Sesini duyurmaya çalışan hayalet karakterleri, filmin yıldızına dönüştürmek: Gülçin Kültür Şahin

"Sürekli kendimizi aşırı tanıdık olduğumuz ortamlarda bazen görünmez gibi hissediyoruz."
Sesini duyurmaya çalışan hayalet karakterleri, filmin yıldızına dönüştürmek: Gülçin Kültür Şahin

23 Şubat - SALT - Duende
Salt ile birlikte

SALT’ta: Teneffüs SALT ’ın davetiyle 2019’da başlatılan stüdyo ziyaretleri ve sanatçı sohbetleriyle geliştirilen Ardışık sergilerinin sonuncusu, Aykan Safoğlu’nun Teneffüs adlı sergisi 24 Nisan’a kadar SALT Galata’da seni bekliyor sevgili Duende okuru. Teneffüs İşlerinde, hareketli ve hareketsiz görüntüler arasındaki geçişlerin biçimsel ve içeriksel olanaklarını araştıran Aykan Safoğlu, Teneffüs sergisini fotoğraf temelli üretimlerinden oluşturuyor. Yakın dönemdeki sanat pratiğinde, kırpma, yeniden düzenleme ve tarama yöntemlerini kullanarak durağan görüntüleri kendi deyişiyle “göçmen imgeler”e dönüştüren Safoğlu, kişisel albümünden seçili fotoğrafları tek tek öğütücüden geçiriyor; parçaları bir tarayıcı tablası üstünde yeniden bir araya getirirken yukarı aşağı, sağa sola kaydırarak bir dalga hareketi, titreşim yaratıyor. Safoğlu hikâyeyi bir ileri bir geri alıyor. Geçmiş ve gelecek arasında kurduğu atlamalı anlatım, dağılıp yeniden birleşen ve titreşen görüntüler aracılığıyla kişisel ve toplumsal belleği örgülerken sanatçı, sergi vesilesiyle okul güzergâhındaki bir bellek mekânına geri dönüyor: Tophane Parkı’ndaki İşçi Heykeli. Ekonomiden ödünç aldığı borçluluk ve varlık kavramlarından yola çıkan sanatçı, bunların kendi hayat hikâyesindeki yansımalarına bakıyor. 19. yüzyılda iç ve dış borçları denetlemekle yükümlü Düyûn-ı Umûmiye olarak hizmet veren ve 1933’te İstanbul Erkek Lisesi’ne dönüşen yapıyı serginin arka planına konumlandırıyor. Bu okulda aldığı Almanca eğitimin ve okulla özdeşleşen katı disiplinin yaşantısındaki izlerini toplumsal cinsiyet, yönelim ve göç temelinde irdeliyor. 24 Nisan’a kadar SALT Galata’da sürecek sergi paralelinde sanatçı tarafından yürütülecek atölyeleri saltonline.org üzerinden takip edebilir, sergiyle ilgili ayrıntılı bilgiye yine aynı adresten ulaşabilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Gülçin’i keşfetmek. On yaşına kadar Bakırköy’de, sonra Babaeski’de geçmiş Gülçin’in çocukluğu. Birçok Hollywood filmini oradaki sonradan market olan sinemada izlemiş. Okuldan kaçıp kaçıp Lüleburgaz’daki sinemaya gitmeye başlamışlar. Bayram harçlıklarını biriktirip aldığı VCD-player ve Gökhan abinin dükkânından kiraladığı Amores Perro, Candy, The Game gibi filmler sinemaya olan tutkusunun başlangıcı olmuş. 

Oyunculukla tanışması altıncı sınıftaki Türkçe öğretmenine borçlu, Sinir Hekimi oyununda kendini sahnede bulmuş: “Oyunculuğun içinde gezmeye başladığımda, en başta benim için havalı ve güzel okumaktan ibaretti oyunculuk. Kendi kendime, öğretmenimin de rehberliğiyle oyunculuğun içinde dolaşmaya başladığımda bundan aşırı büyülendim ve hayatımdaki en önemli şey hâline geldi.” Gıda mühendisliğinden önce tiyatroya ardından sinemaya uzanan yolculuğu böyle başlamış.

Nefes alan karakterler. “Bana o tekstin geldiği, Tolga’nın (Karaçelik) filmi olduğunu anladığım, Serkan’la (Keskin), Bartu’yla (Küçükçağlayan) oynayabilme ihtimalini anladığım zaman evin içinde dört tur koştum. O sevincimi keşke görebilsek şu anda.” diyor. Oynayabilme ihtimali gerçeğe dönmüş, ilk sinema filmi Kelebekler çoktan geride kalmış artık. Kelebekler’deki Hatice’yi, Sibel’in Feride’si; Çatlak’ın Fatma’sı, İki Şafak Arasında’nın lokumcusu izliyor. Hepsi kısa roller, ufak karakterler ama Gülçin’in oyunculuğuyla hepsi kendi dünyası olan, nefes alan karakterlere dönüşüyor: “İnsanların tanıdığı birilerine benziyor olmasına çok kafa yoruyorum. Onları ayrı bir karakter olarak değerlendirerek, onlara ayrı bir geçmiş, ayrı bir hayat yaratarak…”

Gülçin Kültür Şahin

Gülçin’in üniversite yıllarındaki ev özleminin ilacı: Şükuf.


Gülçin’le keşfetmek. Henüz yüz yüze gelmemişken Christian Petzold’a keşif demenin ne kadar doğru olduğu üzerine kafa yoruyor, tartışıyoruz Gülçin’le. Birbirimizi ikna etmemizi iki şey sağlıyor; önce “onu tanımayan varsa” diyoruz “keşfetsin”, sonra da fark ediyoruz ki yönetmenin erken dönem işlerini ikimiz de yakın zamanda keşfetmişiz. Üzerine konuşmayı düşündüğümüz Jerichow da bunlardan biri. 

Gülçin’e göre bu filmde “kendimizi hangi karakterin yerine koyarsak koyalım aldatılmış hissediyoruz.” Mubi’deki Petzold seçkisinin başlığının Aramızdaki Hayalet olduğunu hatırlıyorum ve bu ismin üzerinden Petzold sinemasının yabancılık, yabancılaşma ve yabancı olunmayan topraklarda ya da toplumlarda ötekileşme temalarına uzanıyoruz. Çatlak’taki Fatma’nın görünmezliği, onun da “sesini duyurmaya çalışan bir hayalet” oluşu geliyor aklımıza; “Sürekli kendimizi aşırı tanıdık olduğumuz ortamlarda bazen görünmez gibi hissediyoruz.” diyor Gülçin. Ve yönetmene olan ortak hayranlığımızdan konuşurken Gülçin kayıtta ve kayıt dışında defalarca dile getiriyor Petzold’la çalışma hayalini: “Belki bir şekilde kulağına gider…”. Phoenix’teki final sahnesinde Nina Hoss’un karakterinin “Speak Low” şarkısını söylediği sahneninse “oyunculuğa dair bir ilham aradığında açıp izlediği sahne” olduğunu söylüyor. 

Gülçin Kültür Şahin

Gülçin ve mahallenin sevimli sakini


Diyor ki... 

“Aile çok aksak bir kurum, hep böyle olduğunu düşünüyorum. Herkes kendi gemisini yüzdürmeye çalışırken bu gemiler çok ince halatlarla birbirilerine bağlı gibi. Aile böyle bir şey bence. Ve kadın duyulmuyor, kadın yok.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🎬 Keşif Sineması #1.8: Gülçin Kültür Şahin

Gülçin Kültür Şahin'le sesini duyurmaya çalışan hayalet karakterler üzerine tartışıyor, Laura Marling'in What He Wrote şarkısının sadeliğinde kayboluyoruz.

23 Şub 2022

Salt ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

'Widow's Bay': Korku ve komedi aynı hikayenin içinde yaşayabilir mi?

İlk sezonuyla En İyi Komedi Dizisi dahil 19 dalda Primetime Emmy adaylığı elde eden "Widow’s Bay", eksantrik karakterleri ve her bölüm değişen korku gelenekleriyle türün sınırlarında geziniyor.

Emre Eminoğlu

·

27 Tem 2026

'Widow's Bay': Korku ve komedi aynı hikayenin içinde yaşayabilir mi?
DuendeDuende

HİKAYE

İstanbul konser yorgunu: Müzikseverler ne düşünüyor?

İstanbul bu ay adeta konser yorgunu. Temmuz boyunca her gün birden fazla uluslararası yıldız sahnedeydi. Farklı şehirlerden gelen dinleyiciler de büyük fedakarlıklarla bu deneyimin parçası oldu. Konser alanlarındaki müzikseverlerle konuştuk.

Eda Solmaz

·

27 Tem 2026

İstanbul konser yorgunu: Müzikseverler ne düşünüyor?
DuendeDuende

HİKAYE

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde

Yazar, akademisyen ve arkeolog İsmail Gezgin ile belli başlı kitaplarının ışığında kadim zamanları, yakın geçmişi ve bugünü konuştuk. Sıra kitabı "Ötekilerin Arkeolojisi"ni irdelemeye gelince, İsmail Gezgin "Yoksulluk bir uygarlık icadıdır" diyor ve "modern zamanlar"ı yargılayıp mahkum ediyor.

Soner Can

·

24 Tem 2026

Ötekilerin Arkeolojisi: İsmail Gezgin ile kadim çağlardan bugüne zamanın labirentlerinde
DuendeDuende

HİKAYE

Yıldız Tozu | Isabelle Huppert'in düşünce laboratuvarı

Oynadığı filmlerin türleri değişir, çalıştığı yönetmenler değişir, sinemasal anlayışlar değişir; lakin “Isabelle Huppert sineması” hep aynı sorunun etrafında döner: İnsan, kendi arzusu, iktidarı, korkusu ve özgürlüğüyle baş başa kaldığında kim olur? Bu yüzden onun filmografisi, son yarım yüzyılın ahlak, arzu, güç, sınıf ve özgürlük üzerine kurulmuş, muazzam bir sinemasal düşünce laboratuvarıdır.

Mehmet Sindel

·

24 Tem 2026

Yıldız Tozu | Isabelle Huppert'in düşünce laboratuvarı
DuendeDuende

HİKAYE

The Odyssey: Dönecek ev yok

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Aslı Ildır

·

22 Tem 2026

The Odyssey: Dönecek ev yok