Yeni normal: Esnek ve hibrit çalışma

Kapanmalarda hızlı bir çözüm olarak hayatımıza giren "uzaktan çalışma" kalıcı mı oldu? Ofise dönüş gerçekleşti mi? Esnek ve hibrit çalışma, uzaktan çalışmanın geleceği mi?
Yeni normal: Esnek ve hibrit çalışma

10 Aralık - Gedik - Pareto
Gedik Yatırım ile birlikte

Gedik Yatırım Uluslararası Piyasalar Araştırma departmanından Sağlık Sektörü İnceleme Raporu Covid-19 pandemisi devam ederken, 2020 Mart döneminde salgının artışına paralel olarak değerlenen aşı hisseleri, varyant etkisi nedeniyle yeniden gündemdeki yerini aldı. Güney Afrika’da gözlenen ve Omicron olarak adlandırılan varyanta ilişkin belirsizlikler, geçtiğimiz hafta majör endekslerde satış dalgasını beraberinde getirdi. Aşı şirketleri ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan ilk açıklamalarda henüz varyanta ilişkin net bir sonuç gözlemlenemediği bildirilse de varyantın tespit edildiği Güney Afrika’daki araştırmanın ön bulguları, bu yıl dünyada görülen enfeksiyon dalgasının temelindeki Delta varyantından daha bulaşıcı olduğunu gösteriyor. Güney Afrikalı araştırmacılar, virüsün yalnızca hafif şiddette enfeksiyonu tetikleme eğiliminde olduğunu da belirtiyor. Avrupa’da yeni kısıtlamaların ön plana çıktığı bu dönemde, aşı şirketleri varyant ile ilgili peş peşe açıklamalarını paylaştı. İlk açıklama Moderna tarafından yapılırken, Pfizer ve BioNTech’in yaptığı açıklamaya göre, üç doz BioNTech aşısı, Omicron varyantına karşı yüksek düzeyde koruma sağladığı belirtildi. Hatırlatma dozu olarak adlandırılan üçüncü ve güçlendirici aşının, ilk iki dozluk seriye kıyasla güçlü antikor oluşturarak virüse karşı direnci 25 kat artırdığı belirtildi. Pandemi sürecinde yükseliş trendine giren aşı ve ilaç şirketlerinin hisseleri varyant etkisinin devam etmesi hâlinde bir süre daha gündemde olacağı gözleniyor. Bu kapsamda Gedik Yatırım Uluslararası Piyasalar Araştırma departmanı tarafından hazırlanan Sağlık Sektörü İnceleme Raporuna buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Bir tarafta ofise gitmek için 2 saat önceden karanlıkta yola çıkanlar, diğer tarafta toplantıdan 10 dakika önce uyanıp toplantıya pijamayla girenler… Her ne kadar aşılanma ile yavaş yavaş ofislere geri çağrılmaya başlasak da her gün ofise gidilen pandemi öncesi çalışma stiline geri dönüş artık imkânsız görünüyor.

Çalışanlar; istedikleri yerden çalışmaktan, trafikte harcadıkları zamanı sevdikleri ile geçirmekten ve ofisteki dikkat dağıtıcı etkenlerden uzaklaşmaktan mutlu görünüyor. İşverenler ise azalan masraflardan ve mesafenin ortadan kalkmasının sunduğu esneklikten oldukça memnun. Uzaktan çalışmanın etkilerini değerlendiren PERYÖN Güney Marmara Şubesi Başkanı Barış Gül, olumlu bir uzaktan çalışma deneyimi için, işveren ve çalışanın prosedürler konusunda hazırlıklı olması gerektiğini belirtiyor ve işverenlerin bakış açısını şu şekilde özetliyor: 

"Uzaktan çalışma modeli; artan verimlilik, çalışma kalitesinin artması, çalışma alanı tasarrufu, iş ilişkilerinde esneklik, motivasyonun artması, maliyetlerin azaltılması ve devamsızlığın azalması gibi avantajlar sağlıyor.”

Rakamlar, ne söylüyor?

Talentmelon’ın yaptığı araştırmaya katılan şirketlerin %94’üne göre, uzaktan çalışmadaki üretkenlik ofistekine kıyasla aynı veya daha yüksek oluyor. Fakat uzaktan çalışma, sosyal hayatı azalan ve günün çoğunluğunu hareketsiz geçiren çalışanlarda kaygıya ve motivasyon eksikliğine de yol açabiliyor. Aynı zamanda elektrik, su ve yemek gibi giderlerin artması da çalışanın işini zorlaştırıyor.

  • Microsoft’un 2021 tarihli İş Trendi İndeksi raporuna göre, yüksek üretkenlik arkasında yorgun bir iş gücünü saklıyor. Yapılan uluslararası ankete göre, çalışanların %54’ü fazla çalıştığını, %20’si ise işvereninin iş-özel hayat dengesini önemsemediğini belirtiyor.
  • Evden çalışma modelini inceleyen 24 Saatte İş’e göre, çalışanların %79’u mesai diye bir kavram kalmadığını, %77’si bu süreçte kaygı ve depresyon yaşadığını ve %63’ü evden çalışmanın en zor yanının sosyalleşememe olduğunu belirtiyor. 

İrtibatı kesmek mümkün mü?

Uzaktan, esnek ve hibrit çalışma modellerinin ortaya çıkardığı bu sorunları çözmek için şirketler ve hükümetler tarafından çeşitli uygulamalar tasarlanıyor. Örneğin İrlanda, nisan ayında çalışanların iş saatleri dışında ulaşılmasını engellemeye yönelik “irtibatı kesme” adı verilen yasal bir hak getirdi. Kasım ayında Portekiz’de şirketlerin çalışanlarıyla mesai saatinden sonra iletişim kurması yasaklandı. Ayrıca çalışanların evden çalışma nedeniyle artan internet ve elektrik faturalarına katkı yapma zorunluluğu getirildi. Avrupa Parlamentosu ise Avrupa Birliği’ne bu konuda bir mevzuat hazırlanması çağrısında bulundu.

Bir çözüm örneği olarak hibrit çalışma modeli de öne çıkıyor. Haftanın belirli günlerinde uzaktan, kalan günlerinde ofisten çalışılmasını sağlayan bu model, özellikle uzaktan çalışmanın iş akışını etkilemediği şirketler tarafından tercih ediliyor. Hibrit çalışma modelleri, çalışma saatlerinde de esneklik sağlıyor. Zira çalışanlar, güne istediği saatte başlamayı ve gününü kendi isteklerine göre planlamayı tercih ediyor. Samsung Electronics’in hazırladığı ankete göre, ofise ve 9:00-17:00 çalışma biçimine dönmek isteyenlerin oranı yalnızca %14. Çalışma düzenini haftada 4 gün 34 saat değiştiren Birleşik Krallık merkezli Atom Bank’ın CEO’su Mark Mullen, motivasyonlarını şu şekilde açıklıyor:

“Covid-19'dan önce, işe gidip gelmek, bütün gün bir masada oturmak ve bu işlemi tekrarlamak zorundaydık; ancak pandemi bize bunun gerekli olmadığını gösterdi. Pazartesiden cumaya 9:00-17:00 saatleri arası çalışmak, oldukça eski moda bir çalışma şekli." 

“Ofise dönüş” gerçekleşti mi?

Uzaktan çalışmanın sağladığı tüm avantajlara karşı 2021’de aşılamaların hızlanması, yeni bir “ofise dönüş” furyasının yaşanmasına da neden oldu. Eylül 2021 itibarıyla Goldman Sachs, Credit Suisse, Facebook, Google gibi büyük şirketler ofise dönüş planlarını açıklamaya başladı; ancak önlerine bugün dahi tartışılan bir engel çıktı: Çalışanlara aşı zorunluluğu getirilmeli miydi?

  • Facebook, Google, McDonald’s, Disney ve Citigroup gibi birçok şirket ofislere dönüşte aşının zorunlu olacağını açıkladı. Türkiye’de ise Saran Holding, 15 Eylül itibarıyla aşı olmayanlarla yolların ayrılacağını duyurdu.

Öte yandan bazı şirketler, fiziksel çalışma ortamlarından vazgeçme konusunda temkinli davransalar da birçok şirket ofislerini küçültme yolunu tercih etti. Zira aşı kampanyaları sonrası çalışanlarını ofise çağıran çoğu yönetici, ciddi bir motivasyon ve verimlilik kaybı, hatta istifalarla karşı karşıya kaldı. Dolayısıyla en geleneksel şirketler dahi bir gerçeği kabul etmek zorunda kaldı: “Esnek çalışma, artık geçici bir çözüm değil kalıcı.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🦠 Pandeminin kazananları 2021'in kaybedenleri mi?

Kapanmalar esnasında "pandeminin kazananları” olarak adlandırdığımız Netflix, Amazon, Zoom gibi şirketler 2021'de nasıl bir performans sergiledi? Aşı üreticileri, ne kadar kazandı? Covid-19 ilacı, aşı üreticilerini nasıl etkileyecek?

10 Ara 2021

Gedik Yatırım ile birlikte
İllüstrasyon: Glenn Harvey / Barron's

YAZARLAR

Gülbahar Tanyeri

Yazar - Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?

Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Deniz Kaynak

·

15 Tem 2026

Anti-AI markaların yükselişi: Yapay zeka parmaklarınızın arasındaki kumu üretebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Üretimi desteklemeden ek gümrük vergisi getirmek ekonomiyi canlandırır mı?
ParetoPareto

HİKAYE

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Doğa Yurduneri

·

14 Tem 2026

Burhan Karaçam ile AI çağında liderlik: Çıraklığı yaşamayan gençler nasıl usta olacak?
ParetoPareto

HİKAYE

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Hüseyin Kaplan

·

14 Tem 2026

5 kişilik ekip, 50 kişilik iş: AI çağında girişim kurmak
ParetoPareto

HİKAYE

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.

Şirketlerin kaderinde lider etkisi: Doğru soruları sormak neden önemli?