GES yatırımları ve lisanssız elektrik üretimi


Enerji yönetiminde yepyeni, dijital bir çağ: Apollo Apollo IoT yapay zekâsı ile anında enerji maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Hem de hiçbir yatırım maliyeti ve entegrasyon gerekmeden. 10 gün ücretsiz demo ile anında firmanızda enerji maliyetlerini düşürmek için Apollo ’u buradan keşfedebilirsiniz. #Energyisthenewcurrency
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Ülkemizde elektrik enerjisi yatırımları arasında son yılların en popüler konusu güneş enerji santralleri yatırımları. Yatırımcı adaylar tarafından bilinmesi gereken ilk husus, hem lisanslı hem lisanssız yatırım yapabilecekleridir. Tabii ki her ikisinin de kendine göre zorlukları ya da avantajları var. Bu yazımızda daha çok elektrik tüketimi yapan sanayicilere, hizmet sektörüne, tarımsal sulama abonelerine ve meskene yönelik hazırlanmış olan ‘Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’ ile ilgili bilgiler vereceğiz.
Güneş enerjisi ile lisanslı elektrik üretimi yapmak isteyen bir yatırımcı adayı öncelikle TEİAŞ’ın (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.) açıklayacağı trafo kapasitelerini takip etmesi ve daha sonrasında yarışmaya katılması gerekmektedir. Yarışma sonucu kapasite alması halinde EPDK ile lisans süreçlerini yönetmelidir. Bu yatırım için tüketim yapıyor olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ürettiği elektriği direkt şebekeye verebilir. Spot, elektrik fiyatı ile fiyatlanır ve yarışmayı kazanırken teklif ettiği fiyatı katkı payı olarak öder. Santrallerin büyüklüklerini ve lisans alma süreçlerini düşündüğünüzde lisanslı GES kurmak lisanssıza göre hem daha maliyetlidir hem de evrak açısından daha zorludur.
Lisanssız elektrik üretimi tarafında ise 2019 yılına kadar herhangi bir tüketici kendi dağıtım bölgesinde 1 MW’a kadar yatırım yapabiliyor ve şebekeye verdiği enerji için döviz ile fiyatlandırılıyordu. Bu yıla kadar yapılan santrallerin şebekeye verdiği enerjinin ve tüketim yaptığı enerjinin hesabı için ‘Saatlik Mahsuplaşma’ adı verilen bir yöntem kullanılıyordu.
2019 yılının Mayıs ayında ilgili yönetmelikte bazı değişiklikler yapıldı. Yukarıda bahsettiğimiz enerjinin hesaplanma yönteminde ‘Saatlik Mahsuplaşma’dan ‘Aylık Mahsuplaşma’ adı verilen bir yönteme geçildi. İhtiyaç fazlası enerjinin satışı için döviz ile alım garantisi varken, bu bedel ile ilgili tarifenin tek zamanlı birim fiyatı olarak belirlendi. Yani TL ile gelir modeline dönüştü. Tabi bu arada Saha GES adı verilen, tüketim ile üretimin aynı yerde olmadığı projelerde kapasite tarafında bazı zorluklar yaşandı. Uzunca bir süre dağıtım şirketleri Çatı GES hariç projelere onay vermedi. (Çatı GES: üretim ile tüketimin aynı noktada yapıldığı projeler)
2022 yılına gelindiğinde ise ‘Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’ nihai haline ulaştı diyebiliriz. Artık sanayiciler ve tarımsal sulama aboneleri sözleşme güçlerinin 2 katına kadar, diğer abone grupları ise sözleşme güçleri kadar ‘Lisanssız Elektrik Üretimi’ yatırımı yapabiliyorlar. Önemli bir konu ise, artık dağıtım bölgesi kısıtı bulunmuyor. Yani ülkenin herhangi bir yerinde bu yatırımı yapabiliyorlar. Aynı tüzel kişiliğe ait aynı abone grubundan birden fazla üretim ve tüketim tesislerini birleştirme yapabiliyorlar. İhtiyaç fazlası enerjinin satışı tarafında limitleri bulunuyor. Kendilerine kesilen faturalarda üretim ile tüketim noktası aynı yerde ise (Çatı GES) dağıtım bedelinde 10 yıl süreyle %50 indirim alıyorlar. Mahsuplaşma sonucu faturalarını kontrol ediyor, hatalar buluyor ve düzeltilmesini sağlıyorlar. Bu yatırım ile gerçekten ne kadar tasarruf ettiklerini görüyor ve fizibilitelerinde yer veriyorlar.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
TAB Gıda, 5 milyon 185 bin kişi ile Borsa İstanbul tarihinin halka arz yatırımcı rekorunu kırdı.
23 Eki 2023

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yeni bir hobiye başlamak zaman, emek ve istikrar gerektiriyor; o hobiyi yapan kişiye benzemekse birkaç sipariş kadar yakın. Bir zamanlar müzisyenlerin “ekipman edinme sendromu” adını verdiği dürtü, bugün koşudan fotoğrafçılığa, kahveden kampçılığa uzanan bir iş modeline dönüştü. Markalar, tüketicinin olmak istediği kişiyi ve ait olmak istediği hayatı ürünlerle paketlerken gelecekteki hâlimize dair hayallerimizi de giderek büyüyen bir pazara çeviriyor.

Yapay zeka araçları hayatımıza girdiğinde genel kabul, herkesin bir gecede aynı kalitede iş üretebileceği yönündeydi. Oysa pratikte tam tersi bir tablo oluştu. Var olanları birbirine bağlayamayan, aradaki mantık köprüsünü kuramayan ve yaratıcı düşünemeyen birçok insan, sistemin içinde tıkandı ve ortaya “cilalanmış angaryalar” çıkmaya başladı.

Dünyanın en ünlü girişim hızlandırma programı Y Combinator, yakın zamanda sonbahar dönemi için hazırladığı “Requests for Startups” listesini yayımladı. 13 maddeden oluşan liste, girişim ekosistemindeki yeni trendleri ortaya çıkardı.

Otomobil sektöründe vergi sistemine yeni bir kavram girdi: Asgari maktu ÖTV. Sıfır araç alımlarında tahsil edilecek ÖTV için taban bir tutar belirleyen yeni sistem, Türkiye’de gelecekte kurulacak ÖTV mimarisinin ilk işaretlerini de ortaya koyuyor.

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.



