30’lu yaşların zaferleri ve mağlubiyetleri


Sonbaharda çağdaş sanat günleri: 17. Contemporary Istanbul
Nedir? Çağdaş sanat fuarı . Akbank ana partnerliğinde düzenlenen Contemporary Istanbul , 17’nci edisyonunda 22 farklı ülkeden katılacak 65 çağdaş sanat galerisi ve inisiyatiflerin temsil ettiği sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapmaya…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Julia Jacklin, PRE PLEASURE
Süre: 38 dakika
Plak şirketi: Transgressive Records
Yayın tarihi: 26 Ağustos 2022
Kartonet: Rahatsızlık veren kişisel anlarından hikâyeler çıkarabilen ve bunları huzur içinde dinlenebilecek şarkılara dönüştürebilen Julia Jacklin, bu özel gücünü müziğindeki değişimi sabit tutarak üç albüme taşıdı. İtici kuvveti ayrılıklar ve çalkantılı ilişkiler arasında dolaştığı 2019 çıkışlı Crushing albümünden alan Jacklin, aynı yıl Lana Del Rey’le ortaklaşan hislerini sahnede buluşturdu. Norman Fucking Rockwell! albümünün turnesinde olan Lana Del Rey, bir konserine spontane bir şekilde Jacklin’i davet etti. İkili birlikte Crushing’den Don't Know How To Keep Loving You şarkısını söyledi. Bu onun için aynı zamanda kariyerinde perdenin arkasından sahneye çıkış anı oldu.

Julia Jacklin, Fotoğraf: Derek Henderson
Üçüncü albümle arasına hesaplı bir zaman, ön görülemeyen dünya felaketleri, sayısız kalp kırıklığı ve duvara toslamakla eş değer travmalar sığdıran Julia Jacklin, geçtiğimiz hafta PRE PLEASURE'la çıkageldi. Uykunun yanından bile geçmediği bir gecenin ardından kocaman sorularını iğneleyici ve acı verici 10 şarkıya sığdırdı. Kendini önce bir söz yazarı, ardından bir müzisyen olarak tanımlayan ve vokallerini çekim merkezinde tutan birisi için bu aynı zamanda bir albümü sonlandırmak demektir. Nitekim öyle de oldu.
Julia Jacklin; portföyünde Arcade Fire, The National, The Weather Station ve Local Natives olan yapımcı Marcus Paquin'le Montreal'de bir araya gelerek ortaklaştıkları bir yapım süreciyle PRE PLEASURE’ı kısa sürede tamamladı. Gitar yerine klavye üzerinden yazılan albümde bu değişikliği aranjmanlarda enstrümanlara sunulan alanlardan ve vokali önceliklendiren kompozisyonlardan farketmek mümkün. Julia Jacklin’in kendi yüzünü kapatmaya çalıştığı Nick Mckk’in fotoğraflayıp Sebi White’ın tasarımını tamamladığı albümün kapağı da anlatıda önemli bir yere sahip. Çocukluğundan, inançla hesaplaşmalarından, annesiyle olan ilişkisinden ve biricik aşk anılarından hikâyeler anlatan Jacklin, belli ki şarkı sözlerindeki görünürlüğü bedeninden ayrıştırmak istedi. Ben de ona doğru adımlarımı sadece müziği için attım.

Julia Jacklin, PRE PLEASURE
Neden dinleyelim? Julia Jacklin’in PRE PLEASURE için verdiği bir röportajında söylediği “İtiraflarda bulunan şarkıcı-söz yazarlığı zor bir şey olabilir. Çünkü onları bir albümde yayımladığınızda, değiştiğinizi ve kendinizin geçmiş bir versiyonunu yaptığınızı hissedebilirsiniz. Ama şu anda bu şarkılara çok bağlı hissediyorum. Oldukça hamlar ancak çok özeller,” sözleri çok kıymetli. Bir müzik albümünde üreticinin günceline eşlik etmek sıkça karşımıza çıkan bir durum değil. Söz konusu nasihatların arkasına sığınmadan içinde yaşadığı topluma ayna tutma yeteneğine sahip bir sanatçıysa bu çok daha kıymetli.
Bir dizi ilişki ve inançtan süzülerek hayat hakkında düşünmekle onu yaşamak arasında bir denge arayan Jacklin’in albümdeki pasajlarında nasıl hissettiği ve nasıl hissetmek istediği aralığındaki müzakerelere sıkça tanıklık etmek mümkün. Albümde kaygılarla yaşanan kovalamacanın ardından serbest kalma hissi veren maksimalist ve endüstriyel seslerle belli ki müziği folk etiketinden koparmak amaçlanmış. Bununla birlikte I Was Neon ve Love, Try Not to Let Go şarkılarında yumuşak bir ses manzarasında sunulan garage rock esintileri de var. Tüm bunların, albümü tek düze bir müzikal akıştan çıkarmaya yettiğini söyleyebilirim.

Julia Jacklin, Fotoğraf: Derek Henderson
Albümün son dönemecinde yer alan Magic, özdeğer üzerine yazılmış bir marş adeta. Çıkışa bir adım kala Julia Jacklin’den yükselen "Kendine dikkat et", ricadan çok bir yaşam koşulu. Kapanıştaki “Biliyorsun bir gün onları yüksek sesle söylemek zorunda kalacaksın,” sözleriyse kelimelere sahip olsa da birgün duyulmayabileceğinin farkında olan bir yakarış. Ben buradayım. Julia Jacklin’i duymaya hazırım. Ya sen?
Benzer işler:
- Aldous Harding, Warm Chris
- Snail Mail, Valentine
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Köklerine tutunan Fossora ve Björk'ün mantar yüzü, Steve Carrel ve Timothée Chalamet'i bir araya getiren A Beautiful Boy, Julia Jacklin'in son albümü PRE PLEASURE.
02 Eyl 2022

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.




