2026'nın ilk yarısında Türkiye ekonomisi

2026'nın ilk yarısı ölçülü bir faiz indirimi ile başlayan ancak rüzgarın birkaç hafta içinde tam tersine döndüğü, manşet göstergelerin görece iyi seyrettiği fakat bu seyrin bedelinin alt kırılımlarda ortaya çıkmaya başladığı hareketli bir dönem oldu.
2026'nın ilk yarısında Türkiye ekonomisi

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

2026'nın ilk yarısı ölçülü bir faiz indirimi ile başlayan ancak rüzgarın birkaç hafta içinde tam tersine döndüğü, manşet göstergelerin görece iyi seyrettiği fakat bu seyrin bedelinin alt kırılımlarda ortaya çıkmaya başladığı hareketli bir dönem oldu.

Şubat sonunda İran savaşıyla birlikte patlak veren enerji şoku ile emtia fiyatlarındaki oynaklık dış koşulları sertleştirirken, içeride yapışkan hizmet enflasyonu, reel ücretlerde erime, bozulmaya başlayan ödeme zinciri ve imalat faaliyetlerindeki uzun süreli zayıflık daha sert bir denge yönetimini zorunlu kıldı.

Peki ekonomik açıdan böylesine hareketli bir dönemde ekonominin temel göstergeleri nasıl hareket etti?

TCMB kararları: Faiz indi, kur çıpası sürdü

İncelemeye ülkemiz para politikası otoritesi olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) aldığı kararlardan başlamak ve sonrasında bu kararlar doğrultusunda temel göstergelerin ne yönde ilerlediğine bakmak daha sağlıklı olacaktır.

TCMB aslında yıla ölçülü bir parasal gevşeme adımı ile başlamıştı. Merkez, Ocak ayı toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek %38'den %37'ye, gecelik borç verme faizini ise %41'den %40'a çekmişti.

Ancak patika beklendiği gibi ilerlemedi. TCMB Şubat sonunda yaşanan enerji şokunun ardından 1 Mart'ta bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verip TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladı. Piyasayı %40'lık üst banttan fonlamayı tercih ettiği için politika faizi kağıt üzerinde %37'de kalırken bankaların karşılaştığı fiili maliyet 3 puan daha yukarıda oluştu. Mayıs ayında ise kredi büyüme sınırları da yeniden aşağı çekildi.

TCMB bu dönemde kur üzerindeki baskıyı sınırlamak için rezerv müdahaleleri ile kredi sınırları ve vadeli döviz işlemlerini birlikte kullandı ve hedefinde başarılı da oldu. Dolar/TL Ocak-Haziran döneminde %8,35 artışla 46,62 seviyesine çıktı. Aynı dönemde tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ise %17,76 yükseldi. Böylece TL, TCMB’nin hedefi doğrultusunda dolar karşısında reel olarak değerlenmeye devam etti.

Ancak bu zaman zarfında yapılan müdahaleler ile TCMB rezervlerinde çok sert bir erime yaşandı. Yıla güçlü giren rezervler Ocak sonunda brüt 218,2 milyar dolar, swap hariç net 85,5 milyar dolarla zirveye ulaşmıştı. Şubat sonundaki şok bu tabloyu tek ayda tersine çevirdi. 27 Şubat'ta 210,3 milyar dolar olan brüt rezerv 27 Mart'ta 155,3 milyar dolara inerken, swap hariç net rezerv 78,8 milyar dolardan 20,2 milyar dolara geriledi. Yani kur savunması bir ay içinde swap hariç net rezervin dörtte üçünü tüketti.

Savunmanın hangi varlıkla yapıldığı da en az büyüklüğü kadar önemli. Aynı bir ayda brüt döviz rezervi 18,1 milyar dolar azalırken altın rezervi 36,8 milyar dolar geriledi. Yalnızca 19-20 Mart haftasında altın kaleminde 18 milyar dolarlık düşüş kaydedildi. Merkez Bankası bir yandan kuru savunurken, diğer yandan altın fiyatlarındaki düşüş nedeniyle de rezerv kaybıyla karşı karşıya kaldı. 

  • Öte yandan: Nisan ayından itibaren rezervlerde kısmi bir toparlanma da yaşandı. 24 Temmuz itibarıyla brüt rezerv 162,6 milyar dolara, swap hariç net rezerv ise 38,3 milyar dolara çıktı. Ancak totalde baktığımızda, Aralık 2025 ile  Temmuz 2026 arasında brüt rezerv 31,3 milyar dolar, swap hariç net rezerv 29,2 milyar dolar, altın rezervi ise 16,7 milyar dolar azalmış durumda.

Rezerv tarafındaki bu hareket ilk yarının belki de en pahalı hamlesi oldu. Kur istikrarı korundu ve fiyatlara geçiş sınırlandı fakat bunun karşılığında biriktirilen tamponun büyük bölümü harcandı. Swap hariç net rezervin Ocak ayı zirvesinin hala yarısının altında bulunması, benzer bir şokun ikinci yarıda tekrarlanması halinde savunma marjının çok daha dar olacağı anlamına geliyor.

Büyüme sürdü, ivme kayboldu

Ekonomi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5 büyürken bir önceki çeyreğe göre büyüme %0,1’de kaldı. Harcama tarafında hanehalkı tüketimi %4,8, kamu tüketimi %2,1, sabit sermaye yatırımları %3 arttı. Diğer yandan sanayi katma değeri %0,8, mal ve hizmet ihracatı hacmi %12,7 daraldı. Yıllık büyümeyi tüketim taşımaya devam ederken dönem içindeki büyüme ivmesi neredeyse tamamen kayboldu.

  • Tüketim bu hızla artarken sanayi faaliyetlerinin daralması, satılan malın önemli bölümünün cari üretimden karşılanmadığına işaret ediyor. Söz konusu dönemde tüketim malı ithalatının da daraldığı düşünülürse geriye tek kaynak olarak mevcut stoklar kalıyor. Nitekim aylık ticaret verileri bu eğilimin yılın kendi içinde nasıl derinleştiğini ortaya koyuyor.

Ticaret verilerinde ayrışma ise TÜİK verilerinde net biçimde görülüyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre Aralık 2025 ile Mayıs 2026 arasında perakende satış hacmi %5,54 artarken toptan satış hacmi %3,36 küçüldü. Aynı dönemde motorlu taşıt satışları %1,78 geriledi ve toplam ticaret satış hacmi %0,66 daraldı. Yani perakende satışlardaki canlılık ticaretin bütününe yansımadı.

  • Toptan ticarette yaşanan bu daralma zincirin üst halkalarının bu canlılığa katılmadığını ortaya koyuyor. Perakende satışa konu olan mal hacmi artarken toptan hacmin gerilemesi, satışın yeni siparişler yerine mevcut stokla karşılandığına işaret ediyor. Yani firmalar talep üzerine satışa devam ediyor ancak satılan malın yerine yenisini sipariş etmiyor. 

Enflasyon yeniden yükseldi, ayrışma derinleşti

2025 yılını %30,89 ile tamamlayan manşet enflasyon ilk yarının sonunda 1,22 puan artışla %32,11 seviyesine yükseldi. Veri, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 2,94 puan daha düşük olsa da hem piyasa beklentilerinin üzerinde kaldı, hem de dezenflasyon sürecinin sekteye uğradığına işaret etti.

  • Haziran 2025’te piyasa katılımcılarının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi %24,6 seviyesindeydi. Aynı dönemde reel sektör %39,8, hanehalkı ise %53,0 enflasyon bekliyordu. 

Verinin detaylarına baktığımızda kur çıpasının hangi gruplar üzerinde etkili olduğu, hangi gruplarda ise işe yaramadığı net biçimde görülüyor. Mevsimsellikten arındırılmış hesapta temel mallardaki ilk yarı artışı %9,82, dayanıklı mallarda %8,90 ile diğer ürünlere kıyasla nispeten daha düşük kalırken, hizmetler %16,75, işlenmiş gıda %18,15, kira ise %20,57 ile yapışkanlığını korudu.

Bu ayrışma dezenflasyonun bundan sonraki seyri açısından belirleyici. Kurun enflasyonun altında kalması temel mallarda sonuç vermiş olsa da kira ve hizmetlerde sözleşmeler, geçmiş enflasyon, ücretler ve dönemsel fiyat ayarlamaları nedeniyle geçiş daha yavaş işliyor. Dezenflasyonun kolay bölümü büyük ölçüde tamamlandı, kalan bölüm ise ataleti yüksek kalemlerde ilerleyecek.

  • Ayrışmanın manşet veriye nasıl yansıdığı ise ayrıca dikkat çekici. TÜFE'yi oluşturan 94 harcama sınıfı üzerinden yaptığımız hesaba göre fiyatı artan sınıfların sepet ağırlığı %99,2’ye ulaşırken ağırlıklı medyan fiyat artışı %18,35 ile manşet enflasyon olan %17,76’nın üzerinde kaldı. Sepetin %26,9’unu oluşturan temel mallar ilk yarıda yalnızca %9,36 artarken kalan sepetin ağırlıklı fiyat artışı %20,85’i buldu. Böylece kurun fiyatlardan daha yavaş artmasından doğrudan yararlanan temel mallar, ilk yarı enflasyonunu sepetin geri kalanındaki fiyat hızına kıyasla 3,1 puan aşağı çekti.

Yıl sonu hedefleri bakımından tablo daha da zorlu. Fiyatlar altı ayda %17,76 arttığına göre yıl sonunda %24'e inilebilmesi için ikinci yarıda aylık artışın ortalama %0,86'da kalması gerekiyor. %29'luk yıl sonu beklentisi için gereken oran ise %1,53. İkinci çeyrekte kaydedilen aylık ortalamanın %2,29 olduğu düşünülürse İki patikanın da neden son derece zor olduğu ortaya çıkıyor.

Manşet iyileşti, istihdamın bileşimi bozuldu

İşsizlik rakamlarına da bir göz atalım. İlk yarıda manşet işsizlik oranı güçlü biçimde gerilese de alt detaylarda farklı bir tablo oluştu. Haziran ayında işsizlik oranı, Aralık 2025’e kıyasla 0,1 puan düşüşle %7,6 ile rekor düşük seviyeye gerilerken, atıl işgücü oranı ise %28,8 oldu. 

Ancak alt detaylara bakıldığında hareketin ne kadar sınırlı olduğu ortaya çıkıyor. Haziran ayında işsizlik oranı Aralık 2025’e göre işgücüne katılma 0,1 puan düşerken, istihdam oranı ise değişmedi. Aynı dönemde çalışma çağındaki nüfus 356 bin kişi artarken, istihdam 142 bin kişi arttı. Yani istihdamdaki artış nüfus artışının %39,9’una karşılık geldi. Bu nedenle manşet işsizlikteki düşüş, istihdam tabanının aynı ölçüde genişlemesinden çok katılım oranındaki gerilemeyle birlikte yaşandı.

  • Türkiye'de mevcut istihdam oranının %48,9 olduğu düşünülürse, ilgili dönemde işgücüne yeni katılan nüfus istihdama mevcut ortalamanın da altında katıldı.

Ücretli çalışan istatistikleri ise bileşimdeki kaymayı çok daha net gösterdi. TÜİK verilerine göre Aralık 2025 ile Mayıs 2026 arasında toplam ücretli çalışan sayısı 206 bin 434 kişi, yani %1,31 arttı. Ancak aynı dönemde sanayide 51 bin 433 kişi, inşaatta ise 50 bin 689 kişi işini kaybetti. Toplam artışın tamamını, 308 bin 556 kişilik büyümeyle ticaret ve hizmet sektörü taşıdı.

Ücretlerde reel erime

Net asgari ücret yılbaşında beklenen enflasyona göre güncellenerek %27 artışla 28 bin 75 TL seviyesine yükseltildi ve önceki yılda da olduğu gibi yıl ortasında bir ara zam yapılmadı. Aynı yılın ilk yarısında fiyatlar %17,76 arttığı için asgari ücretin Haziran sonundaki alım gücü, yaptığımız hesaplamaya göre 23 bin 841 TL’ye indi ve satın alma gücü altı ayda %15,1 daraldı.

Geçim hesabındaki bozulma ise daha da çarpıcı boyutlara taşındı. TÜRK-İŞ'e göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Ocak ayında  31 bin 224 TL’yken Haziran ayında 35 bin 758 TL’ye yükseldi. Böylece asgari ücretin açlık sınırını karşılama oranı %89,9'dan %78,5'e gerilerken, aradaki fark 3 bin 149 TL’den 7 bin 683 TL’ye çıktı. 

Aradaki açık ise daha fazla borçla kapatıldı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) verilerine göre Mayıs ayı itibarıyla bireysel kredilerin %51'i kredi kartlarından, %13'ü kredili mevduat hesaplarından oluşurken kişi başına düşen ortalama kredili mevduat hesabı borcu da net asgari ücretin %95,6'sına ulaştı.

Açıklar: Cari, dış ticaret, bütçe

TÜİK verilerine göre 2026'nın ilk yarısında toplam ihracat %3,6 büyüyerek 136,1 milyar dolara yükselirken, ithalat %4,6 artarak 189,2 milyar dolara ulaştı ve böylece dış ticaret açığı yıllık bazda %7,3 büyüyerek 53,1 milyar dolara çıktı.

Açığı büyüten kalem ise geçen yıla kıyasla değişti. 2025'te en hızlı artan ithalat kalemi %13,9 ile tüketim mallarıyken, 2026'da tüketim malı ithalatı 2,7 milyar dolar azaldı, ara malı ithalatı ise 9,3 milyar dolar arttı. Böylece ara malı ithalatının toplam mal ihracatına oranı bir yılda %95,9'dan %99,4'e çıktı. 

Cari denge tarafında ise seyir çok daha hareketliydi. Ocak-Mayıs döneminde cari açık geçen yılın aynı döneminde kaydedilen 23,7 milyar dolar seviyesinden 30,7 milyar dolar düzeyine yükseldi. 7 milyar dolarlık bozulmanın büyük bölümü yılın ilk üç ayında oluştu. Açık Ocak ayında 2,7 milyar dolar, Şubat ayında 2,1 milyar dolar, Mart ayında 4,6 milyar dolar genişledi. Nisan ayında yaşanan 2,8 milyar dolarlık iyileşme bu artışın bir bölümünü telafi ederken Mayıs ayında geçen yıla yakın bir görünüm ortaya çıktı. 

  • Alt kalemler ise bozulmanın sadece enerji ve altın ithalatından kaynaklanmadığını gösteriyor. Altın ve enerji hariç cari denge geçen yılın Ocak-Mart döneminde 4,1 milyar dolar fazla vermişti. Bu yıl ise aynı dönemde 6,4 milyar dolar açık verdi. Üç ayda 10,5 milyar dolarlık bir kırılma yaşandı. Nisan ve Mayıs aylarında verilen toplam 4 milyar dolarlık fazla ise bu bozulmanın ancak bir bölümünü telafi etti. Böylece altın ve enerji hariç denge Ocak-Mayıs toplamında geçen yıl 5,2 milyar dolar fazla vermişken bu yıl 2,3 milyar dolar açık vermiş oldu. Aynı dönemde enerji açığı 1,1 milyar dolar artarken altın açığı 1,7 milyar dolar azaldı. Altın ve enerji kalemleri birlikte cari dengeye 593 milyon dolarlık olumlu katkı yaptı. Asıl bozulma mal ticareti ile gelir dengesinde yaşandı. Mal dengesi açığı 30,5 milyar dolardan 35,1 milyar dolara çıktı. Birincil ve ikincil gelir açıkları toplam 1,4 milyar dolar arttı, hizmetler fazlası da 1,1 milyar dolar geriledi. 

Açığın finansman biçimi de kırılgan. Mayıs ayı itibarıyla 37,3 milyar dolara ulaşan 12 aylık cari açığa net hata ve noksan kaleminden çıkan 29,9 milyar dolar ile sermaye hesabındaki 232 milyon dolarlık açık da eklendiğinde toplam finansman ihtiyacı 67,4 milyar dolara çıktı. Bu ihtiyacın en büyük bölümü 46,7 milyar dolarlık kredi girişiyle karşılandı. Portföy yatırımları 5,3 milyar dolar, doğrudan yatırımlar ise yalnızca 1,8 milyar dolar katkı sağladı. Aynı dönemde efektif ve mevduat kaleminden 18,8 milyar dolarlık çıkış yaşanırken rezervlerdeki 32,2 milyar dolarlık azalış da finansmanın temel unsurlarından biri oldu. Yani yılın ilk yarısında cari açık ağırlıklı olarak dış borçlanma ve rezerv kullanımıyla finanse edildi. Sert rezerv erimesini yaratan da bu finansman yapısı oldu.

Bütçe tarafında ise manşet tablo iyileşti. Ocak-Haziran döneminde bütçe açığı %3,8 azalarak 942,8 milyar TL'de kalırken faiz dışı denge 521,4 milyar TL fazla verdi. Ancak faiz giderleri 1 trilyon 464 milyar TL'ye ulaşarak faiz dışı fazlanın 2,8 katına ulaştı ve ilgili dönemde toplanan her 100 TL’lik verginin yaklaşık 22 TL’si faize gitti.

İyileşmenin nereden kaynaklandığı da tutarın kendisi kadar önemli. Bütçe kalemlerini dönem enflasyonundan arındırdığımızda toplam giderler reel olarak %0,8 arttı. Bu toplamın içinde personel giderleri %8,3, mal ve hizmet alımları %9,9 yükselirken cari transferler %5,9, sermaye giderleri ise %18,5 daraldı. Harcama tarafındaki sıkılaşmanın kamu yatırımlarına yüklenmesi, bütçe dengesindeki iyileşmenin niteliğini zayıflattı.

Aynı dönemde gelir tarafı ise bütçe dengesindeki iyileşmeye daha güçlü katkı verdi. Dönem enflasyonundan arındırıldığında toplam gelirler reel olarak %5,6, vergi gelirleri ise %5,3 arttı. Artışın ana kaynağı gelir ve kurumlar vergisi oldu. Gelir vergisi %17,4, kurumlar vergisi %17,3 yükselirken dahilde alınan KDV’deki artış %5,1’de kaldı. İthalde alınan KDV yalnızca %0,8 arttı, ÖTV gelirleri ise %17,6 geriledi.

Sıkışan reel sektör

Parasal sıkılığın etkileri reel sektör üzerinde de görünür hale geldi. İSO Türkiye İmalat PMI Ocak ayında 48,1, Mayıs ayında 49,8 seviyesindeyken Haziran ayında 47,1'e geriledi ve imalat faaliyet koşullarındaki bozulma 27'nci aya taşındı.

Buna karşın imalat sanayi kapasite kullanım oranı Haziran ayında %74,5 olarak ölçüldü ve bir yıl önceki %74,4 seviyesinin hemen üzerinde kaldı. Ancak İSO verilerine göre Haziran ayında üretim, yeni siparişler, ihracat siparişleri, satın alma faaliyetleri ve istihdam göstergeleri hep birlikte daraldı. İzlenen on sektörün yalnızca ikisinde üretim, yalnızca birinde yeni sipariş arttı. TCMB tarafından hazırlanan reel kesim güven endeksine göre ise Haziran ayında kayıtlı siparişler mevsim normallerinin altında kalırken mamul stokları normalin üzerine çıktı. 

  • Kapasite kullanımındaki yatay seyir mevcut tesislerin çalışmaya devam ettiğini, öncü göstergeler ise sanayinin yeni sipariş almadığını, talep kaybının üretim ve istihdama yayılmaya başladığını ortaya koyuyor.

Sanayi üretimi verileri de siparişlerdeki kaybın üretime geçtiğini gösterdi. TÜİK verilerine göre toplam sanayi üretimi Aralık-Mayıs döneminde %0,4 daraldı. İlgili dönemde Madencilik üretimi %3,2 artarken elektrik, gaz ve buhar üretimi %1,8 düştü. Sanayi yıl sonundaki üretim düzeyini koruyamadı. Manşet endeksteki sınırlı gerileme ise alt kollardaki sert ayrışmayı gizledi.

Yatırım malı üreten kollarda ise yön aşağı döndü. Aralık-Mayıs döneminde sermaye malları üretimi %6,25, orta-yüksek teknoloji üretimi %4,51 düşerken dayanıksız tüketim malları üretimi %4,73 arttı. Bu ayrışma, sanayideki zayıflığın mevcut tüketimden çok yatırım ve kapasite genişletme tarafında yoğunlaştığına işaret etti. 

Ödeme zincirindeki bozulma ise bu tablonun finansal karşılığı. TBB Risk Merkezi verilerine göre Mayıs ayında toplam nakdi krediler yıllık bazda %38 artarken tasfiye olunacak alacaklar %78 artışla 915 milyar TL'ye ulaştı. Sorunlu alacakların toplam kredilere oranı da %2,5'ten %3,2'ye çıkarak 0,7 puan yükseldi. Ocak-Mayıs döneminde karşılıksız çek tutarı %54, protestolu senet tutarı ise %50,7 arttı.

Birinci yarıda reel sektöre ilişkin güven göstergeleri de aşağı doğru hareket etti. Aralık 2025 ile Haziran 2026 arasında reel kesim güven endeksi %1,6, perakende ticaret güveni %2,3, inşaat güveni ise %1,8 gerilerken tüketici güveni %5,3 arttı ve beş ana göstergeden yalnızca biri yukarı yönde hareket etmiş oldu.

Sonuç olarak

Türkiye ekonomisi yılın ilk yarısında büyüme ivmesini artırmaktan çok, enerji şokunun ortasında dezenflasyon programını sürdürmeye odaklandı. Kurun fiyatlardan daha yavaş artması temel mal enflasyonunu aşağı çekerken, sıkı kredi koşulları iç talebi sınırladı. Buna karşın hizmet ve kira enflasyonu yüksek kalmaya devam etti.

Programın maliyeti dört alanda birikmeye başladı. Merkez Bankası'nın swap hariç net rezervi Ocak ayında kaydedilen zirveye kıyasla 47 milyar dolar, yılbaşındaki seviyesine kıyasla ise 29,2 milyar dolar geriledi. Net asgari ücretin satın alma gücü %15,1 daraldı, kamu yatırım harcamaları reel olarak %18,5 küçüldü, sanayi ve inşaatta 102 bin kişilik istihdam kaybedilirken tasfiye olunacak alacaklar toplam kredilerden iki kat hızlı büyüdü.

Bu dört kalemden üçü kalıcı nitelikte. Rezerv erimesi harcanmış bir tampon olduğu için koşullar düzeldiğinde yeniden rezerv birikimi yapılabilir. Nitekim Nisan ayından bu yana kısmi bir toparlanma da yaşandı. Ancak ücretlinin kaybettiği alım gücü, yapılmayan kamu yatırımı ve yıpranan şirket bilançolarını tersine döndürmek çok kolay değil. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde TÜFE, yurt dışında istihdam

Bu hafta hem yurt içi, hem de yurt dışı piyasalarda kritik veriler radarımızda. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Temmuz ayı TÜFE ön plandayken, yurt dışında Cuma günü açıklanacak tarım dışı istihdam verileri bekleniyor.

03 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde TÜFE, yurt dışında istihdam
EXANTEEXANTE

HİKAYE

2026'nın ikinci yarısı için seçici iyimserlik

2026’nın ikinci yarısına girilirken küresel piyasalar, bir yanda yapay zeka yatırım döngüsünün beslediği güçlü bir risk iştahı, diğer yanda enerji fiyatlarındaki oynaklık, jeopolitik belirsizlik ve merkez bankaları arasında derinleşen politika ayrışması olmak üzere birbirine zıt iki kuvvetin gerilimi altında şekilleniyor.

Eren Kuru

·

30 Tem 2026

2026'nın ikinci yarısı için seçici iyimserlik
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Fed beklese de tahvil piyasası beklemez

Temmuz FOMC toplantısında asıl haber, faiz kararından değil, 9’a 3’lük bölünmeden ve uzun vadeli tahvillerin verdiği sert tepkiden geldi. Fed faizleri değiştirmedi. Buna bakıp “Toplantı beklendiği gibi bitti.” diyebiliriz. Ancak bu kez asıl hikaye, kararın arkasnda oluşan çatlakta ve tahvil piyasasının verdiği sert tepkiden doğdu. Kısacası FED bekledi, piyasa ise beklemedi.

Fed beklese de tahvil piyasası beklemez
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Türkiye-Irak anlaşmaları: Ankara’da atılan imzalar bölgenin enerji haritasını nasıl değiştirecek?

Bu hafta Türkiye ile Irak arasında imzalanan birkaç anlaşma bölgenin, son aylarda büyük dönüşüm geçiren enerji haritasını önemli ölçüde değiştirme potansiyeli taşıyor. İmzalanan anlaşmalara göre Türkiye, Irak'ta üstleneceği ulaştırma yatırımlarının bedelini petrol ve doğalgazla alacak, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ise Kerkük'teki petrol sahalarına ortak olacak.

Emircan Yaman

·

29 Tem 2026

Türkiye-Irak anlaşmaları: Ankara’da atılan imzalar bölgenin enerji haritasını nasıl değiştirecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Aydın Karacabay ile turizm üzerine: "Tek öğün yemek, otel odasından daha pahalı”

Türk turizmi 2026'ya art arda gelen rekorların gölgesinde sıra dışı bir kriz yılıyla girdi. Levni Hotels Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, krizi hem şehrin en eski turizm bölgesinden hem de küresel bir markanın penceresinden izleyebilen isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Sezonun en zor günlerinin geride kalmaya başladığı bir dönemde Karacabay ile İstanbul turizminin 2026 krizini konuştuk.

Emircan Yaman

·

28 Tem 2026

Aydın Karacabay ile turizm üzerine: "Tek öğün yemek, otel odasından daha pahalı”