasat sözler


Konfor ve donanım bu SUV’de buluşuyor: Honda HR-V e:HEV Honda’nın hibrit modeli HR-V e:HEV ile Hayalleri ileri sürün. Modern iç-dış tasarımı ve keskin çizgileriyle dikkat çeken model, aynı zamanda verimli hibrit güç aktarma sistemiyle verimli bir sürüş sunuyor. Honda HR-V e:HEV neler sunuyor? 1,5 litrelik DOHC i-VTEC benzinli ve elektrikli motora sahip hibrit güç aktarma sistemiyle esnek bir sürüş deneyimi vadediyor. Çevre dostu e:HEV teknolojisi benzinli motordan ve rejeneratif frenden güç alarak kendini şarj ediyor, prizden şarj etme ihtiyacı da ortadan kalkıyor. Honda SENSING teknolojisiyle kullanıcılarına güvenli bir sürüş sunan HR-V e:HEV, Trafikte Sürüş Asistanı’yla 0 km/s'den itibaren sürüş desteği sağlıyor, aracınızı şeritte tutarken kör noktaları gösteriyor. Fonksiyonel iç tasarımıyla hem sürücü hem de ön yolcunun kablosuz şarj yuvasına erişimini kolaylaştıran HR-V, ses yalıtımıyla sessiz bir sürüş deneyimi sağlıyor. Arka alanda tamamen katlanma esnekliği sunan çok yönlü Sihirli Koltuklar ile ergonomik ve geniş bir iç mekan sunuyor. 3 özgün versiyon: Honda HR-V e:HEV, Elegance , Advance ve Style + olmak üzere üç farklı versiyonuyla otomobil tutkunlarıyla buluşuyor. Advance donanım seçeneğinden itibaren ısıtmalı direksiyon, kablosuz şarj, otomatik bagaj kapağı, kablosuz Apple CarPlay ve Android Auto bağlantısı gibi teknolojiler sunuyor. Style+ donanımında ise çok açılı kamera sistemi ve panoramik cam tavan sayesinde güvenli ve ferah bir yolculuk vadediyor. Keyifli sürüş deneyimini hibrit araç esnekliği ve fonksiyonlarıyla sunan Honda HR-V e:HEV ile buradan tanışabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Like All Before You
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Cult Records
Yayın tarihi: 20 Eylül 2024
Julian Casablancas’ın The Strokes’a paralel projesi The Voidz’un üçüncü albümü Like All Before You çıktı. Jeff Kite, Alex Carapetis, Amir Yaghmai, Jake Bercovici ve Jeramy “Beardo” Gritter’dan oluşan, Casablancas liderliğindeki grup, bu yeni uzunçalarda birbirine hiç benzemeyen 10 şarkıyı ardı ardına sıralamış. Şarkıların dağınık doğası ve oldukça vasat sözleri, albümü dinlemesi çok zor bir hâle getiriyor.
Albüm boyunca, emo, caz, metal, new wave, garaj rock gibi birçok müzik türünün yarattığı karmaşaya Casablancas’ın autotune vokalleri eşlik ediyor. Bu deneysel yaklaşım, bazı hayranlar için yenilikçi olabilir ama çoğu dinleyici için yorucu bir dinleme deneyimi sunuyor. Casablancas’ın performansı, müzik endüstrisinin içinde yer almaktan pek de keyif almadığı izlenimini vermeye devam ediyor. Charli XCX’in remiks albümünde seslendirdiği Mean Girls’ün projenin en kötüsü olarak değerlendirilmesi buna iyi bir örnek.
The Voidz’in karakteri de Casablancas’ın kişiliği gibi kararsız bir hâlde. Evet, albümün promosyon döneminde normalden çok daha fazla röportaj verdiler ama satır aralarında imzaladıkları bir sözleşme olduğu için bu uzunçaları yayınladıklarını ima ekmekten de kaçınmadılar.
The Voidz her zaman oyun alanı oldu
Julian Casablancas, The Strokes ile indie müziğin mihenk taşlarından biri olarak görülen Is This It’i 2000’lerin başında yayınlayarak müzik endüstrisinde derin bir iz bıraktı. Bu albüm ve yakaladıkları başarı, indie gruplarının büyük plak şirketleriyle anlaşmalar yapmasına zemin hazırladı ve türün ana akıma geçişine öncülük etti. Bu süreç Casablancas’ı müzik dünyasında önemli bir figür hâline getirdi. Ancak The Strokes ve müziği, zamanla sanatçının peşini bırakmayan bir bağımlılık hâline geldi. Casablancas grubun popüler olan her şarkısından nefret etti. Hatta her seferinde Last Nite şarkısının kendisi için tamamen bittiğini söyledi. Bu noktada The Voidz onun için bir kaçış noktası ve müzikal anlamda özgürleşme aracı oldu, Casablancas’ın ana akımdan uzaklaşarak daha deneysel bir ses yaratma çabasını temsil etti.

2015 yılında İstanbul’da gerçekleşen One Love Festival’de The Voidz ile çalarken yaptığım röportaj sırasında da The Strokes ile çalmanın bildiği bir piyesi oynamaya benzediğini dile getirmişti:
"Büyük sahneleri hiçbir zaman daha etkileyici bulmadım. The Strokes şarkılarını söylemek daha kolay. Pek performans sergilemek gibi değil orada yaptığım. Bildiğim bir piyesi oynamak gibi. The Voidz ise oyun alanı gibi. İstediğin her şeyi yapma gibi bir lüksün var. Her an her şey olabilir."
The Strokes’a dair her şeyden kaçmak ister gibi
Julian Casablancas, bu yeni albümde de The Voidz’u The Strokes’tan ayıran özellikleri vurgulamaya çalışıyor. Buna iyi bir örnek, Beardo ve Yaghmai'nin gitarlarının grubun kalbini oluşturan en önemli unsurlardan biri olmaya devam etmesi. Bu ikili, grubun sound’unu şekillendiren ve Casablancas’ın şarkılarının temellerini oluşturan karakteristik bir dinamizm yaratıyor. Geleneksel indie rock anlayışından da uzaklaşmalarını sağlıyor. Square Wave’de bu iki gitaristin uyumlu ve yaratıcı işbirliğini işitiyoruz. Spectral Analysis, dinleyicisini uzay temalı bir atmosferin içine çekerken Casablancas, alışık olduğumuz tuhaf ses oyunlarını sergiliyor.

Albümün en popüler şarkısı 7 Horses’da “Sorry I was not the man you wanted me to be / But if I could beg you maybe stop punishing me” derken hayranlarından düşündükleri adam olmadığı için özür diliyor. Spectral Analysis ise albümün en depresiflerinden. Casablancas intiharı, terk edilmeyi ve hayranlarının üzerinde yarattığı baskıyı ele alıyor. 10’u içerisinde iyi olan tek şarkı dramatik yapısı ile dikkat çeken Perseverance-1C2S.
Bu bir albüm değil, bir demo
Like All Before You’da The Voidz’in alışılmış kaotik müzikal yapısının dahi sınırlarını zorluyor. Şarkılarda fazla karmaşık veya yarım kalmış gibi hissettiren fikirler birarada sunuluyor. Julian Casablancas, bu albümde her şeye karşı tepki dolu bir ergen havasında. Müzikten ne tam anlamıyla kopabiliyor ne de onunla bir bütün oluşturmayı becerebiliyor.
Uzunçalar boyunca dinleyici Casablancas’ın bu içsel çatışmasını hissetmekle kalmıyor, grubun genel müzikal yaklaşımındaki kargaşaya da tanıklık ediyor. Ezcümle bu bence bir albüm değil, sanki tamamlanmamış bir demo.
Casablancas’ın “Kariyerinde değiştirmek istediğin bir şey var mı?” soruma verdiği cevabı hatırlıyorum:
"Geriye dönüp bakınca sadece çok içki içmemi değiştirmek isterdim. Bu konuda pişmanım. Hiçbir şeyin tadını çıkaramıyorsun, hiçbir şey hatırlamıyorsun. Bir şeyi telafi etmek gibiydi hep bu benim için. Alkolün verdiği yapay bir cesaret ve sosyallik içindeydim. Keşke daha az içmeyi başarabilseydim. Ama her konuda ya hep ya hiç yapısında bir insan olduğum için bu festivalde de bana verilen içki fişlerimin hepsini harcadım. Bu berbat bir şey. Kendime güvenimin daha çok olacağını bilseydim, her şeyin keyfini istediğim gibi sürebilirdim. Onun dışında bulunduğum yerde olmaktan gerçekten mutluyum, başka bir pişmanlığım yok."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yıllardır yeme içme ve müzik sektöründe çalışan isimlere restoranlarda sunulan yemek ve çalınan müziklerin nasıl ilişkilendiğini sorduk. The Voidz'un kafa karıştıran yeni albümünü inceledik.
18 Kas 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.




