Wimbledon yolu açıldı

LTA, bu sene gönülsüz de olsa yasağı kaldırdığını açıkladı
Wimbledon yolu açıldı

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı bir duruş sergilemek amacıyla Rus ve Belaruslu oyuncuların katılımına izin vermeyen LTA, bu sene gönülsüz de olsa yasağı kaldırdığını açıkladı. Wimbledon 2023’te yeniden tam kadro olarak oynanacak.

Neler olmuştu? 

New York Times

Pandemi döneminden bu yana, çeşitli sebeplerle oyuncuların turnuvalarda yer almalarının yasaklandığına şahit oluyoruz. 2022 yılında oyunun dışında kalanlara Perde arkası: Oyunun dışında kalanlar yazımızda değinmiştik. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından tüm spor dünyasında Rus ve Belaruslu sporcuların ve takımların müsabakalara katılımı tartışılmış, pek çok spor dalında oyuncular ve takımlar men edilmişti. Tenisin “oyuncular birliği” statüsündeki yönetici kurumları ATP ve WTA turları ise bu anlamda farklı bir tutum sergiledi ve “milliyetlerinden dolayı ayrımcılığa uğramamaları gerektiğini” belirterek oyuncuların yanında yer almayı tercih etti. Oyuncular kendi bayrakları altında yarışmayacak, isimlerinin yanında bayrak yer almayacaktı.  

Taraf ülke sporcularının tepkileri

New York Post

Elina Svitolina, Sergiy Stakhovsky, Alex Dolgopolov başta olmak üzere Ukraynalı tenisçiler savaşın ilk günlerinden itibaren seslerini yükseltirken, Rusya tenisinin önemli isimlerinden Andrey Rublev’in sosyal medya paylaşımları ve Dubai’de kazandığı maç sonrası kameraya “Savaşa hayır, lütfen” yazması konuyu tenis dünyasının dışına çıkardı. Rus bir sporcunun açık bir şekilde barış mesajı vermesi pek çok mecrada yer verilen bir hikayeye dönüştü. Rublev ayrıca, işgalin henüz resmileşmediği ancak gerginliğin üst seviyede olduğu günlerde, Ukraynalı tenisçi Denys Molchanov ile Marsilya’da çiftler şampiyonluğuna ulaşmıştı. O dönemde dünya 1 numarasına çıkmak üzere olan Daniil Medvedev, barıştan yana olduğunu açıkladı. Yevgeny Kafelnikov, Karen Khachanov, Anna Kalinskaya, Aslan Karatsev, Anastasia Pavlyuchenkova, Maria Sharapova, Victoria Azarenka da barış mesajları yayınlayan Rus ve Belaruslu isimlerdi.  

Yasak kararı 

Çim sezonu öncesinde, Britanya tenisinin yönetici kurumu Lawn Tennis Association (LTA), hükümetin önerilerini dikkate alacaklarını, savaşa karşı bir duruş sergilediklerini söyleyerek Rus ve Belaruslu sporcuların turnuvalara katılımının yasaklandığını açıkladı. Yasak kararı sonrası Rus ve Belaruslu bazı oyuncularla yapılan toplantıda, Andrey Rublev gerekirse tarafsızlıklarına dair bir kağıt  imzalayabileceklerini, Wimbledon’da kazanacakları para ödülünü bir insani yardım derneğine bağışlayabileceklerini ve böylece bir spor organizasyonu adına yapılan en büyük bağışı gerçekleştirmeyi önerdiklerini ancak bunun kabul edilmediğini açıkladı. Böylece, Rus ve Belaruslu tenisçiler Wimbledon başta olmak üzere Britanya’daki turnuvalara katılamadı. YouGov’un yaptığı araştırmaya göre, halkın %69’u Rus ve Belaruslu tenisçilerin Wimbledon’a kabul edilmemesi kararını desteklediğini belirtti. 

Restleşme

WTA

ATP ve WTA’in bu konudaki tepkisi ise sert oldu. İki kurum da, Wimbledon’dan sıralama puanı kabul etmeyeceklerini açıkladılar. Bu durum turnuvanın değeri üzerine farklı görüşlerin oluşmasına sebep olurken, başarı gösteren oyuncular için ise mağduriyet yarattı. Aralarındaki anlaşmaya uymadığı gerekçesiyle WTA tarafından 750 bin dolar, ATP tarafından ise 1 milyon dolar ile cezalandırılan LTA, ekonomik olarak büyük darbe aldıklarını, 2023 başında yapmayı planladıkları Challenger turnuvalarını gerçekleştiremeyeceklerini açıkladı. Üstelik, yasağın tekrarlanması durumunda LTA'nın üyeliğinin düşürebileceği konusunda uyarı yapıldığı da belirtiliyordu.  

Ortak noktaları barış isteği 

Genel anlamda bakıldığında, turda yer alan Ukraynalı tenisçilerin ülkelerinin içinde bulunduğu durum nedeniyle anlaşılabilir bir şekilde öfkeli olduğunu görüyoruz. Bu konuda soru sorulan Rus ve Belaruslu sporcuların çoğunluğu da barıştan yana olduklarını belirtirken, üzgün oldukları göze çarpıyor. Vitya Kravchenko’nun Andrey Rublev ve Daria Kasatkina ile çektiği vlog’da duruma Rus oyuncuların gözünden bakmak oldukça enteresan. İstemsiz bir şekilde yaşananların içinde kalan genç oyuncuların kariyerlerinin devamıyla ilgili düştükleri çıkmazları, vatandaşlıktan çıkmayla ilgili düşüncelerini bu vlog’da görebiliyoruz. Bir yandan da kısa bir süre önce kortta izlediğimiz ancak şimdi orduda yer alan ve savaşın içinden paylaşımlar yapan Sergiy Stakhovsky’i, memleketine gidip savaşın etkilerini gösteren Elina Svitolina’nın paylaşımlarını görüyoruz. Milliyetlerinden bağımsız olarak bu oyuncuların hiçbiri, savaşı başlatan ya da yaşananları değiştirebilecek yetkisi olan kişiler değil. Acı çekiyor, korkuyor, öfkeleniyor, bir şekilde ses çıkarmaya çalışıyorlar.  

İstenmeyen olaylar 

Bireysel olarak oyuncular üzerindeki etkisinin yanında, korta yansıyan büyük gerginliklere henüz şahit olmadık. Yine de, konuyla ilgili bazı istenmeyen durumlar yaşanabiliyor. Rus tenisçi Sofya Lansere’nin savaşı destekleyen sosyal medya beğenileri oldukça tepki çekmiş ve “Rus bakış açısı” olarak öne sürülmüştü. Avustralya Açık sırasında tribünlerde savaş yanlılarının kullandığı “Z” sembolünün yer aldığı bir tişört giyen bir seyirci görmüştük. 2.turda Andrey Rublev, maç boyunca Ukrayna bayrağı açan seyircilerin hakaretine maruz kalmış, hakemden seyircileri tribünden atmamasını ama uyarmasını istemişti. Yine Avustralya’da, Novak Djokovic’in babası Srdjan Djokovic’in fotoğraf çektirdiği taraftarların Rusya bayrağı açması tartışmalara sebep olmuştu. Rus tenisçi Anastasia Potapova, Dubai ve Indian Wells’te giydiği Spartak Moskova forması sebebiyle WTA tarafından resmi olarak uyarıldı. Indian Wells sırasında Belaruslu Aryna Sabalenka ile eşleşen Ukraynalı Lesia Tsurenko, maça çıkmadı. 

Wimbledon yolu açıldı 

New York Times

Geçtiğimiz hafta LTA’dan yapılan açıklamada, 2022 yılında verilen kararın hala arkasında durulduğu, ancak ATP ve WTA tarafından uygulanan cezalar ve yasağın tekrarlanması halinde 2023’te LTA’nın üyeliğinin sonlandırılması ihtimalinin Britanya tenisine vereceği zararların hesaba katıldığı belirtilerek, oldukça gönülsüz bir şekilde yasağın kaldırıldığı belirtildi. Buna göre, Rus ve Belaruslu oyuncular ve görevlilerden bir tarafsızlık beyannamesi imzalamaları istenecek. Turnuvalar sırasında oyuncular, görevliler ya da seyircilerin Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline yönelik herhangi bir destek ifadesinde bulunmasına, herhangi bir bayrak ya da sembol taşımasına izin verilmeyecek. Ayrıca, turnuvalara katılacak oyuncuların Rusya/Belarus hükümetlerinden direkt ya da dolaylı yoldan devlet desteği almaları, devlet tarafından işletilen ya da devlet destekli faaliyet gösteren firmalar tarafından sponsorluk almaları kabul edilmeyecek.  

Ukrayna karardan memnun değil 

Pek çok spor dalında Rus ve Belaruslu sporcular, takımlar ve görevliler uluslararası müsabakalardan men edildi. Söz konusu ülkelerin görünürlüğünün azaltılması ve yalnızlaştırılması anlamında çok mantıksız gelmese de, “milli” bir durumun yaşanmadığı, bireysel bir spor olan tenis gibi sporlarda bu yasağın nasıl bir etkisi olacağı iki taraflı olarak tartışılmaya devam ediyor. Ukraynalı otoriteler yasağın kaldırılmasından memnun değil. Ukrayna Dış İşleri Bakanı Dmytro Kuleba, kararı eleştirerek Birleşik Krallık hükümetini oyunculara vize vermemeye davet etti.  

Oyuncuların tepkileri 

Wimbledon şampiyonluğu yaşamış iki ismin Miami’de karşı karşıya geldiği final sonrası, sorulardan biri de Wimbledon’ın yasağıyla ilgiliydi. Rusya doğumlu olan ancak 2018 yılında Kazakistan vatandaşlığına geçen son şampiyon Elena Rybakina, Rus ve Belaruslu oyuncuların bayrakları olmadan yarışmalarında bir sakınca görmediğini, Wimbledon’ın kabul edilmedikleri tek Slam olduğunu ve tarafsız bir şekilde yarışmalarının en doğru karar olacağını belirtirken, 2 kez şampiyon Petra Kvitova ise, Wimbledon’ın geçen seneki kararından dolayı memnun olduğunu ve önümüzdeki sene Paris Olimpiyatları’nda da yarışmamaları gerektiğini düşündüğünü belirtti. Dünya 4 numarası Daniil Medvedev, henüz karar açıklanmadan verdiği cevapta Wimbledon’da oynamayı istediğini ama bunun için herhangi bir baskı yapmayacağını belirtmişti.  

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🎾 Wimbledon yolu açıldı

LTA, bu sene gönülsüz de olsa yasağı kaldırdığını açıkladı

04 Nis 2023

Getty Images

YAZARLAR

Elif Alper

Tenis yazarı @Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Ömer Şentürk

·

28 Tem 2026

Tadej Pogačar: Aynı anda şampiyon, rakip ve dost olarak kalabilmek
Punto Punto

HİKAYE

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Serena’nın başlattığı tartışma: Zayıflama ilaçları doping sayılmalı mı?
Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?