"Yeniden Şehrin Caz Hâli": 31. Akbank Caz Festivali


Istanbul Fringe Festival 2021 Hybrid, yarın başlıyor!
Yaz bitti, sonbahar geldi; festivaller sona erdi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla, İBB iştiraklerinden Kültür AŞ’nin Şehir Sponsorluğunda ve Hollanda Başkonsolosluğunun destekleriyle eylül ayının…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Neler oluyor? 2020 yılını Evin Caz Hâli konserleri ve 30. yıla özel Dün, Bugün, Yarın albümüyle geçiren Akbank Caz Festivali, "Yeniden Şehrin Caz Hâli" sloganıyla geri döndü. 1-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek 31. Akbank Caz Festivali, 10 farklı mekânda, Türkiye Caz sahnesinden 100’ün üzerinde sanatçıyı ağırlayacak.
Neden önemli?: Öncelikle Türkiye’de gerçekleşen en eski caz festivallerinden biri olduğunu belirtmekte fayda var. Festival bugüne kadar 5 binin üzerinde sanatçıyla toplamda 773 konser gerçekleştirdi ve 500 bine yakın izleyiciye ulaştı. Daha da önemlisi cazın özgür ruhunu ve dönüşüm gücünü sahiplenerek farklı janrlara kucak açtı.
Bunları bilmekte fayda var: Selen Gülün’ün kadın şarkı yazarı ve bestecilerin görünürlüğünü artırmayı amaçladığı Kadınlar Matinesi projesi, Mehmet Uluğ anısına düzenlenecek özel gecede Baylon’da sahne alacak.
Açılış konseri: 1 Ekim’de, Galataport İstanbul Paket Postanesi’nde. Elif Çağlar’ın funk, caz, dünya müziği repertuvarına Defjen Daf Ensemble eşlik edecek.
Ne söyledi? "Yeniden Şehrin Caz Hâli"ne yaklaşırken 31. Akbank Caz Festivali'ne dair merak ettiklerimizi Akbank Sanat, Kültür Sanat ve Organizasyon yöneticisi Gözde Sivişoğlu’na sorduk.

Gözde Sivişoğlu, Akbank Sanat, Kültür Sanat ve Organizasyon Yöneticisi
Akbank Caz Festivali geçtiğimiz yıl ‘Evin Caz Hâli’ konseptiyle performanslarını dijitale taşıyarak izleyici ve dinleyicilerle buluştu. Festivalin bugününde ve geleceğinde dijital içerikler nasıl bir yere sahip?
Akbank Sanat olarak pandemi öncesinde birçok etkinliğimizi hibrit olarak sürdürüyorduk ve fiziksel etkinliklerin yanı sıra içeriklerimiz YouTube kanalımızdan da yayımlanıyordu. Pandemi sonrası dönemde sanatçılar üretimlerini ve yaratıcı süreçlerini evden devam ettirmek zorunda kaldılar. Biz de bu süreçte hem yıllarca birlikte çalıştığımız müzisyenlerle kol kola ilerlemek hem de müzikseverlerin konser özlemini bir nebze giderebilmek adına "Evin Caz Hâli" konser serimizle Türkiye caz sahnesinin farklı isimlerinin performanslarını dijital olarak dinleyicilerle buluşturduk.
Akbank Caz Festivali’nin 31. yılını kutlamaya hazırlandığımız bu süreçte fiziksel olarak “yeniden” bir araya gelmenin yanı sıra dijitalde yer alan etkinliklerimizi de müzikseverlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu seneki iletişim kampanyamızda kuşların dansını anlatan posterlerimize sevgili Volkan Öktem, İlhan Erşahin ve Alp Ersönmez müzikleriyle eşlik ettiler. Posterlerin üzerinde yer alan QR kodlarla bu özel performanslarla sizler de eşlik edebilirsiniz.
Cazın sürekli dönüşüm hâlinde olduğunu belirli zaman periyotları içinde görebiliyoruz. Mesela 1960’lar ve 1970’lerdeki Birleşik Krallık merkezli deneysel, özgür ve ham caz akımının güncele ayak uydurarak tekrardan ortaya çıkması gibi. 31 yıllık bir festival olarak programı oluştururken siz bu dönüşümü ve döngüleri ne kadar takip ediyorsunuz?
Birleşik Krallık, müzik kültürü ve çeşitliliğiyle insanı besleyen bir yer. Biz de buranın sahnesini çok yakından takip edip programda her yıl mutlaka bir çıkartma yapıyoruz. Tabii ki farklı birçok coğrafyadan yeni keşiflere de uzanıyoruz. Örneğin Kuzey ülkeleri bize ilham veren sahnelerin başında geliyor. Farklı disiplinleri ve yenilikleri her zaman takip eden bir festival olmaya çalışıp müzikteki dönüşümleri burada kurgulayabilmeyi düşünüyoruz. Programımızda mutlaka her sene yeni akımlara, isimlere ve seslere yer açmayı amaçlıyoruz.
31. Akbank Caz Festivali, Türkiye Caz sahnesine odaklı programında pek çok özel projenin sahne almasına fırsat tanımış. Aynı zamanda festivalin kimliğinde olan yenilikçiliği ve çeşitliliği korumuş. Bu yıl program oluşturma süreci nasıl geçti??
Programı oluştururken ekip olarak “Festivalimizin kimliğini korurken bu sene farklı neler yapabiliriz, festivale neler ekleyebiliriz?” diye soruyoruz. Sonrasındaysa ortaya çıkan fikirleri bir potada eritip harekete geçiyoruz.
31. yılımızı “Yeniden Şehrin Caz Hâli” diyerek müzisyenler ve dinleyicileriyle bir araya gelerek kutlamaya hazırlanıyoruz. Yıllar içinde genişleyen müzikal yelpazemiz kapsamında programımızda bu yıl klasik ve modern cazın yanı sıra elektronik müzik, hip-hop ve Türk makam müziği, Türk-Osmanlı müziği ve dünya müziğinin farklı projelerine de yer vererek caz müziğiyle farklı müzik türlerinin bir araya geldiği bir seçkiyle müzikseverleri karşılayacağız.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
31. Akbank Caz Festivali, "Yeniden Şehrin Caz Hâli" sloganıyla etkinlik takviminde yerini aldı. Haftanın filmi The Father, albümüyse Low'dan HEY WHAT.
17 Eyl 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




