30. Saraybosna Film Festivali: Yarışma Filmleri


Garanti BBVA’dan #MaviNefesProjesi : Aldığımız iki nefesten biri denizden Denizler, gezegenimizin oksijen kaynağı ancak iklim krizi ve kirlilik gibi tehditler ekosistemin dengesini bozarak hem deniz hem de kara yaşamını tehlikeye atıyor. Plastik atıklar, petrol sızıntıları ve diğer insan müdahaleleri, denizlerin geleceğini tehdit ediyor. Bu kirlilik, ekosistemin dengesini bozarak gezegenimizin geleceğinden çalıyor. “Dünyaya iyi bakıyoruz, geleceğe iyi bakıyoruz” misyonuyla yola çıkan ve denizlerimizin karşı karşıya olduğu tehditler karşısında sessiz kalmayan Garanti BBVA , DenizTemiz Derneği/ TURMEPA iş birliğiyle sürdürdüğü Mavi Nefes Projesi ile bu yıl da denizlerimize sahip çıkıyor. Nasıl? 3 yıl önce deniz kirliliğini azaltmak amacıyla başlatılan Mavi Nefes Projesi , başta plastik atıklar olmak üzere deniz çöplerinin toplanmasına ve deniz ekosisteminin korunmasına katkı sağlıyor. Projenin yeni dönemindeyse denizlerimizini oksijen kaynağı olan deniz çayırları ve mercanları çoğaltmak amacıyla deniz ekosistemini rehabilite etmek için uzun soluklu bilimsel koruma ve izleme çalışmaları yürütülüyor. Proje kapsamında üç yıl içerisinde Marmara Denizi, Adrasan ve Van Gölü’nde 230 ton katı ve sıvı atık toplandı. Projenin eğitim ayağında ise deniz temizliği konusundaki farkındalığı artırmak amacıyla öğrencilere ve öğretmenlerine deniz ekosisteminin korunması ve sürdürülebilir su kaynakları için bireysel sorumluluklar konularında eğitimler veriliyor. Dahası: Bu değerli iş birliğinden ilham alarak geleceğimizden çalmak yerine geleceğimizi korumak için çalışmak, denizlerin yaşam kaynağımız olduğunu her an hatırlamak ve hatırlatmak, hepimizin yarınlarımıza yapacağımız en büyük yatırım. “Aldığımız iki nefesten biri denizden” diyen Garanti BBVA , DenizTemiz Derneği/ TURMEPA ile Mavi Nefes Projesi sayesinde tertemiz ve sağlıklı yarınların kapısını aralıyor.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bosna-Hersek’in en büyük kültürel organizasyonu Saraybosna Film Festivali, sinemanın iyileştirici gücünden hareketle yaratılmış. 1995 yılında, şehri kuşatan savaşın sona ermesinden kısa süre önce Obala Art Centar; toplumsal birlikteliği ve şehrin kozmopolit ruhunu yaşatabilmek adına yola çıkmış. 30 yıl sonra bugün festival, hem izleyici hem de sektör için bölgenin en büyük film festivali olmanın yanında odağına aldığı bölgedeki sinema üretimi ve dağıtımı için de büyük fırsatlar sunuyor. Saraybosna Film Festivali, Güneydoğu Avrupa olarak adlandırdığı odak bölgesinin şu ülkelerden oluştuğunu söylüyor: Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Hırvatistan, Karadağ, Kıbrıs, Kosova, Kuzey Makedonya, Macaristan, Malta, Moldova, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Türkiye, Ukrayna ve Yunanistan.
İkinci kez takip ettiğim festival, bu yıl 16-23 Ağustos tarihleri arasında düzenlendi. Festivalin Avusturya, Gürcistan, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Ukrayna ve Yunanistan’dan filmlerin yarıştığı uzun metraj film yarışmasında bu sene de Türkiye’den bir yapım yoktu. Fakat Şirin Bahar Demirel’in Zarafet ve Şiddet Arasında filmi Uluslararası Belgesel Yarışması’nda, Recep Çavdar’ın Zemberek ve Cem Demirer’in Noksan filmleri Uluslararası Kısa Film Yarışması’nda; Umut Şilan Oğurlu’nun Dilan Hakkında Konuşmalıyız filmi ise Uluslararası Öğrenci Filmleri Yarışması’nda yer aldı.

Arcadia | Kaynak: Variety
Öne çıkanlar
Arcadia (Yunanistan)
- Yönetmen: Yorgos Zois
- Ne oluyor? Yolculukları bir otomobilde başlayan iki kişinin ilişkileri ve bağları anlaşıldıkça, gizemli bir hayalet hikayesi ortaya çıkıyor.
- Rota: Dünya prömiyeri Berlinale’nin Encounters bölümünde yapılan film, Bulgaristan ve Hong Kong’dan ödüllerle döndü.
- Festival notları: Yıllar önceki, dördüncü duvarı yıktığı söylenen ilk uzun metrajlı filmi Interruption’ı hâlâ izleyemediğim Yorgos Zois’in bu filmi bana yine Yunanistan’dan, yine bir yas filmi olan Apples / Mila’yı (2020, Christos Nikou) hatırlattı. Hayaletlerin yaşayanları değil, yaşayanların hayaletleri lanetlediği ters köşe bir fantezi üzerine kurulu film, hem yaşayan hem ölü karakterlerinin iç dünyalarını, kendileriyle ve birbirleriyle hesaplaşmalarını duygusal bir yoğunlukla perdeye taşıyor. Yarışmanın en özgün ve en yaratıcı işlerinden.

Family Therapy | Kaynak: MUBI
Family Therapy (Slovenya)
- Yönetmen: Sonja Prosenc
- Ne oluyor? Camdan evlerinde toplumdan olabildiğine kopuk bir yaşam süren zengin bir Slovenyalı ailenin yaşamı, genç bir yabancının misafir gelmesiyle altüst oluyor.
- Rota: İlk kez Tribeca Film Festivali’nde gösterilen filmin Avrupa prömiyeri Saraybosna’da yapıldı.
- Festival notları: Family Therapy, üst sınıfın toplumun geri kalanından ne kadar uzak olduğunu daha da vurgulamak için onları neredeyse uzaya yollayacak bir absürd mizah anlayışıyla yazılmış. Film, gerçekten de terapiye ihtiyacı olan üç kişilik bir aileye bir yabancının dahil olmasıyla başlıyor: Ailenin babasının önceki evliliğinden olan, aynı dili konuşmadıkları oğlu. Dışarıdan gelen bu dördüncü üye aileyi bir anda farkındalık abidesi haline getirmiyor belki. Ama en azından fanusları dışında bir yaşam olduğunu hissedebilecekleri şekilde onların kabuklarını çatlatmaya ve alışkanlıklarını değiştirmeye, onları konfor alanlarının dışına itmeye başlıyor. Mükemmel bir açılış sahnesini takip eden, komik ve sembolik gelişme bölümlerinde inşa edilen karakterler ve gelişimleri ne yazık ki finalde anlamlı bir yere varamıyor. Yine de film yarışmanın teknik işçiliği, oyunculukları ve özgünlüğüyle öne çıkanlardan.

Three Kilometers to the End of the World | Kaynak: Variety
Three Kilometres to the End of the World / Trei kilometri pâna la capatul lumii (Romanya)
- Yönetmen: Emanuel Pârvu
- Ne oluyor? 17 yaşındaki genç adam, uğradığı saldırının sebebi ortaya çıkınca ailesi tarafından yüzüstü bırakılıyor.
- Rota: Film, dünya prömiyerinin yapıldığı Cannes Film Festivali’nden Kuir Palmiye ödülüyle ayrıldı.
- Festival notları: Bana göre sadece yarışmanın değil festivalin de en iyisi, bu yılın Kuir Palmiye kazananı bu Romanya yapımı oldu. Filmin merkezinde, homofobiyi normali haline getirmiş bir ada köyünün dışında eğitim görmeye başladıktan sonra yaşadığı kabusun farkına varmaya başlamış bir genç var. Yönetmen, esas karakterinin ekran süresini minimumda tutmasına rağmen yaşadığı buhranı diğer karakterler aracılığıyla izleyiciye geçirmeyi başarıyor. Din, gelenek, kazanç, aile, güç, politika... Herkesin farklı gerekçe ve çıkarlarla kötücül olduğu bu yozlaşmış köydeki herkes farklı olana karşı nefret ekseninde birleşiyor. Son saniyesine kadar karakteri için endişe duyduran, akıcı diyaloglarla bezeli, Romanya sinemasının son yirmi yılın layığıyla temsil eden bir film.

Holy Electricity | Kaynak: Variety
Ve diğerleri...
Dwelling among the Gods / Medju bogovima (Sırbistan)
- Yönetmen: Vuk Ršumović
- Ne oluyor? Afganistan’dan Almanya’ya göç etmeye çalışan bir kadın, Belgrad’da nehrin sularında boğulduğunu öğrendiği kardeşinin isimsiz bir şekilde defnedilmemesi için mücadele veriyor.
- Rota: Filmin dünya prömiyeri Saraybosna’da yapıldı.
The Editorial Office / Redaktsiya (Ukrayna)
- Yönetmen: Roman Bondarchuk
- Ne oluyor? Savaşın kızışmasından altı ay önce Güney Ukrayna’da bir zoolog, tanık olduğu suçu bir yerel gazeteye taşımaya çalışırken, kendini bir anda adalet arayışındaki bir gazeteci olarak buluyor.
Holy Electricity (Gürcistan)
- Yönetmen: Tato Kotetishvili
- Ne oluyor? İki kuzen, hurdalıkta buldukları paslı haçları neon haçlara dönüştürüp satmaya çalışırken, yolları Tiflis’teki farklı insanlarla kesişiyor.
- Rota: Dünya prömiyeri geçen hafta Locarno Film Festivali’nde yapılan film, festivalin Filmmakers of the Present bölümünün büyük ödülünü kazandı.
Holy Week / Saptamana Mare (Romanya)
- Yönetmen: Andrei Cohn
- Ne oluyor? 20. yüzyıl başlarında Romanya’daki bir köyün Yahudi hancısı ile Hristiyan çalışanı arasındaki gerginlik tüm köylülerin içindeki Antisemitizmin körüklenmesine neden oluyor.
The Village Next to Paradise (Avusturya)
- Yönetmen: Mo Harawe
- Ne oluyor? Somali’deki bir köyde yeni kurulan bir aile, çeşitli arzuları ve çevrelerindeki karmaşık dünya arasında bir yol bulmaya çalışıyor.
- Rota: Dünya prömiyeri Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde yapılan film, Münih’te Mansiyon ödülü kazandı.

Meg Ryan, Saraybosna'nın Kalbi Onur Ödülü ile | Fotoğraf: Obala Art Centar
30. Saraybosna Film Festivali’nin büyük ödülü Saraybosna’nın Kalbi dahil tüm sinema ödülleri bu gece (23 Ağustos) düzenlenecek törende dağıtılacak. Festivalin onur ödülleri ise hafta boyunca çeşitli özel gösterimler öncesinde yönetmen ve senarist Alexander Payne, oyuncu Meg Ryan, yönetmen ve senarist Elia Suleiman ve oyuncu John Turturro’ya takdim edildi. Ödüle layık görüldüğü 2022’de festivale katılamayan, bu sene uzun metraj film yarışmasının jüri başkanlığını üstlenen yönetmen ve senarist Paul Schrader de ödülünü son filmi Oh Canada’nın öncesinde aldı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aslı Ildır'dan "The Zone of Interest" eleştirisi, Saraybosna Film Festivali’nden yarışma filmlerine dair notlar.
23 Ağu 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




