Uzaydaki gözümüz: Hubble teleskopu 35 yaşında

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NASA, geçen hafta Büyük Gözlemevleri (Great Observatories) programındaki ilk büyük teleskobu Hubble’ın uzay macerasının 35. yılında, Mars'tan uzak galaksilere uzanan dört uzay fotoğrafını kamuoyuyla paylaştı. Ufuk açıcı bu görüntüler arasında Mars gezegeni, yıldız oluşum bölgeleri ve komşu galaksilere ait kareler yer alıyor.
35 yıldır insanlığın uzayın derinliklerini ve Dünya’nın bu devasa boşluktaki yerini anlamasına olanak sağlayan Hubble’ın uzay macerasını hatırlıyoruz.

x.com/NASA
24 Nisan 1990’da uzay mekiği Discovery'e özenle yerleştirilen Hubble uzay teleskobunun yeryüzünden uzayın derinliklerine doğru fırlatılmasıyla astronomide devrim niteliğinde yeni bir dönem başladı. Fırlatmanın ertesi günü, robotik bir kol, Hubble’ı mekiğin kargo bölümünden ayırarak yörüngeye yerleştirdi. Bir ay içinde Hubble 2,4 metre genişliğindeki gözlem aynasıyla elde ettiği görüntüleri Dünya’ya ulaştırmaya başlamıştı.
Hubble, 35 yıllık uzay yolculuğunda 1,6 milyondan fazla gözlem ve 430 terabayt veri topladı. Teleskop, dev kütleli kara deliklerin çoğunun galaksinin kalbinde yer aldığını, Jüpiter'in buzdan uydusu Europa'nın uzaya su püskürtüyor olabileceğini ve uzak gelecekte, günün birinde Samanyolu’nun komşumuz Andromeda galaksisiyle çarpışacağını ortaya çıkardı.
Uzaya dev bir teleskop gönderme fikri ilk olarak 20. yüzyılın ilk yarısında ortaya atıldı. Atmosfer, ve içerisindeki gazlar yeryüzündeki teleskoplar aracılığıyla elde edilen uzay görüntülerinin bulanıklaşmasına neden oluyordu. NASA ve Avrupa Uzay Ajansı 1970’lerde, adını evrenin genişlediğini keşfeden ABD'li gökbilimci Edwin Hubble’dan alan dev teleskop üzerinde çalışmaya başladı.
Teleskopun uzay yolculuğuna 1983 yılında başlaması planlanmıştı ancak teknik ve ekonomik zorluklar ile 1986 yılında yaşanan Challenger felaketi nedeniyle fırlatma ertelendi. 24 Nisan 1990’da, Hubble uzay teleskobu, Discovery uzay mekiğine yerleştirilerek uzaya yollandı ve 547 kilometre yüksekliğindeki yörüngesine yerleştirilerek gözlemlerine başladı.
Gözlemciye takılan gözlük
Hubble’dan gelen, heyecanla beklenen ilk görüntüler tüm dünyada hayal kırıklığı yarattı. Teleskopun 2,4 metre genişliğindeki ana aynası olması gerekenden 2,2 mikron (bir saç telinin aşağı yukarı ellide biri kadar) daha düz cilalandığından, elde ettiği görüntüler bulanıktı.

Crab Nebula
Hubble projesi böylece alay konusu oldu ve medyada “1,5 milyar dolarlık fiyasko” olarak yer aldı. 1993 yılında fırlatılan Endeavour uzay mekiğindeki astronotların, Hubble’a NASA’nın geliştirdiği COSTAR adlı düzeltici optik sistemi yerleştirmesinin ardından teleskop günümüzde onlarca film, kitap hatta şarkıya ilham veren görüntüleri Dünya’ya iletmeye başladı.
Uzaydaki zaman makinesi
Hubble uzaydaki cisimlerden gelen ışığın uzun mesafeler kat etmesi nedeniyle bize gezegen, yıldız ve galaksilerin geçmişteki görüntülerini ulaştırıyor. Öyle ki Hubble sayesinde bize en yakın galaksi Andromeda’nın 2,5 milyon yıl önceki hâlini görüntüleyebiliyoruz. Bu da uzaydaki cisimlerin geçmişi hakkında bilgi edinmemizi sağlıyor. Uzaydaki gözümüz sayesinde evrenin yaşını ve boyutunu ölçme, yaşamın kökenini ve evrenin gelişimi hakkında bilgi sahibi olma şansını elde ediyoruz.
Hubble, 30 yıllık nispeten demode ekipmanına rağmen hâlâ yeryüzündeki tüm teleskoplardan 10-20 kat daha net ve kapsamlı görüntüler elde ediyor ve insan gözünün görebileceğinden 10 milyar kat daha sönük cisimlerin tespit edilmesine olanak sağlıyor. Hubble’ın gökyüzünde boş bir alanmış gibi görünen kısma günlerce odaklanarak elde ettiği derin alan görüntüleri sayesinde Büyük Patlama’dan sadece birkaç yüz milyon yıl sonraya ait binlerce galaksinin varlığından ve oluşum süreçlerinden haberdarız. Yıldızların oluşum süreci, süpernova patlamaları ve yaşam olasılığının da araştırıldığı derinlikli gezegen gözlemleri de Hubble’ın çektiği fotoğraflar sayesinde yapılabiliyor.
30 yılda 5 ziyaret
Hubble, fırlatıldığı günden bu yana geliştirme ve tamir amacıyla beş kez insanlar tarafından ziyaret edildi. Bozuk parçalarının yerine yenileri takıldı, daha hassas ve gelişmiş ekipmanlar eklendi. Astronotlar teleskobu beşinci ve son kez 2009 yılının Mayıs ayında işlevselliğini 2011 yılında fırlatılacak James Webb Uzay Teleskobu görüntü almaya başlayana kadar koruması amacıyla yapıldı.

Küresel yıldız kümesi
Uzaydaki en yeni ve gelişmiş görüntülere artık 10 milyar dolara mal olan James Webb sayesinde ulaşsak da Hubble boşlukta salınarak görüntü almaya ve uzay boşluğunu keşfetmeye devam ediyor. İnsanlığın hem milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki cisimleri hem de Dünya’nın evrendeki yerini keşfetmesine olanak sağlayan bu cihazın 35. doğum gününde bilim insanlarına ve uzay meraklılarına sunduğu harika görüntülerin yanında sizin doğum gününüzde çektiği fotoğrafı gösterme özelliğini de anmadan geçmemek gerek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Deniz Aytekin
Aposto'da kültür sanat ve çevre editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




