Türk sanayisi ne durumda?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İstanbul Sanayi Odası Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Ocak'ta 52,1’e yükseldi. Endeks böylece üst üste 25’inci ay 50,0 eşik değerinin üzerinde kaydedildi. Son veri, ihracat pazarlarında talep ikliminin ılımlı ölçüde iyileştiğine ve bu iyileşmenin 2025 Aralık ayına göre hafif daha güçlü olduğuna işaret etti. İhracat pazarları iklimini destekleyen önemli faktörlerden biri, Avrupa’daki önemli ihracat pazarlarında talebin güçlendiğine yönelik sinyaller oldu.
Birleşik Krallık’ta üretim artışı Ocak'ta yaklaşık bir buçuk yılın en yüksek hızında yaşanırken, Almanya’da da büyüme ivme kazandı. ABD’de özel sektör faaliyeti Ocak'ta yine güçlü bir artış kaydetti ve büyüme 2025 sonuna göre hafif hız kazandı. BAE’de petrol dışı ekonomik aktivite hem hızlı hem de ivmelenen bir artış sergilerken, söz konusu artış anket kapsamında izlenen ekonomiler içerisindeki en yüksek oranda kaydedildi. Suudi Arabistan ve Kuveyt’te de üretim belirgin iyileşme kaydederken, Mısır’da da ılımlı bir büyüme gözlendi. Ocak'ta en sert daralma ise Meksika’da kaydedildi. Böylece ülkede imalat sanayisinde kesintisiz düşüş eğilimi 19’uncu aya ulaşmış durumda.
İstanbul Sanayi Odası İhracat Pazarları İklim Endeksi’nden aldığımız mesaj gelecek aylar açısından olumlu. Dış ticaretin ana lokomotifi dış talep. Türk imalat sanayi %95 ağırlıkla ihracata çalıştığı için sanayinin alt kollarından imalat sanayisi için de iyi haber.
Fakat gelecek için beklentiler olumlu olsa da 2026 yılının ilk ayında Türk imalatçıları zorlu faaliyet koşullarıyla karşı karşıya kalmaya devam etti. İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Ocak 2026 Türkiye PMI İmalat Sanayi Raporu’na göre;
Yeni siparişlerde süregelen zayıflığa bağlı olarak firmalar üretim, istihdam ve satın alma faaliyetlerini azalttı. Diğer yandan hem girdi maliyetleri hem de nihai ürün fiyatları keskin artış gösterdi ve her iki kalemde de enflasyon oranları Nisan 2024’ten bu yana en yüksek düzeyine ulaşmış durumda. Aralık 2025’te 48,9 olan manşet PMI, Ocak 2026’da hafif bir düşüşle 48,1 düzeyinde kaydedildi. Endeks, üst üste 22’nci ay 50,0 eşik değerinin altında kaldı ve imalat sektörünün genel performansında aylık bazda ılımlı bir bozulmaya işaret etti. İmalatçılar, Ocak ayı itibarıyla talep koşullarının zayıf seyrettiğini belirttiler.
Firmalar yılın başında istihdam ve satın alma faaliyetlerinin yanı sıra girdi ve nihai ürün stoklarını da azalttıklarını belirttiler. Girdi maliyetleri Ocak ayında keskin bir şekilde artarken, enflasyon üst üste ikinci ay hızlanarak Nisan 2024’ten bu yana en yüksek düzeye çıkmış durumda. Anket katılımcıları, metaller başta olmak üzere ham madde maliyetlerinin de arttığını bildirdi. Bu istenen bir durum değil. Daha kötüsü, maliyetlerdeki artışın müşterilere yansıtılmasıyla birlikte nihai ürün fiyatlarında son 21 ayın en hızlı artışı kaydedilmiş durumda. Enflasyonla mücadelede maliyet enflasyonu tarafını kontrol ediyoruz derken, maliyet tarafındaki bu bozulmanın dikkatle incelenmesi gerekiyor. Maliyetlerdeki artışın ürünlere yansıtılmasıyla birlikte satış fiyatları enflasyonu tarihsel ortalamasının da üzerinde seyretmiş durumda. Bu gelişmelere bağlı olarak Merkez Bankası mart ayı toplantısında faiz indirimini askıya alabilir. Eğer faiz indirimi gelmezse, bu sürpriz olmaz artık.
10 Şubat 2026 tarihinde Türkiye sanayisinin durumunu yakından takip ettiğimiz Sanayi Üretim Endeksi’nin Aralık 2025 verileri TÜİK tarafından açıklandı.
“Sanayi Üretim Endeksi”; ekonominin sanayi kesiminde meydana gelen gelişmelerin ve uygulanan ekonomik politikaların kısa dönemde olumlu veya olumsuz etkilerinin ölçülebilmesi için hesaplanıyor. Basitçe ifade etmek gerekirse, bir ekonominin nabzını ölçen ve bu ölçümü de göreceli olarak erken yapan bir gösterge.
GSYH (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) verisi genellikle üçer aylık dönemler halinde ve geriden gelerek açıklanırken, sanayi üretimi verisi aylık olarak yayımlanıyor. GSYH verisini hesaplamak için yararlandığımız öncü göstergelerden biri Sanayi Üretim Endeksi.
Sanayi Üretim Endeksi ile aylık ve yıllıklandırılmış bazda; takvim etkisinden arındırılmış, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olarak toplam sanayiyi; sanayinin alt kollarını (madencilik ve taş ocakçılığı, imalat sanayi, elektrik-gaz-buhar ve iklimlendirme, ara malı, dayanıklı tüketim malı, dayanıksız tüketim malı, enerji, sermaye malı üretimleri) ve teknolojik sınıflandırmaya göre (düşük teknoloji, orta düşük teknoloji, orta yüksek teknoloji ve yüksek teknoloji) üretimleri; madencilik üretimini, gıda ürünleri imalatını vs. hepsini tek bir seferde görebilmemiz mümkün.
Tüm sanayi kollarındaki gelişmeleri aylık bazda ve yıllıklandırılmış olarak görüp karşılaştırma yapmak, uygulanan ekonomi politikalarının etkilerini ölçümlemek Sanayi Üretim Endeksi’nin takibi ile mümkün. Merkez bankaları açısından da para politikasının özellikle sanayi sektörüne etkilerini görmek ve para politikasına zamanında müdahale edip politikanın etkinliğini artırmak adına en temel “veri odaklı” araçlardan biri Sanayi Üretim Endeksi.
2024 yılının Aralık ayını yıllıkta %7’lik oldukça yüksek bir artışla kapatmıştık. 2025 yılı sanayi üretimine ilişkin bir diğer dikkat çekici husus; yıllıklandırılmış bazda negatif değeri 10 ay sonra yeniden görmüş olmamız. Şubat 2025’te -%2 gelen veri, böylece 10 ay sonra Aralık ayında -%2,1 gelmiş oldu. Yılın geri kalan 10 ayında yıllık bazda hep pozitifte seyreden bir sanayi üretimimiz vardı.
Aylık bazda ise mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verilerde aynı şeyi söyleyebilmek mümkün değil. Yıl içerisinde çok kere negatif ve pozitif değerleri gördük. Özellikle Kasım ve Aralık 2025 verileri aylık bazda %2,5 ve %1,2 gelerek, daha önceki iki ayın (Eylül ve Ekim) negatif değerlerini hemen hemen silmiş gözüküyor. Fakat yine de aylık büyüme verisinin matematiksel ortalaması -%0,1.
Ben bu Sanayi Üretim Endeksi verilerinde çokça üzerinde durduğumuz teknolojik sınıflandırmaya göre (düşük teknoloji, orta düşük teknoloji, orta yüksek teknoloji ve yüksek teknoloji) üretimin ne olduğuna baktım.
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış aylık büyüme verilerine baktığımızda aşağıdaki tabloyu görüyoruz.
Verileri grafik hâline dönüştürdüğümüzde ulaştığımız grafikte en dikkat çekici olan, yüksek teknoloji ürün grubundaki üretimin “teknik analiz tabiriyle” “köpek balığı formasyonu”na sahip olması. Standardize bir üretimden ziyade gelen yüklü taleple yükselen, talep düşünce dibe vuran bir yüksek teknoloji üretimine sahibiz. Elbette burada gidilecek çok yol var. 2025 yılının tamamı dikkate alındığında yüksek teknoloji ürün üretiminin aritmetik ortalaması %1. Sadece birkaç ürünle bu alandan büyük katkı beklemek çok mümkün gözükmüyor. Ürün gamının mutlaka artırılması, talebi sürekli kılacak yeni yüksek teknoloji yatırımlarının yapılması için gerekli desteklerin vakit kaybetmeden sağlanması gerekiyor.

Orta yüksek teknolojide de benzer bir durum söz konusu. Bu formasyonun olduğu bir yapıda, yüksek teknoloji üretenler dahil, kimse talebin sürekliliğinin sağlanamadığı bir ortamda yatırımlarını artırmaya cesaret edemez.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.

ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.




