2025’in girişimcilik ekosistemine bakış: Öngörüler, fırsatlar, tehlikeler

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Entrepreneur's Thursday serisinin üçüncü etkinliği, “Founders Discussion” oturumu ve networking buluşması ile kapandı. Son oturumda etkinliğe dinleyici olarak katılan girişimciler, bu kez konuşmacı rolü üstlenerek 2025’in girişimcilik ekosistemine ilişkin öngörülerini paylaştı. Farklı alanlardan onlarca girişimci, yeni yılda tehdit ve fırsat olarak gördükleri temalara ilişkin fikirlerini aktardı.

Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Aposto’nun kurucu CFO’su Umutcan Savcı, açılışta yıl sonunda açıklanan faiz oranları ve yeni asgari ücrete atıfta bulunarak topu katılımcılara attı.
Ayrıntılar: Oturumda konuşulan en önemli risklerden biri, regülasyonlar ve vergi yükü oldu. Pek çok büyümekte olan girişimin bu vergi yükü altında ezildiğine dikkat çeken bir katılımcı, kendi işinin mevzuata dokunan bir yönü olmadığını anlatamadığı için girişimini Türkiye yerine Estonya’da kurmak durumunda kaldığını dile getirdi.
Birçok katılımcı, 2025’te bu sıkılaşmanın devam edeceğini öngördüğünü ve yerli girişimler için küresel pazarlara açılmanın bir fırsat olabileceğini belirtti.

Ek olarak: Mühendis maaşlarının istenen oranda artırılamaması da en önemli tehditlerden biri olarak gösterildi. Türkiye’deki mühendislerin gelirleriyle küresel pazarlardaki mühendislerin geliri arasındaki makasın açılmaya devam ettiğine dikkat çeken katılımcılar, makasın açılmasında artan vergi yükü ve döviz kurlarının etkili olduğunu dile getirdi.
Parlamentolarda genellikle risk sermayesi, girişimci veya kurucu kökenli bir temsilci olmaması da oturumda dikkat çekilen en önemli risklerden biriydi. Katılımcılar, siyasetçilerin yaş ortalamasının oldukça yüksek olmasının ve parlamento veya siyasi partilerde genç temsilcilerin bulunmamasının da girişimcilik ekosistemi için önemli bir risk olabileceğine işaret etti.
- İşgücünün ülkeyi giderek artan oranda terk ettiğini vurgulayan bazı katılımcılar, değişime ve siyasette gençleşmeye ihtiyaç duyulduğunun da altını çizdi.
Pozitif bakanlar da var
Diğer yandan oturumda 2025’e yönelik daha pozitif bir bakış açısına sahip olan katılımcılar da mevcuttu. Katılımcılardan biri, 2025’i daha olumlu gördüğüne işaret ederek yeni yılda tüm dünyada faizlerin düşeceği ve girişimcilik ekosisteminde çok daha fazla satın alma ve birleşme anlaşması görüleceği öngörüsünü dile getirdi. Bu sırada iç pazar daraldığı için yüzünü yurt dışına dönen girişimlerin daha kolay fark edilerek yatırım alabileceğinin de altı çizildi.
Bununla birlikte: Bazı katılımcılar, 2025’te girişimlerin risk sermayesi yatırımı aramak yerine kredi ve borç finansmanı gibi alternatiflere yönelmesi gerektiğine dikkat çekti. Türkiye pazarına yönelik artan bir iştah olduğuna işaret eden katılımcılar, bu nedenle yeni yılda yerli girişimlere yurt dışından gelen yatırımların artabileceğini belirtti.
Oturumda ayrıca, 2025’teki fırsat alanlarıyla ilgili hâlâ bir belirsizlik bulunduğunun da altı çizildi.

Networking: “Founders Discussion” oturumundan sonra kokteyl eşliğinde düzenlenen “Networking” etkinliğinde ise katılımcılar, tekrar biraraya gelerek birbirlerini daha yakından tanıma ve iş dünyasına ilişkin tecrübelerini aktarma imkanı buldu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto’nun Paribu Ventures işbirliğiyle düzenlediği Entrepreneur's Thursday serisinin üçüncü etkinliği, 26 Aralık’ta ArkHaus’daydı. Etkinlik, onlarca girişimciye iş dünyasının geleceğiyle ilgili tartışma ve tecrübe aktarma imkanı sundu.
10 Oca 2025

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.

Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.



