Türk futbolunun Avrupa gerçeği: Pahalı vasatlık

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
UEFA Avrupa Ligi’nde Premier League ekiplerini saymazsak en yüksek maaş bütçesine sahip takımlar arasında başı çeken Türk futbolunun 3 büyük kulübü boyunun ölçüsünü sahada aldı. Şampiyonlar Ligi’nde 0 çeken Young Boys’a elenerek UEFA Avrupa Ligi’ne düşen Galatasaray, “lokum” gibi fikstürüne ve yaptığı iyi başlangıca rağmen son 4 maçını kazanamayarak ilk 8’in dışında kaldı. Ligin en pahalı kadrolarından birinin yanı sıra en pahalı teknik direktörüne de sahip olan Fenerbahçe, Braga’nın 90+3’te attığı golün iptal edilmesi sayesinde 24. olabildi ve Play-Off turuna zar zor kaldı. Rafa Silva ve Ciro Immobile ile ligin en yüksek maaşlı oyuncularından ikisini kadrosunda barındıran buna rağmen çalkantılı bir sezon geçiren ve hoca değişikliğine mecbur kalan Beşiktaş ise Twente’ye hiçbir varlık gösteremediği maçta yenildi ve 36 takımlı ligi 28. bitirerek elendi.
- Bir adım sonrası: Lig aşamasını 14. bitiren Galatasaray, Play-Off turunda AZ Alkmaar'la karşılaşacak. Sarı-kırmızılılar bir son 16 turuna kalırsa rakibi Manchester United ya da Tottenham olacak. Fenerbahçe ise Play-Off turunda Anderlecht ile eşleşti. Son 16 turundaki muhtemel rakipler ise Olympiakos ya da Glasgow Rangers.
‘Nerede yanlış yaptık’ diye düşünen yok
Bu kadar transfer obezi olup bu kadar büyük paralar harcayıp ne futbol ne de sonuç olarak tatmin edebilen kulüplerimizde bu netice bir sorgulamaya yol açar mı? Fenerbahçe ve Galatasaray’ın kış transfer döneminde döktüğü paralar ve transfer ettiği isimler kısa-orta vadede bir zihniyet değişikliğinin düşünülmediğini ortaya koyuyor. Türk futbolunda eğilimleri yerel ligde bu takımların “toksik” rekabetinin belirlediğini, sadece kısa vadeli başarının kutsandığını hatırda tutarsak “mali disiplin” adına yukarıdan bir müdahale (UEFA ya da Beştepe) olmazsa bu formülde ısrar edileceğini ve sonuçların da yine benzer olacağını görebiliriz. Kim bilir belki de hiçbir somut kazanım getirmeyen bu savurganlığın son bulması adına yukarıdan inecek bir “racon”un duacısı olmak daha doğrudur!
‘Makas açıldı’ söyleminin esası
2020’de Fatih Terim, Türk takımlarıyla Avrupalı rakipleri arasında “makasın açıldığını”, bu şartlarda rekabet etmelerinin zor olduğunu söylemişti. Terim “makasın açıldığı” kategorileri ekonomik imkanlarla sınırlı tutmamış ve “idari, teknolojik, kurumsal” yapılara da vurgu yapmıştı. Nitekim bugün pekala Türkiye’nin büyük kulüplerinin kadro inşasına UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden köklü Avrupa takımları kadar para harcadığını görüyoruz. Ama “makası açan” diğer alanlarda büyük bir çoraklık göze çarpıyor. Transferler büyük oranda menajer ağına bırakılmış durumda. Pratikte yabancı sınırsızlığına dönüşen koşullarda “altyapı” bir kaygı olmaktan çıkmış vaziyette. Maaş bütçeleri şişerken teknik heyetler bunun hakkını verecek bir oyun yaratmaktan uzaklar.
Türk futbolu saygı görmüyor
Türkiye bu hâliyle, yani kısıtlı üretip büyük harcamalar yapan alışkanlıklarıyla, korkunç paralar harcama lüksüne sahip olan Körfez ülkelerinin de epey gerisinde bir futbol durağı konumunda. '90’larda Avrupa’ya sesini duyurarak, zengin kıta kulüplerini “titreterek” varlığına anlam kazandırmaya çalışan ve çağın da etkisiyle çok daha hareketli bir yerel pazara sahip olan Türk futbolu günümüzde harcadığı paranın yarısı kadar futbol üretmekten uzak yapısıyla saygı uyandıramıyor. 120 yıllık camiaları en çok da bunun rahatsız etmesi gerekiyor ama şimdilik umut yok, Okan Buruk’un maç sonu açıklamalarından görüyoruz ki, umutlar yine İstanbul’a inecek transfer uçaklarına bağlanmış durumda.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Üç büyük kulübümüzün Avrupa başarısızlığı, futbol anlayışımıza yönelik sorgulamayı artırır mı? NBA'in Avrupa Ligi projesinin arkasında ne var?
31 Oca 2025

YAZARLAR

Mithat Fabian Sözmen
Gazeteci. Sözmen, 10 yıl boyunca, 2008’den beri spor yazıları yazdığı Evrensel gazetesinin internet sitesini de yönetti Çeşitli dergi ve internet mecralarında spor, kültür ve politika konularında yazan Sözmen, #tarih dergisinin çıkardığı #tarih’te bugün bülteninin editörlüğünü yaptı.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?




