

Galataport İstanbul’da keyfi bol bir hafta sonuna hazırız Hafta sonunun habercisi Duende Bülteni bugün de seninle sevgili okuyucu. Bu hafta sonu ne yapıyorsun, programın nedir? Plan yaptıysan programını değiştirmeye, yapmadıysan da hemen şimdi aklını çelmeye geldik. Karaköy sahil şeridinde İstanbullularla buluşan Galataport İstanbul’da oldukça keyifli bir hafta sonu geçirmen için önerilerimiz şöyle; İstanbul’un en özel semtlerinden Karaköy’e yeni bir soluk getiren Galataport İstanbul’da boğaza karşı nefis bir kahve içerek gününe başladıktan sonra deniz havasını içine çeke çeke rıhtımda rahatlatıcı bir yürüyüşe çıkabilirsin. Deniz havası insanı acıktırır. Hiç merak etme; 200 yıl sonra yeniden açılan rıhtım boyunca yeni tatlar deneyimleyebileceğin pek çok restoran ve kafe seni bekliyor. Arkadaşlarınla eşsiz Tarihî Yarımada manzarasına karşı keyfi bol bir öğle yemeği yedikten sonra şehrin yeni kültür sanat noktası Galataport İstanbul’da iki yeni sergi gezerek gününü daha da güzel bir hâle getirebilirsin. Neler mi var? Usta fotoğrafçı Ara Güler’in gözünden Beyoğlu’na bakmak üzere, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nden yeni fotoğrafların ikonik karelerle yer aldığı Denize İnen Yol sergisi ve 19. yüzyıl Paris’ini Monet ve birçok ünlü ressamla gezeceğin dijital sanat sergisi Monet Friends var. Galataport İstanbul mobil uygulamasını bu bağlantı üzerinden indirerek Monet Friends sergisinin sınırlı sayıdaki hediye biletlerine ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Ich bin dein Mensch / I'm Your Man
Yönetmen: Maria Schrader
Süre: 108 dakika
Jenerik: Schrader'in yeni filminin gösterimi geçtiğimiz yılki Berlin Film Festivali'nde yapıldı ve festivalde başrol oyuncusu Maren Eggert'e En İyi Başrol Performansı ödülünü kazandırdı. Film, bir deney için tamamen karakter uyumu, ilişki beklentileri ve fiziksel beğenisine göre "hayatının erkeği" olmak üzere kişiselleştirilmiş bir yapay zekâ sevgiliyle aynı evi paylaşmayı kabul eden müze araştırmacası Alma'nın bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor.
Neden izleyelim? Birkaç yıl önce Maren Ade'nin Toni Erdmann filmiyle yükselişe geçen Alman mizahının bu son örneği, mizah anlayışı olan bir Black Mirror bölümü gibi — yapay zekanın insandan daha iyi bir sevgili olup olamayacağını aşk, aidiyet ve teknoloji ekseninde işleyen film, bu olasılığın çok da uzak, çok da imkansız olmadığını gösteriyor sanki.
Maren Eggert'in ödüllü performansı bir yana, İngiliz aksanlı Almanca konuşan yapay zekâ rolündeki Dan Stevens ve ufacık rolünde kahkahalara boğan Sandra Hüller, ilgi ve dikkati hak ediyor.
Nerede izleyebilirsin? I'm Your Man, 5 Kasım haftasının vizyon filmleri arasında ve Türkiye'deki 26 salonda gösterime giriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Duende dalyan diyor; özgürce ve bir arada yaşamanın pratik edildiği müzikli bir temsiliyet, Radyo Modyan'ı tanıyoruz; I Don't Live Here Anymore çıktı.
05 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.



