Türkiye'nin Suriye'deki yatırım haritası: Sınır ötesinde yeni sanayi kuşağı

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Türkiye ile Suriye arasında, savaş yıllarında büyük ölçüde atıl kalan sanayi tesislerinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve yeni sanayi bölgelerinin kurulması için uzun zamandır geniş kapsamlı bir hazırlık yürütülüyor.
İki ülkenin koordinasyonunda yapılan plan kapsamında Halep ve İdlib’de mevcut sanayi bölgeleri büyütülürken, Rakka ve Dera’da yeni üretim merkezleri kurulması planlanıyor. Türk şirketleri de bu süreçte fabrika yatırımlarından sanayi bölgelerinin altyapısına, enerji üretiminden liman işletmeciliğine kadar pek çok alanda yatırım yapmaya hazırlanıyor.
İki ülke arasındaki görüşmelerin önemli başlıklarından biri Suriye’de kurulacak yeni tesislerin Türk sanayisiyle yapacağı işbirlikleri ve uyum süreci. Türk şirketleri Suriye’deki fabrikalara hammadde ve ara malı tedariği sağlarken, bazı üreticiler de fabrikalarını ve tesislerini Suriye’ye taşımaya başladı.
Savaş sırasında Türkiye’de şirket kuran Suriyeli girişimcilerin ülkelerine dönüşü de bu süreci hızlandırıyor. Yeni fabrikaların kurulmasıyla birlikte sınır kapılarının modernizasyonu, demiryolları, karayolu bağlantıları ve liman yatırımları da iki ülkenin ekonomik gündemi için önemli hale geliyor.
Bu alanda yapılan hazırlıklar son aylarda somut yatırım anlaşmalarıyla hız kazandı. Türk şirketleri Halep’te çimento üretimi ve Rakka’da sanayi bölgesi kurulması için sözleşmeler imzalarken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) kurucu ortakları arasında bulunduğu BOMACO da İdlib, Kamışlı ve Lazkiye’de toplam 480 milyon dolarlık sanayi ve lojistik programı hazırladı. Suriye hükümeti ise üç yeni sanayi kenti için 760 milyon dolarlık ayrı bir yatırım çağrısına çıktı.
Peki Türkiye’nin Suriye’de kurulacak yeni sanayi bölgelerinde nasıl bir rol üstlenmesi bekleniyor? Hangi şirketler hangi yatırımları yapmaya hazırlanıyor ve Suriye’deki üretimin yeniden canlanması Türkiye ekonomisini nasıl etkileyecek?
Suriye-Türkiye sanayi kuşağı projesi
Son dönemde açıklanan projeleri birlikte değerlendirdiğimizde, Türkiye’nin Suriye’de üç ayaklı büyük bir yatırım planı uygulamaya hazırlandığı görülebiliyor. Bu plan ile tekstil, hazır giyim ve bazı ara mallarının emek yoğun üretim aşamalarının Suriye’deki tesislere geçmesi, bu tesislerin makine ve hammadde ihtiyacının ise Türkiye’den karşılanması öngörülüyor.
Bu tesislere girdi tedariği ve üretilen malların uluslararası pazarlara gönderilmesi alanında rol üstlenecek gümrük, depolama ve liman yatırımlarının da Türk şirketleri tarafından yapılması veya koordine edilmesi planlanıyor. Böylece Türkiye’deki şirketler, Suriye’de yapılacak üretime, makine ve malzeme tedarikinden satış ve taşımacılığa kadar pek çok farklı aşamada dahil olmuş olacak.
Görünüşe göre bu planın ilk aşaması Suriye’de Türkiye’nin desteğiyle modern organize sanayi bölgeleri (OSB) kurulması planı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Suriye Serbest Ticaret, Sanayi Bölgeleri ve Yatırım Ortamı Forumu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’de faaliyet gösteren 30 binden fazla Suriyeli girişimcinin 6 bininin imalat sanayinde çalıştığını hatırlatmış ve Türkiye’deki 400 organize sanayi bölgesinin (OSB) Türk sanayisi için yarattığı birikime de dikkat çekerek, “Biz şimdi bu deneyimi dost ve kardeş ülke Suriye ile paylaşmak istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı. Hisarcıklıoğlu ayrıca Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Ekonomi ve Sanayi Bakanı Nidal eş-Şaar ile görüşerek sanayi bölgelerinin kurulması ve gümrük kapılarının modernizasyonu için ortak bir teknik çalışma grubu oluşturulmasını önermiş, TOBB’un yasal altyapının hazırlanması ve OSB’lerin planlanması gibi konularda her türlü desteği vermeye hazır olduğunu da belirtmişti.
Planın sanayi ayağına dair ilk somut öneri ise hazır giyim sektöründen geldi. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından 2025’in Aralık ayında hazırlanan stratejik yol haritası planında, Tel Abyad-Resulayn-Kamışlı aksı boyunca uzanan 15 milyon metrekarelik bir alanda sınır üretim havzası kurulması önerildi. TGSD söz konusu havzanın altyapısının Dünya Bankası ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) finansmanıyla ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 99 yıllık garantörlüğünde inşa edilmesi teklifinde bulundu ve bu teklifini de Ticaret Bakanlığı’na iletti.
Hesaplamamıza göre Türkiye’de 2026 asgari ücretiyle çalışan bir konfeksiyon işçisinin işverene aylık maliyeti 815 dolar iken Halep’in kuzeyindeki El Rai Sanayi Şehri’nde Suriye’nin yasal ücret tabanıyla 112 dolar. Türk kumaşıyla dikilen basit bir pamuklu pantolon, 120 kişilik bir hatta Türkiye’de 9,61 dolara, El Rai’de 7,22 dolara, Mısır’da 7,14 dolara fabrikadan çıkıyor. El Rai’deki hat %45 verimle Mısır’ın 8 sent üzerinde kalıyor, verim %50’ye ulaştığında ise birim fiyat Mısır fiyatının altına iniyor.
Suriye tarafı da Türk tipi sanayi bölgelerine kapılarını sonuna kadar açmış durumda. Eylül’de İstanbul’daki MÜSİAD EXPO 2026’da AA’ya konuşan Suriye Yerel Yönetimler ve Çevre Bakanlığı Sanayi ve Zanaat Bölgeleri Müdürlüğü Halkla İlişkiler Müdürü Ali el-Hamed, Türkiye’nin OSB modelini örnek aldıklarını ve ülkede halihazırda 173 olan sanayi bölgesi sayısını 380’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
El-Hamed’in öncelikli olarak saydığı Rakka, Halep ve İdlib, Türk şirketlerinin son aylarda sözleşme ve mutabakat imzaladığı şehirlerle de örtüşüyor. El-Hamed ayrıca Türk yatırımcıların başta tekstil olmak üzere birçok sektörde altyapı ve pazar araştırması yaptığını belirtiyor.

Türk iş insanlarından oluşan heyetin Halep'teki Şeyh Neccar Sanayi Şehri'nde fabrika ziyareti, Ekim 2025. Kaynak: SANA.
TOBB'un ev sahipliğinde düzenlenen forumda konuşan Suriye Genel Gümrükler ve Sınır Kapıları Kurumu Başkanı Kuteybe Ahmed Bedevi de Türkiye ile üretim ve tedarik zincirlerini kapsayan ortak bir sistem kurmak istediklerini açıklamıştı.
Suriye yönetimi sanayi bölgeleri için özel yatırımcılar arıyor
Son noktada Türk üreticiler daha düşük maliyetle çalışabilecekleri tesisler ararken, Suriye yönetimi de ülkeye sermaye çekmek ve vatandaşına yeni iş alanları açmak istiyor. Dolayısıyla ülke hükümeti, bu tip yatırımlar çekebilmek için Türk tipi OSB’lere benzeyen bir sanayi bölgesi modeli de benimsemiş durumda.
Suriye hükümetinin bu kapsamda seçtiği sanayi bölgeleri modelinde ise arazi ve izin işlemlerini kamunun üstlenmesi, sanayi bölgelerinin altyapısının ise özel şirketler tarafından finanse edilip inşa edilmesi öngörülüyor. Konuyla ilgili Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı’nın başlattığı 760 milyon dolarlık yatırım çağrısında da yolların, elektrik ve su şebekelerinin, arıtma tesislerinin ve ortak hizmet alanlarının yapımı özel şirketlere bırakılmış durumda.
Suriye’de yeni fabrika kurmak isteyen şirketlerin karşılaştığı en önemli sorunlardan biri altyapı yetersizliği. Türkiye’de Suriye bağlantılı işletmelerin katılımıyla 2025’te yapılan bir ankette, katılımcıların %94’ü su ve elektrik altyapısını, %93’ü güvenliği, %92’si bankacılık hizmetlerine erişimi, %91’i ise internet altyapısını orta veya yüksek düzeyde engel olarak değerlendirdi.
İdlib’in Serakib bölgesinde incelenen sanayi alanında da benzer sorunlar bulunuyordu. Bölgenin elektriği Türkiye’den sağlanırken kanalizasyon ve yağmur suyu şebekelerinin sıfırdan kurulması gerekiyordu. Ayrıca kayalık zemin nedeniyle boru ve kablo hatlarının döşenmesi de oldukça maliyetliydi. Bu nedenle yeni sanayi bölgelerinde ortak altyapı yatırımlarının, kamuya büyük maliyet getirmeden bölgeyi inşa edecek şirketler tarafından üstlenilmesi öngörülüyor.
Suriye’de savaş sırasında ağır hasar gören sanayi altyapısının yeniden kurulması da hükümetin öncelikleri arasında. Bu nedenle ülkenin başlıca sanayi merkezlerinden Halep’teki Şeyh Neccar, Humus yakınlarındaki Hasiya ve Şam çevresindeki Adra’da mevcut üretim kapasitesinin artırılması için yatırım programları hazırlanırken, kuzeyde ve güneyde yeni sanayi bölgelerinin kurulması da planlanıyor. Suriye hükümeti, bu bölgelere yatırımcı çekmek amacıyla sanayi parsellerinin maliyete yakın fiyatlarla satılması ve ödemelerin beş yıla yayılan taksitlerle yapılması gibi kolaylıklar sağlıyor.
Türk şirketleri yeni projelerle sahaya indi
Bu inşa sürecinde tahmin edildiği üzere Türk şirketler büyük rol üstleniyor. Türk şirketlerinin üstlendiği işler arasında en ileri aşamada olan proje ise Bab el-Hava Sanayi Şehri Projesi. Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanlığı, Ağustos ayında iSRA Holding ile bölgenin altyapı ihtiyaçlarının inşası için bir yıllık sözleşme imzaladı. Sözleşme kapsamında şirket, sanayi bölgesinin elektrik, su, kanalizasyon ve endüstriyel atık su arıtma altyapısını inşa edecek. Proje tamamlandığında bölgede 2 bin civarında yeni sanayi yatırımı için yer açılmış olacak.
Bab el-Hava’da halihazırda önemli bir sanayi faaliyeti mevcut. Temmuz ayında açıklanan verilere göre 260’ın üzerinde sanayi parselinin bulunduğu bölgede 102 tesis üretim yaparken, 19 parselde fabrika inşaatı, 13 parselde ise makine ve üretim hattı kurulumu devam ediyordu. Nisan ayında Türk ve Suriyeli yatırımcıların ortaklığıyla kurulan Orange ve Gök isimli iki gıda tesisi de faaliyete geçti. Orange zeytinyağı ve tarımsal ürünlerin paketlenmesi, Gök ise domates işleme alanında faaliyet gösteriyor.
Ayrıca Mayıs ayında 55 bin metrekarelik yeni bir alanın sanayiye kazandırılması için kayalık zeminin temizlenmesine başlandı. Bu alanın 40 bin metrekarelik bölümünün gıda üreticilerine ayrılması planlanıyor.
Rakka’da ise Eylül ayında Rakka Valiliği, Suriye Yatırım Kurumu ve MYB ile Kayan Holding arasında yeni bir sanayi bölgesi için sözleşme imzalandı. Şehrin dört kilometre dışındaki Sehlet el-Benat bölgesinde kurulacak sanayi ve zanaat bölgesi için 70 ila 150 hektarlık alan ve 2.500 ila 4.000 parsel üzerinde duruluyor. Otomobil tamiri, marangozluk ve metal işleri gibi üretim faaliyetlerinin kent merkezinden buraya taşınması düşünülüyor.
Yeni sanayi bölgelerinde kurulacak fabrikalar, Türkiye’deki makine ve ara malı üreticileri için de müşteri olacak. Tesisler kurulurken makine ve elektrik ekipmanı alımları yapılacak, üretim başladığında ise kumaş, iplik, kimyasal, aksesuar ve diğer girdiler için düzenli siparişler verilecek. Hazır giyimde planlanan iş bölümünün Türkiye açısından önemli tarafı da bu. Kesim ve dikim işlerinin Suriye’de yapılacağı fabrikalara Türkiye’den kumaş ve aksesuar satılacak, üretilen ürünleri de Türk markaları pazarlayacak.
Suriye’de yeni sanayi bölgeleri kurulmasına yönelik hazırlıklarla birlikte sınır kapısı, gümrük tesisi ve liman yatırımları da planlanıyor. Bu alandaki önemli girişimlerden biri, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Gümrük ve Turizm İşletmeleri (GTİ) ile İslam Ticaret ve Kalkınma Odası’nın kurucu ortakları arasında bulunduğu BOMACO tarafından yürütülüyor. Şirket, İdlib-Serakib’de sanayi ve lojistik merkezi, Kamışlı’da Türkiye ve Irak sınırındaki ticareti kolaylaştıracak tesisler, Lazkiye’de ise liman ve serbest bölge kurmayı planlıyor. Mayıs ayında Suriye Serbest Bölgeler Kurumu ile İdlib projesi için mutabakat imzalayan BOMACO, Temmuz ayında da İstanbul ve Ankara’da yatırımcılarla görüşmeler yaptı.
Yatırımcılara sunulan plana göre İdlib, Kamışlı ve Lazkiye’de yer alacak üç proje için toplam 480 milyon dolarlık yatırım planlanıyor. İdlib’de kurulacak sanayi ve lojistik merkezi için 115 milyon dolar, Kamışlı’daki sınır tesisleri için ise 37,5 milyon dolarlık yatırım düşünülüyor. Programın en büyük bölümünü oluşturan Lazkiye’de ise liman, depolama ve serbest bölge tesisleriyle birlikte çimento öğütme tesisi ve yakıt depolarının da yer aldığı 327,5 milyon dolarlık büyük bir proje hazırlanmış durumda.

İdlib projesi kapsamında 1,31 milyon metrekarelik alanda 48 sanayi parseli inşa edilmesi ve bunlarla uyumlu çalışacak gümrük, depolama ve lojistik tesisleri kurulması planlanıyor. Proje hayata geçtiğinde Türkiye’den Cilvegözü-Bab el-Hava Sınır Kapısı üzerinden gelen tırların ilk kontrolleri sınırda yapılacak ve mühürlenen yükler başka bir araca aktarılmadan doğrudan Serakib’de kurulacak kuru limana gönderilecek. Gümrük işlemlerinin kalan bölümü ve depolama faaliyetleri de burada yapılacak.
Kuru limanın Eylül 2027’de, ilk altı deponun Nisan 2028’de faaliyete geçmesi, sanayi parsellerinin ise Eylül-Kasım 2028 döneminde yatırımcılara teslim edilmesi planlanıyor.
Ticaret Bakanı Bolat Ağustos ayında yaptığı Halep ziyaretinde Türkiye ve Suriye üzerinden Körfez’e uzanan bir ticaret koridoru fikrinden bahsetmişti. BOMACO da Serakib’deki kuru limanı, M5 karayolu üzerinden Şam’a, oradan da Ürdün-Suudi Arabistan hattına açılan bir dağıtım merkezi olarak tasarlıyor.

Kamışlı’da planlanan 37,5 milyon dolarlık yatırım ise Türkiye-Irak sınırındaki ticarete yönelik. Proje kapsamında Nusaybin-Kamışlı ve Irak sınırındaki Rabia-Yarubiye taraflarından gelecek yükler için gümrük, depolama ve dağıtım tesisleri kurulması planlanıyor.
Sınırın Türkiye tarafındaki Nusaybin Gümrük Kapısı’nı da TOBB yenilemişti, ancak kapı Suriye’deki savaş yüzünden hizmete giremedi. Ticaret Bakanlığı geçen yılın Kasım ayında Nusaybin’in altyapısının hazır olduğunu, Kamışlı tarafında bir geçiş açıldığında kapının da açılacağını duyurmuştu. Sınır üretim havzası ile BOMACO’nun gümrük ve depolama merkezi birlikte hayata geçtiğinde havzada üretilen mallar Irak’a ve Körfez’e bu noktadan çıkacak.
Programın en büyük projesi olan Lazkiye projesinde ise 327,5 milyon dolarlık bir yatırım takvimi hazırlanmış durumda. Proje kapsamında toplam 44 hektarlık alanda genel yük rıhtımı, soğuk hava depoları, dökme yük tesisleri ve serbest bölge kurulacak. Projenin ilerleyen aşamalarında çimento öğütme tesisi, tahıl siloları ve yakıt depolarının da inşa edilmesi planlanıyor.
Liman ve lojistik tesislerine yönelik yatırım projeleriyle birlikte iki ülkenin üretim süreçlerinde yaptığı işbirlikleri de görülüyor. Bazı Türk markaları, bazı ürünlerinin üretimini Suriye’deki fabrikalara kaydırırken, savaş yıllarında Türkiye’ye taşınan bazı Suriyeli sanayiciler de makinelerini ülkelerine geri götürmeye başladı. Böylece Suriye’deki sanayi tesislerinin Türkiye’den hammadde ve makine tedarik ederek Türk şirketleriyle çalışacağı modelin ilk örnekleri görülmeye başlandı.

Üretimin Suriye’ye kaydığı örnekler
Türkiye ile Suriye arasındaki sanayi işbirliğinin önemli örneklerinden biri Halep kırsalındaki El Rai Sanayi Şehri’nde. Bölgede faaliyet gösteren New Trend Tekstil, Haziran ayında 150 çalışanla LC Waikiki için fason hazır giyim üretimine başladı. İki şirket arasındaki işbirliği kapsamında LC Waikiki, ürün siparişlerini ve satış organizasyonunu üstlenirken, New Trend de kesim, dikim, yıkama ve paketleme işlemlerini kendi tesisinde yapıyor. Şirket bu işbirliğinin sürmesi halinde üç yıl içinde çalışan sayısını 1000’e çıkarmayı planlıyor.
New Trend’in tesisleri sosyal medyada “LC Waikiki Suriye’de üretim tesisi kurdu” başlıklarıyla da paylaşılmıştı.
Türk markalarının Suriye’de fason üretim yaptırmaya başlamasıyla birlikte, Türkiye’de faaliyet gösteren Suriyeli sanayiciler de makinelerini ülkelerine götürerek yeniden üretime geçiyor. Bunlardan biri olan Muhammed Şevvaf, Gaziantep’te kullandığı dokuma ve baskı makinelerini Halep’e taşıyarak Ağa Polipropilen ambalaj fabrikasını 13 aylık hazırlığın ardından faaliyete geçirdi. Benzer şekilde, 2013’te Halep’ten Gaziantep’e taşınan sulama borusu üreticisi Green Drip de 2025’te Şeyh Neccar Sanayi Şehri’nde yeniden üretime başladı.
Ülkelerine dönen girişimcilerin ambalaj ve sulama ekipmanı gibi ürünleri için Suriye’deki sanayi ve tarım işletmeleri potansiyel müşteriler arasında bulunuyor. Hazır giyim üreticileri ise Türkiye’deki markaların fason siparişlerine ek olarak komşu ülkelerdeki ve Körfez’deki ithalatçılara satış yapabilecek. Bu nedenle yeni tesisler için Suriye’nin iç talebiyle birlikte, halihazırda Suriyeli üreticilerden mal alan dış pazarlar da önemli.
Suriye’deki fabrikaların dış pazarda nerede müşteri bulabildiği de verilerden izlenebiliyor. Örneğin ülkedeki hazır giyim sektörünün başlıca pazarları arasında Suudi Arabistan, Lübnan, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri yer alıyor. Buna bir örnek olarak 2026’nın ilk yedi ayında Suudi Arabistan’ın Suriye’den hazır giyim alımı yıllık bazda %31,8 arttı. Aynı dönemde Avrupa Birliği ülkeleri de Suriye’den hazır giyim ithalatı yapmaya başladı.
Bu sırada Suriye’deki üreticilerin yeni müşteriler bulmak için yürüttükleri çalışmalar da hız kazanmış durumda. Eylül ayında Şam’da düzenlenen Syriatex Hazır Giyim Fuarı’na 236 Suriyeli şirketin yanı sıra Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt, Ürdün ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerden 500 civarında iş insanı katıldı.
Türkiye bu iş bölümünden ne kazanacak, ne kaybedecek?
Görünüşe göre planın kazananı da kaybedeni de Türkiye’de. Girdi satan sanayici yeni alıcılar bulurken markalar sınırın iki kilometre ötesinde ucuz ve esnek bir fason kapasiteye kavuşuyor. Serakib’deki kuru limanı ve Lazkiye’deki serbest bölgeyi işletecek olan BOMACO ise bu trafikten dolar ya da avro cinsinden, enflasyona endeksli kira ve geçiş ücreti alacak. Ne var ki aynı siparişe bugün Gaziantep’te, Şanlıurfa’da ve İstanbul’un çevresinde teklif veren kesim-dikim atölyeleri, işçi başına maliyeti kendi maliyetlerinin yedide birinden az olan bir rakiple yarışacak.

Sonuç olarak Türkiye, Suriye’de Mısır’dan daha yakın ve Türk tedarik zincirinin içine yerleşmiş bir üretim alanı kuruyor. Planın başarısı Suriye’de açılan fabrika sayısından ziyade Türkiye’ye işlerin büyüklüğü ile anlaşılacak. En nihayetinde, Suriye’deki planın Türkiye ekonomisi için bir fırsata mı yoksa bir istihdam kaybına mı dönüşeceği, sınırın iki yakasında atılacak adımların ne kadar eşgüdümlü ilerleyeceğine bağlı görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bu hafta yurt içinde TCMB'nin faiz kararı ve tüketici güven endeksleri öne çıkarken, yurt dışında Çin'in üçüncü çeyrek büyümesi, İngiltere ve Japonya enflasyonu ile ABD, Almanya ve Avro Bölgesi öncü PMI verileri ön planda.
19 Eki 2026

ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.




