Verilerimizi Giymek: Google'ın Fitbit Anlaşması
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Geçtiğimiz yıl Google’ın çatı şirketi Alphabet, akıllı saatleriyle tanıdığımız teknoloji şirketi Fitbit’i satın almak için 2,1 milyar dolarlık bir anlaşmaya imza atmıştı. Satın alıma onay verip vermeyeceği merak konusu olan Avrupa Komisyonu, konuyla ilgili kararını 20 Temmuz’dan 4 Ağustos’a ertelemişti. Konuya dair beklenen açıklama Salı günü geldi: Komisyon, Google’ın sağlık verilerini reklamlara hedef kitlesi belirlemek için kullanmama taahhüdüne rağmen, satın alım anlaşmasına yönelik daha detaylı bir inceleme başlatıyor.
Avrupa Komisyonu, salı günü yayınlanan açıklamasına göre:
- Google’ın, Portekiz hariç tüm Avrupa Ekonomik Bölgesinde çevrimiçi aramalara entegre reklam hizmetleri pazarında hâkim durumda olduğunu düşünüyor.
- Giyilebilir cihazlardan toplanan verilerin, veri toplayıcı şirkete çevrimiçi reklam pazarında çok önemli bir avantaj sağlayacağını düşünüyor.
- Google’ın, kullanıcılara gösterdiği reklamları kişiselleştirmek için kullanabileceği ve bu verilerin, piyasanın rekabet koşullarını Google lehine bozabileceğini; bu sebeple şirketle rekabetin zorlaşacağını düşünüyor.
Komisyon, 9 Aralık 2020 tarihine kadar sürebileceğini belirttiği detaylı incelemesi ile çevrim içi reklam verme hizmetleri piyasasının rekabet koşullarına dair endişelerinin haklı olup olmadığını araştıracak. Lakin inceleme kapsamı bununla sınırlı kalmıyor. Komisyon ayrıca,
- Google’ın Fitbit’i satın almasının Avrupa’da henüz yeni oluşmaya başlayan dijital sağlık hizmetleri sektörüne olası etkilerini ve bu satın alımın, Fitbit’in giyilebilir teknolojiler üreten rakiplerinin Android işletim sistemiyle çalışabilme ve bu iş birliğinin Google ile rekabet edebilme yeteneklerine zarar verip vermeyeceğini inceleyecek.
- Neden önemli? Günümüz akıllı saatleri, nabzımızdan uyku durumumuza kadar pek çok verimizi toplayabiliyor. Gün içindeki hareketlerimizi, nabzımızı, uykuya dalış süremizi, uyku kalitemizi ölçerek duygu durumumuza ve stres seviyemize dair çıkarımlarda dahi bulunabiliyor. Bu verilerin kullanılması, reklam sektörü dâhil birçok sektörde daha önce emsali görülmemiş avantajlar sağlayabilir.
- Örneğin karşımıza çıkan bir reklamın, okuduğumuz bir metnin veya izlediğimiz bir YouTube videosunun ilgimizi ne kadar çektiği, ne kadar heyecanlandığımız veya öfkelendiğimiz, nabzımızda yarattıkları değişikliklerden, kalp atışlarımızdan, hareketlerimizden öğrenilebilir. Bir meditasyon uygulamasının veya uykudan evvel sakinleştirici sesler çalan bir uygulamanın kullanıcılar üzerinde ne kadar etkili olduğu, akıllı saatimizin topladığı uyku verileriyle analiz edilebilir. Bunlar, dijital dünyada ürün satan ve reklam veren şirketler için inanılmaz değerli bilgiler. Bu bilgileri, ürünlerinin daha çok satılması için reklam veren şirketlere satabilecek bir platform, doğal olarak diğer tüm rakiplerinin büyük oranda önüne geçecektir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'nun teknoloji odaklı bülteni, yeni kimliğiyle karşınızda: Quando!
06 Ağu 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.

Son günlerde yapay zeka modellerinin yaygın kullanıma açılmak için yeterince güvenli olup olmadıklarını anlamak üzere yapılan testler, başlı başına bir güvenlik riskine dönüşüyor. Şirketler tarafından bir prestij göstergesi gibi sunulan kaçış vakaları, test ortamları ve prosedürlerinin de en az modeller kadar hızlı güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yapay zeka üretimiyle insan üretimini birbirinden ayırmak giderek zorlaşırken Spotify’dan Anthropic’e teknoloji şirketleri, etiketler ve filigranlarla kökeni yeniden görünür kılmaya çalışıyor. Ancak bu önlemler kolayca aşılabiliyor; üstelik bir içeriğin yapay zeka ürünü olduğunu öğrenmek ona biçtiğimiz değeri de değiştiriyor. Belki de asıl mesele artık sahte içeriğe kanıp kanmayacağımız değil, otantikliği nasıl tanımlayacağımız olacak.

Yapay zeka şirketleri için rekabet, artık yalnızca kimin daha güçlü bir model geliştirdiği üzerinden yürümüyor. Milyonlarca insanın günlük yaşamına giren bu şirketler, teknoloji laboratuvarlarından tüketici markalarına dönüşürken insanların yalnızca ürünlerini kullanmasını değil, markalarıyla bağ kurmasını da istiyor. Fakat OpenAI’ın ilk influencer gezisine gelen tepkiler, bu stratejinin beklenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor.



