Yeni normal: Esnek ve hibrit çalışma


Gedik Yatırım Uluslararası Piyasalar Araştırma departmanından Sağlık Sektörü İnceleme Raporu Covid-19 pandemisi devam ederken, 2020 Mart döneminde salgının artışına paralel olarak değerlenen aşı hisseleri, varyant etkisi nedeniyle yeniden gündemdeki yerini aldı. Güney Afrika’da gözlenen ve Omicron olarak adlandırılan varyanta ilişkin belirsizlikler, geçtiğimiz hafta majör endekslerde satış dalgasını beraberinde getirdi. Aşı şirketleri ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan ilk açıklamalarda henüz varyanta ilişkin net bir sonuç gözlemlenemediği bildirilse de varyantın tespit edildiği Güney Afrika’daki araştırmanın ön bulguları, bu yıl dünyada görülen enfeksiyon dalgasının temelindeki Delta varyantından daha bulaşıcı olduğunu gösteriyor. Güney Afrikalı araştırmacılar, virüsün yalnızca hafif şiddette enfeksiyonu tetikleme eğiliminde olduğunu da belirtiyor. Avrupa’da yeni kısıtlamaların ön plana çıktığı bu dönemde, aşı şirketleri varyant ile ilgili peş peşe açıklamalarını paylaştı. İlk açıklama Moderna tarafından yapılırken, Pfizer ve BioNTech’in yaptığı açıklamaya göre, üç doz BioNTech aşısı, Omicron varyantına karşı yüksek düzeyde koruma sağladığı belirtildi. Hatırlatma dozu olarak adlandırılan üçüncü ve güçlendirici aşının, ilk iki dozluk seriye kıyasla güçlü antikor oluşturarak virüse karşı direnci 25 kat artırdığı belirtildi. Pandemi sürecinde yükseliş trendine giren aşı ve ilaç şirketlerinin hisseleri varyant etkisinin devam etmesi hâlinde bir süre daha gündemde olacağı gözleniyor. Bu kapsamda Gedik Yatırım Uluslararası Piyasalar Araştırma departmanı tarafından hazırlanan Sağlık Sektörü İnceleme Raporuna buradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Bir tarafta ofise gitmek için 2 saat önceden karanlıkta yola çıkanlar, diğer tarafta toplantıdan 10 dakika önce uyanıp toplantıya pijamayla girenler… Her ne kadar aşılanma ile yavaş yavaş ofislere geri çağrılmaya başlasak da her gün ofise gidilen pandemi öncesi çalışma stiline geri dönüş artık imkânsız görünüyor.
Çalışanlar; istedikleri yerden çalışmaktan, trafikte harcadıkları zamanı sevdikleri ile geçirmekten ve ofisteki dikkat dağıtıcı etkenlerden uzaklaşmaktan mutlu görünüyor. İşverenler ise azalan masraflardan ve mesafenin ortadan kalkmasının sunduğu esneklikten oldukça memnun. Uzaktan çalışmanın etkilerini değerlendiren PERYÖN Güney Marmara Şubesi Başkanı Barış Gül, olumlu bir uzaktan çalışma deneyimi için, işveren ve çalışanın prosedürler konusunda hazırlıklı olması gerektiğini belirtiyor ve işverenlerin bakış açısını şu şekilde özetliyor:
"Uzaktan çalışma modeli; artan verimlilik, çalışma kalitesinin artması, çalışma alanı tasarrufu, iş ilişkilerinde esneklik, motivasyonun artması, maliyetlerin azaltılması ve devamsızlığın azalması gibi avantajlar sağlıyor.”
Rakamlar, ne söylüyor?
Talentmelon’ın yaptığı araştırmaya katılan şirketlerin %94’üne göre, uzaktan çalışmadaki üretkenlik ofistekine kıyasla aynı veya daha yüksek oluyor. Fakat uzaktan çalışma, sosyal hayatı azalan ve günün çoğunluğunu hareketsiz geçiren çalışanlarda kaygıya ve motivasyon eksikliğine de yol açabiliyor. Aynı zamanda elektrik, su ve yemek gibi giderlerin artması da çalışanın işini zorlaştırıyor.
- Microsoft’un 2021 tarihli İş Trendi İndeksi raporuna göre, yüksek üretkenlik arkasında yorgun bir iş gücünü saklıyor. Yapılan uluslararası ankete göre, çalışanların %54’ü fazla çalıştığını, %20’si ise işvereninin iş-özel hayat dengesini önemsemediğini belirtiyor.
- Evden çalışma modelini inceleyen 24 Saatte İş’e göre, çalışanların %79’u mesai diye bir kavram kalmadığını, %77’si bu süreçte kaygı ve depresyon yaşadığını ve %63’ü evden çalışmanın en zor yanının sosyalleşememe olduğunu belirtiyor.
İrtibatı kesmek mümkün mü?
Uzaktan, esnek ve hibrit çalışma modellerinin ortaya çıkardığı bu sorunları çözmek için şirketler ve hükümetler tarafından çeşitli uygulamalar tasarlanıyor. Örneğin İrlanda, nisan ayında çalışanların iş saatleri dışında ulaşılmasını engellemeye yönelik “irtibatı kesme” adı verilen yasal bir hak getirdi. Kasım ayında Portekiz’de şirketlerin çalışanlarıyla mesai saatinden sonra iletişim kurması yasaklandı. Ayrıca çalışanların evden çalışma nedeniyle artan internet ve elektrik faturalarına katkı yapma zorunluluğu getirildi. Avrupa Parlamentosu ise Avrupa Birliği’ne bu konuda bir mevzuat hazırlanması çağrısında bulundu.
Bir çözüm örneği olarak hibrit çalışma modeli de öne çıkıyor. Haftanın belirli günlerinde uzaktan, kalan günlerinde ofisten çalışılmasını sağlayan bu model, özellikle uzaktan çalışmanın iş akışını etkilemediği şirketler tarafından tercih ediliyor. Hibrit çalışma modelleri, çalışma saatlerinde de esneklik sağlıyor. Zira çalışanlar, güne istediği saatte başlamayı ve gününü kendi isteklerine göre planlamayı tercih ediyor. Samsung Electronics’in hazırladığı ankete göre, ofise ve 9:00-17:00 çalışma biçimine dönmek isteyenlerin oranı yalnızca %14. Çalışma düzenini haftada 4 gün 34 saat değiştiren Birleşik Krallık merkezli Atom Bank’ın CEO’su Mark Mullen, motivasyonlarını şu şekilde açıklıyor:
“Covid-19'dan önce, işe gidip gelmek, bütün gün bir masada oturmak ve bu işlemi tekrarlamak zorundaydık; ancak pandemi bize bunun gerekli olmadığını gösterdi. Pazartesiden cumaya 9:00-17:00 saatleri arası çalışmak, oldukça eski moda bir çalışma şekli."
“Ofise dönüş” gerçekleşti mi?
Uzaktan çalışmanın sağladığı tüm avantajlara karşı 2021’de aşılamaların hızlanması, yeni bir “ofise dönüş” furyasının yaşanmasına da neden oldu. Eylül 2021 itibarıyla Goldman Sachs, Credit Suisse, Facebook, Google gibi büyük şirketler ofise dönüş planlarını açıklamaya başladı; ancak önlerine bugün dahi tartışılan bir engel çıktı: Çalışanlara aşı zorunluluğu getirilmeli miydi?
- Facebook, Google, McDonald’s, Disney ve Citigroup gibi birçok şirket ofislere dönüşte aşının zorunlu olacağını açıkladı. Türkiye’de ise Saran Holding, 15 Eylül itibarıyla aşı olmayanlarla yolların ayrılacağını duyurdu.
Öte yandan bazı şirketler, fiziksel çalışma ortamlarından vazgeçme konusunda temkinli davransalar da birçok şirket ofislerini küçültme yolunu tercih etti. Zira aşı kampanyaları sonrası çalışanlarını ofise çağıran çoğu yönetici, ciddi bir motivasyon ve verimlilik kaybı, hatta istifalarla karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla en geleneksel şirketler dahi bir gerçeği kabul etmek zorunda kaldı: “Esnek çalışma, artık geçici bir çözüm değil kalıcı.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Kapanmalar esnasında "pandeminin kazananları” olarak adlandırdığımız Netflix, Amazon, Zoom gibi şirketler 2021'de nasıl bir performans sergiledi? Aşı üreticileri, ne kadar kazandı? Covid-19 ilacı, aşı üreticilerini nasıl etkileyecek?
10 Ara 2021

YAZARLAR

Gülbahar Tanyeri
Yazar - Pareto

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.




