Weill'den Kaufman'a, antik kentlerden Beyoğlu'na


O’Art ’tan yeni sergi: Benküre / Planet I Nedir? Sergi . Odeabank O’Art ’ın sunduğu, heykeltıraş Hande Şekerciler ve yeni medya sanatçısı Arda Yalkın ’dan oluşan sanatçı ikilisi ha:ar ’ın disiplinlerarası çalışmalarından oluşan Benküre / Planet I sergisi yarın kapılarını açıyor. O’Art nedir? Yolculuğuna 2015 yılında başlayan ve bu süre boyunca yeni sanat üretimini ve sanatçıları desteklemek üzere çok değerli projeler hayata geçiren ve geçirmeye devam eden Odeabank’ın sanat platformu O’Art; son dönemde dijital ve yeni medya alanında sanata ve sanatçılara destek vermeyi misyonunun en başına ekledi. Nerede? Zülfaris Karaköy’de. Ne zaman? 27 Ekim’den 4 Kasım’a kadar her gün 11.00-21.00 arasında ziyaret edilebiliyor. Neler var? ha:ar’ın Mindflow , Refraction ve Saudade adlı eserlerinin görülebileceği sergi; mermer, cam, metal gibi geleneksel malzemeleri ışık, ses, ekran, bilgisayar yazılımları, yapay zekâ gibi teknolojik araçlarla birleştiriyor. Sanatseverlere ve sanat yaşamına yeni bir değer katmak amacıyla hareket eden O’Art’ın imza attığı orijinal işleri takip etmek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir film, bir yönetmen, bir sanat eseri, bir sanatçı, bir sokak ya da bir mekân. Beslenme Çantası’nı konuğumuza ilham veren "şey"lerle dolduruyoruz.
Nazlı'nın beslenme çantasından yetenekli iki oyuncu, dahi bir senarist, bir yirminci yüzyıl bestecisi , bir on yedinci yüzyıl ressamı, bir kitaplık dolusu yazar, ülkenin antik kentleri, kentin sokakları ve iki köpek çıkıyor.
- Franz Rogowski ve Alba Rohrwacher performansları
- Charlie Kaufman senaryoları
- Kurt Weill'in Üç Kuruşluk Opera'sı ve Keman Konçertosu
- Rembrandt
- Judith Butler, Orhan Pamuk, Nurdan Gürbilek, Çehov ve Şekspir
- Türkiye'nin antik kentleri
- Arkadaşlarıyla vakit geçirdiği Beyoğlu
- Kahve eşliğinde oynattığı köpekleri Luna va Mahu
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nazlı Bulum'la tiyatro, sinema ve televizyon oyunculuğu, kimlik arayışı ve göç üzerine. | Keşif: Nadav Lapid
26 Eki 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




