Uyku Muhafızları

Hazırlar ve rüyaları bekliyorlar.
Uyku Muhafızları

Artisan Grup #n
Artisan Grup ile birlikte

Yeni dönemde iletişimin incelikleri: Artisan Grup

Deneyim kelimesi son yılların en çok konuşulan kelimelerinden biri. "Akılda kalmak", yoğun bilgi akışından, giderek çoğalan seslerden dolayı güçleşirken her şeyiyle düşünülmüş, tasarlanmış deneyimler önem kazanıyor.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Uykuyu ne kadar çok seviyorsam rüya görmek de o kadar eğlenceli benim için. Gördüğüm rüyaları hatırlayamadığımda üzüldüğüm bile oluyor. Gerçek ile hayal arasında, yürümeyi sevdiğim ince bir çizgi gibi. Evet ben rüyalara anlam yüklemeyi seven ve hatta bir şekilde "hayra yormanın" yollarını arayan o romantiklerdenim. 

Uykunun rüya görülen evresinin REM safhası olduğu söyleniyor. Ya da başka bir deyişle anımsanabilen rüyaların bu bölümde görüldüğü. Bilimsel, psikolojik ya da dinî açıklamalarının haricinde rüya görmenin kişi için çok kişisel ve özel olduğunu düşünüyorum. Rüyalarım yarım kalıp uyandığımda keyfim kaçıyor, kendimi gözlerimi kapatıp devam etmesini beklerken buluyorum.

Ancak her rüyam toz pembe diyarlarda geçmiyor tabii ki. Belirli dönemlerde tekrarlanan ve en çok hatırladıklarım içinde ön sıralarda yer alan rüyam pek de pozitif değil. Kâbus diye tanımlamam da doğru olmaz belki ancak oldukça gergin olduğunu söyleyebilirim. Bu bahsettiğim tekrar eden rüyalarımda kişi, konum ve olaylar değişse de ana tema değişmiyor: "Yabancılık". Bir şekilde dâhil olduğum olaylar içinde, tanımadığım insanların arasında buluyorum kendimi. Sanki birisi beni kolumdan tutup televizyon ekranına hiç bilmediğim alaturka bir dizinin içine yerleştiriyor. Atıf Yılmaz'ın Müjde Ar'ın baş rolünde yer aldığı meşhur "Aaahh Belinda"sı gibi dönüp duran ve çıkmaya çalıştığım bir kurguya hapsoluyorum. Kaçıp kurtulmak için debelenirken buluyorum kendimi. Herkesin sıçrayarak uyandığı meşhur bir rüyası vardır. Benimki pek masum, sadece kaldırımdan iniyorum. Gençliğimizde ne travmalar yaşadıysak meşhur kâbuslarımdan biri ise ÖSS sınavı.

Rüyalar hakkında şimdiye dek yapılan pek çok araştırma, makale, film ve sergi var. King’s College London ve Ipsos MORI tarafından Haziran 2020'de yapılan bir araştırmaya göre, küresel Covid-19 krizinin getirdiği kaygı, stres ve endişe gündüz saatleriyle sınırlı değil, uyku ve rüya görmemizi de etkiledi. Buna cevaben Londra Müzesi, Kanada'daki Western University'de bulunan Museum of Dreams ortaklığında Londralıların rüyalarını topladığı bir projeye başladı. Guardians of Sleep, ham karşılaşmalar ve kişisel tanıklıklar olarak rüyaların toplanacağı bir proje olacak. Proje sonucunda neler çıkacağını heyecanla bekliyorum.

Burcu Dimili

“Rüyanın Gör Dediği” 
Rüyalara anlam yüklemeyi, “hayra yormanın” da ötesinde, inanmaya meyilli biriyim. Rüyalarımı belirleyebildiğimi, bir aralar bunu başardığımı -belki de düşündüğümü- anımsıyorum. Sanırım ortaokuldaydık. Bir arkadaş grubuyla rüya üzerine konuşurken birisi, “Ben kendi rüyalarımı belirleyebiliyorum, istediğimi görebiliyorum,” demişti. O zamanlar sessiz kalıp hiçbir şey söylememiştim ama ben de o oyunu oynayabiliyordum bir zamanlar. Sonra ne olduysa yapamaz oldum ve bir deftere rüyalarımı yazmaya başladım. Yeşil retro tarzda bir defterdi, küçücüktü. Her gün uyanıp rüyalarımı yazıyordum. Sonra bir rüya rahatsız etmiş olmalı ki bıraktım. Zihnimin oyunlarını kontrol edemediğimi görmek ve bilinçaltıma, duygularıma “yabancı” olmak, korkutmuş olmalı belki de beni. 

O zamandan sonra rüyalarımı arkadaşlarıma anlatmaya başladım. Bir gün, dilimin dönmediği bir rüyamla başım dertteydi. Ne yapacağımı bilemeyip arkadaşımdan fikir aldım. “Suya anlat,” dedi. Gittim suya anlattım. O gün bugündür dilimin çözülmesi için bazı rüyalarımı suya anlatıyorum. 

Muhammed Atalay

Kendini Bulma Savaşı
İçindeyken bambaşka bir evrende hissettiren rüyalar kimi zaman bir başkasına anlatınca aynı etkiyi yaratmıyor. Öyle ki anlatırken bile insana basit geliyor. Bundan ötürü Muhammed gibi ben de bazı rüyalarımı suya anlatıyorum. İyi geliyor.

Kendimi bir yabancı gibi hissettiğimden bahsettiğim rüyalarım bana Han Kang’ın Vejetaryen’ini anımsatıyor. Hayvansal ürünleri bir husumetim olmadan tüketmeme rağmen Vejetaryen beni çok etkileyen bir kitap olmuştu. Çünkü et yiyip yiyememe meselesinden öteye uzanan, bir kadının içsel yolculuğundan, kıyıda köşede kalmış tanımadığı yönleriyle karşılaşmasından etkilenmiştim. 

Vejetaryen toplum normları, kısıtlayıcı genellemeler, kabul görmeyen farklılıklar, ilişkiler, cinsellik ve saplantılar odağında gerçek ile gerçek dışı arasında dolaşıyor. Etkileyici rüya betimlemeleriyle içine çekiyor. Kendisine biçilen role uymak istemeyen bir kadının kendini bulma savaşını, vejetaryen olmaya karar verdikten sonra yaşadığı ilginç değişimin hikâyesini anlatıyor. Bense kitaptaki karakterin herkese anlatamadığı rüyalarını bize anlatmayı tercih ettiğini hayal ediyorum. Ve onu anlamaya çalışıyorum.

Burcu Dimili

Rüyanın Kapısı Açıldığında 
Burcu’nun içsel yolculuk ve kıyıda köşede kalmış tanımadık yönlerden bahsetmesi aklıma Edward Hopper’ın Room by the Sea tablosunu getirdi. 

Hopper’ın stüdyosunun arka kapısından gördüğü manzaraya dayanıyormuş bu tablo. Bana söyledikleri ise rüyalarla iç içe. Hatta bir rüya anı. 

İçerideki koltukta uzanmış rüyaların kapısını açtığımda gördüğüm manzara hiç bilmediğim yerler olsa da duygularımı, zihnimde yansıyan ışığı ve zaman zaman bu kapıları kapatmayı öğrenmeye çalışıyorum. 

Uyandığımda uzunca bir süre duruyorum, rüyamı hatırlamaya ve anlamaya çalışırken sanki başka bir rüya uyduruyorum. Sonra onu anlatmaya çalışıyorum. Doğru mu yanlış mı, bilmiyorum ama açtığım kapılara güveniyorum. 

Muhammed Atalay

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

Uyku muhafızları: Neyin peşindeyiz?

Uyku muhafızları, satılık rüyalar sergisi, bir albümün arkasındaki rüyalar âlemi, filmlerin ve şarkıların satır aralarına gizlenmiş rüya ve kâbuslar.

05 Şub 2021

Artisan Grup ile birlikte
Ece Tugay

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar