

Türkiye’nin 1 numaralı tercihi: Dardanel Ton Türkiye'nin tercihi Dardanel Ton Dünyanın en çok tükettiği balık olan ton balığı, sağlıklı bir beslenme rutininin kilit taşlarından olan Omega 3 yağ asitleri ve protein bakımından zengin olmasıyla dikkat çekiyor. Türkiye’yi ton balığıyla tanıştıran marka olan Dardanel , 1984'ten bu yana ton balığını sofralara taşıyor. Nedir? Tüketicileri, Atlantik ve Hint Okyanusu'nun tertemiz sularında yetişen balıklardan seçilen, güvenilir ve kolay açılabilir kutularda saklanan ürünlerle buluşturan Dardanel , sağlıklı beslenmek isteyen herkese kalorisi düşük ve besin değeri yüksek bir gıda alternatifi sunuyor. Doğal protein ve yüksek Omega 3 içeren ton balığı, 100 gram tüketildiğinde günlük protein ihtiyacının yaklaşık %47’sini karşılıyor. Lezzet tüyoları: Sadece doğal avcılıkla yakalanan balıklarda bulunan selenyum mineralini ve kompleks yağ asitlerini içeren Dardanel Ton , günün farklı öğünlerinde tek başına tüketilebildiği gibi makarna, salata ve sandviçlere ayrı lezzet katıyor. Dahası: Dardanel ton balığı konserve kutuları sağlıklı ambalaj dır, BPA (Bisfenol A maddesi) içermez . Ayrıca Dardanel ton balıklarının hangi bölgede avlandığını ve hangi gemilerle taşındığını öğrenmek için Dardanel ürününün kutusunda yer alan kodu dardanel.com.tr adresinden okutarak Balığını Sorgula sistemine erişebilirsiniz. Türkiye’nin balık ve deniz ürünleri uzmanı Dardanel ’in tüm ürünlerini dardanel.com.tr 'den inceleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
TÜİK aralık ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre 2022 yılı yıl sonu manşet enflasyonu beklentilerin hafif altında %64,3 olarak gerçekleşti.
Detaylarda neler var?
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık bazda %1,2; yılık bazda ise %64,3 oranında arttı. Veri, manşet enflasyonda dokuz ayın en düşük seviyesi olarak kayda geçti. Alt kalemlerde yıllık fiyat artışlarının konutta %79,8; gıdada %77,9; ev eşyalarında ise %73,0 olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Yıllık enflasyonun en düşük seyrettiği üç kalem ise giyim ve ayakkabı (%25,9); haberleşme (%32,6) ve eğitim (%37,3) olarak gerçekleşmiş durumda. Bu noktada, ortalama değerin altında ölçüm yapılan bu kalemlerin bazılarında fiyat güncellemelerinin henüz devreye girmediğini ifade etmekte fayda var. (Örneğin özel okul zam oranları henüz tam olarak açıklanmış değil ve bakanın bu konuda yapacağı açıklama bekleniyor.)
Veri setinin detayında, gıda enflasyonuna ayrı bir parantez açmak gerekiyor. OECD ortalamalarının çok üzerinde seyreden ve inatçı yapısı kırılamayan gıda enflasyonu, endeksi yukarı taşımaya devam ediyor. Gıda ve alkolsüz içecekler kaleminin yıl sonu manşet enflasyonda doğrudan katkısı 19,7 puan seviyesinde gerçekleşmiş durumda.
Verilere aylık bazda baktığımızda ise sağlık kaleminin %5,9 aylık artış oranı ile endeksi yukarıya taşıdığını görüyoruz. Ulaştırma kalemi ise (enerji fiyatlarının etkisiyle) -%4,1'lik değeri ile endeksi aşağı çeken en önemli kalem olarak öne çıkıyor. Bu veriyle birlikte, aylık pozitif TÜFE ölçümü serisi 4. yılına taşınmış oldu.
Özel kapsamlı TÜFE göstergelerine indiğimizde, enerji, gıda, alkol ve tütün ürünleri hariç olarak ölçülen çekirdek enflasyonun %51,9'a gerilediğini görüyoruz. Artış oranında gerileme yaşanmış olmasına rağmen endeksteki yüksek artış oranının devam etmesi tabana yaygın ve inatçı enflasyon baskısının devam ettiğini gösteriyor.
💾 Cep bilgisi: TÜİK, farklı etki ve dinamiklerin gözlemlenebilmesi adına Özel Kapsamlı TÜFE Göstergeleri adı altında altı alt endeks daha yayımlıyor. A ile F arasında harflerle gruplandırılan bu alt endekslerden en önemlisi olan çekirdek enflasyon (C) haricinde mevsimlik ürünler hariç ve yönetilen-yönlendirilen fiyatlar hariç gibi gruplar da yer alıyor. Bu göstergeler yıl sonu ayı itibarıyla yıllık bazda %51,9 ile %66,3 aralığında bulunuyor.
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) tarafında ise kasım ayında devreye giren baz etkisinin aralık ayında da devam ettiği görülüyor. Bu sebeple, iki ay önce %157,7 olarak ölçülen ÜFE yılı %97,7 ile kapattı. Veriyle birlikte yıllık ÜFE'de ocak ayından bu yana görülen en düşük seviyenin yakalandığı görülüyor. Endeksin detayları, geçtiğimiz ayki görünümle paralel bir manzara sunuyor. Yıllık bazda hemen her endeksi yukarı çeken enerji fiyatlarının aylık bazdaki gerilemesi bu manzaranın en çok göze çarpan unsurlarından.
Kırılmanın sebebi ne?
TÜFE’de Aralık 2021 döneminde aylık artış oranı %13,6 olarak gerçekleşmişti. Yeni ekonomi modeli dönüşümü sürecinde yaşanan kur şokunun bir yansıması olarak karşımıza çıkan bu sıçrama, bugün itibarıyla hesaplamalardan çıktı. Diğer bir ifadeyle değişim oranı hesaplamasında %13,6'lık bazın yerini %1,2'lik baz aldı. Bu durum da endeksteki yıllık değişin oranının %84,4'ten %64,3'e gerilemesini sağladı.
ÜFE'de ise kasım ayında hesaplama menzilinden çıkan %10'luk aylık enflasyonun yerini %0,74 almıştı. Benzer durum aralık ayında da %19,1’lik aylık enflasyonun yerini -%0,2’ye bırakması ile manşet değerin kırılmasını sağladı.
Bu durum, daha önceki yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi baz etkisi kavramının vücut bulmuş hâli diyebiliriz.
Diğer ölçümler
Enflasyon hesaplaması TÜİK dışında ENAG, İTO ve Türk-İş tarafından da yapılıp ilan ediliyor. TÜİK tarafından açıklanan aylık %1,2'lik enflasyon verisi ENAG tarafından %5,2; Türk-İş tarafından %4,4; İTO tarafından ise %2,9 olarak hesaplandı. Kurumların yıllık manşet enflasyon hesaplamaları ise sırasıyla %137,6; %98,4 ve %93,0 seviyelerinde bulunuyor.
Yansımalar
Verinin ilanının ardından Twitter hesabından açıklamalarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, enflasyonda yaşanan 20 puanın üzerindeki düşüşe vurgu yaparak, Orta Vadeli Plan'da konulan hedefin altında bir başarıya imza attıklarını söyledi. Bakan, hanehalkının alım gücünün desteklenmeye devam edeceği ve yeni ekonomi modeline bağlı kalacaklarını ifade etti.
Muhalefet kanadından gelen açıklamalar ise verilerin gerçeği yansıtmadığı tabanında buluşuyor. Köşe yazarları ve ekonomistler ise enflasyonun düşüşünde baz etkisinin ana sebep olduğunu vurgularken memur ve emekli zamlarının düşük kaldığı eleştirilerinin yoğunlaştığı görülüyor.
Bizi ne bekliyor?
Kurdaki yatay seyir, devam eden güçlü baz etkisi, enerji fiyatlarındaki gevşeme ve imalat sanayiinde yapılan enerji fiyatı indirimleri 2023 enflasyonunda yıl sonu beklentisini %40’lar seviyesinde tutuyor. Baz etkisinin yılın ilk çeyreğinde güçlü seyretmesi bekleniyor. Bu sebeple enflasyonda önümüzdeki birkaç ayda hızlı sayılabilecek bir gerileme görülecektir. Göstergede yılın kalan 3/4'lük kısmında ise daha stabil bir seyir izlenmesi ana senaryo olarak kabul edilebilir.
Baz etkisinin yine çok güçlü olduğu ocak ayında (%11,1) aylık enflasyonun %2 olarak açıklanması halinde yıllık manşet değeri %51 seviyesinde göreceğiz.
Veriyle birlikte, politika faizi-manşet enflasyon arasındaki makas 55,3 puana geriledi Önümüzdeki dönemde, para politikasında bir yön değişimi beklenmediğinden ve baz etkisi sebebiyle manşet enflasyonda gerilemenin sürmesi beklentisinden hareketle negatif reel faizin 30’lu seviyelere çekilmesi bekleniyor.
Bu noktada, enflasyon oranındaki düşüşün, fiyatlar genel seviyesinde düşüş yaşanmadığı, artış hızındaki düşüş olarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrar anımsamakta fayda var. Ülkemizde fiyatlar genel seviyesi çok hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor ve bu eğilimin yıl genelinde de sürmesi bekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TÜİK 2022 yılı yıl sonu manşet enflasyonunu %64,3 olarak açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, memur ve emekli maaşlarına yapılacak zammın %25 olacağını açıkladı.
04 Oca 2023

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.
24 Ağu 2026

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.



