The Voidz'dan yeni albüm: Karman çorman şarkılar, vasat sözler

The Strokes'un popülerliğinden pek haz etmeyen Julian Casablancas'ın oyun alanı olarak gördüğü yan projesi The Voidz’un üçüncü albümü çıktı. Arka arkaya sıralanan, birbiriyle alakasız 10 şarkının dağınık doğası ve oldukça vasat sözleri, albümü dinlemesi çok zor bir hâle getiriyor.
The Voidz'dan yeni albüm: Karman çorman şarkılar, vasat sözler

18 Kasım - Honda - Duende
Honda ile birlikte

Konfor ve donanım bu SUV’de buluşuyor: Honda HR-V e:HEV

Honda’nın hibrit modeli HR-V e:HEV ile Hayalleri ileri sürün. Modern iç-dış tasarımı ve keskin çizgileriyle dikkat çeken model, aynı zamanda verimli hibrit güç aktarma sistemiyle verimli bir sürüş sunuyor.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Like All Before You
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Cult Records
Yayın tarihi: 20 Eylül 2024

Julian Casablancas’ın The Strokes’a paralel projesi The Voidz’un üçüncü albümü Like All Before You çıktı. Jeff Kite, Alex Carapetis, Amir Yaghmai, Jake Bercovici ve Jeramy “Beardo” Gritter’dan oluşan, Casablancas liderliğindeki grup, bu yeni uzunçalarda birbirine hiç benzemeyen 10 şarkıyı ardı ardına sıralamış. Şarkıların dağınık doğası ve oldukça vasat sözleri, albümü dinlemesi çok zor bir hâle getiriyor.

Albüm boyunca, emo, caz, metal, new wave, garaj rock gibi birçok müzik türünün yarattığı karmaşaya Casablancas’ın autotune vokalleri eşlik ediyor. Bu deneysel yaklaşım, bazı hayranlar için yenilikçi olabilir ama çoğu dinleyici için yorucu bir dinleme deneyimi sunuyor. Casablancas’ın performansı, müzik endüstrisinin içinde yer almaktan pek de keyif almadığı izlenimini vermeye devam ediyor. Charli XCX’in remiks albümünde seslendirdiği Mean Girls’ün projenin en kötüsü olarak değerlendirilmesi buna iyi bir örnek.

The Voidz’in karakteri de Casablancas’ın kişiliği gibi kararsız bir hâlde. Evet, albümün promosyon döneminde normalden çok daha fazla röportaj verdiler ama satır aralarında imzaladıkları bir sözleşme olduğu için bu uzunçaları yayınladıklarını ima ekmekten de kaçınmadılar.

The Voidz her zaman oyun alanı oldu

Julian Casablancas, The Strokes ile indie müziğin mihenk taşlarından biri olarak görülen Is This It’i 2000’lerin başında yayınlayarak müzik endüstrisinde derin bir iz bıraktı. Bu albüm ve yakaladıkları başarı, indie gruplarının büyük plak şirketleriyle anlaşmalar yapmasına zemin hazırladı ve türün ana akıma geçişine öncülük etti. Bu süreç Casablancas’ı müzik dünyasında önemli bir figür hâline getirdi. Ancak The Strokes ve müziği, zamanla sanatçının peşini bırakmayan bir bağımlılık hâline geldi. Casablancas grubun popüler olan her şarkısından nefret etti. Hatta her seferinde Last Nite şarkısının kendisi için tamamen bittiğini söyledi. Bu noktada The Voidz onun için bir kaçış noktası ve müzikal anlamda özgürleşme aracı oldu, Casablancas’ın ana akımdan uzaklaşarak daha deneysel bir ses yaratma çabasını temsil etti.

2015 yılında İstanbul’da gerçekleşen One Love Festival’de The Voidz ile çalarken yaptığım röportaj sırasında da The Strokes ile çalmanın bildiği bir piyesi oynamaya benzediğini dile getirmişti:

"Büyük sahneleri hiçbir zaman daha etkileyici bulmadım. The Strokes şarkılarını söylemek daha kolay. Pek performans sergilemek gibi değil orada yaptığım. Bildiğim bir piyesi oynamak gibi. The Voidz ise oyun alanı gibi. İstediğin her şeyi yapma gibi bir lüksün var. Her an her şey olabilir."

The Strokes’a dair her şeyden kaçmak ister gibi

Julian Casablancas, bu yeni albümde de The Voidz’u The Strokes’tan ayıran özellikleri vurgulamaya çalışıyor. Buna iyi bir örnek, Beardo ve Yaghmai'nin gitarlarının grubun kalbini oluşturan en önemli unsurlardan biri olmaya devam etmesi. Bu ikili, grubun sound’unu şekillendiren ve Casablancas’ın şarkılarının temellerini oluşturan karakteristik bir dinamizm yaratıyor. Geleneksel indie rock anlayışından da uzaklaşmalarını sağlıyor. Square Wave’de bu iki gitaristin uyumlu ve yaratıcı işbirliğini işitiyoruz. Spectral Analysis, dinleyicisini uzay temalı bir atmosferin içine çekerken Casablancas, alışık olduğumuz tuhaf ses oyunlarını sergiliyor.

Albümün en popüler şarkısı 7 Horses’da “Sorry I was not the man you wanted me to be / But if I could beg you maybe stop punishing me” derken hayranlarından düşündükleri adam olmadığı için özür diliyor. Spectral Analysis ise albümün en depresiflerinden. Casablancas intiharı, terk edilmeyi ve hayranlarının üzerinde yarattığı baskıyı ele alıyor. 10’u içerisinde iyi olan tek şarkı dramatik yapısı ile dikkat çeken Perseverance-1C2S.

Bu bir albüm değil, bir demo

Like All Before You’da The Voidz’in alışılmış kaotik müzikal yapısının dahi sınırlarını zorluyor. Şarkılarda fazla karmaşık veya yarım kalmış gibi hissettiren fikirler birarada sunuluyor. Julian Casablancas, bu albümde her şeye karşı tepki dolu bir ergen havasında. Müzikten ne tam anlamıyla kopabiliyor ne de onunla bir bütün oluşturmayı becerebiliyor.

Uzunçalar boyunca dinleyici Casablancas’ın bu içsel çatışmasını hissetmekle kalmıyor, grubun genel müzikal yaklaşımındaki kargaşaya da tanıklık ediyor. Ezcümle bu bence bir albüm değil, sanki tamamlanmamış bir demo.

Casablancas’ın “Kariyerinde değiştirmek istediğin bir şey var mı?” soruma verdiği cevabı hatırlıyorum:

"Geriye dönüp bakınca sadece çok içki içmemi değiştirmek isterdim. Bu konuda pişmanım. Hiçbir şeyin tadını çıkaramıyorsun, hiçbir şey hatırlamıyorsun. Bir şeyi telafi etmek gibiydi hep bu benim için. Alkolün verdiği yapay bir cesaret ve sosyallik içindeydim. Keşke daha az içmeyi başarabilseydim. Ama her konuda ya hep ya hiç yapısında bir insan olduğum için bu festivalde de bana verilen içki fişlerimin hepsini harcadım. Bu berbat bir şey. Kendime güvenimin daha çok olacağını bilseydim, her şeyin keyfini istediğim gibi sürebilirdim. Onun dışında bulunduğum yerde olmaktan gerçekten mutluyum, başka bir pişmanlığım yok."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎹 Restoranların müzik menüsü, The Voidz'un yeni albümü

Yıllardır yeme içme ve müzik sektöründe çalışan isimlere restoranlarda sunulan yemek ve çalınan müziklerin nasıl ilişkilendiğini sorduk. The Voidz'un kafa karıştıran yeni albümünü inceledik.

18 Kas 2024

Honda ile birlikte

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Melike Bayık

·

02 Kas 2026

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine